Tuesday, February 28, 2017

Apartman Sohbetleri #5 #6 #7 Geyik Yapmaya Devam ✨


Blog listemde gezinirken bir baktım herkes #7'lere kadar gelmiş!! Yetişiyorum ben de o zaman ^^

Gereksiz Bir Yeteneğin Var mı?


Dilimi yuvarlayabiliyorum.Genetik ve aşırı gereksiz bir yeteneğim...yazıp yazıp siliyorum fark ettim ki gereksiz sayılabilecek başka hiçbir yeteneğim yok.Aslında genel olarak fazla yetenekli biri olduğumu düşünmem.Böyle direkt doğuştan sahip olduğum ve beni ben yapan bir yeteneğim yok ya da kendime haksızlık ediyorum,bilemedim.Genelde başarılı olduğum şeyleri hep bir çalışmadan sonra kazanıyorum.Hani bazı insanlar vardır ya yetenekli doğarlar,biraz çalışma ve şansla her şeyi halledebilirler,cıks sahip olduğum yetenekleri illa mükemmel çalışmayla başarıya ulaştırmak zorundayım.


Hastası Olduğun Bakkal Ürünü Hangisi?

Bakkal yazısını görünce bir tebessüm ettim.

Benim en sevdiğim bakkal ürünü TOY BOX'lardı.Allahımm onların sakızları hele.Tam bir sakız ve şeker canavarıydım.Hala öyleyim.Şeker çok aramasam da günde bir kez sakız çiğnerim.Eskiden daha da abartılı bir şekilde ağzıma dörtlü beşli atıp çiğnerdim.Özellikle şu makara şeklindeki sakızlarla yapardım..gerçi bunu kim denememiştir!?

En Saçma Zevkin?

Ev işlerini toz almak dışında hiç sevmem ama bulaşıkları yıkandıktandan sonra makineden çıkarıp yerine koymaya bayılıyorum.Hatta bunu yaparken bir şarkı açıyorum ve sürekli bir şeyler hakkında düşünüp kararlar veriyorum.Her türlü tabağın farklı yerlere gidişi,çatalın bıçağın ayrı ayrı yerlerde düzenle duruşu........anlayamazsınız(!) :'D



Hayatın monoton temposuna kaldığım yerden devam etmeye gidiyorum.GörüşürüZzz.

😔🌙


Saturday, February 25, 2017

Yorgunluk,Rüyalar ve Birkaç Güncelleme ☕️


Heyo.

Fişek hızıyla geçen bir Cumartesinin bu saatlerinde yazmak üzere oturabildim.

Yüzümü gören cennetlik(!)
Sabah ödüllü (alamıyom) bir deneme sınavı girdim.Tek kelimeyle kötüydü.Matematik özellikle.Eski ve yeni konuların en ücra en ayrıntılı yerlerinden sormuşlar.Çıkınca ''az önce ne yaşadım'' modunda kalıverdim.Azıcık da canımı sıktı,bunu umarak gitmemiştim; neyse.Sonrasında annemle çıkıp test kitabı alışverişi yaptım,manidar :'D

Bir okurum sorunlarımı anlattığım bir yazıdan sonra tekrar psikiyatriste gitmemi çok nazik bir dille önermişti.Hem onun dediğini düşünerek hem de kendi isteğimle tekrar aynı doktorla konuşmaya gittim.Olanlara geçmeden önce şunu söyliyim hastanedeki sekreterlerin çoğu salak.Zevkine gitmediğimiz bir yerde sanki ''ne işin var burada'' bakışları ve tavırlarıyla o kadar sinirimi bozuyorlar ki tartışmanın eşiğinden dönüp duruyorum.Buna da NEYSE.Bu sefer aşırı kısa sürdü sohbetimiz,zaten beni tanımıştı; unutmaması nedense iyi hissettirdi.Detaylar pek yok.Daha da iyiyim,olacağım.

Gece gördüğüm bir rüya aşırı moralimi yükseltti.Hatta iki şey gördüm.Biri dolunay böyle kocaman bir dolunay.O kadar güzel bir anlamı var ki okurken delirdim mutluluktan ''olsun olsun olsun'' dedim.Güzellik,sıkıntıların gidişi ve işlerin düzelişi.Diğeri de buz pateni.Bu da engelleri aşmak anlamına geliyormuş.Tamam dedim,işte siz ihtiyacım olan rüyalardınız,teşekkürler. (AMAN NAZAR DEĞMESİNNN MAVİ BONCUK)

Hanka'dan gelen 3. mektubum moralimi bir hayli yükseltti,bakar mısınız benim için ne kadar uğraşmış; okurken gözlerim doldu:



Ben de bir mektup gönderdikten sonra şu işe level atlatıp paketleşme yapacağız.Aşırı heyecanlıyım,şimdiden ne göndereceğimin planını yapıyorum; dediğine göre o da aynı şekilde.

Haber versem mi bilemedim ama bir şeyler yazmaya başladım.Güzel bir kurguyu yakaladım gibi hissediyorum ama okuyunca çok amatör kokuyor.Yani amatörüm tabi ama çok kötü gibi geliyor.Kendimi iyi hissedecek düzeyde güzel yazamıyorum,bunu yükseltecek zamanım da yok.Bir boşlukta oturup sadece yazdığım şeyi düzeltmeye odaklanmalıyım.Bir kitabın yazarı olmak en büyük hayallerim arasında.Hatta çoğaltılmasını bile geçtim sadece yazıp kendim okusam,sevdiklerimle paylaşsam yeter gibi.

Spor yapmaya başlamak istiyorum.Belim bu aralar dehşet ağrıyor.Hem üşütmekten hem de hareketsizlikten.Kendi vücudumu tanıdım artık.Uzun süre hareketsiz ve monoton kalınca sıkılıyor benim gibi.Oradan buradan rahatsız etmeye başlıyor.

Daha çok test odaklı çalışmaya başlamak istiyorum.Bunun için abimin de gidişiyle (💧) masaüstünü eski yerine kaldırdım,şuanda da pc masasından yazıyorum; eskilerde fotoğrafı vardı.


Hatta pano şuan çok daha düzenli-Telefonumun kamerasından nefret ediyorum.



Her şeyin bizim için daha güzele ve doğruya gitmesi dileğiyle.ÇAV.

Wednesday, February 22, 2017

Apartman Sohbetleri #3 ve #4 - Biraz Daha ''Çocukluk'' 👼


Bu Mimi ilerletmeye kararlıyım..Çarşamba günü akşamı bu yorgunlukla yazı yazıyor olmamdan anlayabilirsiniz! ! ! ^^

3. ve 4. sorularla devam edelim.Bu şekilde ikişerli cevaplamak benim açımdan daha iyi oluyor.Hem yazması düşünmesi kolay hem de hemencecik yetişebiliyorum,ipin ucu kaçmıyor :)


7 Yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?


Çekirdek ve peçete arasında baya bir kararsız kaldım...

Dışarıda oyun oynamaya çıktığımızda ya ben ya başkaları muhakkak çekirdek alırdı.Tabiki durup onu bitirmeye odaklanmazdık.Herkes cebine kardeş payı yapıp koyar sonra oyuna devam ederdik.Bu yüzden cebimin bir yerlerinde hep çekirdek tanesi,kabuğu bulunurdu.Annem de bunu bildiğinden hep makineye atmadan önce pantolon ceplerimi yoklardı.

Peçete de çekirdek kabuklarının ayrılmaz ikilisiydi.Şimdi bile pantalonumun cebinde kalan, makinenin buruşturduğu peçetelere rastlıyorum.Aklıma direkt çocukluğum geliyor.

Başka ne çıkardı diye şöyle bir sorgulayayım kendimi...

Minik taşlar.Parkımız yer yer taşlı ve çoğu kısmı kumluydu.Atlayıp zıplarken nasıl beceriyorsam o taşları,çakılları cebime bir şekilde sokmasını becerirdim.Bazen de taşları cebimize doldurur en uzağa fırlatma yarışması tarzı şeyler yapardık.Merak etmeyin parkımızın bulunduğu alan bir hayli genişti yani no dencırıs.

P.S Fark ettim ki amma pasaklıymışım :')


Çocukluk Kahramanın Kimdi?


Şimdi aklıma soruyu okuduğum an iki kişi geldi.Biri annem diğeri ay savaşçısı.Alakaya bakar mısınız :'D

Annemi hala olduğu gibi küçükken de rol model olarak görürdüm.Elinden kitap eksik olmadığı,adaletli bir hayat mücadelesinde olduğu ve bize her zaman doğru şeyleri gösterdiği için annem ne yaparsa yapsın iyidir mantığındaydım.Şuanda da pek değişmedi bu düşüncem.Annem hala benim kahramanım,rol modelim.Örnek aldığım insan.

Diğer aşırı mühim kişi ise sailoor moon-ay savaşçısı.Aşırı seviyordum küçükken.Diğer erkeklerin izlediği,tek bir kişinin kahraman olduğu;birilerini kurtardığı ve bana ABARTI gelen kahramanlar yerine arkadaşlarıyla iş birliği içinde olan,nazik ve adil savaşan ay savaşçısını tercih ediyordum.Benim karakterime hitap eden kahramanın o olduğunu hissediyordum,bu da yılların değiştiremediği şeyler arasında.

Ayın prizma gücü harekete geç!


🌙


çav.


Sunday, February 19, 2017

Apartman Sohbetleri #1 ve #2 : Anamur ☀️


Yeni bir mime katıldım...aslında bir mimi yeni bitirmişken yenisine katılasım yoktu ama ilham kedisi yapınca katılmamak olmaz dedim.Hem bana istediğim sorulardan gitme ve istmediklerimi cevaplamama hakkı da verdi,yaas!

Nasıl Bir Apartmanda Büyüdün?

Çocukluğumun büyük bir bölümünü kapsayan Anamur ilçesindeki apartmanımızdan bahsedeceğim.Anamur neresi ya diyenleri duydum.Anamur Türkiye'nin en güneylerinde bir ilçe,Kıprısa komşu,Mersinin ilçesi,Muzu-Çileği meşhur.Havası yazın sıcak kışın ılık.Nüfusu kışın az,yazın çok.Tatil köyü kıvamında bir ilçe.

Bizim apartmanımız bilenler bilir sahilin oralarda.Hatta adını unuttuğum bir mekan açılmıştı,sonra orada olaylar mı ne olmuş.Yanında bir tane kazlı dere de var.Gelen geçen bayat ekmeğini atardı.Sonralarında derenin karşı tarafındaki sahile aqua park da açıldı.Hıh şimdi anlatabildim bizim apartman tam o yerlerin ortasında.Mavi renkli.(Umarım hala öyledir)

Bizim oturduğumuz zamanlarda apartman hayatımız aile gibiydi.Herkesi tanırdık.Üst komuşumuz Hollanda dan gelen Teo ve karısıydı.Hollanda'dan her gelişinde biz çocuklara hediye getirirdi.Hatta hala getirdiği ayıcığı saklıyorum.Altımızda emekli bir aile vardı.En üst katta apartmanın mütahiti ve ailesi otururdu...bu yüzden apartmanımızda hep kendimi emin ellerde hissederdim.Başım sıkıştığında koşup kapısını çalabileceğim insanlar vardı.Herkes birbirini tanır,sever,sayardı.

Bir de karşımızda bir apartman vardı.Orada da çocukluk arkadaşım oturuyordu.Zaten iki bina arkadaş gibi bir şeydik.Bir etkinlik yapıldığında herkes toplaşırdı.O zamanlar bu tarz şeyler sıkıcı gelse de şimdi bakıyorum da aslında ne kadar zevk alınması gereken zamanlarmış...


Hoop mimin ikinci sorusunu da cevaplayalım lafı açılmışken;


Çocukluk eğlencen neydi?

Şuan böyle sakin bir tip olduğuma bakmayın - ki öyle değilim - çocukken ne kadar tehlikeli şey varsa bayılırdım.Çocukluk arkadaşımla zillere basıp kaçardık.Marketlerin kutularından kuleler,kediler için barınaklar yapardık - hiçbir kedi beğenmezdi - parkta saatlerce kovalamaç oynardık.Çamurda solucan toplar kendi çapımızda ağaç ev denemeleri yapardık,balkondan aşağı su döker,yemiş kabuğu atardık(enn eğlencelisiiii)...eve olabildiğince kirli gidip YERE BASMADAN DOĞRU BANYOYA denilen çocuk tipindendim.Mutluydum.


Görüşmek üzere.




Saturday, February 18, 2017

Sineklerin Tanrısı - Kitap 🌊


Yazar: William Golding
Çevirmen: Mina Urgan
Sayfa Sayısı: 261

Bu kitabı okuyacağımı daha önce söylemiştim.Edebiyat proje ödevi için öğretmenim verdi.15 Tatilde severek okudum ve bitirdim.

Kitap ikinci dünya savaşında nükleer savaştan kaçırılan İngiliz çocukları taşıyan uçağın bir adaya düşmesiyle başlıyor.Sağ kalan çocukların kendi başlarına kurdukları sistem anlatıyor.Olayların anlatılışı gayet basit ve yalın.Fakat asıl anlatılmak istenen şeyi okudukça çözüyorsunuz.Bu açıdan G.Orwell okuyormuş gibi hissettim.

Dünya sistemi aslında hep aynı ve çocukların öğrendikleri şeyler de bu açıdan benzer.Örneğin: Ralph -deniz kabuğuyla diğer çocukları toplayan kişi- zeki,karakterli ve adaletli toplulukları Jack - lider olma arzusunda olan asi çocuk- faşistliği,biat isteyen yöneticileri temsil ediyor.

Kitap başlarda sıkıcı ilerlese de okudukça sonunda ne olacağını daha çok merak ediyorsunuz ki bana sorarsanız bitiş kısmının daha farklı olmasını isterdim.Şimdi bunun hakkında spoiler vermeyeyim,okuyun bakalım siz ne düşüneceksiniz :)

Çarpıcı bir alıntı: (spoiler içerir)

...Gün ışığı ''evet'' diyebilirdi bu soruya; ama karanlık ve ölümün dehşeti ''hayır'' diyordu.Ralph orada,karanlıkta yatarken,toplumun dışına atıldığını anladı.''Aklım başımdaydı da ondan.''...

Bonus: Bu kitabın filmi de çekilmiş.Filmini izleyip olayı gayet iyi anlayabilirsiniz diye düşünüyorum ama size tavsiyem her zamanki gibi: ÖNCE KİTAP 

Sevgiler.

Friday, February 17, 2017

Melankolik


Normalde bu haftayı da es geçip haftaya cumartesi yazı yazmayı planlıyordum ama cıks..benim ara verişim 12 gün sürebiliyormuş.Dediğim gibi oldu: biraz ara ve dönüş.

Sadece kendin için kendin ol.
Bu iki hafta o kadar berbat ve karamsardı ki nereden başlayıp nasıl anlatsam bilemiyorum.Planner'ı açıp önceki haftayı hatırlamaya çalışıyorum.Evet lanet olası depremler.Resmen gün aşırı sallandık.Sürekli depremi ölümü düşünmekten normal hayata odaklanamadım.Her an başım dönüyor gibiydi.Günde yüze yakın deprem gerçekleşiyordu bunların 4-5 tanesini de hissediyorduk..empati yapıp psikolojiyi siz düşünün artık.Deprem silsilesi sayesinde depremler ve deprem anında yapılması gereken her şeyi öğrendim...

Depremle beraber canımı sıkan bir diğer şey bu zamanlarımda hiçbir dostumdan,sevenimden mesaj gelmemesi oldu.Olaylardan bir iki gün sonra mesaj atanlar oldu ama yahu günde 4-5 deprem geçirerek 3 günü atlatmışım.ÇANAKKALE DEPREM diye son dakikalar geçmiş..ben mi fazla düşünceliyim? Arkadaşımın yaşadığı yerde en küçük kötü bir şey duysam ona bir şey olmayacağına emin olsam bile mesaj atarım.Çünkü o mesajın asıl amacı öldün mü kaldın mı öğrenmek değil ''ben buradayım,korkma,seni seviyoruz'' demek...hep kendime hatırlatıyorum ve unutuyorum.Kimseye kendini görecekmiş gibi anlam yükleme.

Depremler cepte.Sinirler bozuk.

Diğer hafta depremler geçti artık derken ara ara devam etti ama benim korku hafiflemişti.Artık sallanınca bir ayaklanıp yatıyoduk.Sabah da şiddetine bakıp bir daha olur mu diye sohbet ediyorduk.

Zaten moralimin olmadığı bir zamanda üstüne depremlerin gelmesi iyice kötü hissettirdi.Bir ara psikiyatriste gittim demiştim ya..hah işte o günden beri mutsuzum.Böyle gülüyorum eğleniyorum ama içimden bir ses hep bana ''aslında şu an mutsuz olmalısın'' diyor.Hala susmadı.Nefret ediyorum o sesten ve onun getirdiği ağlama isteğinden.

Bu hafta aptallığın daniskasında bir olay yaşadım.İnsanlığa olan sevgim bir tık daha azaldı.Toplumu sevmiyorum.Bunu net olarak söyleyebilirim.İnsanlar, bana aşırı güvensiz ve kaba geliyor.Kibar insan görünce sarılmak istiyorum,iyi ki varsın demek istiyorum..o da sıktı mı işte canımı..oh gelin üstüme gelin :'D

Kimseyle fazla konuşmadım bu konular hakkında.Gerçi bloğa yazıyorum ne mana denilebilir.Fakat burası benim için farklı.Herkesten okumasını beklemiyorum,istemiyorum.

Güzel filmler izledim,güzel bir kitap okudum ve şimdi bir mükemmel kitap daha okuyorum.Kitap ve film yazısı yazmayı özledim.İkisi de hayata renk katan şeyler.Bazen moralim böyle bombokken hemen bir 00-90-80 filmi açıp odaklanmaya çalışıyorum.Her şeyin minimal gözüktüğü doğal dönemlerden ilham almaya çalışıyorum.Gelişen hayata uymaya çalışırken içimizdeki kişilikleri istediğimiz tarihte tutabileceğimize inanıyorum.Benim kişiliğim vintage-retro,içimde bir yerlerde göremediğim tarihlere duyulan aşk hep var.Nedeni bulanık.

Bu haftadan tek bir isteğim var.Mutlu hissetmek.Bakın bu sefer olmak demiyorum.Hissetmek.Çünkü iyiyim.Ama her iyi olan mutlu hissetmiyor.Benimki o hesaptan.

Gideyim artık.Bana dua edin,güzel enerji gönderin veya neyin güzellik getireceğine inanıyorsanız onu yapın.Benden de size aynıları gitsin,görüşürüz xoxo


Saturday, February 4, 2017

Biraz Ara


Dış dış kamera yakın çekimde.

Güneş tekrar yükselecek ve biz tekrar deneyeceğiz.
Bir tatil daha geldi geçti.Zaten nasıl geçtiğini vs. sizinle paylaşmıştım,klasikti; biraz sıkıcı biraz da içsel olarak kötüydü.Yine de bittiği için üzgünüm,öğrencilik işte.

Bloğu açalı 1.5 veya 2 yıl oldu.İlk zamandan beri düzenli yazıyorum.Min. haftada 1 yazı geliyor.Burayı hiçbir zaman yazmak zorunda olduğum,popülerite elde etmek istediğim bir yer olarak görmedim.Az-öz şeyleri seviyorum.Beni okuyan,tumblr'dan,blog yorumlarından veya instagramdan ulaşan ''özel'' insanların var olduğunu biliyorum.Her biriyle ayrı ayrı tanışıyor olmak benim için büyük şans.İyi ki varsınız.

İnternet defterim,paylaşım alanım Umut Duraklarında yazmaya biraz ara vermek istiyorum.Nedenlerimi anlatırsam yanlış anlaşılırım gibi hissettiğimden çok detay vermeden ifade edeceğim.Biraz verdiğim emeğin,istediğim karşılığını alamamak diyelim.Mükemmel yazdığıma,dünyanın en güzel bloğuna sahip olduğumu düşünmüyorum.Sadece hisler işte,anlarsınız beni.

Bu ara ne kadar olur bilmem.''Biraz'' dedim gerçi.Bir ayı geçmez orası kesin.Bakalım burada yazmadan hayatım nasıl ilerliyor.


Şimdilik böyle,görüşürüz güzel ruhlu insanlar ♥




Thursday, February 2, 2017

Güle Güle #17Çelınç 10-11-12-13-14-15-16-17 ✋


Kusura bakma #17Çelınç baya bir boşladım seni.Malum üşengeçlik ve hıp hızlı geçen tatili değerlendirme telaşı...






Nerede kalmıştık?

10.soru: Asla unutmak istemediğin anın?

Unutmak istemediğim bir anım aklıma gelmiyor..tam tersine unutmak istediklerim var.

11.soru: Dolabındaki en eski kıyafet?

Fotoğraf çekemedim :( En eski sayılırsa bebeklik giysilerim var.Hani şu zıbın mı denir,yeşil bir bebek kıyafeti var.Depoda keşfetmiştim,bari aliyim de anı kalsın dedim :D

12.soru:Son 10 yılda hayatında neler değişti?

16 Yaşındayım.Yani tam olarak bir sürü şey değişti.Büyüdüm,olgunlaştım.Karakterimi oluşturdum.Sevdiğim-sevmediğim şeyler daha net olmaya başladı.Bakış açıları edindim.Kendime ait düşünce sistemim var oldu.Ders çıkaracak üzücü olaylar yaşadım.Çocukluk zamanını atlatıp ergen oldum.Liseye başladım...

13.soru:10 Yıl sonra nerede nasıl yaşamak istiyorsun?

10 Yıl sonra kendimi evinin büyük puf koltuğunda tek başına yığılmış,kucağında leptopu yanında kitapları ve kahvesi olan bir avukat olarak görüyorum.Yer mi hımm...İstanbulun şu güzelim semtleri ya da Avrupa ya da ya da Japonya Osaka-Tokyo ...

14.soru:Keşke arkadaşım olsun dediğin ünlü kim?

Emma Watson arkadaşım olsa fena olmazdı.Ortak yönlerimiz var.Azimli ve lider ruhlu biri.Sağlam tavsiye alacağım dostlarımdan biri olabilirdi.

15.soru:On beş yaşındaki birine vereceğin nasihat ne olurdu?

Ondan pek de büyük değilim ama liseye yeni başladığına göre tecrübeli sayılırım.Çok kısa ve net.HİÇBİR ŞEY ADINA DEĞİŞME,KENDİN OL.

16.soru:Kağıda bir şey çiz ve bize göster?

Aslında bunu yapmak istiyordum ama saat geç oldu ve ışık berbat.....''peace'' işareti çizdim varsayın!^^

17.soru:2017'de olmasını çok istediğin bir şey?

Kendim hakkında olan şeyleri bir kenara bırakacağım çünkü bir tık önemli bir şey var.Ülkeye huzur gelsin.Kimse ölmesin.Hayatlarımızı korku sarmasın.Birbirimize güvenebilelim..kötülükler masum hayatlarımızdan epey bir uzak olsun..

***

Bir Mim'in daha yarım yamalak da olsa sonuna geldik.Sonik Hanıma teşekkür ederim.Soruları cevaplaması ve düşlemesi eğlenceliydi ♥ Başka bir Mim'de görüşmek üzere xoxox