Saturday, December 31, 2016

2016'ya Yazı,2017'den Beklentiler 🎄❄️


 Sonunda bu yazıyı yazmaya başladığım için aşırı mutluyum!

Hatırlıyo musunuz? Doğum günümde annemlerle bir kafeye gitmiştik ve oturduğumuz masa hiçbir şekilde planlamadan girdiğim yaş olan 16 numara çıkmıştı.Ben de blogda ''Ya çok iyi şeyler olacak ya da çok kötü...'' onun gibi bir şey yazmıştım.Öyle böyle bir anlam yüklemiştim.Hislerim ve masa numarasının verdiği işaret yerini buldu,2016 benim için mücadelenin senesi oldu.

Ülkedeki moral bozucu bir sürü olay,kendi hayatımla ilgili kararlarım,derslerin yoğunlaşması ve artık kendimi çok daha fazla liseli hissetmem,izlediğim bir sürü film-animeler ve tanıştığım için delilercesine mutlu olduğum kitaplar..hepsi 2016 yılının minik parçaları oldu benim için.

Bir de taa 2016 başında yapılacaklar listesi yapmışım,anca yılın sonunda gördüm ve fark ettim ki RESMEN HEPSİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞİM.Onu da şuracığa yerleştirip motivasyonumu doruklara çıkarmak istedim ^^ :

A1 seviyesinde Japonca öğrenme. (Hatta A2 bile bitti)

Daha fazla anime-kitap-film (Hiç olmadığı kadar fazlaaa!)

Küçük adımlarla daha donanımlı ve güzel bir blog. (Tasarım işleriyle ilk kez bu yıl uğraştım.)

Mektup arkadaşı edinme (Hanna ile tanışıldı ♥)

İkinci yazılılarda başarı 10. sınıfa sağlam adımlar (Bu yaşandı!)

Yüzmeye devam etme daha profosyonel yoga (Yazın yüzmeye devam ettim ama yoga çok nadir yaptım.Fakat yine de profosyonel hissedebiliyorum.)

Uzaktaki sevdiğim insanlarla buluşma. (İzmir! ♥)

Tübitak Projesi gerçekleştirme. (Gerçekleştiriliyor,2017'ye sarkacak gibi.)


Evet işte böyle.İnsanlık için minicik olabilecek ama benim için fazlasıyla önemli hedeflerimdi.Şükürler olsun ki gerçekleştirebildim.Darısı yeni hedeflerin başına.

2017 için ''yapmak istediğim şeyler'' biraz bulanık.Galiba yeni aldığım planner'ın yine ilk sayfasına ekleyip 2017'ye veda ederken de blogda gerçekleştirdiğim kadarını paylaşırım :)


Bu yıl bana eşlik edecek planner.Bir hevesle bu sefer de kendim hazırlamaya karar verdim.


Beklentilerim yok değil ama.Mesela artık huzurlu bir ülkede yaşamayı bekliyorum,istiyorum,diliyorum.İnsanları daha az dert etmeyi planlıyorum.Kendime önem vermek,dinlemek istiyorum.Sürekli insanların mutluluğu için kendimden ödün vermemeyi umuyorum...bla bla bla.

Geleceği ve geçmişi bir kenara bırakırsak bugün de aslında mükemmel bir gün.Çanakkale karlı! Geçen yılbaşı da sabah uyandığımda her yeri bembeyaz görmüştüm.Aşırı derecede mutlu edici bir şey değil mi? İçimden bir ses ''işte şimdi gerçek bir yılbaşı'' diyor..hep küçükken izlediğim noel temalı filmlerden kalıntı bunlar.

Akşama annem güzel bir yemek hazırlayacak ve daha sonrasında salondaki orta masaya abur cuburları yığıp televizyon-film izleyeceğiz.Belki oyun da oynarız.Saat 12'ye gelince de Pınarla deli gibi çıldırıp ışıkları kapayıp açacağız...klasik ama hep güzel bir yılbaşı rutini.

Umarım yeni yıl hepimizin hayatlarına ilaç gibi gelir.Kalpteki yaralar iyileşir,hedeflerimiz gerçekleşir ve sağlımız yerinde olur.

Bloğumu okuyan,fikirlerime değer veren herkese bu yıl da benimle olduğu için teşekkür ederim.

Musssssssssssssssssssmutlu yıllar

xoxoxo




Bugünden.


Bu yıldan sonra fotoğrafımız.







Friday, December 23, 2016

Hayatta Gibiyim - Günlük Kıvamında


   Yaklaşık iki haftadır bir kelime yazmadım buraya.

Geçen hafta deliler gibi hastaydım.İlk boğazlarım ağrıdı sonra ayağa kalkacak halim kalmadı,ağzımın tadı gitti.Yazılı haftasının öncesiydi bir de..full yattım.Bunun yanında psikolojik olarak da aşırı berbattım.İstisnasız her şey kötüye gidiyo gibiydi.Gibiydi değil hatta gitti yani bildiğiniz.

Bu hafta da ilk yazılı haftasıydı.Beklediğimden iyi geçti hepsi.Öncekiler kadar çalışmadım hiçbirine halbuki.Çünkü gerçekten 0 enerjiyle günleri tamamlamaya çalışıyorum.Hani uyku problemim var diyen ben var ya resmen saat 22.00'da yatağa giriyorum ve beş dakikaya da horlamaya başlıyorum artık...

Küçük joe bir ara ülke gündemi için ''görünmeyen el'' benzetmesi yapmıştı.Her şeyi bozan görünmez bir el.O el yine uğramaya başladı hayatlarımıza.Özel hayatımda her şey iyiye gidiyo diyelim sonra istemeye istemeye ülkede olan berbat bir olayı daha öğreniyorum..hop kocaman bir tokat. ''Mutlu olamazsın Türkiye'de yaşıyosun,gerizekalı.'' denilmiş gibi hissediyorum.

Her şey daha iyiye gitmek zorunda bence artık.Öyle ya da böyle bir şeyler düzelmeli artık...geçen Hanna ile Beşiktaşta olan patlamadan sonra konuşuyorduk,bana aynen şöyle dedi ''Keşke ailen ve seni Polonya'ya alabilseydim.'' garip bir eziklik psikolojisine girdim.Kendimi kanıtlama isteği geldi.''Aslında Türkiye böyle bir ülke değil,güzel yerlerimiz çok.'' tarzı bir şey yazdım sonra da ''Umarım her şey düzelir Hanna.'' dedim.Aslında bizim de hakkımız değil mi insan gibi yaşamak? Gelecek kaygısı olmadan sudan sebeplere ülkece üzülüp kahrolabilmek? 

Elime bir megafon alıp ülke çapında haykırmak istiyorum.''SESSİZLİK..LÜTFEN''.

Politika yapmayı bloğuma yakıştırmıyorum,kendileri çok gereksiz bir şey,ama düşünmeden de edemiyorum yönetilmemizin hakkında.Düşünüyorum da noluyo ki? Sinirlerim tepeme çıkıyo.Haksızlıklar kanıma dokunuyo.Geleceğim olacak mı? korkusu vücudumu sarıyo.

Hani ben hep böyle savaşta olanları anlatan çocukların kitaplarını okuyorum ya kendi kendime kurgular kurmaya başladım.Çok uzak değilsin Anıl,o çocuklar da eminim başkalarını bu şekilde okuyordu...of çok korkunç.Savaş,kan,ölüm...cesur değilim onlarla yüzleşebilecek kadar.Eğitimimi alıp avukat olmak dışında bir şey istemiyorum,düşlediğim uçuk hayalleri de geçtim yani.....zaten kim ister,diler ki savaşmayı?

Şuan ciddi ciddi not defterime bir şeyler karalıyor gibi hissediyorum.Kafam karışık.Yazım en çirkin halinde.

Yılbaşına çok az kaldı.Abim eve gelemeyecekmiş,finalleri cart curt var.Bu yılbaşı adına çok ama çok güzel şeyler yapmak istiyorum.Her yaşadığımız saniye kıymetli ve hatırlanmaya değer.Zor bir yıl atlattık,atlatmaya devam ediyoruz...altı rakamı koca bir 7'ye dönüşsün artık...kötülüklerini de alarak gitsin...



Geçen AVM'ye gittiğimizde her yerin ışıl ışıl olduğunu gördüm...Nasıl güzel hissettim anlatamam...sevdiğiniz şeylere bol bol odaklanın bu aralar.Sömürün onlardaki pozitifliği...

Saturday, December 10, 2016

Klasik Ben - Günlük Kıvamında 🍃


Dünyanın en bitmek bilmeyen haftası da geldi geçti.

Bu hafta tam tamına öyleydi.Resmen zaman geçmiyor gibi hissettim.Özellikle Perşembe günü...Perşembe günlerini hiç mi hiç sevmediğimi söylemiş miydim? Böyle ne en baş ne en son.Üzülsem mi gülsem mi belirsiz,şapşal geçen bir gün benim içim.

Cuma günü güzeldi.Bizimkilerle noodle yemeye gittik sonra da sıcak çikolata içtik.Dünyanın en anlamsız sıcak çikolatasıydı.Birincisi SOĞUKTU ikincisi Americano getirir gibi minicik fincanda gelmişti.Çaktırmadık ama yine hayallerimiz yerle birdi...yine de kapalı havada bir kafede oturmayı,sohbet etmeyi hiçbir şeye değişmem; zevk almaya baktım.

Bugün ise düne göre çokkk sıkıcıydı.Sabahtan akşama kadar evde tektim.Fark ettim ki artık evde tek olmayı seven biri değilim.Aslında ilerde kendi evim falan olsun çok istiyorum.Her şey benim zevkim,benim yaşam alanım.Çok büyüleyici.Ama ailemleyken de birilerinin evde olmasını istiyorum.Karnım acıktığında ne yiyeceğimi bildiğim halde anneme bir gider ''Ne var yemek olarak yağğ?'' diye yakınmazsam OLMAZ annem de hep aynı şeyi der ''Buzdolabını aç,bak.'' klasik ama eskimezzz.

Okulda felsefe hocamız,aynı zamanda sınıf öğretmeni,bir yarışma düzenliyor.6 Kelimeli bir cümlede hayatını anlatacaksın.Dediği günün gecesi saat ikiye kadar düşündüm.Geceleri düşünüp düşünüp kurgular yapa yapa geç saatlere kalmaya devam ediyorum anlayacağınız.Üç tane cümle buldum.Hocaya vereceğim biraz daha düzeltip.Hoca da seçtiklerini Kafa dergisine yayınlanması üzerine gönderecekmiş.Fena mı olur şöyle benim hayatımı anlatan bir söz yayınlansa o.O

Bakın noldu...perşembe olsa gerek,bumerang var ya şu reklam falan verilen yer.Hıh işte ordan ilk kez reklam aldım.Ama yayınlamadım.YOLO reklamı diye arabalı ciddi middi bir şeydi.Cıks diye burun kıvırdım.UMUT DURAKLARI yazan yere araba reklamı absürd dururdu.Hem bana bakan da yok reklam amacına ulaşmaz dedim.Onlar da tabi biraz kırıldı(!)

Aşırı aşırı bir şeyler anlatıp lafı uzatasım var ama dert yanmak istemiyorum.Çünkü mesela burada dert yanıyorum sonra gece uyurken mantıklı geliyor ama sabah uyanıyorum diyorum ki ''abarttın,komik duruyosun.'' sonra öğlen tekrar o moda giriyorum...aşırı aşırı karışığım bu aralar.

Psikiyatrist'e gitme gibi bir planım var.Annem randevu alacaktı hatta,sormadım.Şükürler olsun ki herhangi bir tedavi olmam gereken psikolojik bozukluğum yok ama konuşmak istediğim şeyler var her insan gibi.Bunu bir kere de hiç tanımadığım,insan psikolojisi üzerine belgesi olan biriyle gerçekleştirmek istiyorum.Belki de bir kez konuşmam yeter,belki hiç beğenmem bir daha da gitmem.Göreceğiz,merak ediyorum.

Mutlu hafta sonları.
                                                                                         






                      Instagram: TIK



''Eat-Pray-Love'' dan yaptığım alıntının sonunda quote şeklinde hoş bir halini buldum.Harfi harfine kendimden bir şeyler buluyorum her okuduğumda.

Sunday, December 4, 2016

Yeni Yıl Heyecanı,Monoton Hafta,Başardım! - Günlük Kıvamında 💨



  İlk defa bu kadar geç haftanın güncesi yazıyorum.Aslında yazmayacaktım ama sonra içimden bir ses ''yazmalısın'' dedi.Ona uydum bakalım.

Bu hafta aşırı tembeldim.Neden bilmiyorum ama o kadar yorgunum ki bu sıralar sabah beni kaldırmak için denemedikleri tek şey göz kapaklarımı açıp bantlamak oldu.Saat 7'de alarm kuruyorum ancak yataktan 7.30 gibi çıkıyorum.Okulda da bulduğum yerde gözümü kapatıp şekerleme yapmaya çalışıyorum.Öyle işte,bu hafta mayış mayış dolandım ortalıkta.

Japonca'nın A2 bitirme sınavını yaptık.Huh.Güzeldi sınav sadece bir yerde kendime çok güldüm.Hiragana'da ''mu'' yazmayı unutmuşum.Kelimeyi romaji yazıverdim.Sınavdan çıktığım dakika aklıma geldi.Olsun artık o da ya.Japonca öğrenmeye devam ediyorum,haftanın güzel haberi bu.Hem de aynı hocamla ^-^


Artık bizim de ''Black'' cafe'miz var.Instagram'da o kadar görüyordum ki şu markayı annemle taa yazılılar başlamadan önceki hafta sonu gittik.Aman aman mükemmel değildi,normal bir Latte.Galiba benim beğenmem için adının kahve olması yetiyor *-*


Geçen hafta bizimkilerle dışarı çıktık.Sonbaharı resmen hissettim.Bir şehrin en huzurlu olduğu zamanlar.Benim için güzel havanın tanımı.



Yılbaşı da yaklaşıyoooor! Resmen Aralığa girdik.Şimdi 2017 ajanda arayışındayım.Aşırı mutlu oluyorum yılbaşı günleri....Hani doğum günümde 16 numaralı masaya oturmuştuk ya? İşe yaradı.Anlatacağım bir sürü şey var....yılbaşı temalı yazıya saklıyorum.

görüşmek üzere

çav.

Saturday, December 3, 2016

Yazılı Haftalarını Sakin Geçirebilme Önerileri ☕✨



İkinci yazılılar gelmeden önce yazılılarda başarılı olmanın öncelikle adımı olan ''sakin kalabilme'' adına bir şeyler karalamak istedim.

Ne kadar çalışırsanız çalışın sınav haftalarınızda sakin olamadığınız sürece mutsuz olacak ve yapabileceğiniz şeyleri yapamıyormuş gibi hissedeceksiniz.Benim bu sakinliği sağlayabilmek için kendi adıma yaptığım ve sizde de işe yaracağını düşündüğüm şeyler var.

Listelemeye başlayalım!



  • Negatif insanlara ve içsel düşüncelere yer yok: Yazılı haftasında özellikle gün içinde duyduğumuz tipik insanların cümleleri vardır.''Sınav çok zor olacakmış-of yapamayacağııımmm-düşük alıcaaaz.'' hepsine kulaklarınızı kapatın ve negatif insanları motive etme gibi bir çabaya girmeyin.Negatifliğe bu hafta baya bir kapalı olun.Yapabildiğiniz kadar güzel,mantıklı düşünmeye bakın.
  • Yağlı yiyeceklerden kaçının,daha sağlıklı besinler! : Bu aralar git gide beslenme düzenime şekil vermeye başladım.Fark ettim ki sadece canım sıkıldığı için yediğim abur cuburlar hem israf hem de cildime zarar.En azından bu haftalarda daha sağlıklı ve doğal beslenmeye önem verin.Daha fazla su,evden getirilmiş meyveler-beslenmeler vs. sizi daha mutlu hissettirecektir.Özellikle çikolata paketi gibi satılan müsliler ara öğünler için mükemmel olacaktır.Şans verin derim.



  • Dramaya ara verin! : Kafanızı kurcalayan şeylere ufak bir mola.Küçük şeylere odaklanmak yerine ders kitaplarını tercih edin.Bir şeyler başardığınızı hissettikçe dertlerinize karşı çok daha öz güvenli olacak ve onları alt edeceksiniz!


  • Dikkatinizi dağıtan şeyler illa ki yok olmak zorunda değil : Evet aynen öyle.Telefon bağımlısı olduğunuz için bir anda yazılı haftası gelince kaldırmayın.Eğer gerçekten hayatınızdan az da olsa çıkarmak istiyorsanız bu yavaş yavaş gerçekleşmeli.Mesela gün içinde telefonla uğraştığınız saati hesaplayın ve sonra yazılı haftası bunu yarısına indirmeye çalışın.Her zaman inandığım gibi,önce minik adımlar.


  • Klasik müzik ruha iyi gelir! : Bunu yeni keşfettim.Yazılı haftası boyunca neredeyse sadece spotifydaki ''Studying with Classical Music'' playlist'ini dinledim.Ben kulaklıkla dinledim ama size tavsiyem hoparlörden arka fonda gibi vermek daha hoş olur.Klasik müzik gerçekten insanı iyi hissettiriyormuş.Ayrıca diğer study playlist'lerine de göz atmanızı öneririm.

  • Derin nefes al-ver! : Sınav öncesinde yapılabilecek en güzel şey.Derin bir nefes alıp sakince vermek ve şunu düşünmek ''Emek verdim ve bunu yapabilirim.Her şey yolunda gidecek.'' 










xoxox çalıştığınız her konuda emeklerinizin karşılığını almanız dileğiyle xoxox









Friday, December 2, 2016

Harry Potter ve Lanetli Çocuk - Kitap 🌌


 Sonunda ben de okudum!!!

Pazartesi günü havanın yağmurlu olması beni aşırı derecede kitap okumak için gaza getirdi .Okulda, teneffüslerde ve boş derslerde kitaba gömülmeye itti.Geçtim en köşedeki sıraya,açtım pencereyi,kahve ve yağmur sesi eşliğinde Harry Potter'ın 8. kitabı olarak sayılabilecek bu kitabın kalan yarısını da hızlı bir okumayla hopp mideye indirdim :')

Kitabı almadan önce hakkında bir şeyler öğrenmiştim..keşke öğrenmeseymişim birazcık-cık heyecanı kaçtı açıkçası.Zaten çok da fazla umudum yoktu alırken; hem Harry Potter'ı devam ettirme fikri bana tadı kaçırır gibi gelmişti hem de tiyatro metni oluşu alışık olmadığım bir şeydi.Fakat yine de beklediğimden çok daha güzel çıktı.

Kitabın konusu Harry ve Malfoy'un oğulları Albus ve Scorpius arasındaki dostluğu,beraber giriştikleri ''zaman makinesini kullanma'' macerasını anlatıyor.Evet baya bir özetleyerek böyle bir cümlede toparlayabildim.Sayfa sayısı fazla gözükse de tiyatro metini şeklinde yazıldığı için okuması gayet kolay,açık ve hızlı oluyor.Konu da çok dallı budaklı değil dolayısıyla.

Albus karakterini inanılmaz sevimsiz Scorpius'u da bir o kadar ''doğru'' buldum.Merak ediyorsanız benim tüm seride en sevdiğim karakter: Hermione Granger.Hermione'yi kitapta her gördüğüm replikte tekrar tekrar okudum.O kadar özlemişim ki onu kafamda canlandırmayı :') Çalışkanlığı,cesareti,fikirlerini savunuşu ; benim için sonsuza kadar olmak isteyeceğim bir idol.

Kitapta sevmediğim tek bir şey oldu.O da karakterlerin fazla basit işleniyor oluşu.Özellikle bizim alışık olduğumuz karakterlerin.Mesela Ron.Sürekli salak salak cümleler kurdurulmak zorunda değildi ya da sürekli şapşal biri olarak yansıtmak anlamsız.Belki de tiyatro oyunu olduğu için bu şekilde çünkü sonuçta izleyiciye belirli bir süre içinde olayları yaşatmak,karakterlerin en belirgin özelliklerini yansıtmak zorundalar ki beğenilebilsin...Yine de cıks yani kitapta fazla göze batırıyor...

Serinin önceki kitapları kadar zevk alamayacağınız (HERHALDE!) öldürmez de güldürmez de tarzında bir kitap.

Kafa dağıtmak,merak gidermek için şans verilebilir.



İç çektiren bölüm.

🌻