28 Aralık 2019 Cumartesi

Gece Karalaması: İçten Dökülenler


Birçok şeyin sadece olması gerektiği için olduğunu hissediyorum.Rutinler,planlar ve yapmam gerekenler.Bunların arasında hangisini gerçekten istediğimi soracak olsalar bilmiyorum.Hayatın sürekli farkında olan tarafında olmak istemezdim.Yaşamıyorum da tutunuyorum sanki.Bu çalkantıların ismini ilk kez koydum.Hayata tutunmak ve hayatı yaşamak arasında kimsenin dışarıdan fark edemeyeceği kadar ince bir çizgi fark var.Kim yaşıyor kim yaşıyormuş gibi gözüküp tutunuyor bilemeyiz.Ben tutunuyorum genellikle.Hayatı yaşamak böyle bir şey olamaz çünkü.Anda kalabilmek lazım bunu yapabilmek için.Geçmişin sıkıntısını güne taşımak ve gün içinde gelecek için endişelenip durmak size hayatı yaşatamaz,günde tutunabilecek kadar enerjinizle geçirirsiniz zamanı.Bu hep böyle hissettirdiği için diğer türlüsünün nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum.Tutuna tutuna nereye kadar götürülebilir her şey onu da hiç bilmiyorum.Fakat bu sanırım bütün konsepti algılayış biçimimizle alakalı.Başta dediğim farkındalık tarafına geçince bir daha çıkamıyorsunuz.Yaşadığınız duyguların farkındalığına bir kere ulaşınca onları tekrar tekrar keşfetmeye çalışma gibi kendiliğinden gelişen bir refleksin içinden çıkamıyorsunuz.Bu yazıyı bile sorguluyorum şu an,halbuki şu an ders çalışıyor olmam lazımdı ama aynı zamanda aklımda başka bir mesele de dönüp duruyor.Her şeyi değiştirmek için önce kendimizin değişmesi lazım.İnsanın kendini değiştirmesi de öyle kolay bir şey değil.Rutinler,planlar ve yapılması gerekenler isterseniz her saat bile değişir.Fakat bunları değiştirmenin sizin değişmenizdeki payı bizim evrende kapladığımız yer kadar küçük,anlamsız.Denemek gerekir tabii yine de.Bir şeylere umut bağlamadan hayata tutunamazsınız da çünkü.Aksini yaşamdan en nefret eden insan bile kolay kolay isteyemez.Ortada bir sorun yok.Her şey normal,her şey insani ve dolayısıyla her şey olağan.Atlattığımızı sandığımız şeylerin defalarca gelip vurması da bir o kadar gerçekçi.Engellerin üstünden atlıyor oluşumuz onların tekrar karşımıza çıkmayacağının garantisi değildir.Hele kendi yarattığınız engellerin tekrar tekrar türemesi kaçınılmaz.Kendimizden kaçamayacağımız kadar kaçınılmaz.Dönüp baktığımda 10'lu senelerdeki kendime üzülerek bakıyorum.Onun hissettiği her şey için üzgünüm.Sarılmak isterdim kendisine.Böyle şeyler dediğimde kendime de haksızlık etmiş hissediyorum aynı zamanda.Fakat hisler birçok zaman bizi aldatsa da hepsinin altında gerçeklikler yatar.İnsan hislerini bildiği gibi gerçeğini de kabullenebilmeli.20'ler Bende adını koyamadığım bir şekilde umut vaad ediyor.Bu 10'lardan kurtuluşun sevinci mi yoksa gelecek güzelliklerin habercisi mi ancak yaşarak öğrenebiliriz.Şu anda böyle hissederken karalamak istedim bir şeyler.Çünkü bazen gerçekten ne hissettiğimizi açıp okumak isteriz.Sabah unutup pişman olacağımız şeyler söylesek bile başka bir gecede gelir vurur o hisler,yazdırır bize bu cümleleri.

çav.

x
o

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder