Sunday, November 29, 2015

School Survivor/6.HAFTA!


  Bugün School Survivor yazmamayı düşünürken kalk tembellik yapma dedim kendime.

Yorgunum ve sıkılganım bu aralar.Hem de über derecede.Aman beni az çok yazılardan tanımışsıznızdır.Benim işte klasik.

Neler yaptığıma geçiyim.ÇALIŞTIM.Bu haftaki yazılılara resmen yüzde 25'lik çalışmalarla girdim.Resmen hiç enerjim yoktu,isteğim de.Ama fena olmadılar.

Coğrafya:70

Birkaç açıklanmayan dışında durum bu.Menunum diyebilirim ^^



Lanet olası Coğrafya çalışması.En sevmediğim ders tam bir gereksizlik abidesi değil mi ya :/


Japonca kursundan.Birazcık konular zorlaşmaya başladı.Dil öğrenmek nankör sürekli tekrar gerektiriyor.


PAKİZEEEEEEEEEEEEEE

Okul bahçesinde bulduğumuz 3 gün boyunca her tenefüs gidip sevdiğimiz tatliş ve bir o kadar üşengeç kedi.Kendisi kayboldu :') Okula gitmem için bir nedenim kalmadı sanki?

İşte böylece bir hafta daha üstümden geçti.Daha iyileri sizde olsun;görüşmek üzere xoxox





Saturday, November 28, 2015

Resetlenme Günü/Günlük Kıvamında #19


Önceden de söylediğim gibi YAZILILAR BİTTİ VE SONUNDA KENDİMİZİ DIŞARI ATTIK.

İlk durağımız Mika House oldu.Kesinlikle tatlılık abidesi bir mekan.İnsan kendini evinde gibi hissediyor.Çanakkalede gittiğim sadece 1 kafe vardı şimdi 2 oldu ^^


Bir iki haftadır ramen yemeyi bekliyordum.Tadı gerçekten çok güzeldi ama bir o kadar da yağlı.Çatal,çubuk ve kaşığımsı bir şey kullanarak yedim.Tam bir kaos içindeydim...

Diğer durağımız sinema oldu.Tabiki ALAYCI KUŞ için.Kitabını okuduğum bir seri ve çok seviyorum.Edebi olarak basit olsa da konu olarak çok sıradışı ve güzel.Film de öyleydi.Aynen kitabı yansıtmış ben bir fark görmedim;bir iki yıl olduğu için okuyalı fark edememiş olabilirim :/ Kısacası iyidi ya 10 üzerinden 7 falan veririm :D


Siz de sinemalarda ne kadar yasak olsa da dışarıdan yiyecek alıp çantayla sokanlardan mısınız?

Napalım ama bir suya 2tl verecek kadar keriz değiliz!

Bugünü geçirdiğim iki güzel arkadaşım.

İyi ki kendimizi ödüllendirmişiz bugünle,resetlendik sanki!




Tuesday, November 24, 2015

İnsan Gibi Yaşamak-Karanlık Dünya


Son olan bir olaydan sonra artık cidden bütün dünyaya isyan edesim geldi.Türkmen dağlarında çoluk çocuk bakılmadan bir sürü insan katledildi.Bu sabah bir kargaşa sonucu f-16'larımız rus uçağını düşürdü.

Haksızlıklardan nefret ediyorum nefret.

Ülkemizin başında sürekli dert var.İnsanlarımız mutsuz.Herkes geleceğinden endişeli.Bir de hiçbir şeyi takmayıp mizah malzemesi arayan kesim var tabi,hiç girmeyeyim onlara.Merak ediyorum ne zaman düzelecek her şey ve bizler de insan gibi yaşayacağız ya da yok olup gideceğiz?

Güzel tarafa bakayım yine de ben.Her şey düzelecek diyelim.Diyelim de kiminle?kim sayesinde?Bunu düzeltecek kim var?Bana sorarsanız eğer ben devletten çok halktan bekliyorum iyilikleri,güzellikleri.Siyasi anlamda değil;devleti seçen de zaten halk ee o zaman asıl görevler bizde (Türkiye'de durum böyle).Umudumuzu kaybetmemeliyiz.Yaşadığımız yer için çalışmalıyız,bu ülke yönetimini  sevmiyorsak bile bunun bilincinden kopmamalıyız.

Çünkü ben yoksam sen,sen yoksan ben var olamam.










Sunday, November 22, 2015

School Survivor/6.HAFTA!


Bu hafta bahsettiğim gibi oldukça yoğundu.Hiç olmayan sosyal hayatım hepten yok oldu.Güzel gitti sınavlarım fena değillerdi.Sadece üzüldüğüm şey hiçbirinden gerçekten çalıştığımın karşılığını alamayacak olmam.Bu en sinir bozucusu.

Fazla fotoğraf çekemedim,istedim ama üşendim.Gerçekten o kadar keyifsizim ki anlatamam.Bir moral bozukluğu aldı başını gidiyor.Yarın okula falan gitmek istemiyorum.Hatta gitmemek için ağlayabilirim bile.

Dün canım sıkıldı kalktım odamı temizledim.Fotoğrafsız School Survivor olmaz dedim ve temizlikten sonrasını çektim.


Masamdaki kitapları kitaplığa kaldırdım.Çok dikkat dağıtıcı ve kalabalıktı.Şimdi de kalabalık ama göz yorucu değil.Sadece ihtiyaç olan şeyler var.


Bilgisayar masasına da ilk defa elimi sürdüm.Kitaplıkla beraber şöyle en az 1 saat toparladım.Resmen Çanakkalenin çöp merkezi bizim evdeymiş de haberimiz yokmuş.

Ayrıca blogları yazdığım yer de bu masa ^^


Bu hafta yazılılar hız kesmeden devam ediyor ama çok zorlandığım dersler yok,rahatım.

Her şey gönlünüzce olsun benden bu kadar :)

Friday, November 20, 2015

Hafifleme Hissi-Düşler/Günlük Kıvamında #18


  Hafiflemiş hissediyorum.Kimya-Matematik-Fizik yazılıları iyi kötü bitti.

Ders ders diyip duruyorum,içiniz bayıldı dimi?Haklısınız.Okulda ders orda ders burda ders bir de blogda da dersler hakkında konuşmayalım.

Kendimi rahatlatacak şeylere odaklanmak istiyorum.Yazmak,okumak,dolaşmak gibi.Yazılılar tam olarak bitince de kendime bir ödül vereceğim.Ne olduğunu tam olarak bilmiyorum,sonuçlara göre karar vereceğim.Mesela buraya Mika diye bir resturant açıldı Ceren ablamın dediğine göre çok güzel ramen yapıyorlarmış.Arkadaşıma söyledim kendimize ödül yapıp oraya gideceğiz.Gerçekten çok merak ediyorum.

Bir yandan da ödül olarak evden çıkmayıp bütün gün film vs. izlemek istiyorum.Bazen gerçekten kalabalığı,insanları sevmiyorum.Güvensiz hissediyorum.Yorgunluktan mıdır nedir bilmiyorum.Sanki bütün insanlar bana bakıyor gibi veya benden nefret ediyor.Benim gibi kalabalıktan nefret eden biriyseniz ne demek istediğimi şık diye anlamışsınızdır.

Mükemmeliyetçi biri olmak çok zor.Her şey tık tık işlesin istiyorsunuz.Bir şey bozulsa yerine koymak için bir yerlerinizi yırtıyorsunuz.Her şeyi takıyorsunuz.Acaba şunu kırdım mı?Şuna yeterince zaman ayırdım mı? vs. vs. gereksiz şeyler.O kadar zor bir şey ki.Umursamaz,az düşünen biri olmayı gerçekten çok isterdim.Bir şeyler yapıp sonucunu düşünmemek,yarın ne yapacağımı planlamadan yaşaman isterdim.Hani bir şarkıda diyordu ya ''Düşün düşün bir sonraki adımı bu yüzden unuttum ben yaşamayı.'' tam olarak öyle.Çok güzel söz ama değil mi?

Bu aralar aklımda saçma sapan sorular dönüp duruyor.''İlk insanlar hangi dili konuşuyordu?Nasıl iletişim kurdular?'' ve ilk insanlara dair her şey.Tarihi çok seven biriyim böyle şeyleri düşünüp hayallere dalmak da eğlenceli geliyor.Mesela benim teorime göre yaratılıştan gelen dilleri vardı.Fakat ilk önce dil olarak nitelendirmediler,yazı bulununca bir şeyler konuştuklarını anladır.İletişim kurmada da ilk önce garip sesler çıkardılar.Konuştukları dilleri yavaş yavaş çağrışımlar yaparak keşfettiler.Biraz siz de düşünün,bu konuda fikirleriniz merak ediyorum.Herhangi bir araştırma varsa kesinlikle söyleyin ben araştırmak yerine düşlemek istedim ^^

Bugün Cuma olduğuna göre artık youtube'da deli gibi video izleyebilir sosyal medyanın her karışını inceleyebilirim.

Biraz kendinizi rahat bırakın,eğlensin çocuk!





Wednesday, November 18, 2015

Yıkılmadım Ama Ayakta da Değilim/Günlük Kıvamında #17

Evet aynen başlıktaki gibi.

Yazılılar ardı arkası kesilmeden geliyor.Şükür ki en korktuğum Matematik ve Fiziği atlattım.Çok mantıksız hatalar yaptım,kendime sinirliyim.Sonuçlar belli değil ama ikisinden de en az 70 bekliyorum.Ortaokulda olsa üzülebilirdim ama lisede üzülmeye,düşünmeye zamanınız bile olmuyor.

Yarın seçmeli ingilizce ve almancanın sınavı var.Fakat ekstradan kimya çalışmak zorundayım cuma günü için.Of cidden şu eş kütleli bilmem ne beynim basmıyor.Çok çalışmam lazım çok...

Bir de ayakkabı hırsızımız çıktı.Babamın yeni aldığı ayakkabısı çalındı.Koskoca apartmanda dışarıya ayakkabılık koyan bir biziz.Meğersem daha önce de yaşanmış.Hep de yeni ayakkabıları alıyormuş.Annem hastalıklı olabilir dedi.Bence de öyledir yoksa bir tek yeni alınan ayakkabıyı çalmazdı.Binadan biri olduğu kesin kameralarda görülmemiş yabancı biri.Çok ürkütücü değil mi?Her gün ayakkabı hırsızıyla aynı asansöre biniyor olabilirim o.O

Yazılılarınızda başarılar,elinizden gelenin en iyisini yapın ve aldığınız düşük notlara üzülmeyin.Hiçbiri sizin gerçek zekanızı yansıtan bir kıstas değil.O notlardan daha fazlazısınız size inanıyorum!




Sunday, November 15, 2015

School Survivor/5.HAFTA!


Üzerimden bir tır geçmiş gibi hissediyorum.Geçen seneki rahatlığımdan eser yok.Ya ders çalışıyorum ya kitap okuyorum ya da bilgisayardayım.Robotix Anıl-326 yapacağım ismimi.

Yazılı haftası yarın Matematikle başlıyor.Korkuyor muyum?Hayır.Heycanlı mıyım?FAZLASIYLA.Çünkü bir anlamda gerçek lise yıllarımın ilk notu olacak.Her şey nasıl başlarsa öyle gidermiş sonuçta.Gerçi fazla inandığım bir söz de değil.Yani şimdi 10 aldım diyelim bir daha hayatımda matematiğim 100 olmayacak mı?YOO.

Bir de Japonca kursuna başladım.2 Hafta oldu anca söylüyorum sizlere,kusura bakmayın.Gayet güzel ilerliyor.Ben kısmen Katakana ve Grammar bilgisi biliyorum.Kursta Hiragana başladık,grammar de çalışarak devam ediyoruz.Öğretmenim sempatik biri,sınıf arkadaşlarım da her yaştan ve gayet sevecen ^^


Japonca ödevleri hayatımın meşguliyetine meşguliyet katmış durumda.


En sevdiğim ders Biyoloji.Çalışması bile zevkli ya.Ders değil de hobi gibi görüyorum.




Fizik çalışmaları.Öğretmenime sinir oluyorum.Bir konuyu anlatışı şu: ''İŞTE ÇOCUKLAR BÖLE VE BÖLE İŞTE BİLİYONUZ *ISE83RJIE İSE T90894 1 DİR'' böyle olunca ben de evde kendimin öğretmeni olmak durumunda kalıyorum.



En sevdiğim derslerden biri Tarih.Ya bu kadar zevkli ve mükemmel bir şey olamaz.


Son olarak derslerin babası Matematik.Bir şey itiraf ediyim mi?Zaman zaman zorlasa da nankör bir ders değil bu yüzden seviyorum.Ne kadar çalışırsan o kadar iyisindir.

Sizler yazılılara nasıl hazırlanıyorsunuz?Neler yapıyorsunuz?Duymak istiyorum,görüşürüz ^^




Friday, November 13, 2015

Acının Irkı Yoktur


 Maalesef bu gece ardı ardına dünyadan kötü haberler geldi.

Japonya'nın güney kesimin 7.0'lık depremden sonra tsunami felaketi yaşandı.

Fransa'nın başkenti pariste sivil halka teröristler tarafından ateş açıldı 150'den fazla insan öldü birçoğu rehin alındı.

Beyrutta bir canlı bomba 40'dan fazla kişinin ölümüne sebep oldu.

Bunlar o kadar üzücü şeyler ki.Daha da üzücü olansa insanların hala saçma sapan komplolarla terör saldırılarına sevinmesi.Lütfen ilk önce ''insan'' olalım ve empati kuralım.Acının dini,dili,ırkı yok;vatanı yok.Acının sahip olduğu tek şey şuan gözyaşı ve kan.

Dualar dünyadaki bütün acı çeken,masum,korumasız ve ihtiyaç sahibi insanlar için







Wednesday, November 11, 2015

Eğitim-Yazılılar İçin Motivasyon


  Yeni şeyler keşfetmek,öğrenmek,araştırmak bana her zaman eğlenceli ve mutlu edici gelmiştir.Her ne kadar zaman zaman bıksam da ne kadar şanslı ve kıymetli bir şeyi elde ettiğimi biliyorum.Hepimiz için de bu böyle.Dünyada milyonlarca çocuk yazı bile yazamazken bizler her gün yeni şeyler öğreniyor,çalışıyor yaşadığımızı hissediyoruz.

    Okulları vs. sevin demiyorum.Çünkü ben de okulları seven biri değilim.Yani illa bilgileri öğrenmem için bir binanın içinde 200 kişiyle aynı anda bulunmak mı zorundayım?...galiba öyle.Fakat bu öğrenmeye engel bir şey değil.İsterseniz çok zeki isterseniz çok aptal görün kendinizi ama ne olursa olsun öğrenmenin kıymetini bilin zevk almaya bakın.En basitinden her gün bu ne işime yaracak dediğiniz matematik formüllerini sizi daha da güçlendiren bir dobing gibi görün.Onu tam olarak anladığınız zaman bilin ki bir şeylerin üstesinden gelmiş oluyorsunuz.

    Malala'nın hikayesini okudukça bir şeyleri değiştirebileceğimi hissediyorum.Söylenmek yerine çalışmak ve adımı bir yerlere duyurmak istiyorum.Dünyadaki adaletsizliklerden her geçen gün nefret ediyorum.O yaptıysa ben neden yapamayayım?diyorum kendi kendime.O Talibanın korkusu altında okula her gün gidip ders çalıştıysa ben neden sabahları üşenerek,nefret ederek uyanıyorum?

    Bu aralar cidden okula tahammülüm yok ve kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.Bunun da benim için en iyi yolu yazmak,okumak.Okuduğum her başarı hikayesinde kendimi görüyorum,yanlış anlamayın bu ego değil sadece ''Neden ben yapamayayım?'' sorusunun cevabı.Aslında bu başarılara imza atmış kişilerin de yapmak istediği tam olarak bu.Okuduğumuz zaman bizi düşündürmek,harekete geçirmek,yüreklendirmek.Galiba ben de hemen ele geçirilebilen bir okuyucuyum :)

      Her neyse yazılılar yaklaşırken elinizdekilerin kıymetini bilin,eğitimden kopmayın demek istedim.En iyi motivasyon öncelikle okul binasında bulunma sebebinizdir.Her yorulduğunuzu hissettiğinizde kendinize bunu sorun ''Ben neden buradayım?'' dürüst olduğunuz sürece cevabı bulacaksınız.


''Eğitim dünyayı değiştirebilmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır.''


   

Sunday, November 8, 2015

School Survivor/4.HAFTA!


 Bu hafta yoğunluğun zirvesindeydi.Yapmam gereken işleri yüzde 50 layığıyla yaptım :/ Misafirlerimiz geldi önceki fotoğraflı yazıda görmüşsünüzdür ^^


Dil Anlatım en sevdiğim derslerden biri.Dil öğrenmeyi seven biri olduğum için dil kökenleri vs. görmek bana eğlenceli geliyor.Edebiyat dersi de güzel fakat şiirde ölçü sıkıcı öğretmenimise çok sevdiğim söylenemez.


Matematik konusunda da yoğun bir haftaydı.Kurs öğretmenim sayesinde hiç problem yaşamadan devam ediyorum.Geçen sene en korktuğum ders olsa da şuan 0 korkum,heyecanım var.


Kimya her hafta olduğu gibi yine var.Yeni konu zorladı beni biraz.Ama okuldaki kurs sayesinde toparladım.

YAZILI HAFTALARI GELİYOR!İlk yazılım 16 Kasımda Matematikten.Huh,umarım emeklerimizin karşılığını alırız.Yazılı haftasından önce bir yazı yazmayı düşünüyorum,takipte kalın!

Görüşürüzzzzzzzzz!

Saturday, November 7, 2015

Bol Fotoğraflı Gün/Günlük Kıvamında #16


Bugün ne zamandır görüşmediğimiz 15 yıllık aile dostlarımız bizi ziyarete geldi.Onları gezdirmek için Çanakkale merkezi turladık,görmediğim yerleri keşfettim.Sizin için de bol bol fotoğraf çektim.


Geç oldu,güzel oldu :)








Favorim oldu :)


3 Yıldır Çanakkaledeyim ve Çimenlik Kalesinin içini ilk kez görme şansını yakalıyorum :/




Fotoğraf çektirmek yasaktı.Bu fotoğrafı çektiğim an uyarıldım ben de saygısızlık etmek istemedim telefonu cebime koydum ^^

Günüm böyle bol gezmeliydi ve haliyle yorucu.

Sizlerden ne haber?

Friday, November 6, 2015

Sabine Kuegler/Vahşi Beyaz Kız Hakkında


Evet size tanıştırmak istediğim biri var!



Ne yazı yazayım diye kara kara düşünürken size hiç bahsetmediğim bu kadın geldi aklıma.''Vahşi Beyaz Kız'' adlı otobiyografisini okuduğumda çok etklilenmiştim.Afrika'da Fayu kabilesinde büyüyen,onlar gibi yaşayan bu beyaz Fayu kadınının yaşantısı,gözlemledikleri bana ''Gerçekten şehirler insanların yaşaması için doğru bir yer mi?'' sorusunu sordurdu.

Sabine Kuegler'in anne ve babası misyoner sistemle Papua Yeni Gine'ye görevlendirmeyle gelmiş.Burada da Sabine ablası ve erkek kardeşi dünyaya gelmişt.Babasının görevlendirmesi şehir merkezinden Fayu kabilesine dillerini,kültürlerini araştırmak için değişince uzun tartışmalar sonucu aile anlaşmış ve Fayularla birlikte yaşamak için bir helikopterle ormanlar içinde yaşayan bu kabileye yoldaş olmak için gelmişler.

Sabine ilk geldiğinde çok korkmuş.Siyahi insanlar görüyormuş fakat bu toplumda Fayu erkekleri ve kadınları çıplak geziyormuş.O da bunu ürkütüyor dokunmaya çekiniyormuş.Evleri ilk önce minicik bir kulübeymiş.Sık sık yağmur alan bir bölgede yaşamaya başladıkları için çatıya bir sistem kurmuşlar.Böylece yağmur suyu sayesinde yıl boyu su ihtiyaçlarını giderebiliyorlarmış.Yataklarında cibindirik olmazsa olmazmış.Malum orası Afrika.Fakat Sabine böcekleri incelemeyi çok seviyormuş bu yüzden annesinden gizli gizli bir koleksiyon yapmaya başlamış.Tabi bu öyle bir patlak vermiş ki kitapta bu sahnede resmen kaşınmıştım :D

Fayular kadınlara değer vermiyormuş.Annesi de bu yüzden onlardan çekiniyor,kadınlara bu şekilde davranıldığı için onlardan uzak duruyormuş.Fakat bir o kadar da bu toplumun kadınlarına kol kanat geriyormuş.Eski bir hemşire olduğu için yaralanan,derdi olan kadınlarla çat pat konuşuyor çare bulmaya çalışıyormuş.



Sabine ve kardeşleri de bir yandan evde eğitim görüyor bir yandan da civardaki çocuklarla konuşmaya çalışıyormuş.Kardeşi ne kadar çekingen olsa da Sabine öyle değilmiş,çocuk gördüğü an dışarı fırlayıp kendi dilinde ''Arkadaş olalım mı?'' dermiş.



Kitapta daha detaylı olarak özetlediğim her şey var.Nasıl uyum sağladıkları,ne zorluklar çektikleri bütün çıplaklığıyla anlatılıyor.Bazı şeyler o kadar ürkütücü ki insan sıcacık yatağında uyuduğuna şükrediyor ya da orada olası geliyor.Ben ikisini de yaşadım.

Sabine Kuegler'in otobiyografisini asıl bu kadar önemli,popüler kılansa bu yaşam ve modern yaşamın arasındaki farklılıkları ortaya koyması.Üniversite zamanı ailesi olmuş bu kabileden ağlayarak ayrılıyor ve okumak için Avrupaya geliyor.O zaman herkes onun büyülenmesini,mutlu olmasını beklerken o yine de Fayu kabilesindeki yaşamını özlüyor.Daha doğal,daha güvenli ve hatta daha rahat olduğunu söylüyor.En basitinden ayakkabı giymek sıkıcı diyor :)

Ben de bu kitabı okurken sürekli hayallere dalmıştım.Yani biz de biyolojik olarak birer hayvanız.Tek farkımız düşünüyor olmamız.Bunu doğada kullanamazmıydık?Mesela bir aslan karşımıza çıktığında savaşmak yerine onun korktuğu şeyleri bilir kurnazlıkla canımızı kurtarırdık.Kulağa saçma gelen ama bir o kadar düşünmeye,hayal kurmaya açık bir konu.

Kitabın ismi dediğim gibi Vahşi Beyaz Kız
Filmi de mevcut.(Kitabını okumadan izlemeyin anlamsız olur.)

Sizin de bu hikaye ilginizi çektiyse bir an önce edinip okuyun derim.Size yaşadığınız konforlu hayatı biraz sorgulatacak cinsten.



Bu şansı bana verdiğin için teşekkür ederim Sabine Kuegler!

Wednesday, November 4, 2015

Kitaplar Açıldığında Dünya Sessizleşir/Günlük Kıvamında #15


 Ders çalıştıktan sonra bloğumu özlediğimi fark edip geldim,3 gün ayrı kalamıyoruz(!)

Bu aralar acayip derecede uykum var.....saatlerce youtubeda yorganın altında video izlediğim için olsa gerek.İnanır mısınız gün boyu esnemekten çenem yoruldu.(Bunu yazarken de esnedim.)

Fakat daha uykusuz kalacağım gibi gözüküyor çünkü tam böyle modum düşüyor derken sipariş ettiğim iki yeni kitabım beni bugün okul dönüşü çalışma masamda karşıladı!Hiç beklemediğim için ekstradan mutlu oldum ^^


''Ben Malala'' uzun zamandır istediğim bir kitaptı fakat sürekli araya kitap sıkıştırdığım için okumaya fırsat bulamıyordum.Bildiğiniz gibi bu güçlü kızı çok severim,kitabını olduğunu da tanıdıktan sonra öğrenmiştim.Hayat öyküsünü onun dilinden dinlemeyi o kadar çok istiyorum ki hemen bu bloğu yazdıktan sonra başlayacağım,bol bol ağlayacağım gibi...

''Deniz Feneri Yolu'' Debbie Mocomber'ın diğer bir serisinin ilk kitabı.Ya böyle çok kokoş tasarımlı bir kitap.Debbie Mocomber'ın olmasa almazdım.Sizi bilmem de bana bu tarz kitaplar biraz boş vakit doldurma gibi geliyor.Küçük Mucizeler Dükkanı serisini ayrı tutuyorum ^^



Her neyse;ben dünyayı sessize alıp kitabımı açmayı düşünüyorum,Pazar günü görüşürüz :)

Sunday, November 1, 2015

School Survivor/3.HAFTA!


 Evet bu hafta da fişek hızıyla geldi geçti.Neler yaptığımı anlatmadan önce #Oykullan demek istiyorum.Kime oy verirseniz verin vatandaşlık görevinizi yerine getirin.Hepimiz için en hayırlısı olsun.

Dediğim gibi hafta çok hızlı geçti.Araya tatil de girdi.Size tatilde yapacağım dediğim her şeyi yaptım ^^ Yazılarımı son kez düzenledim kağıda geçirmem kaldı.Mind Map de yaptım önceki yazımda görebilirsiniz.



Before/After

Her dersten saatlerce soru çözebilirim ama matematik beni çok geriyor,sıkıyor.Buna bir çare bulacağım.Kümelerin kurallı kısımlarında eksiklerim var ama problem kısmını çok iyi beceriyorum.Normalde insanlarda tam tersidir ama bu da benim tezatlığım ^^


Ve görmekten bıktığınız kimya.Hoca saolsun bol bol ödev verdi.Onlarla boğuşurken bir fotoğraf aldım.Hayır ben Sosyal Bilimler Lisesi okuyorum edebiyattan,matematikten bu kadar ödevim yok!?

Bu iki ders dışında Biyolojiye ve fiziğe baktım.Biyolojim çok iyi en sevdiğim ders diyebilirim zaten fizik ise biraz karışık ne işledik ne anlamam lazım daha çözemedim ama onu da halledeceğim.

Benden bu kadar bu hafta,haftaya bu serinin son yazısı gelebilir ama yine sağım solum belli olmaz benim burada olun :D

Yazılılar yaklaşıyor sağlığınıza dikkat edin ve unutmayın ki siz olmadan notlarınız bir hiç :)


Görüşürüz!