Tuesday, September 29, 2015

1 Mi 2 Mi? Hayatı Bir Zar Oyununa Çevirmek





Herkese bir düşünce yazısından merhaba!

 Bugün sizlere kendimi bildim bileli hayatı nasıl bir zar oyununa çevirdiğimi anlatacağım.Malum okullar açıldı,maraton koşuşturma zart zurtlar da başladı.Bu kadar hengamenin içinde bazen öyle anlar geliyor ki çok zor kararlar vermek zorunda kalıyoruz.İşte ben bu tip kararları alırken ve gündelik hayatta basit şeyleri çözüme ulaştırırken pembiş bir kumar oynuyorum! Nasıl mı?

Mesela sabah uyandım.Okula yürüyerek veya otobüsle gideceğim.Canım yürümek istiyor ama otobüsle gitmem yağmurlu bir havada daha doğru olacak.Hemen birine soruyorum ''1 Mİ 2 Mİ''.Aklımdan da yürüyerek gitmeye 1 otobüsle gitmeye 2 diyorum.O kişi ne derse uyuyorum.Kulağa biraz işsizlik gibi gelebilir ama hayır denen şeye inanan biri olarak bana ilahi bir şey gibi geliyor ^^ Abartıyor olsam da güzel bir şey güzel.

Her işin olduğu gibi bunun da bir faydası var.Çok sıkıntılı zamanlarda bile bu pembiş kumarı oynayarak eğlenebiliyorum.Bazense gelecekte olacak şeyleri kendime sorarak zar,para vb. atıyorum.Tahminlerde bulunuyorum.Çoğu şeyi de tahmin edebiliyorum,ciddiyim!

Belki de özel güçlerim falan var..AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİNE DUYRULUR.


Hayatınızda uygulayabileceğiniz açık,net,saf  bir eğlence önerisinde bulundum.Deneyin karar verin ^^

Dipnot:Her kararda da deneyip uymaya falan kalkmayın.Sonra kötü sonuçlar alırsanız demedi demeyin..

                             

Saturday, September 26, 2015

SILAYLA BULUŞTUK!/Günlük Kıvamında #10


Evet 2. kez bu-luş-tuk!Her şey o kadar güzeldi ki,o kadar mutluyduk ki..

Öncelikle biraz Sıladan bahsetmem lazım sanırım.Biz 2 yıl önce Lady Gaga konserine gidemeyen 2 üzgün little monster olarak tanıştık.Konserden başlayan sohbet koyulaştıkça koyulaştı ve biz her gün saatlerce konuşur,dertleşir olduk.Ondan sonra da ''Can dostu''

Sıladan bahsettiğime göre bu güne gelebilirim.Saat öğleden sonra 01:00'da buluşacaktık.11'de kalkıp hazırlandım,buluşacağımız saatte de anca vapurda oldum.



İzmir güzel bir yer o.o


İlk önce Starbucks'a heyecanımızın yatışması ve biraz da sohbet etmek için oturduk.Gerçi her şeyimizi harfi harfine bildiğimiz için çok farklı şeyler de konuşmadık :D

  

EL SALLA LİSELİ

Sonra fark ettik ki biz bütün gün oturursak zaman boşa gidecek kalktık Alsancağı turladık,fakat biraz gazımızı alamadık sanırsam çünkü şuanda ayak denen bir organım yok..


Tatlı bir mekan


Korku filminden fırlamış bir kilise artı önün geçip ergenler gibi poz verelim mi esprisi


Meydan,güzel fakat bayram nedeniyle pisti galiba :/



Fazla inceleyemeden fotoğrafını çektiğim mükemmel heykel






Bunlar gibi  birçok başarılı grafiti vardı




Ve bir diğer zaafım tatliş eski evler ^^


Şimdi sıra bizim mütüşlü fotoğraflarda!(85437543509 tane çektirdiler  4 tane seçtiler)



Bizim en sevdiğim fotoğraf oldu diyebilirim.Birkaç güzel yazı ve hazır!




Çimlere uzanan bir koyun yavrusu 


Gider ayak bir fotoğraf (AĞLAMAK MI YOO)

Ve profil fotoğraflarımız.(10 DAKİKA SONRA KÖPEK KOVALADI)

YA O ELİM NE ?

Bakalım atılacak başka fotoğraf var mı ımmmmmmmmmmmm yok galiba..

İşte buluştuktan sonra biraz ağlamaklı vapurla kuzenimle buluştum ordan teyzemlere.Bazen düşünüyorum da Çanakkale'de her gün onlarca insan görüyorum ama asıl ihtiyacım olan insanlar yanımda değil.Belki de bu benim sınavımdır..

Hayat devam ediyor,okul da geliyor....(Hatırlattığım için üzgünüm,kızmayın)

Görüşürüz xoxoxox

Hooop en önemli fotoğrafı unutup geldim!Alın size bir kawai dolması:


<3























Friday, September 25, 2015

İzmir'deyim!/Günlük Kıvamında #9


 Herkese Merhaba!

 Bahsettiğim gibi 5 saatlik bir yolculuktan sonra İzmir'e geldik.VE YARIN SILAYLA BULUŞUYORUZZZ (ALKIŞŞŞ).İlk önce bazı plansızlıklar yüzünde buluşamıyorduk fakat çözüldü,şükürler olsun...

 Yolculukta geçtiğimiz yerleri çekme geleneğimi bir kez daha gerçekleştirdim ^^


Çanakkale çıkışı


İzlemeye doyamadığım bulutları görmeye başladım!


Yaklaştık...


Havanın bulutlu olması>>>


Başımı yaslayıp bulutlara anlam yüklediğim dakikalar


Ya sen bulutsun ne bu Johnny Bravo pozları?


Aliağaya vardık


Bari birkaç fotoğraf yakalayayım


Heykeller ve heykelcikleri yol boyu gördüm.Hepsi el emeği,göz nuru;bayıldım.


Kısa bir uyku ve sonunda İzmir!

Daha sonra abimin valizlerini boşaltmak için yurduna,Buca'ya gittik.Ordan da teyzemlere..



  

Teyzemlerin evinin en sevdiğim yeri xoxo


***

Yarın için bize şans dileyin,bir aksilik çıkmadan 2. kez sağ salim buluşalım.Beklemede kalın /^_^/








Wednesday, September 23, 2015

Kapalı Hava,Monoton Hayat/Günlük Kıvamında #8


 Abimi Üniversiteye bırakmamıza son iki gün,sözde 2 yaşanmışlıkta ömür boyu arkadaşım olan;internetten tanışmış olduğum dostum Sıla ile 2.kez buluşmamıza 2 gün!Buruk bir heyecan,mutluluğum var diyebilirim. ( ^_^)

Bu sabah abimle beraber son kez sürekli olarak kahvaltı yapmaya gittiğimizi ''Manzara Restorant'a'' gittik.Hava biracık soğuk ve sisliydi.Kış resmen geliyorum diyoooor.


Mekan isminin hakkını veriyor.


Sadece hava ne kadar sisli göstermek istemiştim :&


''Yağmur yağıyor,yağmur bakıyor;Anıl camdan aval aval bakıyooor''

Günün devamında saçımı kestirmek için berbere gittim.Gerçekten  saçlarım çok şekilsiz ve çirkindi,kurtulduğum için mutluyum ama çok da memnun değilim :/ bakınız:



Tumblrda biraz gezinince ders çalışma isteğim geldi ve tekrarın tekrarını o.o yaptım.(9. Sınıf için Fizik&Biyoloji)


Muji kalemim bu aralar faforim ^^

İşte böyle monoton bir gün daha bitti *_*


Mutlu,huzurlu,sağlıklı kalın!Hoşçakalınnnn^^







Monday, September 21, 2015

Debbi Mocomber Mucizeler Dükkanı Serisi/Favori Kitap Serim


 Kitap önerileri yazılarına kısa bir aradan sonra favori seri kitabımı ve yazarı anlatarak başlatmak istedim.

Mucizeler Dükkanı serisiyle 5. sınıftayken,yaklaşık 4 yıl önce,bir dershane arkadaşım sayesinde tanıştım.Bana serinin ilk kitabını boş bir derste vermişti.Ben de göz gezdirmek için ilk başta okuyor gibi yapmıştım.Kitabın bende kalabileceğini söyleyince de evde okumaya başladım.Öylesine almış olduğum o kitabın hayatımı değiştireceğini bilemezdim.Belki de büyük bir söz ama gerçekten böyle,bu seri ve bu yazar her kitabında benim hayatımı  bir nebze de olsa değiştiriyor.


Şu zamana kadar biriktirdiğim,size göre kitap benim için hayat olan seri :')

Serinin genelinde biyografi ön planda.Baş karakter Lydia Hoffman,kanseri atlatmış;kitaplara ve örgü örmeye aşık bir kadın.Ablası ile beraber alzaymır olan annelerine bakıyor.Kanseri 2. kez atlattıktan sonra Blossom Sokağında bir tuhafiye dükkanı açıyor.Üst katta da kedisiyle beraber yaşamaya başlıyor.Bir gün parlak bir fikirle örgü kursu vermeye başlıyor.İşte hikayede bu kursların başlamasıyla gerçekleşiyor.

Yazar bu örgü kursuna gelen kadınların her birinin hayatını,kesişme noktalarını anlatıyor. Jacaqueline Donovan,Carol Gırard ve Alix Townsend ile başlayan serinin ilk kitabı Blossom sokağındaki farklı hayatları,farklı hayatların kesişmesini ele alarak seri halinde devam ediyor.Yani resmen bir sokakta yaşanan farklı hayatları tek tek izliyorsunuz diyebilirim.Mesela 8. kitaptayım ama hala Alix Townsed'ın hayatınından haberdar olabiliyorum.Yazarın bu birleştirici gücü olağanüstü.

Serinin okuduğum kitapları:


1.Küçük Mucizeler Dükkanı:

Serinin ilk kitabı.Yukarıda bahsettiğim gibi bana umut ve azim aşıladı.



2.Bir Yumak Mutluluk:

İlk kitapta olan karakterlerinin hayatlarının nasıl değiştiğini,yeni hayatlarını anlatan kitap.


3.Bir Dilekle Başladı Her Şey:

Serinin favori kitabım.En zor dönemlerimde,mutsuzken okuduğum bir şeyler öğrendiğim kitap.Bana hayatta bazı şeylere karşı toleranslı olmamı ve her zaman hayallerim için inatçı olmamı hatırlattı.


4.Küçük Mucizeler Dükkanına Dönüş:

Değişen hayatlar yeni katılımcıların eşliğinde devam ediyor :)


5.Sevginin Son Dileği:

Hayatı,karısının ölmeden önce ona vasiyet verdiği şeyle değişen bir adamın hikayesi.Sonu beni ağlatmıştı.


6.Yeni Başlangıçlar Mevsimi:

Yeni mevsimler,yeni karakterler,yeni gelişmeler ve bitmeyen umutlar :)


7.Çiçeklerimi Rüzgara Verdim:

Serinin bir diğer favori kitabım.3 Kuşaktan 3 kırılmış kadının macera ve aşk dolu yolculuğu.Bu arada serinin en heyecanla ve hızla okuduğum kitabı :)

8.İyi ki Geldin:
Hayatının baharında kendini işine adamış bir kadının işini kaybettikten sonra geri toparlanışını anlatan bir kitap.Bana hayatta sadece okuldaki başarının olmadığını hatırlattı.

Yazdığım kitapların arasında kütüphaneden okuduğum daha sonra alacaklarım da var.(2.Kitap Bahçemde Yeşeren Umutlar...)

İşte özetle hayatımı değiştiren kitap serisi bu. Ayrıca Debbie Mocomber'ın yeni serüvenlere yelken açtığını duydum,izindeyim Debbie;sen yaz ben okuyayım..










Sunday, September 20, 2015

Anime Dünyası Hakkında


 Japonya'ya ilgim uzun zamandır var.Animelerle de çok küçükken abimle izlediğim Naruto ile tanıştım.Küçükken bana karışık ve saçma gelseler de büyüdükçe animelerin içinde yatan saf dünyaya bağlanmaya başladım.

Gerçekten her animenin içinde saf bir dünya yatıyor.Bizim dünyamızdaki kötülük,fesatlık,kibir hiçbir anime karakterinin içinde,kötü karakterler dışında,yok.Mesela iki arkadaş kavga ettikten 5 dakika sonra biri hemen özür diliyor,sevgilerini birbirlerine ifade ederken utangaç ve içtenler..gibi şeyler.

Bunlar da beni gerçekten etkiliyor.Her anime izledikten sonra dünyaya daha farklı bakmaya çalışıyorum.Yani animeler bana dünyada güzel şeylerin olduğunu hatırlatıyor.Hiç kopmayan aile bağları,dostluklar,kitaplar,belki bir fincan kahve..bir şeyleri sürekli beynime dan ettiriyor işte.

İzlediğim animelerin hiçbirini birbirinden ayırt edemem ama bir tane favori seç derseniz..bir dakika yazmaya çalışacağımmmmmmm...2 tane olsun muuuu?^^ teşekkür ederim :) ''Ano Hana'' ve ''Gosick'' derim.

İki animenin de ortak özelliği konularında saf dostluğun,sevginin ve dramın yatması.Ano Hana'da Menma-san'ın arkadaşlarını ne olursa olsun bırakmaması,onlara kırılmamaya çalışması;kırılsa bile sadece masmavi gözlerinin dolması;Gosick'de Victoria-san'ın ne uğruna olursa olsun saatlerce uçurumda düşmemesi için arkadaşının elini tutması...bunlar beni hıçkıra hıçkıra ağlatan şeyler.




Bizim dünyada ise en küçük kırgınlıklardan büyük dostluklar bitiyor.Çünkü anime karakterleri bizim gibi egolu ve kibirli değil.Affetmeyi,yardım etmeyi biliyorlar.

Umarım yıllar geçtikçe daha çok kişi anime izler ve oradaki davranışlardan feyz alır.

Çünkü dünyamıza daha çok anime karakteri lazım...