Sunday, June 25, 2017

Gelişmeler,Planlar ve Fikirler 🌈 ☕


On gündür yazmıyor olmamdan olsa gerek,deli gibi bir şeyler anlatasım var.

En son baya negatiftim.Hem iki tane yorum geldi hem de tumblr'dan yazanlar oldu.Ne kadar mutlu oldum anlatamam.Çok tatlı ve iyisiniz.Dediklerinizi bir bir dinledim,merak etmeyin!

Öncelikle ilk işim psikolog ofisi denilen yeri keşfetmek oldu (Yorumda öneren Berrak'a selamlar ve kalp) Soru yazma kısmıma sorunumu anlattım ilk başta defalarca telefonuma kod gelmeyince fb'dan ulaştım.Yardımcı oldular ve tel. numaramı aldılar.Ben saf saf herhalde kod gönderirler diye beklerken pat bir kadın aradı.Şaşırdım ama çok mutlu da oldum.Sonra bir kez daha aradı, konuştuk.Çok içten biri kısa kısa problemlerimden bahsettim ve hemen hemen aynı şeyleri düşündük.Herhalde haftanın en önemli,güzel gelişmesi buydu.



Aslında bu fotoğrafı pek beğenmedim ama şuursuzca bir yerlere atıp duruyorum neden inan ki fikrim yok sdfsdkfps


Ders anlamında yoğun olmaya başladım.Bilgisayar başında oturmam sürem azaldı.(468468 saatten 57344 falan) Ailenin denetimi altına da girdim.Herkes beni bir görünce ''Bugün test çözdün mü?'' diyor.Çözücem deyince ''Ee hadi'' Çözdüm deyince sessizlikle karşılaşıyorum.Çok baskıcı olmadıkları için boğulmuyorum hem benim için de biraz dsiplin sağlıyor,no problemo.

Yüzmeye başladığımı demedim galiba.Hıh o da yaşandı sonunda.Fark ettim ki özlemişim.Özellikle sabah gitmek bütün günümü zinde geçirmemi sağlıyor.Hatta kendi rekorumu kırıp 60 dakika civarında 28 tur yaptım.Dinlene dinlene yaptığımı hesaba katarsak benim için mütüştü.Sonra bütün gün baygın gezdim orası ayrı.

Omuz ağrılarım bu aralar tırlattı.Bazen gece öyle bir tutuyor ki kendimi bir yana atıp hareketsiz bekliyorum.Büyük bir nedeni duruşumun bozuk olması.Aha şimdi de düzeltiyim...evde kimi görsem masaj yaptırıyorum ya da omuz ağrımdan şikayet ediyorum...gerekli bir bilgiydi size de şikayet ettim biriniz de masaj yapsın plz...

Planladığım şeyler bir bir yaklaşıyor.

Öncelikle küçük joe Çanakkale'ye geliyor! Onun olduğu koronun sokak konserini izleyeceğim.Son günü de inşallah ayarlarsak bir kahve içeceğiz.Çok heyecanlıyım.İnternetin bu yönünü seviyorum.En yakın dostlarım,sevdiğim insanları hep buradan edindim,hiç de pişman olmadım; şanslıyım xox

Sonrasında bana özel ders veren matematik hocam nişanlanıyor.İlk kez bizzat kendim bir nişana davet edildim.Büyümüş hissettim.Normalde annemlere davetiye gelir ve ben çocuk kategorisinde katılırım ama bu sefer onlara bile gerek yok :'D!!

Bu ikisi sağ salim gerçekleşsin istiyorum.Benim şöyle bir huyum var,eğer bir şey için plan yapmışsam durmadan o günü beklerim.Ne olduğu önemli değil.Aklımda onun hakkında şeyler kurarım.Ne giycem,nasıl olcak,sabah kaçta kalkarım...çok heyecanlılık mı manyaklık mı bilmiyorum ama bence ikisinin karışımı bir şey olsa gerek.

Bakın hep başlıklara uygun yazıyorum ve istemsizce gerçekleşiyor.Gelişmeleri verdim,Planlardan şöyle bir bahsettim gelelim Fikirlere...burası biraz daha drama olacak ona göre.

Öncelikle bu hafta yine bizim ülkeden bekleneceği gibi 2 tane leşşşşşşşş haber gördüm.Hem de uyanır uyanmaz.Birincisi şort giyen kadının minibüste saldırıya uğraması olayı..sabah sabah nasıl canımı sıktı öfkelendirdi anlatamam.Kudurdum yerimde bütün gün moralim çöktü.Davasını takip ettim merak ettiğimden, ilk saldılar sonra baktılar halk mal değil hop içeri aldılar.İlk başta nasıl öyle bir şerefsizi salabilmeyi düşünürler anlamıyorum.O hakim savcı avukat her ne zıkkım karar veriyosa nasıl bir vicdanı var hayal edemiyorum.Diğer olayı da yine uyanır uyanmaz ertesi gün gördüm.Kafasına taşla vurulan küçük kız ve aynı şahısın çocuğu taciz etme olayı.Görüntüyü izlemedim,hatta haberde çıkınca gözümü kulağımı kapattın.Çünkü artık katlanamıyorum.Bakın o da serbest kaldı.Paşa paşa çıkıyorlar.Anlamıyorum artık hiçbir şeyi.Aptal insana,salak yönetime ve cehalete tahammülüm kalmadı.Bu duruma gelmemizi sağlayan yandaş herkesi şuan olanlardan sorumlu görüyorum.Hepsinin eli kirli,umarım adalet olan diğer dünyada davacınız çok olacak...rahatladım...

Diğer bir can sıkıcı mevzu bugün gerçekleşecek onur yürüyüşünün yasaklanması.Hatta daha da kötüsü gökkuşaklı her şeyin yasaklanma çabası.Öfkem çok.Farklı yaşamları kabul etmeyen herkesten nefret ediyorum.Sessiz kalan herkesten de korkuyorum.Valiliğin gerekçelerinden biri şu ''karşıt görüşlerin rahatsızlığı'' PARDON...o meydanda yürümeyen kalmadı neyin karşıt görüşlüğü? Demokrasi de zaten bu değil midir? Hani şu bahsede bahsede öldüğünüz dilinizde tüylerin bittiği.

Her şeye rağmen gerçekleşecek tabi ki.Hatta bugün 8. kez yasaklanmasına rağmen gerçekleşecek.Eğer siz de bu yasağa karşı sessiz kalan hatta memnun olan kesimdeyseniz size tavsiyem şu görmek istediğiniz değer,almak istediğiniz haklar kadar siz de başkaları ''ötekiler'' için mücadele edin.Yoksa hiçbir zaman o hayaliniz gerçekleşemez,eşitliğin,adaletin istisnası olmaz; unutunuz hemen.

Kah özel hayat kah politika yine bir yazının sonuna geldim ve cattle ''sıcak suyunuz hazır şimdi çayınızı demleyebilirsiniz'' diyeli dakikalar oldu.Ben kaçar.

Herkesin bayramını kutluyorum,renklerden kormadığımız ve insan gibi yaşayabileceğimiz güzel günlerin yakınlarda olmasını diliyorum!

Çav!


Thursday, June 15, 2017

The Night Manager / Modern Family - Farklı Tarzlarda 2 Yabancı Dizi


Geçen ay ve bu ayın başlangıcında animelere ve filmlere biraz ara verdim ve yabancı dizi izlemeye keskin bir dönüş yaptım.Bahsedeceğim dizileri beğeneceğinizi düşündüğümden paylaşmak istedim :')


1.The Night Manager:

Geçen ayın başlarında izlemeye başladım ve yanlış hatırlamıyorsam 4 gün gibi kısa bir sürede bitirdim.Çünkü dizi izlemeye başlayınca meraklandıran cinsten.

Tür aksiyon ve gizem denilebilir.Başrolündeki otellerde gece nöbeti yapan karakterimizi Tom Hiddleston canlandırıyor.Oyunculuğuna hayran kaldım.Jonathan Pine Lübnan'da (?) bir Avrupa Otelinde gece müdürlüğü yaparken bir kadınla tanışır.Bu kadın zengin bir iş adamının metresidir ve kadın Jonathana bir belge verir.Bu belgede silah kaçakçılığı yapıldığına dair bilgiler ve isimler vardır.Bu belge eline geçtikten sonra Jonathan'da artık ister istemez bir görev üstlenmiş olur ve ilerleyen süreçte Angela Burr adlı uluslararası istihbarat servisi müdürünün özel ajanı olur.Richard Roper adlı ''kötü adamın'' alt edilmesine yardım etmeye başlar.

Dizi BBC yani İngiliz yapımı.6 Bölümden oluşuyor ki bu çok yerinde bir karar.Gereksiz uzatmalar,saçma sapan aksiyon sahneleri yok.Her şey kararında ve heyecan verici.Aynı zamanda günümüz gerçeklerini gözler önüne serer cinste.

Bazı bölümlerde Türkiye-İstanbul'da konu oldu.Bizim üzerimizden tırlarla silah kaçakçılığı yapıldığına dair bir bölümü dahi vardı.Hani şu Suriye meseleleri falan.Ne kadar acı değil mi,zengin iş adamları aileleriyle dünyayı gezip keyif yaparken kan akıtmaktan para kazanıyorlar.Bu da dizide çok acı bir şekilde yansıtılmış,sinirleriniz gerilebilir.

Diziden Sahneler:




Not: İngiliz aksanına bayılıyorum,izlemesini çok daha keyifli hale getiriyor.


Aksiyon,ağır konular ve ekşın sevmem diyorsanız hayatımda izlediğim en komik diziyi size öneriyorum efendim :

2.Modern Family:

Bu ayın başında 1 hafta içinde bütün bir sezonunu bitirdim.Her bölümde,abartmıyorum,kahkahalar attım.

Bu diziyi öylesine ''anksiyeteye iyi gelen 10 dizi-film'' adlı bir yazıda gördüm.Yapacak daha iyi bir şeyim olmadığım açıp izlemeye başladım ve hiç beklemediğim kadar sevdim.

Konu tamamiyle komedi ve haliyle bol bol espri,absürd olaylar.

3 Tane ailemiz var,hepsi birbirine bağlı ve biz de hayatlarını izliyoruz.Çekimler alışılmışın dışında,gerçek hayatta kamerayı siz tutuyormuşsunuz gibi bir his veriyor.Yer yer karakterlerle röportaj tarzında kısa konuşmalar da yapılıyor.Her şey o kadar komik ki anlatamam,sadece izleyin.


En Baştaki Ailemiz:

Ed-Sofia ve Sofia'nın öz,Ed'in üvey oğlu Mario.

Sofia ve Mario dizideki en sevdiğim karakterlerden biriydi.Kolombiyalı oluşlarındaki aksan ve Kolombiyalı olduklarına dair yaptığı esprilere kahkalarla güldüm.Mario'nun da yaşına rağmen olgun tavırları,her daim kahve içişi,büyüklere öğütler verişi dehşet tatlıydı.

Ortadaki Ailemiz:

Claire(Ed'in kızı)-Phil ve Çocukları sırayla Luke-Alex-Haley

Phil ve Clarie şapşal iki ebeveyn.Çocuklarına farklı metodlarla söz geçirmeye,kural koymaya çalışıyorlar ama hep afallıyorlar.Luke evin dikkat bozukluğu olan çocuğu ve oldukça pasaklı,Alex evdeki en zeki kişi ama sözü bir türlü dinlenmiyor; kardeşlerini sürekli kandırıyor.Haley ise tipik bir ergen kız,sürekli telefonunda takılıyor.

Sondaki Ailemiz:

Mitchell(Ed'in oğlu)-Cameron ve evlatlık aldıkları Vietnamlı bebekleri Lilly.

Bu çifte de yine katıla katıla güldüm.Özellike Cameron'un dramaya olan düşkünlüğü,her şeyi büyütmesi oldukça komikti.Bebekleri de aşırı tatlı,yanakları tam ısırmalık.



Tek sezon sanıp üzülmüştüm AMA 7 SEZON DAHA varmış.Nasıl mutlu oldum anlatamam.İzlediğim dakikalarda derdim tasam kalmıyor sadece gülmeye odaklanıyorum ♥


***

Tarzınıza hitap edeni seçip mutlaka izleyin,seveceksiniz.

Şimdiden iyi seyirler xox


Friday, June 9, 2017

Psikolojik Çöküntüler,Son Okul Günü ve Kitap 🌙




Yaz tatili resmen başladı.Zaman hızlı geçiyor diyeceğim ama şuan okul dönemi bittiği için bu cümleyi kurmuş olacağım.Okul dönemi,özellikle yazılı haftaları aşırı kasvetliydi; bittiği için mutluyum....muhtemelen her öğrenci gibi.

Fakat şimdi de yazı değerlendirme sorunsalı var...malum 10. sınıf yazı,herkesin hakkında bir söyleceği olan yaz.Bazıları sıkı çalışmaktan bazıları da daha çok dinlenmekten yana.Ben yine de güvendiğim kişilere sorduktan sonra bu yaz hakkında ders çalışma planları yapacağım.Büyük ihtimal yapmam gereken şey ygs kitapları alıp bol bol test çözmek ve eksik konuları tekrar etmek.Her şeyi son gün halletme hobisi olan biri olarak konu hayatımın gidişatını belirleyen bir sınav olunca ''yemiyor''.

Haftalarca evde oturduktan sonra dün bizimkilerle iftar yapmaya çıktık.Her şey çok güzel ve sakindi.Yaz akşamlarını ve huzurunu özlemişim.Kendimi biraz da olsa yenilenmiş hissettim.Bugün de mektup arkadaşıma paketini gönderdim.Ptt sırası her zamanki gibi aşırı tehlikeli bir ortamdı(!)..işlemim uzadıkça,ben bir şeyler yazdıkça arkamda gelen poflamalar,içimdeki acaba her şeyi doğru yaptım mı sorunsalı...ama halloldu şükür,umarım en kısa zamanda gider.

Uyku düzenim yok olmuş durumda ama pek dert etmiyorum,alışkınım.Bir gün uyuyorum diğer gün uykum kalmıyo..öyle saçma sapan ilerliyorum.Yine uyumadığım bir sabah kalkıp kitap yazasım geldi.Çok olmasa da karaladım bir şeyler.Güzel de oldu.Bazen gerçekten yazmak istediğim konu bu mu diye sorguluyorum ama bir yanım da tam olarak bu olduğunu söylüyor.Aman diyor sonra beynim,önemli olan yazmak,üretmek ve düşünmek.Yaz gitsin şu kitabı.


-minik ara-

Bu Hafta En Çok Dinlediğim Şarkılar:









(mutlaka dinleyin)


Birtakım çöküntülere gelelim.

Aslında burada paylaştığım şeyleri hiç ayrıntısına girmeden paylaşıyorum.Hatta yüzelselin de yüzeyseli desem abartı kaçmaz.Biraz eşeleyip yüzeysel yapayım hadi onu :')

Birtakım çöküntülerden kastım psikolojik kuruntular.Anksiyete,kaygı bozukluğu her ne ise.Aylardır hayatımı değiştiren şeyler.Aslında bunları günlüğüme derinine anlattım ama nedense buraya yazınca kendimi çok daha tatmin olmuş hissediyorum,neden bilmiyorum.Günlüğümden bile daha çok rahatlatıyor buraya iki üç bir şeyler karalamak..her neyse...işte o tip şeylerle boğuşmak ciddi anlamda yorucu.Eğer siz buna sahip değilseniz size şöyle anlatayım bu olayı (basitlemesine) :

adım 1 : Bir olay yaşanır ya da geleceğe dair bir kaygı başlar

adım 2 : sonuç içten merak edilir

adım 3 : onun hakkında geçmiş tecrübeler tartılır,geçmişten bir şeyler yoksa bir yerlerden araştırılır

adım 4 : sonucu kafada kuruntulamak başlar

adım 5: DEVAM EDER DEVAM EDER DEVAM EDER

Aylardır mutsuz hissetmemin sebebi tamamen bu psikolojik olaydan.Adına hiçbir şey demek istemiyorum ama galiba bir çeşit kaygı bozukluğu.Fakat yine de teşhis koymak istemiyorum kendime.Ergenlikle ilgili geçici bir şeylerin de etkisi olduğu kesin ama seviyesi beni olumsuz etkileyecek derecede,ne yazık ki.

Ve bu noktada klasik tavsiyeler işe yaramıyor.Hatta sinirlendiriyor.Örnek vereyim:

''Başka şeylere odaklan.''

''Mutlu olacağın şeyle yap.''

''Gülümse''

Anlaşılması gereken şey şu ki psikolojik sıkıntılar fiziksel yaşamdaki değişikliklerle yok olmaz.En azından bende öyle.Ben hala gülümsüyorum,espri yapıyorum fakat önemli olan anlık dakikalar değil uzun dönemde kişinin içindeki fırtınalar.Verilen yukarıdaki tavsiyeler anlık modu düşmüş insanlar için olabilir uzun zamandır çöküntüde hisseden biri için değil.

Aile ortamı dışında çok fazla sözünü geçirmedim.Ailemin yaşadıklarımı az da olsa bilmeye hakkı var diye düşündüm onun dışında bunun hakkında konuşmak bile moral bozucu.Normal hayatıma devam edip sorumluluklarımı yerine getiriyorum işte,daha ne(?)...

İçinizden geçen psikolog lafını duyar gibiyim,gerçekleşmesi niyetindeyim.gut poyint.

P.S Dururum vahim değil,şuan gülümseyebiliyorum.



P.S.S Benim gibi kaygıları olan bireycikler için bir de siz endişelenmeyin onların ihtiyacı olan şey kendisine en relax derecede mantıklı mı mantıklı tavsiyeler verebilecek sevgi dolu insanlar.

P.S.S.S Önerilere kapım her zamankinden daha çok açık.


Sevgilerce.



Sunday, May 28, 2017

Miskin Bir Hafta ve Planlar ☕


Bu haftanın özeti.


10.Sınıf ile bütün bağlarımı koparmış oldum.(Her sınıfımı dediğimde açıklama yapma gereği duyuyorum,hazırlık da okudum :')) Yazılılar,performanslar hepsi bitti.Üstümden nasıl bir yük kalktı anlatamam.Oh be! Ortalamamı da yükselttim.88.9 Şuan.Geçen döneme ve yıllara göre düşük,90'dan aşağı inmemiştim ama şükür diyorum.İkinci dönem psikolojik olarak zordu,bunu başardığım için bile kendimi tebrik ediyorum.Konu hedefler olunca bende akan sular duruyor.

Klasik, her okulun son haftaları olduğu gibi biz de gün boyu film izleyip lak lak yaparak geçirdik.Tabiki de bazı hocalarımız ders işledi.Neyse dedik,direnelim biticek,vardır onların da bir bildiği..Hatta ben de şöyle bir şey oldu saçma sapan bir test çözme isteği geldi içime.Yazılı haftası ders istemiyorum diye ağlıyodum; okul kapanıyo benim ders çalışasım var,manyaklıkk beleş.

Bu hafta aşırı güzel bir şey olduğğğ.Hanna'nın gönderdiği paket geldi.Doğum günüme özel hazırlamıştı taa 1 ay önce.Cuma günü elime ulaştı.Nasıl mutlu oldum anlatamam,alelacele bir video çekip müko ingilizcemle tişikkir ettim.Bayılıyorum bu kızın sanatsal yönüne,görmeniz lazım; elcağızlarıyla Frida işlemiş benim için.Giyip gezmeye çıkmak için sabırsızlanıyoruuuum '-' Bakalım ben onlara neler göndereceğim,kararsızım..




Ramazan geldiğğ.Dini açıdan sevdiğim insanların salaklıklarını görünce sevemediğim bir ay oluyor.Oruç tutmaya çalışan biri olarak ateistlerin saçma sapan dalgalarından hoşlanmadığım gibi mükemmel müslüman arkadaşların da din polisliği oynamasından nefret ediyorum.

Şu dünyadan tek beklentim kimsenin kimsenin hayatına müdahele etmeden yaşayabilmesi.Bu kadar zor olmamalı.İçen içsin,oruç tutan tutsun..kimin ne yaptığından size ne yahu!? Hayatınız bir başkasının ne yaptığını irdeleyecek kadar minik çaplı olmasın.

nys.

Orlando'yu okumaya başladım.Virgiana Woolf'un kalemine bir kez daha aşık oluyorum.Öyle bir anlatıyor öyle bir yaşattırıyor ki onun kitaplarını okumaya başladığım an fiziksel dünyadan kopuyorum.Ayrıca galiba en sevdiğim kitabı bu olacak.Hakkında yazmak için sabırsızlanıyorum!

Bir de bu hafta boyunca Noragami'nin ikinci sezonu olan Noragami Aragoto'ya başladım.Sekizinci bölümdeyim.Onun dışında bol bol film izledim.Bu açıdan aşırııı verimli bir haftaydı,tatmin olmuş bir şekilde kapatıyorum!

Yaz yaklaştıkça aklımda yapılacak bir ton şey dolaşıyor.Öncelikle SPOR.Dersten bile önce şuan.Bu ayva göbeğini acilen yakmalıyım.Annem yüzmeye gitmemde ısrarcı,hmm okey ama benim fitness merkezi tarzı bir yere gidesim var.Yüzme biraz üşendirici ve kariyer odaklı geliyor nedense.Sabah kalk ıslan,ıslak ıslak geri dön,bacakların kopsun...sanki bir salona gidersem daha hızlı kilo verip vücut yapabilirmişim gibi geliyor.Zaten bir spor dalında iyi yerlere geliyim diye bir iddiam yok,maksat sağlık ve dış görünüş.Buna şimdilik ''bakalım'' diyelim.

İkinci öncelik de DERS.Geçen sene Japoncadan bir arkadaşımla kütüphaneye ders çalışmaya gidiyoduk.Benimle yaşıt.Tabi ben rahatım geriden geliyorum derslerim daha lay lay lom.O deli gibi test çözüyodu.Hop Anıl bey siz de geldiniz 10. sınıfa,sizi de görelim şimdi.Ailede popülerim şuan.Sırada benim geleceğimi çizme sorunsalı var.Abim bitti şimdi ben sonra Pınar hanım. 

SEYAHATLER.Bu yaz çok var.Tatile gitme planları yaptık,İzmir'e mutlaka gideceğim bir de memlekete gitmek eklendi.Osmaniye'yi yıllardır görmüyorum.Böyle kendimi bildiğim bir yaşta oraları tekrar görmek çok garip ama hoş olacak.Orada blog yazmak,instagram kurcalamak...zaman aşırı hızlı geçiyor.

Top 3 bu şekilde.Bunlar aksamadan gerçekleşirse yaz benim için bitmiştir zaten.

Görüşürüz!xox







Friday, May 26, 2017

Anne Frank'in Hatıra Defteri - Kitap 📖


12 Haziran 1942 = Anne'in yazmaya başladığı tarih.

Yazılıları aradan çıkardıktan sonra elim ilk önce en merak ettiğim kitap olan Anne Frank'e gitti.Çoğu bölümünü okulda olmaklar birlikte evde de ara sıra okuyarak bir haftadan daha az bir sürede bitirdim!

Kitap aslında Anne Frank'in günlüğünün düzenlenmiş,derlenmiş hali.Anne Frank yahudi bir ailenin en küçük kızıdır.Hitlerin Avrupa'da estirdiği terörden en çok etkilenen yahudiler olmaya başlayınca ailesiyle beraber babasının bürosunun arka tarafındaki ''arka ev'' dedikleri yere sığınırlar.Bu evde kendi çekirdek ailesi (Annesi,Babası ve Ablası) daha sonra da bir başka aile ve sonları iki kişinin daha eklenmesiyle savaş bitene kadar durabilecekleri güvenli,diğer yahudilere göre şanslı bir ortam oluştururlar.Anne ise savaştan önce başladığı günlüğünü yazmak için burada daha fazla zaman ayırır.Çünkü önündeki koca iki yıl bu küçük yerde geçecektir.

Hatırlar mısınız? Daha önce Zlata'nın Günlüğünü yazmıştım.O da Bosna Hersek soykırımı sırasında küçük bir kızın tuttuğu günlüktü.Şunu anladım ki Dünyada hiçbir şey değişmiyor,çirkinlikler de güzellikler de sonsuz.1942'de Anne yazdı 1995'lerde ise Zlata...

İşin bir diğer kötü yanı da şudur ki zamanında vahçice bir muamele gören Yahudiler bugün Filistin'de bir soykırım yapmaya çalışıyorlar.Kitapta okuduğum bir yerden de anladığım kadarıyla dinlerinin onlara göre getirdiğini düşündüklerini gibi yahudileri ırk olarak görüp egolu bir tavır sergilemeye devam ediyorlar.İronik.

Yanlız yahudilerin mükemmel çalışkan oldukları konusunda kimsenin karşıt görüşü olamaz.Kitabı okurken bunu bir kez daha anladım.Her sorunlarına o kadar pratik çözümler bulup her halükarda o kadar sıkı çalışmışlar ki şuanda dünyayı yönetmelerini garipseyemiyorum.Çalışan demir pas tutmaz diye boşuna dememiş atalarımız.

Kitaba dönersem Anne'nin ruh hali zaman zaman beni çok depresifleşti.Onu bazı yerlerde o kadar iyi anladım ki omzuna dokunup ağlama demek istedim.Ergenlik zor iş,hele kapalı bir kutu içinde bunu yaşamayı hayal dahi edemiyorum.Delirirdim.

Size bir uyarıda bulunayım kitabı aldıktan sonra arka kapağını okumayın!!! Sakın!!! Çünkü çok ağır bir spoiler var.Ben bu spoiler'ı ta sonlara doğru yedim ve moralim dağıldı.Yine de bitirdim ve yine de aynı şoku yaşadım.Kitabı bitirip kitaplığıma koyduğum an iki üç dakika etkisinden çıkamadım.Öyle bombok kaldım.Resmen gerçekten yaşamış bir kız çocuğun günlüğünü okumuş ve işin kötüsü ona hiçbir şekilde destek olamamıştım.




''Beni oyalayan tek şey,ders çalışmak ve öğrenmek.En çok bunu yapıyorum.''



''Bırakıyorum ve ne olacaksa olsun diyorum; ders çalışmaktan ve her şeyin sonunun iyiye varacağını ummaktan başka bir şey yapmıyorum.''


''Korkuları olan yalnız ve umutsuz kimseler için en iyi çare dışarıya çıkmaktır,yalnız kalabileceği,gökyüzü,doğa ve Tanrıyla baş başa kalabileceği herhangi bir yere gitmektir.İnsan,ancak o zaman her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu hissedebiliyor.Tanrı'nın insanları,sade ve güzel doğada mutlu görmek istediğini anlıyor.'' :')



*Anne Frank'ın yaşadığı ''arka ev'' şuanda Amsterdam'da müzeye dönüştürülmüştür.İçerden fotoğraf çekmek yasakmış.Umarım bir gün ziyafet edebilirim,dramatik ama hoş bir tecrübe olur.*


Dönen kitaplıklı gizli giriş.


Anne'nin odası.


1 Ağustos 1944 Salı = Anne'in yazdığı son tarih.


Thursday, May 25, 2017

Noragami (ノラガミ) - Anime 🎇


Yılın 3. animesinin ilk sezonunu bitrmiş bulunmaktayım!


Myanimelist'in önerilenlerinden keşfettim.Fotoğraftaki kapak fotoğrafı çok hoşuma gitti.Biraz fantastik,abartısız ve tatlı.Tam benlik!

myanimelist profilim: tık

Konusu kulağa oldukça eğlenceli gelecek,eminim.

Fantastik animelerin çoğunun sahip olduğu gibi yine iki tane birbirinden tamamen farklı dünyamız var.Birinde normal insanlar yaşarken diğerinde ruhlar,canavalar,8 milyon tanrı ve yardımcıları yaşıyor.Baş karakterlerimizden ''serseri'' kılıklı Tanrı Yato iyilik yapabilmek için bir kediyi aramaktadır.Diğer bir baş rolümüz Hiyori onu diğer insanların aksine görebilir.Yato kediye doğru koşarken onu kurtarmak için yolun ortasına atlar.İşler bundan sonra onun için tamamen değişir.Artık iki dünya arasına sıkışmıştır.Bedenini uykuya daldırarak istediği zaman diğer dünyadaki kuyruklu ruhuyla dolaşabilmektedir.Bundan sonra Yato ile aralarında sıkı bir ilişki başlayacaktır.

(Soldaki sarışın çocuk Yato'nun shinkisi yani tanrı yardımcısı.Bir kılıca dönüşebiliyor)


Her bölümde mutlaka şu abartılı anime efektlerine başvurulmuş ve bu çooooook sevimli.Şaşırmaları birbirine kızışları o kadar güzel yansıtılmış ki replikler o kadar duru ki sırıtmamak elde değil.İnsanın içi açılıyor.

Dövüş sahneleri bana çocukluğumu hatırlattı.Ben10 diye bir çizgi film vardı,biraz ona benzetebilirsiniz.Fakat onun 32432432 kat iyi bir kaliteyle çekilmiş halini hayal edin,aynen öyle xo


Sevdiğim karakterler;



Yato


Onlara göre kıro olan eşofmanı ve esprili anlayışıyla kalbimi kazandı.Bana kalırsa anime boyunca haksızlığa uğruyor.Yahu bu adam bir iyiliği sadece 5 yene yapıp sırf kendine bir tapınak dikebilmek için köpek gibi çalışıyor! Serseri falan olamaz,iyi yürekli ve cesur biri,çoook sevdim :')



Hiyori İki


Animenin yürek yemiş karakterinden biri daha.Arkadaşları için yapamayacağı şey yok,saf ve oldukça cesur.Tam favori olabilecek cinsten bir karakter!



Kofuku


Animedeki en tatlı,komik kişi.Deli doluluğu ve pozitif enerjisiyle ortamı yumuşatan o tatlı kız tiplemesi.İroniye bakınız ki kendisi aynı zamanda bir sefalet tanrısı.Terzi bu sefer sadece kendi söküğünü dikebilmiş :'D




 İkinci sezonu da en yakın zamanda izleyeceğim!






さようなら!


Sunday, May 21, 2017

Kent Müzesi,Kilitbahir,Günlük Yazmaya Tekrar Başlamak ✨📷✨


 Yaz tatiline son 18 gün! xox

Bu hafta da yazılılar devam etti.Diğer haftaya göre çok daha az çalıştım fakat sonuçlar bir tık daha iyiydi (böyle şeyler normal).Haftaya 2 tane daha sınav var,onlar da bittiği zaman 10. sınıf ile aramdaki bağlar kopacak ;')

Gezmeli tozmalı bir haftayı geride bıraktım.Sosyalleşmenin doruklarındaydım!

Hafta içinde; Salı günü okulumuzun yaptığı şiir dinletisi vardı.Memleketime Güzellemeler temalı.Oldukça başarılıydı.Şiir okuyan arkadaşlarımın yerine  zaman zaman heyecanlandım ve tüylerimin diken diken olduğu anlar yaşadım.Yanlız hüzün doluydu her şiir ve bazı şairlerin kelime seçimleri hiç benlik değildi.Bu yüzden içimden konsept keşke farklı,iç açıcı bir konuda olsaydı diye geçirdim.Belki başka zamana o da gerçekleşir.

Çarşamba günü(?) Öğle arası,klasik,öğle yemeğini pidecide yedikten sonra Kent Müzesine girmeye karar verdik.İlk kez gördüğümüz yerlere hoppala girme huyumuz vardır.Geleneği bozmadık.



Kime buraya gittiğimizi söylesem ''neresi?'' diye şaşıran bir tepki verdi.Biz de ilk kez gördük.Halbuki çarşının tam ortasında.Bence bu tarz kültürel yerlerin kapısı sonuna kadar açık olup dışarda görevli kimseler tarafından tanıtılmalı.Yoksa kimsenin ruhu duymaz.

İlk kat bomboştu,meğersem sergiymiş.Şaşırdık,çıkacaktık.Sonra bir görevli tarihi eserlerin üst katlarda olduğu söyledi.Bina fevkalede güzel,bayılıyorum eski yapılara.Çok özeller, delicesine korunmalılar.

İlk katta küçük tatlı mı tatlı bir oda vardı,orada bunlarla karşılaştık;



Ben de daktilo istiyorum artık :')



Taş plak.



Dikiş Makinesi.


İkinci kat çoook daha güzeldi.Yasak olmasa hepsine dokunmak isterdim.Resmen ''tarih'' !




Bir okuldan alınmış piyano.




Köyde bir güzelin giydiği gelinlik.




Bir valinin(?) eşinin giydiği elbise.Bunu görünce ağzım açık kaldı.Hani şu Cumhuriyet dönemi fotoğraflarında gördüğümüz kadınların giydiği elbiselerin tıpkısı.Dikkatlice inceledim.İşlemeler günümüze göre oldukça basit.Kumaşı ince görünüyordu.Ayakkabı da keza öyle.




Kimin olduğunu hatırlamadığım eski eşyalar.Aww yine daktilo :') 


Mini müze turu -son-


Cuma gününün tatil olmasını değerlendirelim dedik ve karşıya,Kilitbahir'e geçtik.Aşırı güzel bir yerdi.Huzurlu,kutu gibi ve manzarası muhteşemdi.Şansımıza hiç kalabalık değildi hatta zaman zaman bu minicik yerde bir biz kalmışız gibi hissettim.



Köyün girişindeki bir sokak.Köyü gezdikten sonraki çıkış yolumuz da burası olacak. (Fotoğraftaki çifti kadraja aldığımı fark etmedim,keşke fotoğrafı onlara gönderebilme şansım olsaydı  :D )


Burada çoook güzel evler var!


İlk olarak bir yerde oturup balık ekmek yedik.Tadı Merkezde yapılandan daha güzeldi.Ya da açım diye bana öyle geldi :')




Köyün adını duyuran Kilitbahir Kalesi.

Kapalı olduğu için dışarıdan fotoğrafladım.İçinin de büyüleyici olduğundan şüphem yok.


Kaleyi dışarıdan süzdükten sonra yokuş yukarı sokaklardan yürümeye devam ettik.İki tane türbeye rastladık ve onların ruhuna dua ettik.Bir tanesi ücra denilebilcek bir bölgedeydi,nedense ürkütücü geldi.Fazla yaklaşmadık.


Müze de kapalı :(



Bodrum sokaklarına benzemiyor mu? 




Tarih kokan dar ve güzel bir sokak.Eski evler yine biraz ürkütücü geldi.Aklımdan Türk yapımı korku filmleri şerit halinde geçti :'D


Zirveye ulaşmaya at kaldı!


Spontane bir fotoğraf



Zirveye ulaştık.


Daha sonra aynı yollardan geri döndük ve ilk fotoğraftaki sokaktan inip kalkmak üzere olan feribota yetiştik.Merkeze geçince de soluklanmak için bir yerde kahve içtik ve günü yorgunluktan ölmek üzere bir şekilde kapattık! 


Haftaya dair bir de yenilik var.Doğum günümde hediye gelen Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosu kaplamalı aşırı güzel defterimi günlüğe dönüştürdüm.Günlük tutmayı,duygularımı korkusuzca kalemimden akıtmayı özlemişim.Umarım pozitif kalabilme yolunda bana yardımı olacak!


Çav!









Friday, May 19, 2017

Japonca Şarkı Önerileri 🎤..!


みなさんこんにちわ!

Pozitif enerjiye doyacağınız eğlenceli şarkıları önermeye geldim,umarım beğenirsiniz xox

Japonca öğrenmeye ilk başladığımda Babymetal grubuyla tanıştım ve birkaç tane geleneksel Japon müziği dinliyordum.Diğer şarkı türleri özellikle J-Pop aşırı derecede kafa ütüleyici geliyordu.Fakat dilin içine girdikçe şarkılar daha da bi anlamlı gelmeye başladı ve özellikle bu aralar Japonca şarkı çok dinler oldum.





BABYMETAL!



Dediğim gibi Japonca şarkılarla beni buluşturan grup: Babymetal ^-^

Solistleri Su-Metal,Dansçıları ve vokalleri Yui-metal & Moa-metal! Şarkıları J-Rock tarzında.İlk dinleyenler için eminim biraz komik ve yorucu gelecektir ama özellikle son albümlerinde oldukça olgun şarkıları var.Rock konusunda oldukça eleştiren insanlar olduğu gibi  fanı olan +40 yaş üstü metalciler bile var.Ben beğenen taraftanım,hem de çoook!

Favori 3 parçam;



Akatsuki




Ijime,Dame,Zettai



Yava!


Bu şarkılar aynı zamanda grubun genel tarzını yansıtıyor.Yani bu üçünü severseniz eminim ki diğer parçaları da beğenirsiniz,keşfedin!


FREDERIC



Bu grubu yeni keşfettim.Eminim ki oldukça ünlüler ve ben geç kaldım :')

Tarzları oldukça farklı.Bana kalırsa tamamen Japon tarzı denilen şeyi yansıtıyorlar.Giyimleri,müziklerin için kıpırdatan enerjisi ve kliplerin minimalistliği.Dinledikçe motive oluyorum.Özellikle moralsiz olduğum zamanlarda dinleyince şarj oluyor gibi hissediyorum!



odloop




ONLYWONDER



Rererepeat



OWARASE NIGHT 




Hello Goodbye

FAVORİMMMM


SHISHAMO



Yine bir grup.Şarkıları tam anlamıyla deli dolu!



君と夏フェス


僕に彼女ができたんだ



SAKANACTION



Bir grup daha *-*






GEN HOSHINO


Ve bir solo şarkıcı.Çoook tatlı bir adam! 



                                           恋


WAKKAGI BAND




Bahsettiğim geleneksel müzikleri yapan rock grubu bu.Fazla iyiler!



Tengaku



千本桜

FAVORİM!




STEREOPONY



Eski bir Japon grubu.Nedense tarzlarını bizim Türk gruplara çok benzetiyorum ve aşırı seviyorum!


Hitohira no Hanabira

FAVORİM




ve ve ve Japonca müziklerden bahsedip anime şarkıları önermemek olur mu? olmazzzz!

ANİME ŞARKILARI:






Anime: Higurashi no Naku Koro ni



Anime: Mirai Nikki 



Anime: Ano Hana



Anime: Natsume Yuujinchou 3 (♥)



Anime: Golden Time



Anime:Charlotte





Eğer sizin de bana önermek istediğiniz Japonca şarkılar varsa seve seve dinlerim!



Sevgiler.