Friday, July 24, 2015

GÜNLÜK KIVAMINDA #1


Bugün günüm benim için çoook erken başladı...

04:00 civarlarında 4.4'lük bir deprem yaşadık.(Merkez Eceabat,Çanakkale'ye çok yakın).Şiddeti küçük olmasına rağmen Türkiye şartlarına göre çok sert bir şekilde hissettik.İlk başta dışarı çıkmaya yeltendik fakat kısa sürdüğü için neyse dedik.Uyumaya çalıştım fakat olmadı.Daha sonra dayanamayıp sadece 10 dakika gözlerimi kapattım ve yerin bu sefer 4.8 ile sarsılmasıyla uyandım.7.6'yı yaşadığım için çok tedirgin olmadım,sakin bir şekilde ailemle beraber aşağı indim.Bizden sonra da bütün site aşağı inmişti...

Eve girip hep beraber salonda uyumaya çalıştık ve saat 10:00 gibi kahvaltıyı dışarıda yaptık.Biz kafeye varana kadar 2 kez daha sarsıldık.Küçük ama hissedilebilirlerdi.

Şu ana kadar da hiçbir şey olmadı.Ben de biraz tedirgin olduğum için hiçbir şey yapamadım.Yaptığım tek aktivite dışarı çıkıp bahçede biraz kitap okumak ve fotoğraf çekmek oldu:




Artçılar 10 gün boyunca devam edecekmiş.Bunları yazarken haberlerde gördüm.Sakin olmaya çalışacağız,bizim için dua edin :)))

Sizinle paylaştığım ilk günlüğüm kötü bir haberle başladı,umarım ki çook güzel olaylarla devam edecek ^^









Thursday, July 23, 2015

LADY GAGA VE TOKIO HOTEL HAYRANLIĞIM HAKKINDA








Bu muhteşem kadın ve grupla 2009 yılında tanıştım.Yaklaşık olarak 6 yıl oldu.Benim için su gibi geçen ve her anlamda büyüdüğüm koca bir 6 yıl.

Lady Gaga ile 10 yaşıma basarken tanıştım.Bir gün youtube'da gezinirken Love Game klibini gördüm.O zamanlar izlenmesi 9 milyon falandı,hiç unutmam.İlk yaptığı şeyleri ayıp bulup kapatmıştım ahahah ^_^ Daha sonra şarkı dilime dolanınca diğer şarkılarını da araştırdım ve bir anda her gün dinler hale geldim.İlk başlarda kadın hakkında araştırma yapacak kadar bilgim olmadığı için sadece şarkılarını dinledim ama 11 yaşlarıma doğru dinledikçe hakkında daha çok bilgi edindim ve 11 yaşındaki birinin belki de hiç tanıyamayacağı birini kendime örnek aldım,Lady Gaga'yı.Tabiki de geçerli sebeplerim vardı,var:

  • Geçmişte ona ilerde hiçbir şey olamayacağını söyleyen insanlara emin cevaplar verip şuan bunu gerçekleştirmesi.
  • Hayranlarına,ona sevenlerine karşı yapmacık olmayan sevgisi.
  • Gerçek bir sanatçı oluşu.(Sesi,sahne şovları,enstürman çalışı,dans edişi)
  • Her yaptığı işte başarılı oluşu.
  • Beni kendine çeken anaç enerjisi.
Bugün de durum aynı.Tek farklılık artık 6 yıl geçince daha olgun bir hayran olmam.Mesela eskiden Gaga'yı şarkıları varken severken şuan ne şarkı yaptığı pek önemli değil,sesine alışığım.Kendisini şarkılarından bile daha çok seviyorum.

Favori Lady Gaga şarkım



Tokio Hotel ile tanışmam abim sayesinde oldu.Sene yine 2009 bir yaz ayında abim bu grubu keşfetti.Daha sonra ben ve diğer 2 kız kuzenimn öğrendi.(İlk kim dinledi olayları hala aramızda tartışma yaratır ahahah ^_^).Onlar bizler geldiğinde veya biz onlara gittiğimizde oturur saatlerce konserlerini izler yarım yamalak İngilizcemizle şarkılara eşlik ederdik.Gökçe ve Ben Bill'i abim ve Ece Tom'u severdi.Birbirimize laf atar,hangisi daha yakışıklı&başarılı diye tartışırdık.O günleri,Tokio Hotel'in o eski hallerini gerçekten özlüyorum.Onları da sevme nedenlerim var:

  • Bill ve Tom'un arasındaki güçlü,ön yargısız kardeş ilişkisi.
  • Gerçek bir grup ruhu taşımaları.
  • Tokio TV'deki yapmacık olmayan doğal mı doğal halleri.
  • Hayranlarına besledikleri sevgi.
  • Bill'in mükemmel sesi,diğerlerinin mükemmel enstürman çalışı.
Favori Tokio Hotel şarkım


Hayatımın sonuna kadar seveceğimi umuyorum bu kadını ve grubu.Benim için sanatçıdan,gruptan öte örnek aldığım insanlar.Önemli olan da bu diye düşünüyorum,onlar hakkında yazmazsam ayıp olur dedim;iyi ki varlar.

Monday, July 20, 2015

HAFTALIK FİLM ÖNERİSİ #2


The Houses October Built:
Yapım:2014
Yapımcı:Bobby Roe
Imbd:5.1
Tür:Korku&Gerilim

Henüz 2 gün önce izlediğim bir korku&gerilim filmi.Gerçekten çok başarılı ve ürkütücü bir senaryosu var.

Konu çok basit.Cadılar bayramında yaşanan cinayetleri ve insanların korkmak için girdiği ''Perili Ev'' denen yerlerde yasa dışı işlerin döndüğünü anlatıyor.

Filmimizin baş rolleri 5 genç.4'ü erkek biri kız.Cadılar bayramından 7 gün önce kendi karavanlarıyla Amerika'nın dört bir yanını dolaşıp Perili Evleri gezmeyi planlıyorlar.Karavanlarına kameralar takıp gezdikleri yerlerde de yaptıklarını kaydediyorlar.Fakat girdikleri bir evde afişte gördüğünüz korkunç kızla karşılaşıyorlar.Onu gördükten sonra gezilerinin şekli bir anda değişmeye başlıyor.Artık ''Mavi İskelet'' grubu tarafından an ve an izlenmeye başladılar!

Eğer benim gibi palyaço,maskeler ve bunun gibi şeylerden ürküyorsanız kesinlikle izleyin derim.Imbd puanı düşük diye bakmayın,korku filmlerinin geneli bu civarlarda oluyor çünkü korku hissi insandan insana çok fazla değişiklik gösteriyor.

Yine de bu filmin kurgusu hangi türde olursa olsun oldukça başarılı ve etkileyici;ısrarla izleyin derim!


Sunday, July 19, 2015

ASSOS/GEZİ YAZISI #1


Bayramı değerlendirmek adına 2. günü sabah erken saatlerde uyanıp ''Manzara'' adlı kahvaltı yerine gittik.Saat 10 olmasına rağmen tıklım tıklım doluydu.Kahvaltımızı yaptıktan sonra yaklaşık 1 saatlik bir yolculuktan sonra Assos adlı tatil(eski kent) köyüne geldik.

Burası da aşırı derecede kalabalıktı,üstüne üstlük sıcaktı.Arabayı erkenden park edip,sıkışan trafiğin arasından kente karıştık.Ben de sıcakla ve insan kalabalığıyla boğuşarak fotoğraf çekmeye başladım.


Arabadan indiğim anda yakaladığım bir manzara.Bana sıcağı ve kalabalığı unutturdu.Yüzümü güldürdü


Biraz daha inmeye başlayınca şehri görmeye başladık.Bizi ilk önce seyyar satıcılar ve butik dükkanlar karşıladı.Cafe tarzı yerler aşırı denecek kadar pahalı fakat dükkanlar çok uygun fiyatlara güzel ürünler satıyor.


Kafamı kaldırıp şehri süzdüğüm anlarda gözüme çarpan bir otel duvarı.


Duvarını gördüğüm otelin ön tarafı.Sadece taştan oluşuyor oluşu çok çok çok güzel.


Oturup yemek yemeye fırsat bulamadığımız tatlı restorant.


Yaklaşık yarım saat güneşin altında yürüyüp boş yer bulabildiğimiz plaj.Deniz için hazırlanmaya başlıyoruz!


Yüzmekten daha çok sevdiğim bir şey varsa o da dalga sesleri eşliğinde kitap okumak.


Denizden çıktıktan sonra farklı yollarla şehri gezmeye yürüyerek devam ettik.Yakaladığım güzel bir manzara daha.


Biraz daha yürüyünce gördüğümüz tatlı mı tatlı küçük bir sokak.


Butik otellerin dışları kadar içleri de çok güzel.Deniz kıyısında gördüğümüz bir butik otelin mükemmel iç tasarımı.


Geldiğimiz yoldan birkaç kaybolmayla yavaş yavaş geri dönerken önceden fark etmediğim bir koyunda fotoğrafını alel acele çektim.



Sonunda arabadayız.Maalesef antik kente giremedi.Çok sıra vardı ve hava gerçekten durulamayacak kadar sıcaktı.Araba son sürat giderken bir gayretle bu fotoğrafı çektim,çok da güzel oldu ;)

Bundan sonrası bir et lokantasında akşam yemeği,ev ve derin bir UYKU olarak gidiyor,yorgunluktan resmen bayılmamı saymazsak MÜKEMMELDİ ^_^













Monday, July 13, 2015

Malala Yousafzai Hakkında


Malala hakkında onu tanıdığım dakikadan itibaren yazı yazmak zorunda olduğumu hissettim.Çünkü onun gibi insanların adı ne kadar fazla duyulursa,ne kadar fazla kişi tanırsa;Dünya'da da o derece güzelliklerin,iyi işlerin umutların artacağına inanıyorum,bende tokat etkisinde işe yaradığı gibi.

Malala kimdir?Sorusuyla başlayayım.Malala Yousafzai Pakistan'ın kuzeyinde Talibanın hakim olduğu topraklarda doğmuştur.Yaşı ilerledikçe Talibanın yaptığı insanlık dışı şeylere,kadınların ezilmesine karşı gelmeye başlamıştır.Bir cümleyle anlatılması ne kadar kolay gözükse de aşırı dinci coğrafyalarda bu tip bir şeye 11 yaşlarında bir kızın kalkışması imkansız gibi.

Fakat o başardı.

Malala 11 yaşındayken BBC'nin Urduca kanalı onun yaşadığı bölgeye Talibanın esaretini görüntülemek için geldi ve Malala onlara yaşadıklarını yazdığı günlüğü verdi.Korkuyordu fakat aynı zamanda bunu yapmak zorunda hissediyordu.Malala'nın yazıları gündeme gelmeye başlayınca New York Times gazetesinin belgeselinde oynadı.

Malala büyüdükçe fikirleri daha da olgunlaşan,aklı başında güçlü biri olmaya başladı.Kendisinin ve yaşadığı yerdeki kadınların,kızların okuması için gizli girişimlerde bulundu.

Bu girişimler ülke geneline yayıldı ve 2011 Yılında Pakistan Hükümeti Malala'ya ''Ulusal Barış Ödülü''nü layık gördü.

Bunun üzerine Taliban askerleri Malala'nın yaşadığı Svat Vadisi'ne geldi.9 Ekim 2012 tarihinde askerler Malala'nın okul servisini durdurdu ve bütün öğrencileri indirdi.Bir asker ''Malala hanginiz?'' diye sordu.Bunun üzerine bir erkek çocuğu onu gösterdi.Asker Malala'yı alnından,yanındaki iki arkadaşını omuzlarından vurdu.

Bu hain saldırı Dünya'da çok ses getirdi ve birçok ülkede ''Dualar Malala İçin'' başlıklarıyla haberler yapıldı.(Türkiye Hürriyet Gazetesin'de de)

Malala girdiği 48 saatlik komadan çıktı.Bu onun için bir son değil,yeni bir başlangıçtı.
  • Eğitimini tamamlayıp 3 dil öğrendi.(İngilizce,Urduca,Pakistan Dili)
  • Birleşmiş Milletlerde kendi hikayesini anlattı,eğitim ve feminizm hakkında konuştu.
  • Amerika Birleşik Devletleri başbakını Obama ve ailesinin konuğu oldu.
  • 17 Yaşında eğitim için yaptığı çalışmalara itafen Nobel Barış Ödülünü kazandı,aynı zamanda bu ödülü kazanan en genç kişi ünvanını aldı.
İşte dün bu güçlü kız 18 yaşına bastı.Sadece 18 yaşına kadar yaptıklarına bakar mısınız?

Siz de derslerde zorlandığınızda,hayatınızdan bıktığınızda,sahip olduğunuz şeyleri az gördüğünüzde; Malala'nın hayatına göz atın,bir umut ışığı göreceksiniz.

Bir çocuk,bir öğretmen,bir kalem,bir kitap dünyayı değiştirebilir.Eğitim çözümdür.-Malala Yousafzai

Saturday, July 11, 2015

HAFTALIK KİTAP ÖNERİSİ #1


İnci Küpeli Kız:
Yazar:Tracy Chevailen

''İnci Küpeli Kız'' tablosunu birkaç kez sosyal medyada görmüştüm.İlk başta fazla ilgimi çekmese de bir gün tumblrda hikayesi olduğunu okudum.Hikayesine şöyle bir göz atınca kızın gözleri daha manidar gelmeye başladı.Kitabı olduğunu da bir youtuber sayesinde öğrendim ve öğrendiğim gibi sipariş verdim.

Kitaptan önce birazcık portreden bahsedelim.Resmin sahibi Johannes Vermeer resmi çizilen kız ise Griet.Johannes Vermeer Delfte(Hollanda'da küçük bir kasaba.) yaşayıp,vefat etmiştir (1632-1675).İnci Küpeli Kız dışında birçok eseri olmuştur (İnci Kolyeli Kadın,Mektup Okuyan Mavili Kadın,Delf Manzarası...) fakat hiçbiri İnci Küpeli Kız kadar dikkat çekmemiştir.Resmin ustalığı,Griet'ın saf güzelliği ve portrede uygulanan renklerin ustalığı kısa zamanda bütün Avrupaya yayılmış ''Kuzeyin Mona Lisa'sı'' ismini almıştır.

Hikayede Griet kendi hayatını,Johannes Vermeer'in onun resmini nasıl çizdiğini anlatıyor.Griet'ın ailesi babasının gözlerini kaybetmesi ile maddi sıkıntılar çekmeye başlar.Bunun üzerine Griet Katolik bir aile olan Vermeer ailesine ne kadar istemese de para kazanmak için gitmek zorunda kalır.Griet'ın yaşadıkları ise bundan sonra başlar..

Hikayede beni en çok etkileyen Griet'ın ailesi için zahmetli bir işe girişi,kardeşlerine olan bağlılığı ve ne olursa olsun pozitif davranmaya çalışması oldu.Yazarın anlatışını beğendiğimi söyleyemem.Fazla akıcı değil;belki de bana öyle gelmiştir.Yine de okunmaya değer bir hikaye.Sanata,resme ilginiz varsa kesinlikle okuyun derim:)

İnci Küpeli Kız kitabının filmi de vardır,fragmanı: 

Thursday, July 9, 2015

HATIRA DEFTERİM


Sizinle en değerli defterimi paylaşıyorum :)

Bu defteri bana abim hediye etti.Bandırmada bir fuarda görmüş.Defter ve kırtasiye ürünleri delisi olduğumu bildiği için gözü kapalı almış.Anlattığına göre bunu yapan ve satan orta yaşlarda tatlı bir amcaymış.El emeği olduğunu söylemiş.Bu yüzden fuardaki diğer defterlere göre biraz daha pahalıymış (65tl gibi bir fiyat).İlk gördüğümde resmen çığlık atıp deftere sarılmıştım.
Yaklaşık bir iki gün sonrada aklıma bu defteri ''Hatıra Defteri'' yapma fikri geldi.

Hadi o zaman içine de bakalım:


Bu defterin en güzel özelliği gördüğünüz iple istediğiniz gibi,sadece kendinizin açabileceği bir düğüm oluşturuyorsunuz.Yani defterinizi sizden habersiz açmak isteyen kişiler biraz ter dökecek ^^ Ayrıca defterin katlanabilir bir yapısı olduğu için ''Denizci Defteri'' olarak da geçiyor ismi.Çünkü cildi ıslanmayan esnek bir maddeden.

Sayfaları çevirelim:


03.05.2015/Bahar Şenliğinden topladığım çiçekler
(Çiçeklerin üstünü streç film ile kapatmayı unutmayın,aksi takdirde çok kötü bir koku oluşuyor)


27.05.2015/Okuldan dönerken önüme çıkan gülün dökülen yaprakları



03.06.2015/Abimin mezuniyet töreninde patlatılan konfetiler


12.06.2015/İzlem Hocamın adımı yazdığı kağıt
(Ondan ayrıldığımız gün :'))


09.07.2015/Orkidemden dökülen ilk çiçekler
(3 kere çiçek vererek bir orkideden beklenmeyeni gerçekleştirdi,tekrar sevgimle ve suyla onu büyüteceğim :'))


İşte şu ana kadar böyle.Bu defteri hayatım boyu yanımdan hiç ayırmayacağım,hep benimle olacak.

Böylelikle geçmişime dokunabilecek,onu hissedebileceğim.







Tuesday, July 7, 2015

HAFTALIK FİLM ÖNERİSİ #1



Dancer in the Dark:
Tür:Müzikal,Dram,Polisiye
Yönetmen:Lars von Trier

Yaklaşık 2-3 hafta gibi uzun denebilecek bir süre önce izlemiş olmama rağmen filmin her dakikasını dün izlemişim gibi hatırlıyorum.

Selma Jezkova,kalıtsal bir göz hastalığı olan 10 yaşındaki oğluyla bir karavanda sığınmacı statüsünde yaşayan bir kadındır.Kalıtsal göz hastalığının oğluna da geçeceğini bildiği için onun körleşmemesi için gecesini gündünüze katıp çalışmaktatır.Aynı zamanda Selma bir müzikalde oyunculuk yapmaktadır.Ee başrolümüz ''Björk'' gibi usta bir sanatçı olunca bu filminde belirli kısımlarında müzikal anlatım oluyor.Fakat film bu ya yoluna ''Dost kazığı'' denen büyük bir engel çıkaca bu da Selma'nın hayatında köklü değişikler yapacaktır.

Danimarka yapımı monoton geçen bir film.Başlarda sıkılıp kapatmak isteyebilirsiniz ama emin olun hayatından alcağı o 2 saat size hayatta nelerin önemli olduğunu bir ders niteliğinde anlatacak.

Ah bir de eğer benim gibi annesine düşkün biriyseniz filmi izlerken yanınızdan peçeteleri eksik etmeyin,benden söylemesi :')