Thursday, March 31, 2016

Ruh Hali (Kötüsünden)


 Bu yazıyı yazasım yoktu ama bilgisayara gözüm dalınca aklıma bloğum geldi.İçimi dökmek bir iki şey karalamak istedim.

Pek iyi hissetmiyorum kendimi yazılılar,telaş,anlamsız mutsuzluklar derken hepsi damlaya damlaya ''göl'' oluyor.Yüzde yüz olmak hiçbir zaman amacım olmadı ama kendi potansiyelimin altında kalmak beni hep çıldırtıyor.Azla yetinebiliyorum ama benim ''azımla'' asla.

''Hiroşima'nın Çiçekleri'' kitabını bitirdim.Şu son haftam da geçsin de güzelce bir yazısını yazayım.Bazen sadece blogların içinde yaşayan asalak bir canlı olmak istiyorum.Düşünmemek,işlevsel olmamak sadece öylesine kelimelerin üstünde uyuklayarak mutlu mutlu yaşamak.

Halbuki daha kendime 1 hafta kadar önce ''ARTIK ÇOK POZİTİF BİR İNSAN OLACAĞIM'' demiştim bunun yanında da bir yazımda ''MUTLU OLMAYA ÇALIŞMA ÇABASI İNSANI MUTSUZ YAPAR'' demiştim.Bunu değişken ruh halime ve bir türlü kalıbına oturamayan ruhuma veriyorum.

Şimdi  Kafka'nın ''Dönüşüm'' kitabını okuyup kendime hazırladığım buz gibi Frappe'yi içeceğim.

Halimi bir görseniz..aranızda para toplayıp ''moral'' alırsınız.

Sizleri seviyorum

Bugün elime geçen okulumuzun ''Düşün!'' adlı Felsefe dergisinden çok güzel bir yazı okudum.Bloğumu  daha önceden okuduğunu bildiğim İrem yazmış,şaşırmadım;yetenekli olduğunu biliyordum.O yazıdan manidar bir söz kaldı aklımda.Sizinle de paylaşmak istiyorum.

Yazının Adı: ''Dikkat!İçerde Kitap Var''

''Kitap bencil bir dosttur,sizi öyle sarar ki bir daha asla bırakmaz.Sadece kendisiyle ilgilenmenizi ve başka hiçbir arkadaşınızın olmamasını ister.''

Yazan: İrem Kosa





Sunday, March 27, 2016

#PrayForPakistan

Nasıl bir zihniyet lunaparkta çocukların,kadınların içinde bomba patlatabilir ki?

Korkuyorum bu dünyadan,kendimden çok çocuklar ve onların gelecek için kurduğu hayaller için.Dünya artık doğuya kulağını,gözünü kapatıp batıyı ajite etmemeli.Ölen insansa ve eğer herkesin vicdanı varsa bu saldırıların olduğu yerlere eşit yardım,destek verilmeli.Yıllarca ülkeleri sömürülen bu insanların hala çektiği acılar içimi parçalıyor ve sinirlendiriyor beni.


Emperyalizm,terörizm kanlı ellerinizi çekin artık mazlumun üstünden.

Haftanın Güncesi #12


 Üzerimden kamyon gibi geçecek 2 hafta geldi çattı :(

Bilmiyorum sadece benim şanssızlığım mı ama yazılılar yaklaştı mı bütün mutluluğum,motivasyonum düşüyor.Yazılılardan önce veya sonra da maksimum oluyor.Ne kadar ters bir ruh halim var yahu!

Çok canı sıkılma diye bir hastalık var mı dün resmen araştırdım.Okulda,evde,dışarda saniyede bir sıkılıyorum ofluyorum.Okulda özellikle.Böyle resmen bacaklarım uyuşuyor sıkıntıdan.Dersleri dinliyorum;bir kulağım hocada oluyor ama gözlerim tamamen saatte oluyor.Yaz da yaklaşmışken bu durum hiç iyi olmadı artık yerimde duramam çığlık falana atarım.Yeni uğraşlar edinmem lazım kalemli kağıtlı olmayan bir şey..yüzmeye tekrar dönmek gibi veya çok daha farklı bir hobi.

Yine de dümenleri kötü ruh halimin eline vermek yok!


Cuma olacak,sonradan iptal olan,Japonca sınavına evde ana derslerimi çalışabilmek için okulda göz atmıştım.

Bu aralar telefon bağımlısı oldum çıktım.Daha sabah gözlerimi açmadan alarmı kapatıp gözüm kapalı wifi açıp instagrama giriyorum :( bir görseniz o hallerimi trajikomik.Bir de telefon bağımlı arkadaşlarıma ''Uf salak mısınız kapatın gitsin.'' derdim.Büyük konuşmamak lazımmış.Telefonumda 3 aydır mı ne paket de yoktu,ihtiyaç duymuyordum.Şimdi hat değiştirince internet paketi cart curt da yapıldı artık gün boyu kafam telefondan kalkamaz.Bu yüzden kitap okumaya ekstra bir özen göstereceğim,en büyük dostumun bana yardım etme zamanı geldi.

İşte böyle yazılılardan önceki ruh halim.Kafam allak bullak,vücudum yorgun ama içim her şeye rağmen pozitif olacak bir şeyler buluyor.Eğer beynim izin verirse ^^

Yazılı haftası başlayacak herkese başarılar,YAPACAĞIZ!

Yazılılara Nasıl Çalışıyorum: tık

Eğitim-Yazılılar İçin Motivasyon: tık  (Eski bir yazımdı fakat şimdi okuyunca kendi kendime motivasyon vermiş oldum ^^)

Saturday, March 26, 2016

Snapchat İle Cumartesi #1


 Bugünün özeti= B İ Y O L O J İ :(

Snapchat hesabım: umutlusalata


Günaydın


45. sayfadan 200'e kadar sorumlu olduğum sınava çalışmaya başlamak....başlayabilmek :)


Otoyol


Öğle yemeği,en sevdiğim kombin <3


Reblog zamanı ^^


Üşengeç bir insan nasıl cacık yapar?


Frida ile kapanış..

Şimdi de günün yorgunluğunu atmak için bir film seçip izleyeceğim

Haftanın Güncesinde,yarın,görüşürüz

xoxoxox

 BONUS: 


Beni instagramdan da takip edin: tık













Friday, March 25, 2016

Gece Çalışmaları


 Kahvem için kaynattığım suyun fokur fokur sesi kulağıma gelirken birazdan başlayacağım gece çalışmasını planlayacağım.

Her şey çok birikti.Proje,performans ödevleri,yazılılar ve kurslar.Hepsine ayrı ayrı mitoz bölünemeyeceğime göre benim değerli zamancıklarımdan çalmak gerekecek.Sabah da olurdu bu iş ama ben sabahları motivasyonlu olamıyorum sürekli dikkatimi bir şeyler veya birileri dağıtıyor.Ben de motivasyonlu,pozitif çalışmam gerektiği zaman dünyanın en sessiz olduğu saatleri,geceleri tercih ediyorum bkz: tık

Gece Çalışması Planlaması:


  • Uyanık kalabilmek için bir kupa kahve 
  • Dersleri genelde zaman kaybetmemek için önem sırasına koyarım:
  1. Matematik Proje ödevi soru yazımı + geçmiş dönemlerde çıkan soruların yazıcıdan çıkacak hale getirilmesi.
  2. Fizik Proje Ödevi için ''Elektroliz'' konusunun araştırılması + Deney için gereken malzemeleri listelemeç
  3. Geometri kuralların özet defterine çıkarılması + ödev testlerinin çözümü.
Bu gece yapmam gereken bunlar.Projeler çok zaman alacak gibi bu yüzden başa koydum ki eğer çok yorulursam 3. maddeyi sabaha erteliyebilirim.Sabah uykularım değerlidir bu yüzden ''öğlen'' diyeyim hatta  :)

Neyse bakalım ben yazarken su kendinden geçti!

Hadi bana şans dileyin şunların üstesinden geleyim xoxoxox


Wednesday, March 23, 2016

Gece Kuşluğu


Hiçbir zaman erken yatmayı seven bir çocuk olmadım.Küçükken bile annemlerin zoruyla ağlaya ağlaya yatağa giderdim.Giderdim gitmesine de uyumazdım.Bir o yana bir bu yana döner abimi uyandırmaya çalışırdım.''Abi uyudun mu...of salak hemen uyuyo..abiiii?!'' abim de benim aksime yatağa başını koydu mu uyudurdu.Hala dalgasını geçerim,ikimizin de bu huyu aynı,değişmeyecek.

Gece yaşamayı,üretmeyi,düşünmeyi seviyorum.Güneş bereket,güneş enerji,güneş mutluluk derler ama benim için enerji,mutluluk denince aklıma hep ay,yıldızlar ve karanlık gökyüzünün altında parlayan cadde ışıkları gelir.

Uykuyu seviyor muyum?Evet hem de çok.Ama uykudan daha çok seviyorum geceleri.Ne kadar uykum olursa olsun direnebiliyorum.Yok sağlıkmış yok oymuş buymuş...kafam dinlese kalbim istediğini yapıyor.Bir şekilde uyanık kalıyor ve gece iş başı yapıyor.

Çalışması da kendi çapında tabi canım.Hayaller kuruyor,geleceğini düşünüyor,dünyayı,ülkesini,arkadaşlarını,kırgınlıklarını...neden,nasıl bıkmıyor bilmiyorum.Bazen soruyorum ona da ''Acaba artık ışıkları kapatsak mı?Yoruldum.'' İnadından vazgeçmiyor.''HAYIR.Son bir düşüneceğim şey kaldı sonra uyursun.''

Beynine,kalbine söz geçiren var mı aramızda?

Gece kuşluğu deyince aklınıza Baykuşlar gelmesin hemen.Hani nereye giderseniz gidin karşılaştığınız kahverengi serçeler(kanaryalar) var ya,minicikler,onlar gelsin.

Çünkü gece kuşları diğerlerinden farklı değildir.Onlar da ağlar,güler,sevinir fakat pek göstermez sabahları,onun dünyası geceleridir.


İyi Geceler

(Günaydın)











Sunday, March 20, 2016

Haftanın Güncesi #11 (Güzel Haberler Var!)



   İlk kez bir haftanın güncesini bu kadar mutlu yazıyorum.Çok ama çok tatlı bir olay oldu.Tanır mısınız bilmiyorum ama İşte Benim Stilim yarışmacılarından Özden Cerrahoğlu diye diye biri var.Yarışmaya hayran olmamama rağmen sırf onun tarzı ve bana benzerliği için 2 sezon izlemiştim.Son sezondandan sonra da hayranlığım tavan yapmıştı.Dm'den son bir haftada 20 mesaj falan attım,içimden geldi beni görsün istedim ve oldu da.Buyrunuz;




instagram hesabım için: tık

Belki size çok ergence gelebilir ama beni ne kadar mutlu etti anlatamam.İlk gördüğümde az daha telefon elimden düşüyordu :')

En minik hayalinize bile inanın.

Güzel haberler bununla bitmiyor,Japonca kursuna hiç aksatmadan gittim bu hafta(ALKIŞ).Hocamın söylediğine göre gittiğim gençlik merkezinin bizim sınıfı Japonya'ya gönderme planı varmış.Onu duyunca da kendimi yere düşürüyordum ^^ fakat kesin değilmiş,bir sınav olacakmış sonrasında ilk 4 veya 2 Japonyaya kursa gönderilecekmiş.Eğer kesinleşirse ben her şeyi bir kenara bırakır oturur Japonca çalışırım.Bu fırsatı hiç kaçırmak istemiyorum,umarım bize böyle bir şans verirler.Seneye de A2 seviyesi için talep etmemiz lazımmış,Japoncamı lise hayatım boyunca normal dersimmişçesine  devam ettirmek istiyorum.Sınıfça örgütlendik,açtıracağız devam da edeceğiz! ^^

Bir diğer küçük ama mutlu haber ise ''OKUYACAK ÇOK KİTABIM VAR!'' Anneciğimin kitaplığı sağ olsun ne ararsam buluyorum.Önceki yazımda önerdiğiniz ''1984'' George Orwell kitabı da varmış.Zaten Hayvan Çiftliğini de annemden almıştım.''Hiroşima'nın Çiçekleri'' kitabını bitirdikten sonra mutlaka okuyacağım.Bu arada Hiroşima'nın çiçekleri de çok özel birinden hediye,bahsedeceğim ^^

''Yazılılara Nasıl Çalışıyorum?'' yazısından sonra motivasyonum bir tık arttı.Bunun bir diğer sebebi de artık kendimi ''motivasyonlu'' olmak için zorlamamam galiba.Çünkü fark ettim ki kendime çok yüklendiğimde dibine kadar sıkıştırılmış bir yayın önüne konulan top gibi fırlıyorum.Bunu ilerlemek gibi düşünebilirsiniz ama bana göre tamamen kontrolsüzlük.Minik adımlarla büyük işler başarmak çok daha zevkli ve tatmin edici.

İlk kez bu saatlerde blog yazıyorum sanırsam.Duş aldım,ders çalıştım,uyku için hazırlandım,bloğun başına oturdum.Çok güzel bir hismiş verimli bir günün ardından yazmak,bunu daha sık yapacağım.İnsan sanki karnı doyuyormuş gibi hissediyor.


Haktan bana bugün bir fotoğraf attı ''Aynı sen'' yazarak.


Halide Edip Adıvar'ı sevmeme rağmen böyle mükemmel bir sözü olduğunu bilmiyordum.Beni tanıdığı ve bu sözü benle paylaştığı için Haktan'a da teşekkür ederim :') Bu sözü hayatım boyunca unutmayacağım.

Daldan dala atlayarak yazdım bu yazıyı biliyorum..unuttuğum şeyler oldu ve onları bloğu yayınladıktan sonra hatırlayacağım bunları da biliyorum...

Ben iyiyim,iyileşiyorum,olgunlaşıyorum içimdeki bazı kırık parçaları oturtturmaya başlıyorum.Adımın hakkını vermem gerekiyor ama değil mi o kadar umut,hope mope dedik :')



Saturday, March 19, 2016

Hayvan Çiftliği-Kitap (Gündem)


Şu zamanlarda bu kitabı okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.Resmen yakaladığım zamanlama gündeme nokta atışı oldu.Sömürgeci yönetim,ezilen çalışanlar,her şeye rağmen 3 maymunu oynayan cahil kesim.Günümüzdeki toplumlardan tek farkı burası bir Hayvan Çiftliği.

George Orwell romanını 1940'lardaki ''reel sosyalizm'' 'i eleştirmek amacıyla yazmış.Kitabın konusu her ne kadar basit olsa da anlamı olarak oldukça derin ve düşündürücü.

Bir ahır dolusu hayvan önderlerinin veda konuşmasından sonra kendilerini karın tokluğuna çalıştıran insanların sistemine karşı ayaklanmaya karar verir.Toplanırlar,örgütlenirler ve başlarındaki sömürgeci sistemi bir hamleyle devirirler.Daha sonra da devrimler yapmaya başlarlar bu devrimlerin ilki kendilerinin belirlediği 7 emirdir:

1. İki bacaklı canlılar bizim düşmanımızdır
2. Dört bacaklı canlılar dost ve mütefikimizdir.
3. Hayvanlar asla giyinmeyeceklerdir.
4. Hayvanlar asla yatakta yatmayacaklardır.
5. Hayvanlar asla içki içmeyeceklerdir.
6. Hayvanlar asla hayvanları öldürmeyeceklerdir.
7. Bütün hayvanlar eşittir.


Bütün hayvanlar başlangıçta bu kurallara harfiyen uymaya özen göstermiş göstermeyenleri cezalandırmıştır.Her şey güllük gülistanlık devam ederken çiftliğin içinde önderlik eden 2 domuzun (Snowball ve Napoleon) fikir çatışmaları sonucu bir bölünme,kargaşa yaşanır.İşte hikayenin vermek istediği mesajlarda bu bölünmeden,daha doğrusu Napoleon'un el koyduğu hükümdarlıktan sonra başlar.


Kitaptan anladıklarımı tek bir cümlede toparlarsam;

''Yönetim başına kim geçerse geçsin istediği tek bir şey vardır; güç,gerisi yalan.''



Dipnot: Eğer bugün yaşananlara siz de hala anlam veremiyorsanız şu kitabı bir okuyun derim.


''Hepimize SABIR diliyorum.''



Friday, March 18, 2016

Kedi&Köpek Sevgisi-Corci'ye Özlem


Kediye köpeğe ota toza tüye alerjili doğmuş biri olarak bazen sınandığımı hissediyorum.Evimin içinde benim enerjimi yerine getirecek,benim ona ev sahipliği yapabileceğim tatlı bir kedi istiyorum ya da bir köpek.Eskiden bir köpeğimiz vardı adı Corciydi.Pitbul kangal karışımı iri yarı tüysüz kahverengi bir köpekti.Minicik bedenimle koşar sarılır çimlerde kendimi kovalattırırdım.Şimdi olsa yanına yaklaşmaya tırsarım orası ayrı :') 

Apartmanımızın altında besliyorduk.Anamur yazlık bir yer olduğu için birçok kedi köpek vardı.Fakat sorunlu ve pislik insanlar galiba sadece bizim binamızda yaşamış.Bir gece Corciye karşı komşumuz olacak,şüphelenmiştik çünkü adam daha öncede başka hayvanlara saldırıyordu,pislik herif tırmıkla vurmuş.

Hayvancağızın sırt kısmında kocaman yarıklar oluşmuştu,hala içim gidiyor.Babam tedavi ettirdikten sonra eve alamayacağımız için hemen bir iki hafta sonra Adanadaki bir barınağa gönderdi.Giderken naptı biliyor musunuz?Büyük insan gibi ağladı.İçinde bulunduğu arabanın camlarına vurdu.Ah ya şimdi bile düşününce içim parçalanıyor.Ailecek hüngür hüngür ağlamıştık.Acaba affetti mi bizi Corci?Biz sadece onu korumak istemiştik.

Sonra haberlerini aldık ki bir pitbulla evlenmiş ^^  ve 7 tane yavrusu olmuş :D Bu aralar tekrar sahiplenmek istiyorum bir evcil hayvan.Annemlerin başının etini yedim.Onlar da istemiyor değil ama hem alerjimiz hem de bakımından çekiniyorlar.Haksız da değiller sonuçta o da bir can alınıp satılcak heves alınacak bir şey değil.Valla şöyle bir kedim,köpeğim olsa içimdeki sevgi tamamlancakmış gibi hissediyorum.Nerde bir hayvan görsem ''ANNE BAK ANNE BAK'' diyorum çocuk gibi.İstiyorum işte ya hem de çooook :') <3


Gifteki yazıyı anca fark ettim.
''Seni özlüyorum''


Dipnot: Hayvanlar ''alınacak'' bir mal değil ''sahiplenecek'' canlardır.Bu yüzden onları pet shop'lardan almak yerine barınaklardan sahiplenin.

Thursday, March 17, 2016

Yazılılara Nasıl Çalışıyorum?




''Nasıl Ders Çalışıyorum?'' yazısından sonra seveceğinizi düşündüğüm,ona paralel bir yazıyla sizlerleyim!

Malum yazılı haftaları stresiyle,yorgunluğuyla gümbür gümbür geliyor.Benim yazılılarım 25'inde başlıyor ve 1. döneme nazaran konular çok daha fazla bu yüzden bu yazıyı yazarak hem kendime hem de sizlere bir yön göstermek,motivasyon sağlamak istedim.Hepsi benim kendi yöntemlerim umarım size de uyar :)


Ben yazılılara 1 hafta önceden çalışmaya başlıyorum;
  • Planlama:
Yazılı takvimine göre gün gün hangi dersleri çalışacağımı belirliyorum.


Planner'ım.


Sevdiğim sayfalardan.

Dersleri gün yerine zorluk derecelerine göre de ayarlayabilirsiniz.Mesela Dil derslerini yazılılardan çok önce çalışıp aradan çıkarıp Matematik gibi uğraş isteyen derslere 2-3 gün ayırabilirsiniz.Bu tamamen sizin hayatınıza göre değişebilecek bir durum.

Dersleri günlere veya zorluğa göre ayırmayı hallettikten sonra gelelim ''çalışma'' kısmına;
  • Yabancı Dil Derslerine Çalışma:
Benim en rahat olduğum yazılılardan başlamak istedim.

Dili bir ders olarak görmezseniz size çok daha basit gelecektir.Grammar konularını saymazsak eğlenceli bile bulabilirsiniz.Ben dile 3 farklı bölüme ayırarak çalışıyorum:

           1.Kelime Çalışması: 



Bu kelime kavanozlarımı ''Hazırlık Sınıfı'' hakkında yazdığım bir yazıda da göstermiştim.

O hafta hangi dil yazılım varsa onun kelimelerini ünite ünite farklı renk kalemlerle yazıp ilgili kavanoza atıyorum.Ezber seviyenize göre tekrar edin derim.Ben ezberime güvendiğim için yazılıdan önceki gece bir iki kez okuyorum,yetiyor.

Eğer derseniz ben kavanozu nerden bulacağım Anıl?

Elinizde boş veya müsvedde olarak kullandığınız defterleriniz vardır.İşte onlar yazılı haftanız en büyük yardımcınız olacak.Yabancı kelimeleri türkçeleriyle üşenmeden defalarca yazın.Hepsini 2-3 kez yazdıktan sonra hala aklınızda tutamadığınız bir kelime varsa onu 5-10 kez yazın.Gerçi buna gerek bile kalmayacak çünkü yazmak dil öğrenmedeki en etkili yoldur.


              2.Dil Bilgisi Çalışması:

Herkesin en çok zorluk yaşadığı konu olsa gerek.Benim de dilde en sevmediğim şey.Fakat bir o kadar da basit bulduğum.

Dil bilgisi çalışırken kelimenin aksine fazla ezber yapmaya çalışmayın.İlk önce türkçede bu neyin karşılığı diye bir düşünün.Türkçede karşılığı olmayan İngilizce grammar'ler de var biliyorum ama siz yine de onun karşılığını beyninizde oluşturarak o dildeki amacını anlayın.

Mesela Past Pefect'i ele alalım:

Formül: Subject (I,you,we,they,he,she,it) + Had/Hadn't + Past Participle (V3) .

              Had/Hadn't + Subject + V3 ?

Türkçedeki karşılığı: miş'li geçmiş zaman.

İpucu: Past Simple'la kurulan cümlelerdeki olayların öncesinde gelişen durumlar.

Ben grammar kurallarını kafamda bu şekilde formülize ederek hazırlık sınıfından beri kullandığım deftere yazıyorum.Grammar konularını ne kadar kolay bulursanız bulun ''yazın'' çünkü bazen minicik bir şeyi unuttuğunuzda hepsi boşa gidiyor.

Bonus: Grammar konularını çok basit ama mükemmel bir şekilde anlatan bazı benim takip ettiğim youtube kanalları:

English Grammar Spot (tık)

Anglo Link (tık)

Holmwood's Online Learning (tık) Favorim

                    
                3.Okuma-Yazma-Dinleme Çalışması:

Benim dil çalışırken en sevdiğim şey okuma,yazma ve dinleme çalışmalarıdır.Bunları yaparken gerçekten dili öğrendiğimi hissederim.Net şu şekilde çalışın diyemiyorum çünkü çalışılacak değil hayatınıza sokacağınız bir şey.Etrafınızda gördüğünüz ingilizce şeyleri,ders kitaplarınızı,normal kitapları okuyun; ingilizce alt yazılı dizi,film izleyin; kendi kendinize denemeler yazın.Yapın işte bir şeyler bu tamamen sizin özverinize bağlı :)

  • Sayısal Dersler:
Çoğu öğrencinin korkulu rüyası Fizik,Matematik.Ben Matematikten değil de Fizikten biraz korkuyorum.Aslında çok şahane bir ders.Gerçekten hayata dair bir şeyler öğrendiğimi hissediyorum fakat teorik kısmını okulda pek iyi bir şekilde öğretildiğini söyleyemem.

Sayısal derslerde yazılıya çalışma yelpazesi biraz geniştir.Eğer öğretmeniniz belirli bir konu aralığı veriyorsa okul defterinize yoğunlaşın,eğer her şeye çalışın diyorsa okul defterinizin yanında bol bol konularla ilgili testler de çözün.

Ben şanslıyım ki matematik öğretmenim defterimizi esas alıyor.Yazılıdan 1-2 gün önce defterimdeki soruları çözümlerini kapatıp kendim çözmeye başlıyorum.İlk konudan sonra konuya geldiğim zaman yapamadığım soruları boş bir kağıda yazıyorum ve ya özel hocama ya da okul hocama soruyorum.Böylelikle defterdeki bütün soru tiplerini kavramış oluyorum.İşin formül kısımlarını da başka kağıda geçirip sözel gibi ezberlemek yerine sorular üzerinden anlıyorum.



Fizik çalışmak adına ise tek yapabileceğim:



  • Fen Dersleri:
Bu aralar en sevdiğim ders Kimya ve Biyoloji adına sorunum yok.Genelde anlayarak ezberlemeye,formül çıkarmaya çalışıyorum.Notların özetini bütün ders özetlerimin içine yazdığım dönemin başından beri kullandığım bu emektar deftere yazıyorum :') 


1.Dönemden sayfalar:


Biyoloji


Kimya

Yazılılara çalışırken olabildiğince kısa ve akılcı notlar alıyorum.Açıkçası her şeyi yazıp hiçbir şey anlamamak yerine her şeyi kısa kısa ve anlaşılır kılmak çok daha mantıklı.

  • Sosyal Dersleri:
Tarih <3 Coğrafya :(

Tarihe yazarak ve okuyarak çalışıyorum.Çok sevdiğim ve bir o kadar basit bulduğum bir ders bu yüzden pek bir şey diyemeyeceğim.Okuyun,önemli kısımları not alın ve bir hikaye gibi görmeye bakın.Sanki okuduğunuz bir kitaptan size sorular gelecekmiş gibi düşününün.

Coğrafya en nefret ettiğim ve düşük not aldığım ders.Aslında eğlenceli geçiyor bazen ama yine de bir türlü ısınamadım.Çalışırken hep görsele dayandırıyorum.Hem fazla okumak istemediğimden hem de daha akılda kalacağını düşündüğümden.


Duvarımda asılı olan bir mind-map

  • Sözel Dersler:

Kitap okumayı ne kadar sevsem de edebiyat dersini hocanın işleyiş tarzı bana çok manasız geliyor.Dil Anlatımı ise zaten ilkokula başladığımızdan beri görüyoruz.

Bu iki ders hakkında farklı ne önerebilirim bilmiyorum klasik bir şekilde okuyorum ve özet çıkarıyorum bu kadar :/



Galiba başka bir ders kalmadı.Şimdi ihtiyacımız olan tek şey biraz motivasyon.
  • Beni En Çok Motive Eden 3 Quote:





Hepinize başarılar dilerim!





























Monday, March 14, 2016

Umut-Yetmedi mi?


Elimde Türk kahvesi,sıcacık odamda isyan etmek beni utandırmıyor değil ama karalayacağım birkaç şey.

Daha kaç gün önce ''Geleceğimiz Çalınıyor'' diye bir yazı yazmışken,çok zaman geçmiş de olabilir fakat zihnimde taze,yine bir bombalı saldırı,yine ölen masum insanlar.En üzücüsü de ygs gibi zor bir maratonu atlatıp bir canavarın kurbanı olmuş genç bireyler.

Bugün sınıfta da tartışıldı bu konular.Genelde tartışmalarda sessiz kalanlar da çıkardı sesini.Diğer tartışmalar gibi olmadı ama,bu sefer herkesin dilinde tek bir sözcük vardı ''YETER''

Kim neyi istiyor neyin davasında çok açık ama bir o kadar bulanık ve anlamsız.Umarım terör akıttığı kanda boğularak tarihe karışır.Barış tekrar bizim olur.

Ha bir de umutsuz olmayalım olur mu?Özellikle de bunu yaşı benden büyüklere diyorum.Bize güzel bir ülke bırakmak için çalışmak,düşünmek yerine bizimle beraber ağlarsanız sizi nasıl affedelim?

Umut,bloglarımda sürekli geçen,şu dönemde de en çok ihtiyacımız olan şey.












Sunday, March 13, 2016

Haftanın Güncesi #10 (Duyuru)


 Takvim yapraklarından 7 tanesi daha bugün itibari ile eksildi.

Sanki 2. dönem daha hızlı geçiyormuş gibi hissediyorum,genel olarak mutlu ve memnunum.Her şey güzel ilerlemese de küçük şeylerle mutlu olmayı becerebiliyorum.Kendimi hep en kötüsüne göre ayarlamayı öğrendim başka bir deyişle.Bunu öğrenince de en minik şeylerle mutlu olmayı.

Haftayı diğerlerine göre daha verimli geçirdim.Bak en önemlisi Japonca kursuna kaç hafta sonra gittim,eksik notlarımı aldım.Çok konu işlemişler çok.Nasıl toparlarım bilmiyorum ama kendime dil konusunda güveniyorum anlamam zor olmaz.Dil demişken hani 15 tatilde bir yazı çeviriyordum ya onu 3 kez taslak düzeltme taslak düzeltme yapa yapa en hazır hale getirdim.Pazartesi öğretmenime teslim edeceğim ve kargoyla Ankara'ya göndereceğiz.Emek sarf ettim ama beklentimi sorarsan yok.Liseler arası bir yarışma ve Türkiye'de benden iyi olan bir sürü liseli vardır.Neden çabaladın diye sorarsan motivasyon ve tatmin olmak için.Galiba bütün her şey için durumum böyle bu aralar.

Depresifliğimi yazın buzlukta su dondurmama benzetiyorum.Sürekli bir bozan,bir alıp kullanan bir de sayısını arttıran oluyor.Garip olan da şu ki hepsinde de benim payım var.

Annemler pazartesi günü bana sürpriz yaparak bir Begonya aldı.Önceden orkidem vardı hatırlıyor musunuz?Ah benim canım orkidem kim bilir şuan hangi toprak altındadır,neye karışıp gitmiştir?.Az buz zaman geçirmemiştik tam 3 kez çiçek vermişti :') Bakalım Begonyam nasıl bir performans sergileyecek.Gerçi bu bana da bağlı;çiçeklerin enerjisi olduğuna inanıyorum.Konuşmadan,iyi sözden hepsi anlıyor.Konuşun,sevin,okşayın,güzel sözler söyleyin o da yüzünü size dönüp gülümsesin ^^


Başlıktaki duyuru kısmına geleyim.Yazılılar yaklaşırken önceden ''Okula Hazırlık'' serisi gibi ''Yazılılara Hazırlık'' serisi yapmaya karar verdim.Bu hem benim hem de okuyucularım için.Hepimizin bu dönemde motivasyona ihtiyacı var,ne demişler bir elin nesi var iki elin sesi var.Yapalım şu işi :)

Henüz yazıları düzene sokmadım ama başlıklar hazır.

Beklemede ve sağlıcakla kalın :)



Begonyamdan sonra masam daha da bir güzelleşti.Şu mind mapleri de yenilemeyi düşünüyorum.


Saturday, March 12, 2016

Limonlu Pastanın Sıradışı Hüznü-Kitap


Yılın 3. ayında 3. kitabımda bitmiş bulunmakta!


Rose 9 yaşındayken bir sabah annesinin yaptığı limonlu pastayı tattığında pastanın tadıyla beraber annesinin duygularını da anlamaya başladığını keşfediyor.Eee böyle bir özelliğe sahip olduktan sonra hayat artık onun için zannımca daha da anlamsızlaşıyor ve zorlaşıyor.Ailesinin arasındaki parçalanmayla ufacık yaşında baş başa kalıyor.

Açıkçası kitap sağ gösterip sol vuran cinsten.Arka kapağını okuyup fantastik bir şey beklerken (ki bu yüzden almadım) okumaya başladıkça kendinizi gayet monoton geçen bir yaşam öyküsünün içinde buluyorsunuz.İlk 20-25 sayfa saçma buldum,hatta okumayacaktım.Sonra fark ettim ki  bu kitap beni etkilemiş.Yediklerime dikkat eder,yapan kişileri süzer olmuşum.Fark ettiğim gibi de elimden düşürmeden 3-4 gün içinde yalayıp yutmuşum.

Ha bir de kitap aklıma şöyle bir soruyu taktı.''Acaba dünyaca ünlü gurmeler de Rose gibi yemeği yapan kişilerin,fabrika malı olsa bile,duygularını;içindekileri anlayabiliyor mu yani onlar da özel bir yeteneğe sahip olabilir mi?''

Neden olmasın? 


Kitabı daha çok okulda okudum.

DİPNOT:Önceden olduğu gibi yan sütuna ''Şuanda Ne Okuyorum'' kısmını ekledim.Bakabilirsiniz :)


Thursday, March 10, 2016

Kendine Karşı Kibar Olmak


Üzerine fazlaca düşündüğüm,denediğim geçen sene İngilizce bir sunumunu bile yaptığım ama başaramadığım bir konu.

Gün içinde insanları kırmaktan sürekli korkuyoruz aman şunu dersem ayıp olur mu şuna ne tepki verir falan filan.Ama hiçbir zaman bunu kendimiz için düşünmüyoruz.''ÇOK ÇİRKİNİM YA OF'' lak diye suratımıza suratımıza söyliyiveriyoruz.Birine karşı desek ya ağlar ya sinirlenir.Eee bizim içimizdekinin canı yok mu?

İşin vicdani kısmına da bakarsan ÇOK şeye sahibiz.El kol bacak parmaklar gözlerimiz.Birçok insanda olan ama bir çoğunda da olmayan şeyler.En çok da şükredilmesi gereken onlar,güzelliğimiz,saçımız başımız değil.

Kendimi sevmeye daha çok çalışacağım artık ya.Çünkü sahip olduğumuz her şey ama her şey tek kullanımlık ve ben de fırsatları kaçırmayı seven bir insan değilim ^^ Ya siz?

Bu aralar ruh halim içindeki savaşları bloğuma taşıyorum.
Kısa kısa yazılar,derin anlamlar ve düşünceler.
Bakalım bu gidişatı ne tür bir yazı bozacak :)


Kendisini beğenen ama övgü için beğenmiyormuş gibi yapanları da unutmayayım:


Wednesday, March 9, 2016

Mini Rapor


Gano kahveleri giden uykularımı geri getirdi.Artık uykum geldiği zaman gözlerimi kapatıp rüyalara dalabiliyorum.Ne kadar sürer bilmiyorum ama kendimi bir tık daha dirençli hissediyorum.

Fakat normal insanlarda uykuyla motivasyon doğru orantılı olurken ben de tam tersi.Gerçi 2 okul sınavının birinde 1. diğerinde 2. olmuşum ama puanlarım istediğim gibi değil.Bir an önce düzenli çalışmanın bir ucundan tutmam lazım.Yazılılar yaklaşırken koy verirsem emeklerim,stresli zamanlarım hepten boşa gidecek.

Bunları gözüme gözüme sokmak için bloğuma yazmak istedim.

Sevgili kendim,

Güzel UYU

Düzenli ÇALIŞ

Kendini ÜZME

Üçü bir arada olmasa da en az 2'sine uy,olur mu?

BOL ŞANS.


Sunday, March 6, 2016

Billy Elliot-Film


 2016 benim için efsane filmlerin yılı olacak gibi.Her izlediğim filme ''BUNU NASIL DAHA ÖNCE İZLEMEDİM!'' diyorum.Bu listeye Billy'nin hikayesi de eklendi.

Boks yapmak yerine baleyi tercih eden toplumunun ''erkek'' anlayışına tepki olarak doğan çocuk.1984 İngilteresi grev yapan madenci abisi ve babası,hasta büyük anne ve o çok küçükken hayata gözlerini yummuş,ruhu evde hala hissedilen bir anne.

Billy'nin başarı öyküsü,yaşamı beni çok etkiledi.Toplumun kurallarını yıkarak başarılı olan insanlara hayran oldum her zaman.1980'lerde o kadar yobazın içinde bale yaparak başarılı olan sadece 11 yaşında bir çocuk ne zengin ne mutlu ne de başka bir şey sadece yeterince cesareti&isteği var.

Fakat o zamanlarla şu anı kıyaslayınca hiçbir fark göremedim.İnsanlar bugün de hissettiklerini söylemekten çekiniyor.Maalesef ki suçlu yine içinde bulunduğumuz şey TOPLUM.

Bırakın insanlar nasıl hissediyorsa öyle yaşasın bırakın kızınız boks yapmak istiyorsa yapsın bırakın oğlunun bale yapmak istiyorsa yapsın.Konumuz çocuk sevgisiyse eğer isteyebileceğimiz tek şey onların ''mutluluğu'' olmalı toplumun ''kuralları'' değil.


Toplum korkusuyla olmak istediği kişiden kaçan herkes izlemeli

Yani HEPİMİZ.

Haftanın Güncesi #9 (Yorgunluk-8 Mart)


 Bu hafta yorgunluğu ve bıkkınlığı gerçekten iliklerimde hissettim.Performans ödevleri,projelere başlama telaşı,yazılılara ön hazırlık...hepsi beraber üstüme üstüme geldi.

Yine de mutluydum bir sebebi de Sılayla 1 ay sonra mesajlaştık.Ygs sınavına gireceği için telefonunu kapatmıştı.Twitterde denk gelip biraz sohbet ettik o da iyi ben de.Çok şükür.Umarım sınavı da iyi geçer,lütfen şans dileyin,dua edin çok az kaldı.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de yaklaştı.Bloğumu okuyan ve blog yazan bütün kadınların 8Martını kutluyorum,daha eşit bir dünya diliyorum.

Fakat bu hafta fark ettim ki 8 Mart eylemleri biraz taraflı geçiyor ve bu çok rahatsız edici.Kadın haklarını savunurken etnik köken savunuculuğu yapmak bana göre tam bir saçmalık.Orada sadece cinsiyetlerin eşitliğini savunmaya gidin lütfen.Eğer etnik köken tartışması yaparsanız feminizme bakış açısı da değişir.Olması gerekenlerin hiçbiri olmaz.

Neyse buna da değineyim dedim.

İngilizce çeviri işim vardı ya bugün onu bilgisayara geçireceğim.Aslında bunu hafta içi yapmalıydım ama kafam meşguldü.İlk önce bilgisayara geçireceğim ondan sonra edebiyat hocasına türkçe halindeki bozukluları soracağım.

Japonca'ya bir türlü gidemiyorum.Gerçi bundan önceki hafta cuma gittim pazar da iptal olmuş.Bu cuma da sınav olmuş sadece bugünü kaçırıyor gibi oluyorum.Sevindirik oldum şuan.Kurstaki arkadaşım Zeynep-san'a mesaj attım.Eğer o gidebilirse bana işlenilenleri atacak.Ben de evde kız kardeşime bakacağım.Çalışan anne babanın çocukları olmak böyle bir şey.Alıştım.

Kitap okumaya tam gaz devam ediyorum.Artık dikkatimi daha iyi topluyorum.Belki de kitaplarımı sevdiğim içindir.Şuanda ''Limonlu Pastanın Sıra Dışı Hüznü'' adlı kitabı okuyorum.Yanımdan da gano kahvelerimi eksik etmiyorum.Üçü bir aradayı,sıcak çikolatayı ve diş macununu denedim.Hepsi o kadar başarılı ürünler ki anlatamam,deneyin ^^

Dün şehir çok kalabalıktı hem kadınların eylemi vardı hem de cumartesi diye olcak ipini koparan çıkmış dışarı.Annemle resmen sokakta yürüyemedik.Eve normalde 15dk otobüsle gelirken 1 saat sürdü.Kabustu kabus.İçimden büyük şehirdekiler nasıl yaşıyor her gün böyle diye geçirdim.Zor iş valla.

Dün ayrıca dünyanın en iyi sıra arkadaşı olan Özge'nin hediyesini aldım.Bunu okuyabileceği ihtimaline karşı ne aldığımı söylemeyeceğim.Çok abartılı bir şey değildi ama benim çok hoşuma gitti,seveceğini düşünüyorum.

Bu kadar laf ebeliği yeter daha kalkıp yapmam gereken yığınla iş var.Şu her sabah uyanır uyanmaz bilgisayar ve sosyal medya arasındaki hayatımı bırakıp işlerime odaklanmam lazım.




Özgeye gelsin.

Friday, March 4, 2016

Hoşgeldin Bahar ve Alerji!


 Polene,ota,toza,ona buna şuna alerjisi olanlar beni anlar.Elimizde peçetemizle,odalarımızın pencelerini sıkı sıkı kapatarak girdiğimiz bir Mart ayı daha geldi.

Çocukluğumdan beri alerjilerimle yaşamayı öğrendim.Kedi-küpek tüyüne,toza,polene,ağır parfüm kokusuna..gerçi kedi-köpek tüyüne olan alerjim koymuyor değil de olsun.Annemin genlerinden bana geçen bu kıymetli şey sayesinde günde en az 20 kere hapşuruyorumdur.Martın ilk başlarında burnum isyan eder kanar ondan sonra da alışır bu rutine,yazık günah...

Bu dönemlerde de hayata tutunabilme adına yaptığım bazı şeyler var zamanı gelmişken yazayım dedim;

  • Bol bol duş alıyorum ya da yüzümü yıkıyorum.
  • Mentollü olan veya ekstra yumuşak peçeteleri kullanmaya çalışıyorum.
  • Önceki yazıda bahsettiğim kahveleri ve bitki çayları içiyorum.
  • Mümkün olduğunca çok sevdiğim doğa unsuru şeylerden bu aylarda uzak duruyorum.
  • Ellerimi asla ve asla ne olursa olsun gözlerime sürmüyorum.(Bunu yaptığım için 2 hafta gözüm şiş gezdim)
Her şey tamam da o verdiği yorgunluk hissi yok mu?bari o olmasın ya.Derslerde 30 dakikaya yakın odaklanabilen ben 5 dakika odaklanamaz oldum.Hocaların anlattıkları ninni gibi geliyor.

Neyse bunca yıl kazandım bunu da atlatırım,bütün alerjik bünyeler olarak direneceğiz!




Wednesday, March 2, 2016

Doğal Ürün Alışverişimiz-Gano Excel


 Alerji mevsimi geldi diye moralimi bozarken beni ayağa kaldıracak ürünler geldi bugün.

Bir aile dostumuz aracılığı ile Gano Mantarlı ürünler satan bir firmayla tanıştık.Ben konuşmalar içinde bulunmadım ama internette şöyle kısa bir araştırma yaptım,merak edenlerin işini kolaylaştıracağım.İşte bu mantarı kıymetli yapan özellikleri:

  • Uyku düzenine yardımcı olma (Benim için en önemlisi)
  • Vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirme.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirme.
  • Vücutta biriken toksinlerin arınımını kolaylaştırma.
  • Bulaşıcı ve yaşlanmaya bağlı olarak gelişen hastalıkları önleme.
  • Kanseri önleme.
Hatta öğrendiğim bir bilgiye göre Japonya'da ''Reishi'' yani ölümsüzlük anlamında devletin kabulu ile ilaç olarak kullanılıyormuş.Japonlar da kullanıyorsa bu işte bir iyilik vardır diyorum :D


Paketimiz bu şekilde.

İçindekiler:

3 Adet Gano Fresh Diş Macunu



3 Adet Excellium Ek Besin Tableti



1 Adet Gano Tea Sod



1 Adet Gano Schokolade



1 Adet Gano Cafe Mocha



2 Adet Gano Cafe Classic




2 Adet Gano Cafe 3in1


Özellikle de bir kahvekolik olarak içecekleri merak ediyorum.Denedikçe Haftanın Güncelerinde fikirlerimi paylaşacağım :)


Daha Detaylı Bilgi: ganoexcel.com.tr