Monday, May 30, 2016

Haftanın Güncesi #19 (Kusma Hissi)


Yazamıyorum 2 haftadır yoğunluktan.Klasik;sınavlar,projeler,performanslar klasik okul cart curtları.Gına geldi cidden birazcık daha bir şeylerden sınanırsam kusaciğiiimmm..

Güzel haberle açılışı yapayım.Japonca kursu bitti artık A1 seviyesinde Japonca bilen bir çocuğum!Tek eksiğim şuan belgem.Kurs yeri biraz geciktirdi bastırmayı.Haftaiçi bir gün toplaşıp veda yapacağız.Gerçi ramazandan sonra da A2 başlayacağız.Hocamız eğer katılım olmazsa o kurs yürümez dedi..huh,umarım herkes ben de dahil olmak üzere devamsızlık yapmadan gelir.Yaz için en heycanlandığım şeylerden biri çünkü artık gerçek günlük konuşmayı öğreneceğiz.

Başka güzel haber var mı bakalım..ha var!Özden Cerrahoğluna sevgimi bilmeyen kalmamıştır.İşte yine çok anlık ama kocaman bir mutluluğum oldu.Yorumlar kısmında birisi bana ona güzel şeyler yazdım diye ''ergen'' dedi.Öyle insanlara cevap vermezsem duramam yardırdım cevapları o an Özden görmüş ve benden bahsederek çok güzel şeyler yazdı.Ağzım kulaklarıma vardı,çığlık attım.Karşılıksız sevdiğim insanlar var o da bunlardan biri.

Cumartesi liselerarası müzik yarışmasına gittik Çanakkalede yapılan.Çok eğlendik,bizim okulumuz da vardı.Nedense müzik icraa eden insanları dinlerken aklıma sürekli hayallerim ve gerçekleştirmek istediğim şeyler geliyor.Hem eşlik ettim hem hayal kurdum.En güzeli de ortam o kadar gürültülüydü benim iğrenç sesim fısıltı gibi çıktı!

Yaz için planlar yapmaya başladım bile.Şu en zor geçen yazılı dönemimde tek motivasyonum.Fakat aklımda milyonlarca şey var fakat tekrar biliyorum ki sadece bir kısmı gerçekleşecek.Realist olmaya ihtiyacım var bu aralar hem de uzunca bir süre.

Sizi bilmem ama ben ne istersem geç oluyor ya.Hatta baya gerçek bakan bir falcı yakınımız da demişti.Bu aslında biraz garip mesela istemediğim,beklemediğim şeyler çok erken oluyor beklesem çok geç.Örneğin o gün Özdenden mesaj istesem asla ama asla gerçekleşmezdi.Düşünmeden otururken pat benden bahsetti.Bunun bir ismi var mıdır ki?Kader?Kısmet?ne biliyim öyle şeyler falan...

Gece oldu ya benim zihnim kabuk değiştiriyor.Yenilenmesi başlamışken dersime döneyim.Daha atlatmam gereken bir matematik sınavı var.Yazsam da süslü cümleler kursam da dünyanın en monoton ve basit yaşamına sahip insanıyım...

Şuan bu yazıyı okuyan herkese İyi Geceler xoxox






Friday, May 27, 2016

Marie Curie'li Ruh Hali


Hani bazı günler vardır ya her şey üst üste gelir bir anda başarısızlığa şanssızlığa boğulursunuz işte onlardan birindeyim lakin detaylara inesim yok.

Genelde yaşadığım olaylara ''şu yüzden beni üzdü'' tarzında konuşamıyorum.Hep altında farklı farklı budaklanan kırgınlıklarım oluyor.Örneğin bugün bir sınavımdan gerçekten hak etmediğimi düşündüğüm bir not aldım.Üzüldüm ama tek nedeni o not değil,o sınav için verdiğim emek,giden zamanım,yorulan beynim,yaşadığım stres ve hepsinin boşa gidişi.Yani ortadaki üzüntü düşük alıp ağlamak değil,boşa gitmişlik hissi.Detaycı olmak zor,taramalı tüfek konulmuş bir beyne sahip olmak daha da zor.

Bu noktada hayatından en çok etkilendiğim bilim insanlarından Marie Curie geldi aklıma.7.Sınıfta bir ödev için araştırmıştım kendilerini.O günden beri de hayatı bana ilham veriyor.Marie bilmeyenler için radyoaktive için çalışmalar yapmış nobel ödüllü bir bilim insanı.Hayatında beni en çok etkileyen şey başardığı işleri kademe kademe yapması ve gerçekleştirmesi.Bir de galiba batılı yobaz kafanın hakim olduğu dünyada bu işleri yoksulluktan gelerek başarması.

Peki ölüm nedeni ne biliyor musunuz?Kan kanseri,aşırı radyasyondan.Hayatın boyunca bir şey için çalışmak,başarmak,ödüllenmek ve yine o şey uğruna ölmek.Sizce de çok tatmin edici değil mi?

Marie gibi düşünmeye çalışıyorum böyle günlerde.Atomu parçaladığım yok,radyoaktiveyle uğraştığım da fakat benim de amaçlarım var.Amaçlarıma giden yolda başarısızlıklarım da.O hiç başarısız olmadı mı?oldu defalarca belki yüzlerce kez.Fakat yolun sonunda ödüllendi,tarihe geçti mi?Evet.İşte önemli olan bu; yolun başı veya yolda yaşananlar değil.Yolun sonunda ne olduğu.

Bana tekrar potansiyelimi hatırlatıp yaşam öykünle ilham verdiğin için çok teşekkür ederim Marie,bilim için,amaçları uğruna ölen kadın.



İşin daha bilimsel tarafı için: tık



Monday, May 23, 2016

Umut Durakları 1 Yaşında!


 Meymenetsiz yüz ifademe ve yorgun bedenime rağmen içimde yine bir mutluluk var.Sanki bir şeylerin karşılığını almış gibi hissediyorum.Bloğumda bir yılı doldurdum.Para mı kazandım?Hayır.Hayranlarım mı oldu?Hayır.Hiçbirin de olmasını gerçek anlamda istemedim.Bu sadece yazmanın,aktarmanın ve paylaşmanın verdiği olgunlaşma sevinci.

Hayatımda en ''iyi ki'' dediğim bireysel işim blog açmış olmak sanırım.Günlüğümü internete taşımak,insanlarla fikir alış verişi yapmak,düşüncelerimi paylaşmak bana o kadar büyüleyici geliyor ki anlatamam halbuki günümüzde bu işler parmakların 5 dakika çalışmasına bakıyor.

+26.000 insan okumuş bu bloğu ya da şöyle bir geçerken bakmış.İlk başlarken böyle beklemiyordum tarzında bir şey diyemeyeceğim.Çünkü blog nedir ne değildir bilmeden başladım yazmaya.Burayı sadece not defteri gibi kullandım,benim evdeki deneme defterimin internetteki haliydi.Sonra baktım ki yalnız değilim,insanlar var burada!O zaman utangaç olmanın anlamı yok dedim.Her gün içime kapanarak yazdığım günlüğümü buraya taşıyarak yüzlerinden önce fikirlerini sevdiğim,tavsiye aldığım insanlar edindim.Bu günlük yazma tanımını bir öncekinden daha çok sevdim.

Yazmak,düşünmek benim hayatımdaki 2 önemli olgu.İkisinden de ayrı bir haz alıyorum.Ne yazdığım ne düşündüğüm önemli değil.Bu yüzden yi ki açmışım bu bloğu iyi ki.Okuyorum,düşünüyorum,yazıyorum ve Umut Duraklarına aktarıyorum.

Hiç kaybolmayacak,eskimeyecek,çizilmeyecek,yırtılmayacak;benim zihnimin derinliği kadar var olacak ca'nım defterim.

Umut Durakları mutlu yıllara :')

İsimli isimsiz bu bloğu okuyan fikirlerime zaman ayırarak beni onure eden sizlere teşekkür ederim her kim olduğun önemli değil bana değer verip bu yazıyı açtığın için ben de sana değer veriyorum.



Bloğumun adı ve açılma hikayesi: tık





Saturday, May 21, 2016

An (Umudun Tarifi) - Film


Yine bir Japon draması ve yine akan göz yaşlarım.

Hayatımda izlediğim en monoton filmdi diyebilirim.Neredeyse sadece 3-4 farklı sahnede geçti.Alt yazılı olarak izleyip duygulara ve dile odaklandığım için o monotonluk bana akarsu gibi geldi,hızlı ve ferahlatıcı.

Konu Takue adlı cüzamlı yaşlı bir kadının Dorayaki dükkanında çalışmak istemesiyle başlıyor.Sentaro ilk başlarda ne kadar istemese de Takue'nin yaptığı Dorayakiyi tadınca onu işe alıyor.Takue ona iç kısmının nasıl hazırlanacağını öğretiyor.Bu aşamada bir cümle kurdu ki içim bir hoş oldu,evet kelimenin tam anlamıyla bir hoş oldu.

(Fasulyeler pişerken)

Takue: Çok yorulmuş olmalısın

Patron: Ah hayır.

Takue: Fasulyelere dedim.Sonuçta tarlalardan buralara kadar geldiler.

Yaşlı insanlara karşı ekstra sevgisi olan bir insan değilim ama galiba bu film beni değiştirdi.Takue'nin hayata bakış açısı o kadar içimi ısıttı ki anlatamam.Ağaç dallarının sallanmasına bile kendisine selam vermesine yoran,her şeyin bir hikayesi olduğuna inanan güzel yüreği...sıcağı sıcağına yazarken tüylerim diken diken oluyor,tam anlamıyla etkilendim.

Halbuki çok aramadım bu filmi hatta ne izliyim diye bakarken rastgele seçtiklerimden biri oldu,iyi ki de oldu.


Yönetmenin deyimiyle hayatın zorluklarına karşı gelen iki ruhun hikayesi.

Paylaşmak Adına Yaşamak

Sosyal medyanın hatta internetin bile olmadığı zamanlarda insanların duygularını saf halde sadece yüz yüze konuştuğu insanlarla paylaşması nasıl bir his çok merak ediyorum.Durum şuan ekranın içine akıtmaktan ibaret.Üzüldün mü aç sosyal medyayı söv millete için rahatlasın,mutlu musun al eline telefonu paylaş başarını herkesle,şanın yükselsin.

Paylaşmak bence hastalıktan çok bir alışkanlık.Kötü veya zararlı olarak nitelendirirsem makale olur konu ciddileşir o yüzden oraya parmak basmayacağım.Mesela 2009da facebook açtığımda tek baktığım şey anasayfamdı ve  birkaç saçma salak söz paylaşırdım.O zamanlar da mutlu olurdum hem de çok.Fakat hiçbirini fotoğraflayıp paylaşmazdım veya duyurmazdım.Hayatıma devam eder keyfini çıkarırdım.Şimdi ise fotoğraf çekmek,anı biriktirmek benim için bir hayat memak meselesi gibi.Yaşamayı boşver önemli olan anı önemli olan paylaşma! triplerindeyim.

Kitap paylaşımı yapan instagram blogları var ya hedef koyuyorlar şu kadar okuyacağım falan bana biraz komik geliyor.Başlarda öyle şeyleri sevip katılmış olsam da sonra U dönüşü yaptım.Kitap okumak kabuğa çekilmek gibi benim için.Duyurup reklam yapılacak,övgü toplama malzemesi olarak kullanılacak bir şey değil.

Neyse şimdi ben de bu yazıyı yazdım;

önce burada yayınlayıp sonra diğer sosyal medya hesaplarımdan paylaşacağım.

Bunlar heeep alışkanlıktan başka bir şey değil.







Thursday, May 19, 2016

Hayaller İçin 1 Adım

Baş ağrımla beraber oturdum bloğun başına.

Dün kaç ay sonra abim eve geldi çok mutlu olduk,eve neşe geldi.9. Sınıftan beri yatılı olmasına alıştık fakat ilk kez bu kadar uzun gibi hissetmiştim.Beraber gezdik,bir şeyler içtik bol bol sohbet ettik.Ne kadar farklı karakterler olsak da abimle muhabbet etmeyi seviyorum,gülmeyi de (duygusu gelen kardeş)

Geçen gün bir arkadaşım sınıfta gitar çalıp şarkı söylerken bir şeyi düşündüm.Hayallerim var evet sürekli anlatıyorum sürekli beynimde.Fakat adım atmak için beklediğim şey ne?Yaş mı para mı yetenek mi..hiçbirinin bahane olamayacağını anladım.Cidden bir şeyin hayalini kuruyorsanız beklemeyin,adımı o an atın.Küçüklüğünün bir önemi yok zaten büyük şeylerin hepsi küçük şeylerden doğar.

Ben de o adımı atacağım galiba.Dün eceyle konuştuk böyle 45dk falan.Sadece ona anlattım.Kasıtlı değil o an kafama esti dostuma anlattım.Destek verdi,akıl verdi beni yüreklendirdi açıkçası.Fakat aklımda binlerce soru işareti var.Yine de mutluyum.Çünkü hayalimi gerçekleştirmek için adımımı atacağım öyle ya da böyle.Olmazsa da üzülmeyeceğim,yani umarım.

Bir şeyin hayalini kurdum,denedim ama olmadı.

Bu cümleyi söyleyebilmek bile sadece hayal kurup beklemekten iyidir.

Adım atmak için doğru zamanı beklemeyin.Doğru zamanı kaçırma ihtimaliniz yüksek ama aklınıza koyduğunuz an bir şeylere başlarsınız hayaliniz kaçacak delik bulamaz.

Hadi benden size tatil günü motivasyonu :)




Sunday, May 15, 2016

Ekürim Olabilecek Anime Karakterleri / Son Zamanlarda İzlediklerim


Yey konumuz yine animeler yine Japonya merkez!

Son zamanlarda izlediğim 2 anime var.Birini bitirdim adı Zetsuen no Tempest.Konusu çok karışık ara vere vere izlediğim için çok kopuk izledim fakat sonlara doğru zaten her şey açıklanıyor.Temelde şöyle ki dünyayı yöneten 2 ağaç var Göç ve Yaradılış bunların ve taraflarının arasındaki mücadele anlatılıyor.İşte hangisi doğru hangisi yanlış vs. vs.İçinde her animede olan aşk,dram,komedi tarzı unsurlar da var izlemenizi öneririm.Yanlız ara falan vermeden izleyin aklınız karışırsa da umursamayın izledikçe anlayacaksınız olacakları.

Bir diğeri de bitirmeme 2 bölüm kalan ağırdan aldığım,bayıldığım Mirai Nikki.Bu animeyi eminim çoğunuz duymuşsunuzdur ben geç izleyenlerden biriyim.Nedense bir şey çok popülerken değil de el ayak çekilince katılmayı seviyorum.Konusu çok net ve sürükleyici.Gelecek Günlüğü sahibi,günlüklerin özellikleri farklı farklı,11 kişi var.Hepsi mevcut Tanrının ölümünden sonra yerine geçmek için birbirlerini öldürüyor.Başroller 1. ve 2. günlük sahipleri Yukiteru ve Yuno.Yuno'nun günlüğü Yukiteru'nun yapacaklarını gösteriyor.Yuno zaten bu çocuğa fena halde aşık onu geleceği olarak görüyor.Yukiteru'nunsa gelecek günlüğü ona iyi kötü başına gelecekleri gösteriyor.O kadar mükemmel ki bir günde 1 bölümcük izleyip bırakmak imkansız oluyor.

Bu aralar izlediklerim bunlardı Mirai Nikki'den sonra neye başlayacağıma daha karar vermedim anime listemde bir iki anime var yorumlarda önerilerinizi bekliyorum :)

Ekürim olmasını istediğim,olabilecek;kendime benzettiğim anime karakterlerini aklıma geldikçe sıralayayım.


Kaname İsaki  




En sevdiğim anime Nagi no Asukara'dan bir karakter.Kaname çok içine kapanık ve yaşına göre olgun biri.İzlerken neredeyse bütün yapacağı şeyleri doğru tahmin ettim.Sevgisini birine açacağında bile bencil davranmayıp doğru zamanı kolluyor.Çok iyi kalpli çok.Mızmız arkadaşlarına göre de oldukça uyumlu.Fikir danışabileceğim bir dostum olabilirdin güzel yürekli jojuk.

Rei Hino


İyilerin dostu,kötülerin düşmanı adalet ve Marsın savaşçısı koç burcu Rei Hino!Zaten Sailoor Moon'u bilmeyen yoktur.Burcumun savaşçısı da tam benim karakterimde.Lider özellikli,adaletçi,savaşçı ve duygusal gözükmese de grubunun en kırılganı.Beraber yeneceğimiz bir sürü canavar var Rei...

Jintan Yadomi


Ano Hana dizisinin başrol karakteri.Normalde kendimi başrollerle özleştirmeyi sevmiyorum,nedenini de bilmiyorum.Fakat Jintan'ın sadık duruşunu,iyimser olmaya çalışma çabasını cidden çok seviyorum.Hatta çok güzel de bir repliği var ''Sürekli başka insanları düşünüyorsun,biraz daha kendine odaklan!'' bunu bana ekürim olup her gün hatırlatmasını dilerdim.


Tetsuma Kusaribe 


Zetsuen no Tempest'den zeki mi zeki bir anime karakteri.Aslında öyle aman aman bir sahnesi yok ama nedense ben görünüşüne,olaylara karşı duruşuna bayılıyorum.Bana cool nasıl olunur öğretebilirdi.

Hinata Hyuga


Küçükken olduğu gibi hala Narutodaki favori karakterim.Vurdulu kırdılı animelerdeki nazik insanlara hayran oluyorum.Hinata'nın çevresindekilere karşı sadık oluşu,koruyuşu ve sevgisinden vazgeçmemesi beni gördükçe mutlu ediyor.Herkese lazım bir dost ^^

İyi ki varsınız çocuklar!










Friday, May 13, 2016

Arınma Diyeti Raporu


 Pazar günü yazdığım Haftanın Güncesinde bahsettiğim kendime,zihnime,bedenime uygulamak istediğim diyet bitti (tık) tam bir hafta olmadı ama hafta sonlarını saymıyorum,özgürlükten yanayım bu 2 güzeller güzeli günde.

Vatsabı sildim.İlk defa bu kadar uzun sürdü.Kim ne yaptı ne konuşuldu koca bir boşluk.Rahatladım mı?Evet.Zaten gün içinde sürekli konuşma halindeyim.Bir de elimde telefon parmaklarımı yormak,laf yetiştirmek saçma.Fakat tekrar yüklüyeceğim,hatta bu yazıdan sonra.Çünkü haber almam gereken şeyler,konuşmam gereken insanlar var.Teklonoji çağında ergen olmak böyle bir şey.

Planner'ıma ne yazdıysam yüzde 75 yaptım.En sevindiricisi de bu oldu valla.Ertelemek yerine işlerimi düşündüğüm an kalkıp yaptım.Çok şaşırdım kendime çok.Normalde üşengeçlikte,ertelemede bir numarayım.Akla ne derseniz onu yapıyormuş gerçekten.Direttim,ikna ettim üşenmemeye,oldu..saolsun.

Yemekler konusunda azcık bocaladım ama benim diyetin kilo verme değil de bir göbekçiği eritmeye yönelik olduğunu düşünürsek spor daha doğru karar.Şu yazılıları atlatayım ilk iş yüzme kaydımı yenilemek,yeni bir mayo almak ve havuzun yolunu tutmak.Anneme bir ara az yicem falan dedim kızdı şakasına.''Gençsin sadece miden değil iliklerin de besine aç,yemelisin.'' dedi.Hem anne hem de bir hemşire bunu diyince bozdum.Gece kalkıp nutella kaşıklamak buna dahil miydi bilmiyorum ama....

Öyle işte aslında bunu pazar falan yaziyim diyodum ama içimden şimdi yazmak geldi.Geceye doğru anime izleyeceğim,çay içeceğim ve kös kös oturacağım.

Anılın odasından bu kadar.

xoxoxox



                                                           



Wednesday, May 11, 2016

Elveda Challange-Blog İsmimin Hikayesi


 Haftanın ortasında arınma diyetim devam ederken challange'ın son günü olduğunu fark ettim.İlk başlarda çok güzel gidiyordum ama sonra derslerden zaman bulamadım yazmaya,yine öyle olacak önümüzdeki günlerde.Beni bu işe davet eden Dukujuya ve bu güzel mücadelenin öncüsü Saçaklıya çoook teşekkür ederim.Sayenizde bir sürü yeni blog keşfedip aydınlanma yaşadım,seviliyorsunuz! :)

Son soru cidden güzel olmuş.Hep yazmakla ilgili konuşurken blog adım hakkında ağzımı açmadım.Önce sorunun ilk adımını cevaplayayım.

Yaklaşık bir yıl önce youtube videoları izlemeye başladım.Blog denilen şeyden haberim bile yoktu.Ben defterine yazan,günlük tutan kendi çapında sıradan bir vatandaştım.Sonra izleye izleye bu blog denen şeyi keşfettim.Video çekmeyi hep düşünürdüm ama bu ortamı görünce BURASI BENİM YERİM dedim.İlk yazımı yazıverdim. tık (UTANDI) Şaka maka 23'ünde 1 yıl olacak,vay vay..

Blog adımı çok da zor bulmadım aslında.Gece oturdum müzik dinliye dinliye internette gezindim.Aklıma bir şeyler gelmesini bekliyordum.Sonra birden aklıma tumblr kullanıcı adımla ilgili bir şeyler koymak dedim. (hopefulsalad) düşündüm düşündüm..umutlusalata dedim cıks yaptım umutlu mumutlu bişeler dedim cıks dedim..en son tumblrda bir otobüs gördüm ve birden umut durakları adı aklımda belirdi.O an yüzümü görmeniz lazım böyle bir nur indi o esmer halimden 3 ton açıldım.Zaman kaybetmedim yazdım adını açtım bloğu!

İyi ki de açmışım,iyi ki.Zaten 23'ünde çok çok çok heycanlandığım bir yazıyla bunu kutlayacağım.Benim için yeni bir serüven olacak ama yer değiştirerek olandan değil.

Bekleyin olur mu?

Sizleri seviyorum ♥


Şu fotoğrafa bakıp bakıp haftalardır iç geçiriyorum.



Sunday, May 8, 2016

Haftanın Güncesi #18 (Beden ve Zihin Diyeti Başlasın!)


Sosyalliğin benim için zirvesinde olduğum yorucu bir haftayı da geride bıraktım.

Hasta olmayı aranızda benden başka seven var mı bilmiyorum ama ben nedensizce seviyorum.Tabi öyle ağır olanlarını değil de böyle hafif ateşiniz çıkınca (ağrı sızı olmadan) insan kendini bebek gibi hissediyor.Bence bu mazoşizme girmez üşengeçizme girer çünkü aslında hastayken en sevdiğim kısım ''yardımlaşma''!Bu haftada bir hayli yardım aldım çok şükür :)

Ders anlamında şöyle böyleydim.Motivasyonum düşüktü.Zaten şu dönem bir toparlanamadı.Nedenlerini biliyorum ama birazcık bana özel gibi hissettiğimden buraya yazamayacağım.Fakat nazar değmesin şuan iyiyim haftaya insan gibi çalışacağım.

Evet  önceki cümledeki nazara inanıyorum.Nazardan çok kıskanç insanların kötü enerjileriyle bizi de etkiliyebildiğine inanıyorum.Örneklerini çok gördüm hem ailemde hem kendimde.Mesela anneciğime çok değer.Hiç unutmuyorum o anıda ciddi anlamda irkilmiştim,işte bir gün bir aile misafirliğe geldi bize.O teyzenin de annesi vardı.Kadın geldiği dakikadan akşama kadar çaydanlığımızı övdü..sordu sordu durdu.Onlar gitti biz birer bardak daha çay içelim dedik mutfağa bi geldik çaydanlığın altı tamamıyla yanmış,körermiş.Ağzımız açık kaldık annem dışında.Annem diğer annelerin profosyonelliğiyle ''BUNLAR HEP NAZAR BİLİYORDUM'' dedi aldı çaydanlığı temizledi baktı çıkmıyor kaldırdı bir kenara.Ah anneler,iyi ki varlar hep iyiler hep zekiler hep bilirler.Hangimiz inkar edebiliriz ki?Sıkıyosa deneyin.

Blog yazasım aslında pek de gelmiyor.İş olarak görmek istemiyorum çünkü işim falan değil ben sadece yazmayı seviyorum fakat bir şey alışkanlığa dönüşünce iş yükü de binebiliyor.Bilmem anlatabildim mi.Farklı fikirler,planlar var aklımda yapacağım.Arasından biri yazmakla ilgili lakin kararsızım.Hep kararsızım.''En kötü karar kararsızlıktan iyidir.'' sözüne çok inanıyorum,uygulamasını başaramıyorum.Olsun yine de ömrümün sonuna kadar düşünecek halim yok birine adımımı atacağım.

Kilo aldığımı ve çirkinleştiğimi hissediyorum.Bir ara demiştim tekrar diyeyim bunu kendimi övdürmek için değil gerçekten öyle hissettiğimden söylüyorum.Ne giysem ne uygulasam aynaya baktığımda bir memnuniyetsizlik oluyor içimde.Bunun sadece fiziksel değil ruhen de olduğuna inanıyorum bu yüzden BEDEN VE ZİHİN DİYETİNE girmeye karar verdim.Sadece bende olan bir diyet ^^

Şöyle kurallar koydum kendime bu hafta buraya yazacağım ki okuyan kişilere karşı dönek olmadığımı göstereyim;

  • Bu hafta sosyal medya yok!(Mesajlaşabileceğin uygulamalar silinecek 1 tanesini seç o kalsın.)
  • Her öğünden sonra hayvan gibi tatlı yemek yok!
  • Negatif şeylere,kişilere yer yok!
Hıh bunun hakkında bir iki laf edeyim.Ben gözüktüğü gibi pozitif bir insan değilim.Hatta yakınım birine deseniz ''Anıldan mı bahsediyosun?'' der.Sadece fazlasıyla olmaya çalışıyorum,olmadığımdan.Bu yüzden bunu tetikleyen şeyleri ortadan kaldırmaya karar verdim insanlar da dahil.Sürekli birilerini toparlamaktan yoruldum,toparladıkça altlarında eziliyorum.
  • Planner'a yazılan bireysel ders programına harfiyen uyulacak.
  • Daha az konuşulacak.
Ne mana? diyenleri duyuyorum.Şöyleki ben zaten çok konuşan bir insanım.Biraz susup insanları dinliyeceğim.Akıl vermek beni yordu sıra onlarda.
  • Bu hafta televizyon ÇOK AZ!(Zaten hep azdı ama çok aza indirgiyorum.)
  • Bu hafta karnı tıka basa dolu gezmek yok! (Sofradan yarı tok yarı aç kalkılacak,dengele şunu.)
  • Bu hafta kafein içilen her şey sadece sabahları alınacak.
Evet bunu yavaş yavaş ilerlettim öğleden önce sadece bir bardak kahve içiyorum.
  • Bu hafta düzenli bir şekilde ilaçlar içilecek! (Sürekli babamın söylemesine izin vermeden saati saatine.)
  • Bir saat erken yatağa girilecek!
Hastalık sebebiyle öyleydim bu hafta ve bir tık daha sabahları iyi hissettiğimi fark ettim.Devamı gelmeli..

Bunların beni hem zihnen hem bedenen düzene sokacağına inanıyorum.

KÖTÜ ENERJİ KÖTÜ İNSANLAR KÖTÜ OLAN HER ŞEY: DIŞARI

İYİ ENERJİ İYİ İNSANLAR İYİ OLAN HER ŞEY:İÇERİ

hoşçakalın.


Wednesday, May 4, 2016

Japon Günleri-Nedir Bu Japonya Hevesi?


Bu Pazartesi ve Salı Çanakkale'de çok güzel bir festival vardı ''Japon Günleri Festivali'' Türkiye çapında 22.si düzenleniyormuş.

Programı ilk bizim Japonca sınıf grubuna attılar.Öğrenci olmanın zorlukları tabi ben sadece okul çıkışımda olan etkinliklere katılabildim.Tiyatro ve konser.Çok emek verilmişti ikisine de bu yüzden bir yerde kısacık söz edip üzerini kapatmak istemedim.

Challange'daki 20.soruyu da cevaplamış olurum hem.Millet nerde bakamadım ama bitirmiş bile olabilirler uzak kaldım,dersler sağ olsun.Ben Japonya'yı ziyaret etmek belki de yaşamak isterdim.Beni takip edenler merakımı ve sevgimi bilir ama hiç nedenini öyle uzun uzun anlattım mı bilmiyorum.Biraz bahsedeyim bu vesileyle.

Animelerle çok küçük yaşta abim sayesinde tanıştım.Naruto'yu öyle böyle herkes bilir.Onu izleyerek büyüdüm.Aslında küçükken anlamsız gelirdi alt yazısını bile hızlı okuyamazdım çok saçma dilleri çığlık gibi derdim.Fakat büyüdükçe kendi kendime bir merakım uyandı.Anlatmış olmalıyım ama tekrar anlatayım.Hazırlık sınıfında sınıfımıza gelen tatlı Japonca stajerleri(İngilizce dersine giriyorlardı) sayesinde eskiden olan hevesim gün yüzüne çıktı.Gözlerim onları bu festivalde aradı,görsem teşekkür edecektim kim bilir belki bir yerde yine karşılaşırız :')

Japonların animesinden bilmem nesinden çok ben tutumlarını seviyorum.Saygıları ve çalışkanlıklarına bayılıyorum.Yanlış anlamayın bir ırka karşı aşk beslediğim falan yok o tip ergenliklerim de yok sadece örnek alabileceğim şeylerin çok olduğunu görüyorum.Bu yüzden de dillerini,icra ettikleri işleri öğrenmeye çalışıyorum.Japonlar,Japonya bana hep ilham veriyor.İşte bu yüzden o minimalist ülkeyi ziyaret etmek olursa da yaşamak istiyorum.

Nerede kalmıştım..Tiyatro çok sürükleyiciydi.Yuki ve Mehmet adlı iki genç arasında geçiyordu.Japon kültürüyle Türk kültürünün çatışmalarını,uyuştuğu yerleri anlatıyordu.Uyuklamadan 30dk boyunca pür dikkat izledim.İçinde espriler de olunca tadından yenmedi.Fakat Yuki'yi bir Japon oynasın isterdim şive yapma kısmı biraz komik olmuş,belki de amaç oydu :) Oyunun adını unuttum oyun başlamadan bir kız çıkıp anons etmişti ama duyamadım,bulursam eklerim.

Tiyatroya annemle gittik.Girişte de şu meşhur Fortune Cookie'lerden aldık.Geleceği söyleyen kurabiyeler adı üzerinde.Fakat iyi bir şey çıkması çok zor Japon fallarında.Sinir bozucu bir şekilde gerçekçiler.


Gerçek kurabiye değildi bizimkiler,el emeği origamilerdi.

Bana çıkan not: ''Elindeki her şeyi kötüye götürmek gibi berbat bir huyun var.Fark etmeden sürekli kendini haklı bularak eline geçen güzel her şeyi kötüye götürüyorsun.Bu huyunu hemen bırakmalısın!''

Kötü kötüsüne de bana çıkan maalesef doğruydu.Gerçekten bu aralar öyleyim..

Konserin ilk kısımları açıkçası gürültü gibiydi.Konferans salonu olduğu için enstürmanlar sanki beynimde çalınıyor gibi hissettim.Fakat sonra farklı sesler ve şarkılar devreye girince her şey berraklaştı arkadaşım İremle memnun bir şekilde ayrıldık...tabi evde ağrı kesici almak zorunda kaldım orası ayrı....

Bir de Japonca Bölümünün hazırlıktan 4. sınıfa kadar olan öğrencilerinin hazırladığı emek ürünü mangayı göstereyim:


Japoncasını aldım.Hiragana ve kataganaları okumak için ama salak aklım keşke Türkçesini de alsaymış.Olsun olsun bu da Japoncama sırt verecek!

Umarım seneye düzenlenen her etkinliğe tam takım katılırım bu sene böyle olsun :)

Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum,iyi iş çıkardınız ^^

Instagram: tık


Monday, May 2, 2016

Haftanın Güncesi #17


Pazar günü yazamadım çok yorgundum bugünde taa bu saate bıraktım...

Bu hafta çok yoruldum ve stresliydim.Üzerimdeki en büyük yük Japonca sınavımdı 2 haftadır belli aralıklarla ciddi anlamda çalışıyordum.Sınavım iyiydi.Sadece bir kısmını fena halde karıştırdım ve saçmaladım.Keşke akılsız kafam son  dakikada kağıdın arkası olduğunu görmeseydi.

 Perşembe günü okula gitmeyip tüm gün ödev yapıp Japonca çalıştım.Ah ne huzurluydu.Gece kuşluğuna ihanet edip sabah çalışma olayını bir hayli sevdim.Evren yorganından sıyrılırken horul horul uyumak pek de iyi iş değilmiş.

Önceki haftalarda bahsettiğim ruh hali hep aynı.Böyle bir şeyleri değiştirmek istiyorum veya yeni şeylere başlamak.Çok sıkıldım rutinden hem de çok.Neyden başlasam ki diye düşünüyorum aklıma gelen her şeyi yine kendi aklımdan çürütüyorum.Kendine güvenmemenin mi yoksa gerçeklerin mi ördüğü bir duvar bu bilemiyorum.

Game of Thrones başladı izleyen var mı bakalım?1 hafta önce çıktı sezonun ilk bölümü bugün de ikincisi.Henüz izleyemedim izleyecek halim de yok. (Aklıma esti)

Bazen keşke salak olsam diyorum.Yani salaktan kastım cahillik değil düşünememek.Hiçbir şeyi tartmadan yaşayan bir insan olmayı çok isterdim.Yaşıtlarımın çoğu öyle.Ağızlarından çıkanları,davranışlarını,insan ilişkilerini hoppadanak yapıveriyorlar.Ya ben...23423423423 düşünce 423423423 plan ve KARARSIZLIK.Belki de gerçek salak benimdir.

Küçük Joe'nun önerdiği kişisel gelişim yazarının çoğu yazısını okuyup videolarını izledim.Kadın bir yerde ''Mutsuz insanlar her zaman dünyadaki haksızlıklara odaklanır'' diyordu ve ardından ''Mutlu insanlar yapabileceklerine'' dedi.Hemen hemen böyle bir cümle yalan olmasın.O söylediği an DAN diye kafamdan vurulmuşa döndüm.Birinci cümle bendim ikinci cümle her kimse.İlk kez bir kişisel gelişim yazarı beni bu kadar etkiledi,küçük joe sana da tekrar teşekkürler.

Anime de bol bol izledim bu hafta demeden geçemeyeceğim.Merak ediyorsanız geçen hafta Zetsuen no Tepmest'i bitirdim bu hafta Mirai Nikki'ye başladım.İkisi de şahane.Fakat bu animeler hayalperestlik derecemi git gide nirvanaya ulaştırıyor.Olsundu seviyorum <3

Son olarak fotoğrafsız yazı olmaz diyerek bir çalışma masası güncellemesi yapayım;


Biz şu anlık böyleyiz.