Sunday, February 28, 2016

Haftanın Güncesi #8


 Her bu seriyi yazmaya başlayacağımda bir afallıyorum acaba geçen hafta ne yaptım ya diye.Çünkü dünyanın en sosyal insanı olduğum için her günüm farklı farklı maşallah(!)

OKUL-EV arasında geçen monoton bir haftaydı yine.Şunu çok ama çok merak ediyorum Türkiye'de kaç öğrenci halinden memnun ve zamanını her şeye yetiştirebiliyor?Eğer başarıyorsanız siz ''özelsiniz.''

Ben sudan karaya yanlışlıkla zıplamış bir balık gibi tekrar suya dönmek için çırpınıp duruyorum.Su düzenli hayat kara ise benim bulunduğum hayat diye temsil edebiliriz.Eğer birazcık daha zamanı uzatırsam bir daha suya adapte olmaya şansım olmayacak.

Bir gün 24 saatse zaten 8 saati okul (göz yaşlarınızı silin öyle okumaya devam edin lütfen) 8 saat de uyuyorum desem ki 6 saat falan bu.8+6=14 saat kaldı 10 saat.2-3 saati ders desek kaldı 7 saat.Eee dinlenmeyi de katsak minumum 2 saat;kaldı 5 saat.Yani koskoca bir günde kendimize ayırabileceğimiz,bir şeyler yapabileceğimiz 5 saatçik var.Bunun da bir kısmını yorgunluktan kendimizi bir köşeye atmakla geçiyor.

Engin matematik bilgimle canınızı sıkmadım umarım..ama gerçekler böyle :&

Yine de bir düzene girmek için uğraşıyorum.Bir yandan da şunu düşünüyorum ki düzensiz olmam aslında düzenim mi?

Kafamda deli sorular,yazdıkça işin içinden çıkamıyorum.

Fakat size söz şu günlerimi insan gibi bir düzene sokacağım.Hem dinleneceğim hem eğleneceğim hem çalışacağım.İmkansız değildir ya,bana verilen hayattaki bu zamanlarımı kim benden alıp daha verimli geçirebilir ki?Benden başka ''kimse''.

O zaman dizginleri ele almanın zamanı geldi!








Saturday, February 27, 2016

Sadece Aptallar 8 Saat Uyur-Kitap


Son zamanlarda ilk kez bir hafta içinde 1 kitap bitirebildim,kendimle gurur duyuyorum!

Kitap uyku hakkında her şeyi ve yazara göre bize dayatılmaya çalışılan 8 saat uykunun ne kadar gereksiz olduğunu birçok kanıtla beraber anlatıyor.

Bu kitabı uyku sorunlarımdan sonra aldım tık (Yorumlar kısmında İyi Geceler Küçük Joe'nun bana uyumak adına verdiği güzel bir öneri mevcut ^^ ) fakat beni uyutsun diye değil tam tersine acaba neden az uzuyorum,az uyumak kötü bir şey midir sorularının cevabını bulmak için.

Buldum mu?Hayır Kitabı sevdim mi?Evet biraz tezat oldu galiba,içimdeki okurken içimde oluşan karmaşıklığı yansıttı.Mesela yazar uykuyla ilgili bazı olguları kapitalizm ürünü olarak görüyor ama her fırsatta az uyuyup insanlığa yararlı olmaktan bahsediyor.Eee eğer hepimiz az uyursak daha fazla çalışacağımız yer nere olur?Babamızın tatlı küçük çiftliği mi? :D

Yazarı pek objektif bulamadım,bazı yerler saçma bile geldi.Tek beğendiğim şey hikaye şeklinde anlatması ve bana yaşattığı iç karmaşıklıklardı.

Kitabın içinden çok güzel sözler kazıdım aklıma ama,sayıları fazla olduğu için en beğendiğim 3 tanesini atmaya çalışacağım;






Dipnot: Ben de fazla uyumanın gereksiz bir şey olduğunu düşünüyorum,aynı şekilde fazla erken yatmanın da.

Wednesday, February 24, 2016

Özlem-Kalbimdeki Parçalar



 Ben de beni diğerlerinden ayıran spesifik özelliklerin dışında sahip olduğu şeyleri kaybedince anlayan biriyim.Arkadaşlıklar,ilişkiler ve sahip olduğum her şey hakkında.

En güzel örnek çocukluk arkadaşım Ece olabilir.Yaklaşık 7 yıldır arkadaşızdır.3.Sınıftan beri ben onu o beni bilir.Ben taşınmadan önce iyi kötü bir arkadaşlığımız oldu hep fakat hiçbir zaman o beni ben onu anlayamadım.Belki çocuktuk,belki kör ama ne zaman ben Çanakkale'ye geldim Ece ile gerçekten konuşmaya başladık.Sanki yeni tanışmıştık,onca yılı birkaç güne sığdırıvermiştik.

Ne yapılması gerekir ki özlemden kurtulmak için?

Sevdiği dostları uzakta olan biri olarak bunun cevabını çok kez arıyorum.Fakat bu demek değil ki yanımdakileri sevmediğimden özlüyorum,hayır.Kalbim sanki 5 parça; ailem,yanımdaki dostlarım,sahip olduğum;sevdiğim şeyler,uzaktaki dostlarım ve bir boşluk.Keşfedemediğim,nedenini aradığım bir boşluk.Adını tam koydum derken giden,anladım senin derdini derken kaçan bir boşluk.

Ah ah normal insanların vücudunun %70'i su iken benimki özlem.İçtiğim her su bazen özleme dönüşüyor sanki.Bu durumla sürekli depresif bir şekilde gezmiyorum fakat bazen öyle bir aklıma geliyor ki saatlerce yatağıma uzanıp düşünüyorum.

Geçmişi,gelecekte buluşmak istediğim insanları ve kalbimdeki boşluğu.

Anlamını bulur bulmaz yazacağım buraya.Madem bu blog da benim bir parçam öğrenmeye hakkı var ki kalbimdeki yapbozu çözeyim.





*?*

Monday, February 22, 2016

Haftanın Güncesi #8



   Okulun kaçıncı haftasındayız 2 mi?Saymıyorum bile.Sayılı günler daha hızlı geçer derler ama benim için saymayınca daha hızlı geçiyor.Okuldan nefret ettiğim yok ama her sabah uyanmak,günümün 7 saatini dışarda geçirmek,bir şeylere sürekli kafa yormak biz insanoğlu için büyük iş.Kabul edelim hepimizin içinde yatan tembel bir ayıcık var.Hiç kalkmak istemiyor kendisi,hiç.

Fakat ayıcık bu hafta rahat durdu,teşekkür ediyorum.Cuma günü Japoncaya 2 hafta sonra gittim.Allahtan gruba ne işlenildiği atılıyor da hepsini harfiyen geçirdim,çalıştım.Artık Japonca yüklemleri kullanarak cümle kurabiliyorum.Hani yeni bir dil öğrenince derler ya hadi bir şeyler de..şimdi size onu yapacağım;

Kinyoubi 7jini nihongo o benkyoushimasu ^^

Cuma 7'de Japonca çalıştım ^^

(Hiragana yazmaya üşendim :/)

ALKIŞ!

Eee ne diyordum..işte ayıcık uslu davrandı özellikle Cumartesi bütün gün ders çalıştım,test çözdüm.Bazen her ne kadar insanlara ''ineklik'' gelse de ders çalışmak deşarj ediyor beni.Sonuçta bir insana değer verince ne kazanacağın belli değil güvenemezsin ama bir derse ne kadar çalışırsan o kadar iyi olursun.Dersler insanlardan daha az nankör daha çok güvenilir.Bunu acayip derecede çalışkan olmayan düzenli bir öğrenci olarak söylüyorum.

İki arkadaşım blog alemine katıldı bu arada,onlar adına mutlu oldum bloglarını ziyaret etmek isterseniz;
1.tık
2.tık

Ha bir de demeyi unutuyordum..şu bir aydır yüzük parmağım uyuşuyordu böyle sabahları kıtır kıtır ses geliyordu ben açmaya çalışınca.Doktora gittik ve kan verdim,bilin bu halsizliğimin sebebi neymiymiş?Kan derecem normal insanlardan bir tık fazlaymış bu da vücudumu yoruyormuş.İçim rahatladı ben de kendimden yakınıp duruyordum.Yoksa çok sağlıklı beslenen,güzel uyuyan biriyimdir bilirsiniz(!)

Hadi kaçtım!







Sunday, February 21, 2016

Suffragette/Diren!-Film



  Galiba az önce 2016'da favori filmim olacak bir baş yapıtı izledim.

İngiliz kadınlarının oy verme haklarını kazanmak için verdikleri mücadele.

Tek silahları cesaretleri olan kadınlar,karşılarında acımasız hükümetleri.

Bu film bana şunu hatırlattı ki fikriniz ne olursa olsun söylemekten çekinmeyin.Belki bu bir grup işçi kadın oy haklarını isterken çekinseydi,korksaydı şuanda ülkelerinde kadına verilen değer diye bir şey söz konusu bile olmazdı.Aynı şey diğer bütün dünya ülkeleri için de geçerli.

Direne direne haklarını kazanan,doğru davaların peşinde koşan bütün emekçi insanlara selam olsun!



Türk kadını Atasına çok şey borçlu;
(Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1934 yılında verilmiştir ki bu tarih birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce.Özgürlük,medeniyet nedir ilk bilenler bizlerdik;unutmayın!)






Friday, February 19, 2016

2 Yeni Kitap


 Sonunda yeni kitaplar edindim.Fakat ''Mucize'' gelmedi.Hani şu kapağı masmavi olan kitap bu aralar çok popüler.Birkaç gün daha bekleyeceğim olmadı mail gönderirim.



Yazar uyku ile ilgili olan her şeyi bir cin ve kadın arasında geçen olaylarla ele almış.Aslında günde 8 saat ve fazlasını uyuyan insanların ömürlerini ne kadar boş geçirdiklerine değinmiş.İlk bu kitaptan başladım uyku sorunlarıma başka bir açıdan baktıracağını düşündüm.Fazla abartı geldi ilk 2 bölüm devamında konunun daha objektif olacağına inanıyorum.


Kitapların isimleri beni hep çok etkilemiştir.Çünkü bana göre ismi güzel olan bir kitabın içerdiği edebi yönü de o kadar fazladır.Sonuçta yazar  başlıkta birkaç kelimeyle kitabın içindeki onca şeyden ipucu vermek zorunda.Bu kitabı bu yüzden tercih ettim.Konusu da çok ilginç bir kızın annesinin yaptığı limonlu pastayı yemesiyle sadece tadı değil yapan kişinin duygularını da anladığını keşfetmesiyle başlayan bir hikaye.Kendimden bir şeyler bulacağıma nedensizce inanıyorum.

(Yazı başlıklarına tıklayarak aldığım adrese gidebilirsiniz.)

Her yeni kitap geldiğinde hissettiğim gibi

DÜNYA'YI KAPAT

KİTABI AÇ







Thursday, February 18, 2016

Geleceğimiz Çalınırken


 Yine bir terör saldırısı yine şehitler ve yine ölen sivil halk.Bu son 1 aydır alıştığımız durumlar.Artık terörle ilgili haber gelince oturup üzülmek yerine haberlerden sonra gelecek programı gülerek izleyebiliyoruz.Çok korkunç değil mi?Yıllardır bize alıştırılan şeye bakar mısınız.

Siyasete fazla girmeden konuşmak elde değil galiba.Çok merak ediyorsanız söyleyeyim ben hükümetin yönetiminden memnun değilim.Aklınızda beni başka partilere hemen yapıştırmış olabilirsiniz ama onlardan biri de değilim.Sadece kendi zekasıyla düşünen kendisini oy kullanmadığı yaşta damgalamak istemeyen 15 yaşında bir çocuğum.Umarım hep de bu kişi olarak oy kullanana kadar kalacağım.O zamanda kötünün iyisini seçmek durumunda kalacağım zaten.

Ülkemizin yeri o kadar garip ki.hem aşırı derecede önemli hem de bir o kadar tehlikeli.Dört yanımız savaşlarla,ekonomik krizlerle dolu.Bizden de hepsinden azar azar var.Ha bir de cahil nüfusu fazla olan halk.Cahil lafını kullanmak gerçekten istemiyorum ama sözlükteki karşılığı o.Düşünemiyoruz,iki lafı bir araya getiremiyoruz,kendimizi anlatamıyoruz.

Zamlara,boyumuzu aşan vergilere

Dibimizdeki teröre

Yolsuzluklara

Kadına yönelik şiddet ve tecavüzlere

Diğer bütün zorbalıklara

karşı SUSUYORUZ.İşte bu yüzden pozitif kalamıyorum artık.Bazen şöyle düşünüyorum.Ben bu ülke için çalışan her gün bir şeyler üreten devletin bana verdiği hakları kullanan bir bireyim.Fakat diğerlerinin salaklığının bedelini ödemek mi zorundayım?Kurunun yanında yaşın da yanmasından nefret ediyorum,bu adaletsiz.

Lafı çok dolandırdım ne dediğimi okumadığım,okumak istemeden yayınlayacağım bir yazı olacak.

Sinirliyim bu aralar,bütün SUSANLARA,TERÖR DESTEKÇİLERİNE ve SAHTE HUMANİSTLERE karşı,hem de çok.




Geleceğimiz çalınırken size yazdım bunları.
  






Wednesday, February 17, 2016

Life Is Strange-Oyun (Kelebek Etkisi)


15 Tatilde oynadığım bu muazzam oyundan size hiç bahsetmedim.Haktan'ın önerisiyle keşfettim ve abim sayesinde de oynamaya başladım,bitirdim.

Oyunun mantığı diğer kelebek etkisine dayalı oyunlar gibi.Sizi zamanı kontrol edebilen baş rolün yerine koydurarak tercihler yaptırıyor ve sonuçlarında olan şeyleri aşmanızı sağlıyor.Abimin söylediğine göre bu tür oyunlar pek de sağlıklı bulunmuyormuş.Öncelikle çok bağımlılık yapan,depresyona sürükleyen bir etkisi varmış.Birinci kısım için katılıyorum.Kahvaltıdan sonra başlayıp akşama doğru bilgisayardan kalktığımı bilirim.Resmen sanal bir dünyanın içine giriyorsunuz,yaşıyorsunuz,üzülüp ağlıyorsunuz.

Diğer türlerine göre çok da uzun bir oyun değil.Ben 4-5 günde bitirdim.Bu aralar da tekrar mı oynasam diyorum.Nedensizce özledim Max'i yönlendirmeyi,onun heyecanlı süper güçlü yaşamını.Kendi hayatımın sıkıcılığından kaçıp onun hayatına sığınmak istiyorum.

Oyunu bitirdikten sonra eskiden düşündüğüm,hayal ettiğim şeyler daha da arttı.Mesela ölümler aslında ne kadar da birbirine bağlı olaylar sonucu oluyor.Örneğin bugün araba çarpması sonucu ölebilirdim ama okuldan biraz daha geç çıktığım için kurtuldum.Böyle düşününce hayat ne kadar ürkütücü ve bir o kadar basit değil mi?Doğruyu seç doğru yaşa,ne kolay.

Fakat duygular işin içinde olunca öyle olmuyor işte.Keşke olsa.




Sunday, February 14, 2016

Haftanın Güncesi #7


Okulun ilk haftası kendimi cenazeye gider gibi hissettim,neredeyse her gün.Üstümde bir tembellik,yorgunluk ve uykusuzluk.Okulda da farksız.Ya başım sırada uyudum ya da daha fazla uyumamak için dışarı çıkıp hava aldım.

Bu hafta böyle gidiyor derken bir anda beni bir şey kendime getirdi hem de tokat gibi.İyi Geceler Küçük Joe,en sevdiğim blogger,benim bloğumu ziyaret edip yazılarımı okudu.Neredeyse hepsini ve o kadar güzel yorumlar bırakmış ki cevaplarken ağzım başımda 360 derece dönüyordu.Bana iyi bir yazar olabileceğimi söyledi,o sözlerinden sonra üstümdeki tembelliği bir hamlede fırlattım.

Blog aleminin güzelliği de bu ya,herkes halden anlıyor,duygu insanlık nedir biliyor.Çoğuna göre yeni sayılmama rağmen bunu ciddi anlamda yaşadım.

Ben ingilizce bir çeviri yapıyordum ya bahsettim mi şuan hatırlamıyorum :& onun süresi taa 18 Marttaymış.Kendimi boşuna sıkmışım 15 tatilde.Fakat yine her şerde bir hayır var,buna hep inanıyorum.Şimdi onu 15 tatilde yapmasam hem tatil daha bomboş olacaktı hem de ben onu bir daha yapamayacaktım.(Yumurta ağzına gelince bir şeyler yapan biriyim)

Dil Anlatım hocamız pazartesiye kadar Çanakkale Savaşı konulu bir şiir yazmamızı söyledi.Belki şimdi söyleyeceğim şey biraz size absürd gelebilir ama ben şiirden çok düz yazıdan duygu alan biriyim.Hatta öyleki edebiyat dersinde şiir ve düz yazı karşılaştırmasında şiire daha duygulu denince sinirleniyorum.Hayır arkadaşım o kişiden kişiye değişir hangi akıllı çıkıp bu nesneldir diyebilir ki?

Yazdım yine bir şeyler fakat beğendim mi?Hayır.Bir şeyleri zorunlu yapamıyorum,yapsam da olmuyor işte.

Biyolojici de bir ödev vermiş ki yaz yaz bitmedi...doğrusu şöyle olacak galiba  yapabileceğim 5 gün varken ben son gün yaptım, yani bugün.


Abim gidince ilk işim şu bilgisayarı yerine almak olacak.Hem dikkatimi dağıtıyor hem de çok yer kaplıyor.

Spotify:Anıl Ateş

Bitirişi de dünden kalan bir fotoğrafla yapayım hadi



Friday, February 12, 2016

The Keeping Room-Film


 Savaşın en büyük kurbanlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu hatırladığım bir film izledim az önce.

Güney-Kuzey Amerika iç savaşı zamanında kendi evlerini serserilere karşı korumaya çalışan 2 beyaz kız kardeş ve siyahi çalışanları.İsmindeki ''Saklı Oda'' da siyahi kadının küçükken yaşadığı acının adresi.

''2. çiftliğimdeyken bir saklı oda vardı...

  hepimiz orada ne olduğunu merak ederdik...

  bir gün sahibimiz beni yanına çağırdı ve bana odayı göstereceğini söyledi

   heycanlanmıştım,bütün çocuklar orayı merak ediyordu ama ilk giren ben olacaktım

   içerisi karanlıktı sadece bir çocuk karyolası vardı..anlam verememiştim

    ve adam bana sahip oldu

   ben bunu defalarca kez yaşadım

  herkesin hayatında bir canavarı vardır,benimki de oydu.''



Şöyle bir düşününce tarihteki savaşlardaki insanların yaşadıklarını,içim ürperiyor.Tarihler yazılıyor,savaşlar oluyor..

Peki ya insanlar,onların çalınan hayatları?

Kaç tanesini biliyoruz?


1 Yılım,Günlüğüm.

Sanki geçmişim geleceğime dikeni bol bir gül olarak gelmiş.
 
     Geçenlerde aklıma ara ara çıkarıp karıştırdığım günlüğüm geldi.Belki de hayatımda yaşadığım en zor dönemlerdi dediğim zamanlarda her günümü hatta her anımı kaydetmiştim.Öfkemi,sevincimi biriyle yerine bir şeye aktarmıştım.


Fanboy zamanlarımdan olduğu için üstü böyle.Öyle gözüktüğüne bakmayın ben buna sınav yılım olmasında rağmen işi gücü bırakıp 2 saat ayırmıştım ^^

Günlüğümü 2 bölüme ayırmışım birisi ''Anlık'' birisi ''Günlük'' veya ne dersem.Her şeyi deli gibi kaydetmişim.

Şuan okurken bile elim ayağım titreyerek açıyorum.Resmen geçmişimle yüzleşiyorum.Üzüntülerimi hatırlıyorum.Atasım fırlatasım isyan edesim geliyor fakat bunu da yapmak istemiyorum.Neler atlattığımı görmek cesaret veriyor çünkü.Kendi halime ağladığımda oluyor o kadar garip ki.Mesela şu cümlelerimi ilk okuduğumda ağlamıştım,acımıştım kendime.

''Çok yalnızım günlük,sana bağımlı olmayı sevmiyorum...''

''İntihar etmeyi düşünüyorum fakat sonra aklıma sevdiğim 2-3 insan,ailem ve hayallerim geliyor...''

Bunu 2 yıl önce yazdığınızı ve şimdilerde okuduğunuzu hayal edin,ne kadar rahatsız edici değil mi?

Bu günlük benim her şeyim.Geçmişim,öğrendiklerim,oluşumum.İçinde güzel şeyler de yok değil.Dediğim her planı gerçekleştirdiğimi yazdığım bir yazı var.Bana kendime ''AFERİN BE'' dedirtti.

Yeni bir günlüğe başlasam mı dedim bugün sonra aklıma bloğum geldi.Burası da bir nevi günlüğüm,sadece bir tek ben okumuyorum sizlere de yazdığım gibi koşup gösteriyorum :)









Sunday, February 7, 2016

Haftanın Güncesi #6 (2.Hafta Raporu)


 Yine bir tatil daha ışık hızıyla geçti.Galiba şu yaşıma geçirdiklerimin en kötüsüydü.Verimsiz,tembel ve sıkılgandım.

Hani size şunları şunları yapacağım diye ağzımdan bal damlaya damlaya anlatıyordum ya onların %40'ı falan gerçekleşti.Sadece İngilizce ve Kimya'ya zaman ayırdım.Çeviri işini bitirdim deneme de bitti sayılır bugün anca temiz kağıda geçireceğim.Amaan napalım 2. dönem birazcık daha sıkarım kendimi olur biter..olur mu?

Okul açılsın istemiyorum ama tatil de sıktı.Hazırlık sınıfında bir okuma parçasında ''Evde Öğrenim'' adlı bir şey öğrenmiştik.Avrupa'nın kırsal kesimlerinde aileler çocukları okula göndermek yerine öğretmen tutarak ev içinde eğitim verdittiriyorlarmış.Şöyle bir hayal ettim keşke benim de öyle bir imkanım olsa diye ama sonra dedim ''sen ondan da sıkılırsın.''

2. Dönem değiştirmek istediğim şeyler var bazıları özel bazılarını yazabilirim.Mesela günümü daha düzenli yaşamak istiyorum.Sizinkini bilmem ama benimki göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor.Ne zaman okula gittim geldim yatağa girdim belli değil.Aralarında 5 saniye falan var.Bunun en büyük etmeni düzensizlik işte;saatli düzene geçince umarım hepsi kalkacak.

O 1. dönem ''Diğer dönem çok çalışacağım'' diye kendinize verdiğiniz sözleri gerçekleştirmeniz dileğiyle ^^



Friday, February 5, 2016

Çay Yardımı


 Çoğumuzun evinde her akşam yemekten sonra demlenen o çay benim için içecek olmaktan çok daha fazlası,aynı şekilde kahve de fakat kahve artık o rol çalamayacak ^^

Günde 2-3 fincan çay içerim muhakkak,ruh halim önemli olmaz.Mutluyken kitapla zevkini çıkarırım mutsuzken sosyal medyada gezer mutlu olacak şeyler ararım.Ders çalışırken de vazgeçilmezim.Hani böyle her durumda yardımınıza koşan bir dostunuz vardır ya benim o dostlarımdan biri de mutfağın olmazsa olmazı ''çay.''

Bitki çayı da severim ama siyah çay kadar değil.Hepsinin ayrı ayrı faydası olduğunu bir tumblr fotoğrafında görmüştüm.Ben de size şöyle kısa bir şekilde listelemek istedim belki işinizi görür:

Yavaş metabolizma=Yeşil Çay

Uykusuz Geceler=Papatya Çayı

Soğuk Algınlığı=Mürver Çayı

Stres=Limon Otu Çayı

Miğde Bulantısı=Zencefil Çayı

Zayıflama=Nane Çayı

Bağışıklık Sistemi Güçlendirme=Siyah Çay

Benim favori bitki çayım papatya,ee malum: tık


Dipnot: 100. yazım hayırlı olsun :)












Tuesday, February 2, 2016

Can Kırıkları


 O kadar tuhaf bir gelişme yaşadım ki hayatımda hala net bir şekilde yorumlayamıyorum.Kötü ayrıldığım bir dostum 2 yıl sonra mesaj attı,sohbet ettik,eski anılar hakkında dalga geçtik,geyik yaptık.Değişen o kadar şey olmuş ki hayatım da bir kez daha kafama dank etti.

Öyle böyle herkesin hayatında kötü bir öğrencilik dönemi olmuştur.Bunu ben 7-8. sınıf gibi erken bir dönemde yaşadım.Hayatımda geçirdiğim ve hala aklıma gelince ürktüğüm 2 berbat seneydi.Fazla açmayacağım kendi yaramı deşmek istemiyorum ama çok değer verip çok kazık yemiştim kısacası.

Şimdi mutluyum yaşadılarımdan?Fifti fifti.Aldıkları da oldu benden götürdükleri de.Geleceğime ışık oldu.Olgunlaştım,insanlardan uzaklaştıkça yeteneklerimi keşfettim;kırıldıkça hırslandım.Götürdükleri de oldu..hatta belki teraziye koysak bir tık fazla gelir.İnsanların her hareketine üzülen kırılan biri oldum.Belki yakın dostlarım bilmez ama onların en ufak sinir bozucu hareketine bile saatlerce ağlayabiliyorum.Hiçbir zaman yansıtmadım,yansıtmam da.Çünkü bu benim yaşadıklarım sonunda bana kalmış kötü bir miras,suçlusu şimdikiler değil.

Bu hayatta gerçekten herkes ne yaşattıysa tek tek yaşıyor.Bana güvenin şu yaşımda çok örneğini gördüm.Şuraya bir liste yapsam isimlerini,yazıyı okumaya üşenirsiniz.

Çok serzenişte bulundun biliyorum ama her şeyden çok sevdiğim bloğuma da taşımak istedim bunları.Her zaman gülüp eğlenen,ders çalışan,her şeyi biliyormuş gibi davranan hayatı mükemmel bir insan değilim:görünenin aksine.

Benim de çok ''can kırıklarım'' var.




Monday, February 1, 2016

Haftanın Güncesi #5 (1.Hafta Raporu)


 15 Tatil su gibi akıyordu,öğrenciler ağlıyordu kıvamında bir hafta geçip gidiyordu...

Yapmak istediklerimin yüzde 40'ını tamamlamışımdır.İngilizce çevirim iyi kötü bitti ben çok beğendim çıkardığım işi ama bazı yerlerde kulak tırmalayıcı şeyler var,bugün temiz kağıda aktarırken düzelteceğim.İngilizce'den Türkçeye çeviri yapmak çok daha zor.Dilimiz gerçekten çok zengin İngilizce de bir o kadar yalın,insan neyi ne için kullanacığını şaşırıyor.

Test çözme anlamında bir şey yapmadım.Umarım bunun geri dönüşü kötü olmaz.Matematik proje ödevimi bitirdim sayılır bu yüzden mutluyum bir proje ödevi çıktı aradan,sınav stresleriyle 2. dönem bununla uğraşmak zorunda kalmayacağım.

Bunların dışında sadece evde oturdum,bilgisayar başında.Dışarı 1 kez çıktım o da dündü.Yarın da yine o iki dostumla buluşacağım.Tatil bitsin istemiyorum ne kadar sıkıcı olsa da okul ortamı kadar olamaz.


Bilgisayarım 15 tatil boyunca çalışma masamda olcak sonra evine geri dönecek.