Sunday, January 29, 2017

Gelgitler,Gerçek Olan ve Olamayan Planlar,Ayın Değerlendirmesi ☕️

Özledim içimi dökmeyi.Kendime, yazarak farklı bir pencereden yaklaşmayı.

Her tatile olduğu gibi bu tatile de aşırı mükemmel planlarla girdim.İşte erken uyumaya çalışıp erken kalkcam(Her gece 4'de yatağa giriyorum).Günlük spor yapıcam ve bütün eksik testleri bitiricem tarzı.Meh...yine çoğu gerçekleşmeden yarıladım 2 haftayı.Aslında spor yaptım sayılır.Her gün mekik-şınav programı uyguladım.Yoga da yaptım.Yanlız fark ettim ki yogaya ara verince eski mutluluğu alamadım.Bu yüzden de çok da zorlamadım kendimi,basit ilerledim.Ders anlamında kötüydüm.Sabah yapacaklarımı kafada belirliyodum gece 12 oluyo ben tık kaleme dokunmadan bitiriyodum.3 Günü tam olarak çalışmışımdır desem yalan söylemiş olmam.Olsun o da kafi şimdilik.Sineklerin Tanrısı kitabının bitmesine az kaldı.Edebiyat dersinden proje konum bu kitap.Aşırı pişmanım proje aldığıma çünkü ortalamam gayet iyi, bir gaza gelip aldım.Neyse artık kitap okuma,özet çıkarma falan Allahtan; zorlanmam umarım.D&R'dan kitap sipariş ettik.Kitaplar gelince,ben okudukça adlarını sizinle paylaşırım.Kitaplardan birini almamın özel bir nedeni var,göreceksiniz *-*

Somut şeylerden bu kadar.Azıcık sizi ruh halimle boğmak istiyorum.Her şeyi içselleştirmekten ve kuruntu yapmaktan resmen yoruldum.Bir ara psikiyatriste gittim,size anlatmadım değil mi nasıl geçtiğini? gereksizdi.Kadın aşırı politik konuşmuştu.Yoldan geçen birine de anlatsam aynılarını ciddi anlamda derdi.Kimseyi eleştirmiyorum ama bence bu meslek politik olmak için yanlış,ben kolum kanadığı için gitmiyorum oraya.Tek bir çözüm yolu yok,binlerce ruhsal iyileşme yolu var.Zaten bilemediğim için oraya geliyorum ve sen bana en bilinen yoldan yardım etmeye çalışıyorsun...her neyse..yine bir gitsem mi diye düşündüm sonra gidip de ne olacak boşu boşuna yorulacaksın dedim kendi kendime.Şuan hissettiklerimi sadece hisseden biri anlar diye düşünüyorum.Bu yüzden tam olarak kimseyle paylaşmadım.Bunu ilk defa yapıyor gibiyim.Hep kendi kendime bir şeyleri aştım zaten,bu berbat ruh halinden de umarım sıyrılırım.Yapıştı kötülükler,negatiflikler ve kuruntular gitmiyorlar.....gitsinler.

Havalar bir anda aşırı soğudu.Hatta yine kar yağacak dediler.Soğuk havadan sıkıldım.Sürekli kat kat gezmek bir yere girince soyunmak sonra içinin gereksizce terlemesi vs. çok sinir bozucu değil mi? Gerçi düşündüm de kışın geldiğine sevinmek bencil bir düşünce aslında.Sokaktaki insanlar,donarak ölen hayvanlar.Hepsi kış geliyor diye mutsuz olurken sıcacık kahve içeceğim diye sevinmek hayatın gerçeklerinin başka bir versiyonu...üf tamam Anıl...


Ecaznenin fayanslarını bile fotoğraf malzemesi yapabilirim.Çünkü estetik olan her şeye aşığım.


Sıcak çikolata diye bir duygu durumu var.




Ocak ayı bitiyor.Planner'da Ocak ayında yapacağım dediğim her şeyi yaptım.(EPLOOZ)

Mrs. Dollaway bitti 

Tübitak projesi tamamlandı ve gönderildi.(Ayrı yazı yazarım belki)

Natsume 4. sezon yarılandı.

Bütün performans ödevleri teslim edildi.

Hanna'dan mektup geldi ve cevap gönderildi

Japonca dersine kesintisiz devam edildi.

BONUS: Bütün sevdiğim insanların doğum günleri kutlanıldı ♥

Önümüzdeki iki ayı skip skip yapalım ve Nisan gelsin.Alerji malerjiyi unutursam doğum günüm 5 Nisan'da !! (BAKIN ŞİMDİDEN DUYUYORUM)  hediyeler,kutlama falan filan; bayılırım.

Oh rahatladım.Her ne kadar bazen ara vermeyi düşünsem de -anlatıcam- burada olmayı,yazmayı,okumayı çok seviyorum.En içten şekilde.

Tatiliniz umarım benimkinden güzel geçiyordur,2. haftasının da öyle geçmesi dileğiyle; bolca huzur xoxooxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxoxooxoxoxoxox

Friday, January 27, 2017

Yılın İlk Film Önerileri 🎬






1.Juno

Yılın ilk filmi için gayet güzel bir başlangıçtı.Konu alışılagelmişin dışında ve ilgi çekiciydi.Juno adlı lise öğrencisi kız, kapaktaki çocukla yaşadığı cinsel ilişki sonucu hamile kalıyor.Daha sonra bu çocuğa bakamayacağı için onu sevecek bir aile buluyor.Filmde Juno'nun hamilelikte neler yaşadığını,iki ailenin yaşam tarzlarındaki farklılıkları ortaya anlatılıyor.Dünyada her gün milyonlarca farklı hadise yaşanıyor.Filmlere ne kadarı konu olursa o kadar farkındalık kazandırılabilinir bence.Bu açıdan değerlendirerek ön yargısız izlemenizi tavsiye ederim.


2.Wild Child

Bitchy filmelere bayılanlar burada mığğ? Ben çok seviyorum bu tarz çerezlik filmleri.Mean Girls,Cluessles,The Bling Ring...hepsi aşırı eğlenceli ve kafa rahatlatıcı.

Wild Child'ı ilk izleme sebebim tabiki Emma Roberts'dı.Bayılıyorum bu kadına.Eski hali de aşırı tatlıymış.Konu zengin bir kızın yaptığı taşkınlıklar sonucu babasının onu İngiltere'de muhafazakar bir okula göndermesini konu alıyor.Aşırı eğlenceli,canınız sıkılıyorsa açın izleyin düşünmeden.

3.Nerve

ve yine Emma Roberts için izleyip mutlu ayrıldığım bir film.

Nerve adlı bir oyun var.Oyun şöyle: ya izleyici oluyorsunuz ya da oyuncu.Oyuncu olursanız insanların talep ettiği şeyleri yapmak zorundasınız.Mesela sokak ortasında soyun,birini öp tarzı.Bundan da para kazanıyorsunuz.Vee kendi halinde bir kızdır.Daha sonra arkadaşının ona yaşattığı bir utanç sonucu çok kızar ve bu oyunda ''oyuncu'' olmaya karar verir.Sonra karşılaştığı çocukla da delicesine para kazandığı bol maceralı ve eğlenceli bir gece geçirir.Her saniyesini eğlenerek,heycanlanarak izleyebileceğiniz türden bir film.

4.Lights Out

Karne günü okulda izlediğim bir korku filmi.Bu arada sizinle hiç korku filmi aşığı olduğumu paylaşmış mıydım? Bu konuda da aşırı iddalıyım.Bir sürü korku filmi izledim ve artık uzman gibi bir şeyim.Övündüğüm yeter,çok yer yaktım....Filmin konusu basit ve bence çok da korkunç değil.Bir abla erkek kardeşini bakmak için yanına alır.Annesinin psikolojik problemleri vardır.Çünkü bir ruh musallat gibi bir şey olmuştur.Ruhu farklı yapan da şu ışık açılınca ortadan kaybolması.Filmi beğenmemin tek sebebi kurgunun güzel oluşu.Şans verilebilir.

5.City Of God

EFSANE BİR FİLM NEDEN DAHA ÖNCE İZLEMEDİM NEDEN

Aynen bu cümleyi söyledim izledikten sonra.Çünkü aşırı aşırı güzel bir film.Konu gangsterlerin hayatını ve bu hayattan bir şekilde sıyrılan bir çocuğun öyküsünü konu alıyor.Bu filmi aşırı mükemmel yapan şey oyunculuk denen şeyin resmen gerçek hayatta farksız oluşu.Rahatsız edici gerçeklikler çok ve resmen bunları izlerken film olduğunu unutup hayatın çirkin yüzünü tokat yer gibi anlıyorsunuz.

6.The Autopsy of Jane Doe

Yine bir korku filmi.Spoiler vermek gibi olmasın ama heyecanlı başlayıp saçma salak bir bitiriş yapılıyor.Konu yine basit.Bir babayla oğlu cesetlerin ölüm sebeplerini inceliyor.Yine bir cesedi incelerken aslında cesedin lanetli bir beden olduğunu fark ediyorlar.O gece de olanlar oluyor tabi.


***

Sene bu filmlerle başladı.Umarım daha güzelleriyle devam eder!

Dipnot: İzlerken beni hatırlayın <3

Dipdipnot: Bu film sitesine aşığım= tık

Wednesday, January 25, 2017

Gidiyorum Bu Memleketten #17Çelınç (9) ✈️


Başlıkta Seda Sayan'ın atarlı bir lafından alıntı yaptım ♥

9.soru: Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke?


Aslında bunu hiç istemem.Hani seyehat falan olur ama kendi ülkemden ayrılıp zorla başka bir yere gitmek zoruma giderdi.Eğer bir gün zorunda kalırsam ve seçenek hakkım olursa İngiltere'den yana kullanırdım.Özellikle Londra için.Aslında ilk önce Japonya'yı düşündüm ama Japonyada isterseniz son seviye diliniz olsun kaliteli  iş bulmak vs. bir yabancı için oldukça zor.Londra'da Japonca bilgimi de kullanabileceğim farklı alanlar olabilir.Hem de İngiltere halkının nazik oluşunu çokça duyuyorum.Nazik insanları görmeye ihtiyacım var,bolca.Bir de Londra kozmopolotik bir şehir.Her ırktan cinsten insan var.Kimseye farklı gözükmeden hayatın akışında,insana değer verilen bir yerde hayatıma öyle böyle devam edebilirdim.


Tuesday, January 24, 2017

#17Çelınç (7) (8) ☕️


Kaldığım yerden devam,

7.Soru: Eğer bir hayvan olsaydın hangisi olurdun?

Klasik ama zor bir soru.Galiba kedi olurdum.Kediler ön yargıyla yaklaşılan hayvanlardan biri.Yok kimisi diyo siyah kedi uğursuzmuşmuş biri çıkıyo ''bencil'' diyo.Herkesin kucağına alıp sevmeden bir fikri var.O bakımdan yakın hissediyorum.Bir de kediler köpekler kadar sırnaşıklığa gelemiyo mesela.Sahipleri bile fazla öpüp koklarsa uzaklaşıyo ordan.Ben de sevmem pek vıcık vıcıklığı.Azcık da rahatlarına düşkünler.Keyif yapmayı seviyorlar.O da tam benlik.O yüzden kedi olurdum.

8.Soru: Bir dahaki hayatında kim olmak isterdin?

Şimdi aklıma bir ton başarılı insan geliyor.Onlardan biri olmayı isterdim ama bir kere de doğuştan ultra zengin oluşu tatmak isterdim: PARIS HILTON!

Çevremde bir sürü yardımcı,tek derdim giyinmek...dehşet mükemmel değil mi? Hatta dünyada karşı olduğun şeylerden biri ''fakirlik!'' falan


Ekstradan bir sürü senden nefret eden insan var ama normal hayatta hiçbiri senle aynı ortamda bile olamıyor...ve istediğin her işe paranla ilk adımı atabiliyorsun..tamamdır ya cinsiyet gözetmezsem Paris Hilton olmak isterdim! <3







Monday, January 23, 2017

15 Tatili Verimli Geçirme Önerileri - Planlarım 🍪☕️


Hem kendime hem de size motivasyon depolamaya geldim!

Son dönemlerde telefona çok bakıyorum.Hatta elimden düşürmüyorum.Instagram yüzünden hep.Yok stalk yapiyim yok şunu merak ettim,biraz da keşfette takiliyim derken saatlerim hiç uğruna gidiyordu.Dedim ki ''BUNA DUR DE ANIL'' : sildim instagramı.Facebook da aynı şekilde.Bir kez de olsun bir tatili kendime odaklanarak geçiriyim dedim.

Abim geldiğinden beri bir şey çalışmadım,zaten 4 gün falan oldu.Bu hafta çok sıkı şekilde başlıyorum...Şimdi benim planları bir kenara bırakıp genel olarak şu 2 haftada neler yaparak değerlendirebiliriz ona bakalım:

1.Daha Fazla Spor ve Yoga:

Az önce yogadan kalktım.Dün 20dk bugün 34 dk yaptım.Hamlamışım.Normalde bir çırpıda yaptığım hareketleri yaparken canım acımaya başladı,biraz can sıkıcı ama her zaman dediğim gibi ''küçük adımlar''.Ara verdiğiniz bir spora veya en güzelinden evde yogaya devam edin.15 Günün her günü yapılan antrenmanlar güzel meyveler verebilir.

2. Kitap Okuma Geceleri:

Bunu yapmaya bayılıyorum.Okul zamanı içimde en çok kalan şeylerden biri gece kitap okuyamamak.Sizi bilmem ama ben gece bütün dünya sessizliğe bürününce kitap okumaya bayılıyorum.Sanki o kitapla yalnız kalmışız da dertleşiyor muşuz gibi oluyor.Böyle fantazilere girişmek istemiyorsanız normal bir saatte kitap okuyun..okuldan kalan minumum bir 8 saat hayatımıza kazanıyor.Kitapla değerlendirmek şart! :'D

Şuan okumakta olduğum ve bitmesine az kalan kitap: Sineklerin Tanrısı

3. Tekrarlar İçin En Uygun Zaman:

Okul zamanı ders tekrarı yapmak için fazla zaman olmuyor.Genelde test ve ödevlere zaman harcanıyor.Bu tatilde hatta hemen bu yazıdan sonra konu eksiklerinizi tamamlamaya çalışın.Birinci dönemde anlamadığınız şeyleri telafi edin.Sıkı bir çalışma yapıldığı takdirde 15 gün mükemmel uzun bir zamana dönüşüyor.

4. Hava Alın!:

Sadece okul için güneşi görme defteri aralandığına göre kendinize yürüyüş yapmak için zaman ayırın.Ben buna aşırı üşenen biri olsam da her dışarı çıktığım şöyle derin bir ''oh be'' çekiyorum.Temiz hava güzeldir,zihni açar ^^

Dipnot: Bana göre yürüyüş için en güzel zaman ikindi.
Dipdipnot: Sabah üşenmeden yürüyüşe çıkan insanlara hayranım,asla yapamam.

5. Filmler ve Animeler!:

İşin en tatlı yanlarından biri tabiki de bilgisayarda geçen zaman.Size tavsiyem benim yapacağım gibi kafanızı sosyal medya ile bulandırmak yerine film-dizi-anime izleyin.Hem zamanınızı kültürlenerek geçirmiş hem de okul zamanı izlemek istediğiniz şeyleri aradan çıkarmış olursunuz.Bloğun sağ tarafında bu yıl izlediğim filmler var,hepsini gönül rahatlığıyla öneririm,ben kötü film izlemem;zevkliyimdir(!)

Bu aralar izlediğim abime: Natsume Yuujinchou 4. Sezon

Benim planner tatilin ilk haftası için hazır;artık doldurabilirim.Herkese amaçlarına ulaşma yolunda bolca şans ♥ :



Sunday, January 22, 2017

Anı #17Çelınç (6)


6.soru: Hatırladığın en eski anını anlatır mısın?

Hay hay.

Aklıma aslında bir sürü macera dolu çocukluk adım geliyor ama soru ''en eski'' dediği için seçmekte zorlandım.

Mardin ve bakıcım Meral ablayla devam ediyim o halde..bir gün evde yine tekiz anne ve babam işte. Meral abla yürüyüşe çıkmak için beni giydirdi.Çıktık yürüyoruz falan..sonra işte Lojmanda iki tane park vardı.Biri bizim evin önünde biri üst taraftaki Lojmanlarda.Ben üst taraftakine gitmek istedim.Yürüdük bayır yukarı sonra parkta ikindiye kadar falan takıldık.Bu park da böyle Lojmanın en garip yerinde.Yokuş aşağı gibi,etrafı sarı otlarla sarılı.Eve dönüş için de iki yol var ya üstten dolanıp yokuş aşağı incez ya da direkt geldiğimiz yoldan dönebiliriz.Meral abla kendi kız kardeşine uğrayacağı için üstten dolanmayı tercih ettik.Etmez olaydık.Mardini bilenler bilir.Şehrin etrafı dağlar ve büyük kayalıklarla sarılı.Hiçbir şey olmadan kız kardeşine uğradık sonra evin yolunu tuttuk.Yolda karşımıza ne çıksa beğenirsiniz? 2 tane benim boyumda kurt.Biri böyle beyazlı diğeri kirli beyaz gibi..Meral abla şöyle bir durdu bana baktı elimi sıkı sıkı tuttu yerden taş aradı.Köpeklerle aramızda mesafe vardı ama kurt köpeği olunca insan haliyle dağ başında tırsıyor..sonra köpekler bizim olduğumuz tarafa döndü.Meral abla taşı başka yöne fırlattı korksunlar diye,köpekler umursamadı.Kaptı beni kucağına gerisin geri koştu ve tekrar parkın oradan eve vardık.Ertesi gün Meral abla babama olanları anlatınca babam da onların Lojmanın eğitimli köpekleri olduğunu söylemişti...tamamiyle olmasa da hatırlayabildiğim en eski anım bu....Aklıma geldikçe o anki halimize tebessüm ediyorum...bu halimle aynı anıya dönsem fena halde korkardım orası ayrı :')


Bu fotoğraf nerede çekilmiş bilmiyorum...sağdaki abim,soldaki bebiş ben.



Saturday, January 21, 2017

Özlem #17Çelınç (5) 🌾


 5.Soru: Her zaman ve bazen özlediğin 2 şey?


Özlemle ilgili şeyleri,vedaları vs. hiç sevmem...hatta nefret ederim.Fakat tabi her insan gibi özlediğim şeyler,kişiler var.

Her zaman özlediğim şey; uzaktaki dostlarım.Hepsinin yanımda olmasını o kadar isterdim ki...yalnız değilim burada da tabi; ama onları da yanı başımda isterdim.Ali Rıza Bey gibi hissediyorum böyle konuşunca.Onun gibi bütün ailemi,bütün sevdiklerimi bir arada istiyorum.Beraber yaşasak hatta fena olmaz...ama ev büyük olacak öyle aşırı kalabalığa da gelemem :')

Bazen özlediğim şeylerden biri çocukluğum.

Ailevi olarak bakarsak gayet normal ve mutlu bir çocukluk geçirdim.Okul ortamı içinse aynı şeyleri diyemem.Güldüğüm zamanlarda oluyordu ama genelde yalnızdım okulda.O yüzden çocukluğumla ilgili okul anlamında üzüntülerim var.O zamanlar adına asıl özlediğim şey dışarı çıkıp oyun oynamak.Gece geç saatlere kadar dışarıda kalıp sonra eve kirli pasaklı dönmek..hemen duşa girip sonra miss gibi uyumak.Tarifsiz bir zevkti,eğlenceydi benim için.

Bazen özlediğim bir diğer şey ise Mardindeki hayatımız.Aslında o zamanda çocuktum hatta bebek bile sayılırdım.Bakıcım Meral ablayı bazen aklıma geldikçe çok özlüyorum.Hiç unutmam bizim taşınmamızdan bir iki gün önce bana sarılıp saatlerce ağlamıştı.Ben de ona bakıp bakıp ağlamıştım.O minik bedenden bu yana asla unutmadığım anılarımdan biri.Salçalı ekmeği özlüyorum mesela...bakıcı ablamın evinde yediğim..şimdi yesem burun kıvırırım belki ama o zaman çok hoş geliyordu tadı.Bazen ben yemek yemediğimde suya deterjan döker pipetle baloncuklar çıkarırdı.1 Lokma 1 kez baloncuk köpürtme...saftirik gibi eğlenir köpük çıkarmak uğruna yemeği silir süpürürdüm.Eskiye dair her şeyi özleyebiliyorum.Geçmişin üstüne basıp geleceğe atlayan değil de daha çok geçmişi sırtına takıp geleceğe adım atmaya çalışan biriyim.Haddinden fazla olunca pek doğru bir şey olmasa da geçmişlerimiz bizi biz yapan şeylerle dolu.

Unutmamak lazım.


Tam da başlığa uygun bir şarkı.O kadar güzel ruha işliyor ki...mutlaka dinlemelisiniz.



Friday, January 20, 2017

Dönemin Son Günü ve Çay Hırsızı Vakası - #17Çelınç (4) İçerir - 👼


 Göz açıp kapayınca kadar bir dönem daha geçti. (O zamanı geçirirken böyle diyemezdim,geçti gitti ya arkasından rahat rahat hızlıydı diyebilirim.)

10. Sınıfın (ASLINDA HAZIRLIK OKUDUM 11 OLUYODUM BELİRTMEKLE YÜKÜMLÜYÜM) ilk dönemi güzeldi.Nedense bu sene gerçekten hayata dair derslerde bir şeyler öğrendiğimi hissettim.Aklıma bilgiler sorgulayarak,çözümleyerek oturdu.Çok fazla zor değildi,9. sınıftan bir tık daha kolay başladı diyebilirim.Merak edenler için ise ortalamam 93.1 aslında daha fazla olabilirdi ama bir zımpırtı ders yüzünden azcık düştü.Neyse mutluyum ortalamamdan,emeklerimi yansıtır şekilde.

Bugün karneleri aldıktan sonra bizimkilerle noodle yedik.Bir ara onlar otururken kalkıp postaneye gittim..Hanna'nın mektubunu gönderdim..bakın ne anlatcam şimdi Hanna bana poşet çay göndermiş (emin değil aklı karıştı onun da) ve ve ve bir çay hırsızı,gereksiz insan benim ÖZEL mektubumu açıp içinden poşet çayı çalmış...apartmanın içindeydi halbuki...aşırı sinirlerim bozuldu dün akşam sevincim azcık kursağımda kaldı.Bulacağım o çay hırsızını!! her şeyimi çal ama çayımı,kahvemi ASLA!!

Bakın Hanna'dan gelen dünyanın en sevgi kokan mektubundan çıkanlar ♥ : 



Karınlar doyduktan sonra Osmanlı Kahvecisin'de kahve içtik.Soğudum azcık oradan.Ya benim bildiğim Latte böyle büyük cam bardakta falan gelir?!...önceki gelişimizde de sıcak çikolata dedik Americano fincanında buz gibi bir şey geldi...cık cık cık tasvip etmiyorum böyle şeyleri.Ama biz grupça pişman olmaya bayılırız,boşa para harcamayı severizz...çok...

Çelıncı aksatmak olmaz.Hemen yeni isteğe karşılık verelim:

Etrafındakiler hangi sorunun çözümü için sana gelirler?

Cevap aşırı basit benim için..HER ŞEY.

Çevremdeki insanların psikoloğu gibi bile hissediyorum bazen.Arkadaşlarım bana her türlü sıkıntılarını ve sırlarını anlatırlar.Saygıyla ve yargılamadan dinlemeyi biliyorum,çözmek için elimden geleni yapıyorum.Dost olmak benim için bu demek.Yargısız,saygılı,yardımın sınırsız olduğu bir arkadaşlık.

Bir de galiba fazla konuştuğum için..boş konuştuğuma inanmıyorum belki de öyledir..insanların aşırı her şeyi bildiğimi düşünüyor.Bu yüzden her noktadan sorular alabiliyorum.Kendimi bu noktaya koyan da ben değilim,insanların bakış açısı ve hisleri.

Tatil moduna geçiyim ben yavaştan.Geç uyumalar,geç kalkmalar,odayı olabildiğince dağınık bırakmalar ve ders tekrarları yapmalaar...

Herkese mutlu,huzurlu tatiller! Kendinize iyi bakın! 

Thursday, January 19, 2017

ANIL #17Çelınç (3) 💧


 En beğendiğim sorulardan birine geldik.

Hayatın bir kitap/film olsaydı türü ve adı ne olurdu?

Şimdi adı konusunda yazdıkça karar vereceğim ama türden eminim.İster kitap olsun ister film benim türüm net: DRAMA.

Çünkü hem hayattaki her şeyi dramaya bağlayıp üzülebilen hem de ağlayabileceğim her türlü filmi beğenen biriyim.Kulağa mazoşist gelse de durum bu.Hayatımın filmi olsa böyle hani yavaş yavaş çekilen,repliklerin uzun cümlelerden oluşturuğu Fransız-İtalyan filmleri var ya,hıh işte tam olarak öyle bir şey olurdu.

Kitap olarak da Virgiana'nın yazdığı tarzda anlatılırdı.Benim gözümün gördüğü her şey tasvir edilir,inciğinden boncuğundan bir şeyler çıkartılırdı.Çünkü ben de öyleyim.En önemsiz şeylere bile anlam yüklemede üstüme yoktur,kitabım da öyle olmalı!

Adı ne olur ona gelelim....

Adı ''ANIL'' olurdu.Evet düşüne düşüne bunu mu buldun der dediğinizi duyar gibiyim...ama şöyle ki adımın anlamını ve karakterini çok net taşıdığıma inanıyorum.Önceki soruda da yazdığım gibi Anıl isminin anlamı hatırlanan kişi demek.

Gerçekten de hayatımda olan veya olmuş insanların hepsinin hayatında bir izim vardır.Yani insanlarla ilişkilerimde hep güçlü bir bağ kurabiliyorum.Bunun dışında Anıl ismi drama filmine ve kitabına da uygun gibi.Bakın kapağı bile hayal ettim şimdi siz de hayal ediceksiniz...

Koskocaman bir pencere,dışarda yağmur yağıyor; pencerenin önünde bir komidin,üstünde kitaplar var.Camın bir bölümü kırılmış,içeri olduğu gibi yağmur giriyor,perdenin hareketli çiziminden belli.Bunlara rağmen elinde kahvesiyle bir adam dikilmiş,arkası dönük pencereden dışarı bakıyor.En altta da kitabın ya da filmin ismi ''ANIL'' (göz yaşları sel oluyordu)

Bingo! oldu bu bence.

Filmin/Kitabın Adı: ANIL
Tür: Dram



Benim hayalimdekine en yakın kapak olarak bunu buldum ✨


Wednesday, January 18, 2017

Kalbimi Kazanmak 💫 #17Çelınç (2)


 Çelınç'ın 2. isteği : Kalbini kazanmanın 5 yolu.

Bunu madde madde yazarsam komik durur diye düşündüm.Sanki kalbimin reçetesini veriyordum da küstüğüm,sevmediğim kim varsa benimle iyi olabilir bu 5 maddeden sonra gibi durabilirdi :'D

Benim kalbimi kazanmak kolay aslında.Aşırı trip atan biri değilim.(Evet kıskancım ama tam belli ederim,sakız yapmam) Gerçi şimdi bu kalbini kazanma olayı o kişinin ne yaptığına da bağlı.Gerçekten kırılmışsam çok affedici biri değilim.Affetsem bile unutmam.Yani bu tam olarak kincilik değil..kin tutsam ohoo..sadece yaşadıklarımı ve yaşatanları çabuk unutamıyorum.Kötülüklerini istemiyorum ama sadece unutmuyorum.

Mesela kalbimi kazanmak için çok minik bir cümle olan ''Özür dilerim.'' yeterli olabilir.Hislerine bu tarz konularda kulak veren biriyim.O kişinin özrü o an çok samimi geldiyse sarılırım bile...Ya da pozitif düşünürsem soruyu: kalbimi kazanması için o insandan pozitif enerji almam lazım.Çok inanıyorum bu enerji işine.Hiçbir şey yapmasın bana bi insan, enerjisi kötü geliyorsa sevemem onu kolay kolay.Belki çok gaddarca ama ne yalan söyliyim pek de yanılmam.

Dürüst insanlar her türlü kalbimi kazanabilir.Dostlarımla da tam olarak bu yüzden dostum zaten.Hepsine karşı duygularımı dürüstçe söyleyebiliyorum,onlar da bana söyler.Pişmanlık da kalbimi kazandıran bir diğer şey.Bu aslında acıma duygumla ilgili bir şey de.Biraz da zayıflığım.Üzülen insana dayanamıyorum.Bana ne yaptığını hemen unutabiliyorum.Pişman olduğunu hissettiğim an affedesim geliyor...o anda mantığımı devreye sokmaya çalışıyorum.Kalp bazen kendi bildiğini okuyan salak bir ergen oluyor.Mantık da onun annesi gibi...tehlikeye gittiği an durdurabiliyor,nasihatlar veriyor.

Bu şekilde cevap verebildim soruya.Aslında karışık oldu cümleler ama hem negatif bir olaydan sonra kalbimin nasıl kazanılabileceğini hem de sadece iyi geçinmek adına kalbimin nasıl kazanıldığını açıklamaya çalıştım.

Özetlersem reçetesi yok.Sadece o anki aldığım enerjiye ve kişinin doğallığına,dürüstlüğüne bağlı.Tabi bu gerçekten kalbimin kırılmadığı bir olay ise.Eğer gerçekten kalbim kırılmışsa genelde o kişiye karşı kabuğuma çekilirim,ikinci şans nadir ve zor; hayat kısa.


Tuesday, January 17, 2017

Yeni Mim! 5 Kelime İle Ben #17Çelınç ✨



  Yeyyyyy! Uzun bir aradan sonra Sonik Hanım sayesinde yeni bir çelınç'a başlıyoruz! Adı da ''#17 Çelınç''.

Çelınç'ın ilk basamağındaki istek: kendini 5 sözcük ile kendini anlat.

Aslında Sonik'in yazısından sonra ben de arkadaşlarıma mı sorsam dedim,güzel fikir ama sonra hepsinden cevabı almayı bekleyene kadar zamanı uzatır yazma isteğim gider diye düşündüm.İş kendi kendimi sorgulamaya düştü yani.

Başlayayım!

Anıl : Hatırlanan.

1.Azimliyim:

Evet bir şeyi gerçekten çoook istersem ama böyle gerçekten istediğimden emin olmam lazım işte o zaman onu kesinlikle ele geçirmek için isterse milim milim bile olsun ilerlerim ve pes etmem.

2.Adaletçiyim: 

Bu da cuk diye oturan kelimelerden.Haksızlığa dayanamıyorum herkes her şey bir düzen ve adalet içinde olsun istiyorum.Bunu isterken istisna da katmıyorum,katamıyorum.

3.Takıntılıyım:

Beni en çok yoran huylarımdan biri.Her şeyi her olayı aklıma takabilirim.Sonuçlanana kadar düşünür,kurarım.Bu bazen hayatımın gidişatını düzeltirken bazen de berbat hale getiriyor.

4.Uyumluyum:

Küçüklüğümden beri mızmız bir insan olmadım.Bulunduğum ortama,sevdiğim insanlara,yeni mekanlara karşı uyumlu davranırım.

5.Düzenliyim:

Aşırı titizim diyemem ama her şeyim bir düzen içinde olmak zorundadır.Hayatımı planlamadan,neler yapacağımı önceden görmeden hareket etmek bana rahatsız edici geliyor.Önce düzen,plan sonra çabalama sonra da sonuç!

             



Bu da benim küçüklüğüm.Soldaki ''beyaz'' tenli çocuk bnnnn.Diğeri de abiciğimmm.




Friday, January 13, 2017

Soğuk Havalarda İçinizi Isıtacak 10 Şarkı 🍵



1. Lotte Kestner - Crush The Bird:


Dinlerken işi gücü bırakıp odaklanılası...


2. Nandemo Naiya (Mitsu Version): 



Bu tarz soft Japon şarkılarını bulunca deliler gibi seviniyorum.Hem ritminin hafif oluşu kelimeleri seçip anlayabilmemi sağlıyor hem de dilin güzelliği nedensizce motive ediyor.

優しさも笑顔も夢の語り方も 知らなくて全部君を真似たよ 

sözler: tık




3. MFÖ - Ele Güne Karşı : 


Bu ay nedensizce dilime bu şarkı çok dolanır oldu.Sözler,ritim,sesler çok samimi çok nostaljik ve güzel.


4. VARSITY - So Sad,So Sad,So Sad : 



Tam bir kafe şarkısı...hava yağmurlu,ortama bardakla kaşığın oluşturduğu ritmik ses hakim...


5. David Bowie - Queen B. :


Hanna'nın sayesinde David B. dinledim...efsane biriymiş,iyi ki tanıdım.Ayrıca bu şarkıyı her dinlediğimde kendimi izlediğim 50'ler filmlerinde falan gibi hissediyorum :&



6. Lana Del Rey - Brooklyn Baby : 



Ne zamandır Lana dinlemiyordum.Dinlemeye tekrar başlamam bu albümdeki favori şarkımla olsun dedim.



7.Princess Chelsea - We're So Lost : 


Princess Chelsea her mevsimde insana huzur verir ♥



8. t.A.t.U - 30 Minutes : 





Eskiler,hep güzel hep özel.


9. alt -J - Something Good : 



Otobüste veya herhangi bir şekilde yolculukta kafayı yumuşak bir yere yaslayıp dinlemelik!
(Life is Strange'i tekrar oynamak istediğimi fark ettiiimmm,tatile saklıyorum!)




10. Adagio in G Minor - Tomaso Albinoni :




Spotify'da ''Studying w-Classical Music'' isimli çalma listesinde keşfettim.Listenin tamamı deli dehşet güzel ama bunu apayrı sevdim.Ders çalışırken,kitap okurken ambiyansa aşırı yakışıyor.




***

Şarkıları özenle seçmeye çalıştım.Umarım beğenirsiniz,dinlerken beni hatırlamanız dileğiyle!

ÇAV!









Monday, January 9, 2017

#Mondaymotivation - #Pazartesimotivasyonu (4)



     Yeeey kar tatilli! Bu soğukta dışarı da çıkamıyorken evde kalıyor olmayı bir güzel değerlendirmek lazım!O zaman pozitif enerji takviyeleri de yapılsın..ommmm...:


Yılın ilk haftası böyle geçmişti!



Negatif bir zihin sana asla pozitif bir yaşam veremez.


Acı asla kalıcı değildir.


Kır çiçeği gibi,insanların asla olacağını düşünmediği yerlerde büyümek için kendine izin ver.



Şu gife saatlerce bakabilirim.Kendimi görür gibi oluyorum.Huzurrrrrrrr.





Sunday, January 8, 2017

Yılın İlk Haftası,Karlı Hava ve Hisler ❄️


365 sayfalık yeni bir kitabın ilk 7 sayfasını bitirdim-dik!

Güzel başladı.Yeni planner ufkumu açtı.Bu hafta Cuma bile ders çalıştım ve Cumaları benim tatil günüm gibi bir şeydir.Hiçbir şey yapmam,film izlerim,bilgisayarda saatlerce takılırım falan.Onu bile bozdum düşünün.

Matematikle aram şaşırtıcı şekilde iyi.En sevdiğim ders desem abartı kaçmaz.Eskiden nefret eder her matematik yazılısı öncesi ağlama triplerine girerdim,lisede en rahat geçen yazılılarımdan biri oldu.Fark ettim ki en nankör olmayan ders.Bir dil gibi,dili öğrenirsin; kuralları uygularsın.(Tmm kes abartmaya bşldn...)

Bu hafta dediğim gibi güzel başladı çalkantılı bitiyor gibi oldu an itibariyle güzel tamamlandı.Neden çalkantılı bitmeye başladığı konusu azıcık özel ama geçmişle ilgili şeyler.Geçmişimle ilgili 16 yaşımda olmama rağmen 2 yılı silip çöpe atmak isterdim,içindeki her şeyle...nys..

Güzel şey Tübitak ile ilgili.Hoca daha demin aradı ve  kişisel bilgilerimi falan aldı.Vesikalık gönderdik,galiba başvuru yapıyor hatta galiba değil yapmıştır.Tübitak konumuzu anlatsam mı şimdi bilemedim.Kabul edilip edilmemesi açıklansın onun hakkında yazı yazarım şimdi bahsetmeye başlarsam başlıkla alakasız olur.Ama konusunu kısaca demem gerekirse ataerkillik, ve kadın temalı bir şeyler.

Hafta boyunca cağnım Çanakkale'de lapa lapa kar yağdı.Her yer bembeyaz 3 gündür.VEEE yarın tatil ilan edildi.Öğrenci olma faslını bitirince hayatta,şu tatil olduğundaki sevinci yaşamayı özliyeceğimi düşünüyorum.İsterseniz o gün çok mutsuz olun amaan ''YARIN TATİL.'' evet evet aynen bu moda öyle böyle giriyorsunuz.

Kar demişken siz kar'ı sever misiniz? ben öyle aşık falan değilim ama seviyorum.Özellikle kar yağdığında evde olmayı çok huzurlu buluyorum.Ne yapsam konsepte uygun gibi oluyor.Karla kahve içmek,karlı havada kitap okumak,mum yakmak.Hepsi daha anlamlı oluyor.

Pınarın cumartesi sabahı kahvaltısından önce ısrarı üzerine ailecek kar topu oynamaya çıktık.Önceki kar gibi oynanacak kıvamda değildi ve çok daha soğuktu ama bir şekilde eğlenmeyi bildik.Bu da kanıtı:


Aşırı meymenetsiz bakmışım,olsun her yer bembeyaz bana bakmayın.


Bu sefer buz tuttu her yer.Bakın şu en alttaki karavanı görüyo musunuz?Aşırı güzel her yanından geçtiğimde acaba sahipleri kim vs. diye düşünüyorum.Üzerinde çok havalı sticker'lar var sanatla ilgili.


Planner'ımı övmüş gibi olcam ama aşırı güzel yaptım ilk defa.Benim yaptığıma inanmazsınız (süsleme,çizme konusunda çok da iyi değilim.) lakiiin fotoğraf çekemedim.Sabah avm'ye falan gittik eve geldiğimizde güneş gitmiş.Güzel fotoğraf çıkamaramadım,yarına böyle studyblr temalı güzel bir fotoğraf çekmeyi planlıyorum,ne zamandır mağara oldu tumblr hesabım.

Muzo yayın hayatına TRT FM'de devam ediyooor.Dinleyen birilerini bulursam çok sevinirim o.O 7. sınıfta dinlemeye başlamıştım.Aşırı komik,samimi ve doğrucu bir radyo programcısı.Hatta şuan yayınını dinliyorum.Radyo dinlemek güzel şey ya,görmeden seviyosun,görmeden duygulanıyosun,sevdiğin şarkılar çıkınca deli gibi mutlu oluyosun..sıcacık.
(BİZE UYKU YOK! = Cumartesi-Pazar (23:00-01:00 TRT FM)

Muzonun program bitene kadar internette sörf yaparım herhalde,sonra da Wild Child adlı bir filmi izleyeceğim.Dün de Juno adlı bir film izledim.(Mutlu Keçi önermişti blogda) Yılın ilk filmleri hakkında bir yazı yazacağım.Filmlerden bahsetmeyi özledim.Bir de yan sütünları da artık 2017 için başlığını değiştiriyim diyorum,filmler kısmı 2016'ya takıldı.

Herkese şu güzelim quote ile mutlu haftalar diliyorum;


''Nazik ol

Sanat yap

Güzel kitaplar oku

Takma-Aldırma''








Friday, January 6, 2017

Mrs. Dalloway - 2017'nin İlk Kitabı 👒



2016'nın sonlarına doğru başladığım kitabı 2017'nin ilk haftasında bitirebilmiş olmanın tatlı huzuru içindeyim.

Kendine Ait Bir Oda'dan sonra Virgiana'ya olan merakım katlandı.Bir kitabına daha şans vermek istedim.D&R'da öylece gezindim ve adı en çok dikkatimi çeken kitabı ''Mrs. Dalloway''i sepetime ekledim.

Kitabın konusu net,anlamlar derin.

Kitap Clarissa Dalloway'in vereceği bir partinin hazırlığını,partiye geleceklerin yaşamlarını ve parti gününü anlatıyor.Ayrıca Hindistandan dönen eski sevgilisi,evlenmekten vazgeçtiği adam da o zamanlarda Londra'ya dönmüştür.Kitap Clarissa adlı bu kadının ruhsal olarak yaşadıklarını çok akıcı bir şekilde anlatıyor.

Virgiana'nın kaleminin vermek istediğini çok güzel anlayabildiğimi düşünüyorum.Aslında bu kitap bir önceki okuduğuma göre çok daha sıkıcıydı ve daha az beğendim.Karakter sayısı fazla olduğu için bazen kafam dağınık okuduğumda 10 sayfa bir şey anlamadan okuduğum oldu.Buna rağmen cümlelerindeki anlamları,neye çağrışım yaptığını kavrayabildim.Demek istediğim sanki onun ne demek istediğini ''leb...'' demeden anlayabiliyor gibiydim,bunu garipsedim.

Kitabın arkasında da yazdığı gibi Virgiana bilinçaltı akışı tekniğiyle yazıyor.Bu terimi bilmeden önce Virgiana'nın nasıl yazdığını tam tarif edemiyordum,cuk oturdu.Virgiana karakterleri asla somut şekilde tasvir ederek bırakmıyor.Onların gözlerinin içlerinden kalplerine,oradan geçmişlerine bir yolculuğa çıkıyor.Bu o kadar muhteşem ki aslında...kitaplardan hep dilediğim şey de tam olarak bu.Karakterler hakkında daha çok şey öğrenmek,davranışlarının sebeplerini tam olarak anlamak,çevrelerine baktıklarında benim de onların gözünden bakabilmek adına kafalarından geçenleri bilebilmek...


Alıntılarım;


''...Çünkü evlilikte,her gün aynı evde birlikte yaşayan insanlar arasında biraz serbestlik,bir parça özgürlük olmalıydı.Richard bunları ona tanımıştı,o da Richard'a.''

''...Sevmek insanı yalnızlaştırıyor diye düşündü.''

''...Clarissa sadece yaşamı seviyordu.'Bu yüzden yapıyorum!' dedi,yüksek sesle,hayata.''