22 Mart 2019 Cuma

Günler Sonra ☕


Yazmaya bu kadar ara verdiğim hiç olmamıştı.Tam tamına 40 gün :_ Blog yazmamanın dışında günlük bile karalamadım.Düzinelerce satır yazmak,senaryolar oluşturmak istiyorum.

Sınava 84 gün kaldı.Günlerim dershane-okul arasında ders çalışmak dışında bir şey yapmadan geçiyor.Nasıl bunaldığımı tarif edemem.Monotonluk kadar beni boğan bir şey yok.Her şey tek düze,ritmik ve tahmin edilebilir.Gram zevkli değil.Yine de amacıma odaklanmaya çalışıyorum.Ders çalışmak kışın olduğu gibi zorlamıyor.Çünkü zaman daraldı,''istemiyorum'' gibi bir şeyi kendime kabul ettiremiyorum.Her şey aşırı sıkıcı ve zorlayıcı olmaya devam etse de sürekli bu yazı hayal ediyorum.Sınavı kazanmışım,istediğim üniversite ve bölüm garanti gelecek ve kitapları paketleyip geri dönüşüme gönderiyorum...oh miss,tam olarak bunu istiyorum.Rahat ve eğlenceli bir yaz tatiline odaklanıyorum!

İzlediğim filmlerin hayatıma olan etkisini en zor dönemlerimde anlıyorum.Mesela şu sıralar aklımda sürekli Eat,Pray,Love dolaşıyor.Elizabeth'in harabedeki yaptığı konuşma...''Yıkım değişim için bir hediyedir.'' Yeterince yıkılmış hissederken bu değişimin geleceğine de inanıyorum.İnsan kendi karakterini kolay kolay değiştiremez belki ama ''-mış gibi'' yaparak bazı özelliklerinden sıyrılabilir.Sıyrılmak istediğim özelliklerimden,düşüncelerimden ve kırgınlıklarımdan arınmak istiyorum.Herkes ve her şey olağan halinde hiçbir şey olmuyormuşçasına devam ederken sürekli birilerine,bir şeylere takılı kalmak hayatımın her noktasını olumsuz etkiliyor.Halbuki onları elde ettikten sonra bir anda gözümden de düşebilir.İnsansal bir tatminsizlik mi yoksa gerçek bir istek mi ya da bu kararsızlığı yaşamak sadece ruhsal bir derinlik mi? Sorguladığım çok fazla şey varken kabul etmem gereken şeyler daha katlanılmaz oluyor.

Güzel bir haber vereyim! Büyük bir hayalim gerçekleşti! Hayko Cepkin konserine gittim,şu anda dinliyordum;aklıma geldi :') 22.45'te olan konser için dört saatten fazla bekledik.O kadar değdi ki anlatamam.Mekanın tam ortasında ve önlerden dans ede ede,kafa sallaya sallaya dinledim.Gerçekten sevdiğiniz bir sanatçının konserine gitmek muazzam bir hismiş.Bir kere daha gitmek için can atıyorum.Hayko Cepkin her şeyiyle gerçek bir sanatçı ve ikon kesinlikle xo

On sekiz yaşımı bitirmeden bir hayalimi gerçekleştirmek iyi hissettirdi.

Mezun olma işi yorucuymuş.Stüdyo çekiminden sonra okulda da çekim yapıldı.Bir de dış çekim için bir yere gideceğiz,tüm gün.Çok yorucu cidden.Bu temponun içinde pek keyif alamıyorum.Yine de beş yıla değsin de istiyorum.Liseli olmaktan yıldım.Özellikle de hiyerarşik okul yapısında bulunmaktan.Tamam,hiyerarşi hayatın her noktasında var fakat bu hiyerarşi sizi bireyden çok ''çocuk'' gören bir hiyerarşi.İlkokuldan beri katlanılmaz buluyordum büyüdükçe gözüme batmaya başladı.Az kaldı diyorum,birçok şeyi hatırlamayacaksın bile;ommm.

Bahsettiğim serideki ''Sonbaharın Hikayesi''ni de izledim.Çok hoştu.Fransanın Akdeniz havasına bayılıyorum.Film bir kadının iki erkek arasında birkaç yanlış anlaşılma sonucu kalışını,sorgulamalarını vs. ele alıyor.Oldukça sakin ve izlenilesiydi.Seri hakkında ne zaman yazarım bilmiyorum ama artık yazmaya hazırım.

Bir de daha vurucu bir film önereyim ''Kefernahum'' Caramel'in yönetmeni Nadin Labaki'nin filmi.Caramel hala favorim filmi ama bu film hepsinden çarpıcıydı.Zor şartlar altında yaşayan bir çocuğun hapishaneye düştükten sonra ailesine onu doğurdukları için açtığı davayı,göçmenliği ve orta doğunun yoksulluğunu konu alıyor.Bazı sahnelerde yutkunamadım bile.Çocuklar bunları yaşamayı hak etmiyor.Hiçbir çocuk,hiçbir ırk ve canlı hak etmiyor işte.Son sahnesi filmin en güzel yeriydi.Öyle bakakalıyorsunuz ekrana,adaletsiz düzene haykırmak istiyorsunuz...Gülümsüyorsunuz ama böyle buruk buruk.Filmde sevmediğim tek nokta bir yerden sonra sahne oluşturma çabasıyla uzatılmış olması.Halbuki böyle ağır bir konu daha özlü de işlenebilirdi.

İki ara bir dere de film önerisi yaptığıma göre gidebilirim :)

Kendinize iyi davranın!


çav.

12 Şubat 2019 Salı

Sınav,Kaygılar ve Dilekler

 
Neredeyse bir ay olacak,hiçbir şey yazamadım buraya.İsteğim varken enerjim,enerjim varken de isteğim yoktu.Daha çok birincisi.

Yarıyıl tatili beklediğimden daha hızlı geçti.Kuzenim geldi,Gökçe;İzmir'den tanıyorsunuz.Onunla ders çalışmaya çalışıp her gece bir film izledik.Keyifliydi.Sohbet ettik,dertleştik,gülüştük...Sınava aynı yıl girecek olmamız birbirimize bir nebze motivasyon oldu.Yaz için planlar yapmaya başladık bile :')

Başarısızlığın en küçüğüne bile katlanamıyorum.Verdiğim emek,hissettiğim ve istediklerimle gerçekler uyuşmayınca ,hele ki küçük noktalar yüzünden, gerçekten kahroluyorum.Geçen haftalarda uzun zaman sonra sadece başarısızlık duygusu için büyük bir mutsuzluk yaşadım.Aklımın her zaman bir köşesinde bu duygu zaten geziniyordu ama ilk kez sanki beni bu kadar yakalamış hissettim.O üzüntüden sonra bugünkü sonuç o kadar da kahretmedi mesela,daha mantıksal bakabildim hatta şu an yanlışlarımı kontrol ederken yazmaya başlayıverdim.Nasıl beceriyorum bilmiyorum ama her sınavdan sonra matematikten mutlaka en az 3 soru daha çözebiliyorum hem de on dakikayı geçmeden.Nasıl tat kaçırıcı bir durum olduğunu anlamışsınızdır.

Sınav için başvurular da bugün başladı.Panik ya da heyecanlı değilim.Sadece başarısızlık kaygım var.Bunu eser miktarda tutmaya çalışıyorum.Fakat ruh halim gibi sınavlarım da dengesiz olunca kaygıyı kontrol etmek de zor oluyor.Her şeye rağmen çalışmaya devam ediyorum.Bazen çok zorluyor,içimden gerçekten zerre gelmiyor.Bir şeyi istemeden yapabilen biri asla değilim.İstediğim şeyleri de gerçekten yaparım.Kendimi zorlamak da stresi katlıyor.Hep şu sözler aklımda geziniyor: ''Çalışman lazım/Eksiksin/Erteliyosun olmayacak/Ya başaramazsan?/Herkes nasıl da çalışıyor bir de kendine bak...'' Bunlar kafada dönerken üstüne bazen malum insani dertler ve düşünceler de eklenince yaşam pek çekilir olmuyor.Bir yılın stresi için ilerideki mutluluk diyorlar ama bunun hiçbir garantisi yok ki.Beni salt mutlu edecek şey emeğimin karşılığını alabilmek ve hedeflerimi gerçekleştirmek olacak.Tabii bir de mutlu bir üniversite hayatı.Mutlu bir hayat herkesin dileği ama öncelikle istiyorum ki üniversite beklediğimden çok daha keyifli olsun.Farklılıklar,yeni şeyler ve mekanlar görmek istiyorum.Enerjimi törpüleyen bu seneden sonra her şey bambaşka güzel olacak,biliyorum.Öte yandan da sanki bütün çakralarım donmuş açılmak için bu sınavı bekliyor.Hayat slow motion,her şey sırtıma çivilenmiş asla çıkmayacak...

Tüm bu yoğunluğun içinde hislerime dair bazı şeylerin üstesinden geldim.Hani bazen kendi kendinize yolunuza taş koyarsınız ya,o taş yüzünden yaşadığınızı hissedemezsiniz.Öyle bir taşı kaldırmak için var gücümle kendime odaklandım,tam olarak kalksın istemiyorum;sadece tat alarak yaşamama izin versin istiyorum.Ha gayret bana.

İsteklerimden bahsedip içinde olduğum durumdan daha fazla soğumayacağım...Uyku,kitap,daha fazla film mesela....


Conte de printemps

(Dört mevsim serisinin İlkbahar bölümünü izledim haftalar önce.En sevdiğim bölüm oldu,Sonbaharı da izleyince bütün seri için bir yazı yazacağım yani umarımmm)

Sevgilerimle,


çav.




14 Ocak 2019 Pazartesi

Hislerden Dökülenler ☕

***
Hayatın istediğim gibi gitmemesine neden bu derece bozulup küsüyorum? Öylece oturduğum yerden değişimi beklerken nasıl kendimden medet umabiliyorum ki? Bu depresif ruh sana yardım etmeyecek,o işler öyle yürümüyor; hayat ağlayana acımıyor,susmasını ya da yorulmasını bekliyor sadece.İnsan da sanıyor ki çok üzüldüm bana acıdı,hayır sadece ağlamayı bıraktın.

Programımdaki her bir kutucuğu işaretlememek vicdan azabı gibi geliyor.Sınavlarda başarılı olsam bile kendimi yeren iç sesim beni öyle incitiyor ki bir başkasına böyle hissetirsem bana hayatı boyu kin tutar.İnsanın en büyük sorunu kendiyle bitmek bilmeyen cebelleşmesidir? Ya da sadece bazılarının bu cebelleşmeyi fark etmesi? Kendini kaptırması...

Hem birçok şey istiyorum hem de ciddi anlamda hiçbir şey.Hem her şeyi bir anda bırakmak günlerce odamdan çıkmamak istiyorum hem de dışardan eve girmemek.Hem hayallerim için şuanki halimi daha çok zorlamak istiyorum hem de anlık mutlulukların tadına varabilmek.

Hayatın kaotik yapısı ikilemleri kabul etmiyor.Ya da insan bir şeyi seçme durumundan korkuyor.Çünkü biliyor ki diğer bir seçeneği kaybedecek ve yeni bir kader çizgisi oluşturacak.O yolu çizebilenlere ''cesaretli'' diyor.Cesaretli olanlar bile bunu kendinde değil bir başkasında tanımlıyor,ne garip bir döngü.

Sabah heyecan verecek,mutlu edecek bir şey yoksa uyumak da uyanmak da anlamsız.Monoton yaşamın pişmemiş sebze gibi tadı var.Aksiyona girip bir şeylerle karışınca yemek olabiliyor.Çiğ sebze kemirdiğim bir hayat değil,lezzetli yemekler yiyebildiğim bir yaşam istiyorum.Fakat bir süre daha çiğ sebze kemirmeye devam edeceğim,en azından bir 5-6 ay boyunca.

Geçmişte yaşayıp geleceği düşlerken şu ana ayak uydurmak zor geliyor ruhuma.Her şu anım geçmiş olurken,bir sonraki dakika geleceğe dönüşürken hangi zaman diliminde neyi isteyip neyi gerçekten bekliyor olabilirim ki? Zaman da birçok şey gibi anlamsız,biz ona anlam yüklemedikçe.

Nirgün Marmara'nın bir sözüne denk geldim,size sayfalarca yazsam hislerimi bu kadar doğru ve güzel anlatamazdım.


Umut Duraklarının ön sözü bu olabilir,hatta bundan sonra olsun.

***
Gece telefona bunları karalamışım.Hafta tatsız başladı ama şu an daha iyi hissediyorum.İki tane deneme oldum aynı gün içinde,yordu gerçekten.İkisinin de neti aynı,şaşırdım.Son zamanlarda yaptığımın en düşüğüydü.Gerçi bir haftadır doğru düzgün TYT çalışmadığımı ve dikkat dağınıklığını hesaba katarsak kendime hak verebiliyorum.İç çatışmamı çoktan yaptım,sizin önünüzde fazla yüklenmeyeceğim.

Bu hafta ders anlamında önemli.Eksik konularımı tamamlayıp,günlük soru sayısını aksatmamaya çalışacağım.Haftalık programı bu yazıdan sonra halledeceğim.Konu eksiğim aşırı yok,sadece soru tipleri ve ayrıntılarda zorlanıyor bir de her daim düşmanım sınav anındaki dikkatsizliği aşmaya çabalıyorum.Zaman daralıyor.İçten içe hiç umursamayan insanı bile geriyor bu durum.Abim Cuma geliyor,telefonda konuştuk.Düştüğüm zamanlarda beni motive ediyor sağ olsun.Tatmin olmayan kişiliğimi pozitife çevirmem gerektiğini söyledi.Bunun için daha cesur ve cüretkar olmalıyım.Bu fikir güzel geldi,bir nebze su serpti.O gelince söylediği şeylere uyup kendimi olabildiğine zorlayacağım.Rahat bozulmadan bir şeyler kazanılmıyor,en azından bu sistem öyle işliyor.Halbuki hiç insani değil,felsefe yapıp yormayacağım kendimi daha fazla,huh.

Yine bir Fransız Indie grup keşfettim.Bu gerçek bir keşif olabilir,etkileşimi düşük ama şarkılar tam benlik.Birkaç gündür başka bir şey dinlemiyorum.


Requin Chagrin



Bolca Sevgi.

Çav.