14 Şubat 2016 Pazar

Haftanın Güncesi #7


Okulun ilk haftası kendimi cenazeye gider gibi hissettim,neredeyse her gün.Üstümde bir tembellik,yorgunluk ve uykusuzluk.Okulda da farksız.Ya başım sırada uyudum ya da daha fazla uyumamak için dışarı çıkıp hava aldım.

Bu hafta böyle gidiyor derken bir anda beni bir şey kendime getirdi hem de tokat gibi.İyi Geceler Küçük Joe,en sevdiğim blogger,benim bloğumu ziyaret edip yazılarımı okudu.Neredeyse hepsini ve o kadar güzel yorumlar bırakmış ki cevaplarken ağzım başımda 360 derece dönüyordu.Bana iyi bir yazar olabileceğimi söyledi,o sözlerinden sonra üstümdeki tembelliği bir hamlede fırlattım.

Blog aleminin güzelliği de bu ya,herkes halden anlıyor,duygu insanlık nedir biliyor.Çoğuna göre yeni sayılmama rağmen bunu ciddi anlamda yaşadım.

Ben ingilizce bir çeviri yapıyordum ya bahsettim mi şuan hatırlamıyorum :& onun süresi taa 18 Marttaymış.Kendimi boşuna sıkmışım 15 tatilde.Fakat yine her şerde bir hayır var,buna hep inanıyorum.Şimdi onu 15 tatilde yapmasam hem tatil daha bomboş olacaktı hem de ben onu bir daha yapamayacaktım.(Yumurta ağzına gelince bir şeyler yapan biriyim)

Dil Anlatım hocamız pazartesiye kadar Çanakkale Savaşı konulu bir şiir yazmamızı söyledi.Belki şimdi söyleyeceğim şey biraz size absürd gelebilir ama ben şiirden çok düz yazıdan duygu alan biriyim.Hatta öyleki edebiyat dersinde şiir ve düz yazı karşılaştırmasında şiire daha duygulu denince sinirleniyorum.Hayır arkadaşım o kişiden kişiye değişir hangi akıllı çıkıp bu nesneldir diyebilir ki?

Yazdım yine bir şeyler fakat beğendim mi?Hayır.Bir şeyleri zorunlu yapamıyorum,yapsam da olmuyor işte.

Biyolojici de bir ödev vermiş ki yaz yaz bitmedi...doğrusu şöyle olacak galiba  yapabileceğim 5 gün varken ben son gün yaptım, yani bugün.


Abim gidince ilk işim şu bilgisayarı yerine almak olacak.Hem dikkatimi dağıtıyor hem de çok yer kaplıyor.

Spotify:Anıl Ateş

Bitirişi de dünden kalan bir fotoğrafla yapayım hadi



13 Şubat 2016 Cumartesi

The Keeping Room-Film


 Savaşın en büyük kurbanlarının kadınlar ve çocuklar olduğunu hatırladığım bir film izledim az önce.

Güney-Kuzey Amerika iç savaşı zamanında kendi evlerini serserilere karşı korumaya çalışan 2 beyaz kız kardeş ve siyahi çalışanları.İsmindeki ''Saklı Oda'' da siyahi kadının küçükken yaşadığı acının adresi.

''2. çiftliğimdeyken bir saklı oda vardı...

  hepimiz orada ne olduğunu merak ederdik...

  bir gün sahibimiz beni yanına çağırdı ve bana odayı göstereceğini söyledi

   heycanlanmıştım,bütün çocuklar orayı merak ediyordu ama ilk giren ben olacaktım

   içerisi karanlıktı sadece bir çocuk karyolası vardı..anlam verememiştim

    ve adam bana sahip oldu

   ben bunu defalarca kez yaşadım

  herkesin hayatında bir canavarı vardır,benimki de oydu.''



Şöyle bir düşününce tarihteki savaşlardaki insanların yaşadıklarını,içim ürperiyor.Tarihler yazılıyor,savaşlar oluyor..

Peki ya insanlar,onların çalınan hayatları?

Kaç tanesini biliyoruz?


12 Şubat 2016 Cuma

1 Yılım,Günlüğüm.

Sanki geçmişim geleceğime dikeni bol bir gül olarak gelmiş.
 
     Geçenlerde aklıma ara ara çıkarıp karıştırdığım günlüğüm geldi.Belki de hayatımda yaşadığım en zor dönemlerdi dediğim zamanlarda her günümü hatta her anımı kaydetmiştim.Öfkemi,sevincimi biriyle yerine bir şeye aktarmıştım.


Fanboy zamanlarımdan olduğu için üstü böyle.Öyle gözüktüğüne bakmayın ben buna sınav yılım olmasında rağmen işi gücü bırakıp 2 saat ayırmıştım ^^

Günlüğümü 2 bölüme ayırmışım birisi ''Anlık'' birisi ''Günlük'' veya ne dersem.Her şeyi deli gibi kaydetmişim.

Şuan okurken bile elim ayağım titreyerek açıyorum.Resmen geçmişimle yüzleşiyorum.Üzüntülerimi hatırlıyorum.Atasım fırlatasım isyan edesim geliyor fakat bunu da yapmak istemiyorum.Neler atlattığımı görmek cesaret veriyor çünkü.Kendi halime ağladığımda oluyor o kadar garip ki.Mesela şu cümlelerimi ilk okuduğumda ağlamıştım,acımıştım kendime.

''Çok yalnızım günlük,sana bağımlı olmayı sevmiyorum...''

''İntihar etmeyi düşünüyorum fakat sonra aklıma sevdiğim 2-3 insan,ailem ve hayallerim geliyor...''

Bunu 2 yıl önce yazdığınızı ve şimdilerde okuduğunuzu hayal edin,ne kadar rahatsız edici değil mi?

Bu günlük benim her şeyim.Geçmişim,öğrendiklerim,oluşumum.İçinde güzel şeyler de yok değil.Dediğim her planı gerçekleştirdiğimi yazdığım bir yazı var.Bana kendime ''AFERİN BE'' dedirtti.

Yeni bir günlüğe başlasam mı dedim bugün sonra aklıma bloğum geldi.Burası da bir nevi günlüğüm,sadece bir tek ben okumuyorum sizlere de yazdığım gibi koşup gösteriyorum :)









7 Şubat 2016 Pazar

Haftanın Güncesi #6 (2.Hafta Raporu)


 Yine bir tatil daha ışık hızıyla geçti.Galiba şu yaşıma geçirdiklerimin en kötüsüydü.Verimsiz,tembel ve sıkılgandım.

Hani size şunları şunları yapacağım diye ağzımdan bal damlaya damlaya anlatıyordum ya onların %40'ı falan gerçekleşti.Sadece İngilizce ve Kimya'ya zaman ayırdım.Çeviri işini bitirdim deneme de bitti sayılır bugün anca temiz kağıda geçireceğim.Amaan napalım 2. dönem birazcık daha sıkarım kendimi olur biter..olur mu?

Okul açılsın istemiyorum ama tatil de sıktı.Hazırlık sınıfında bir okuma parçasında ''Evde Öğrenim'' adlı bir şey öğrenmiştik.Avrupa'nın kırsal kesimlerinde aileler çocukları okula göndermek yerine öğretmen tutarak ev içinde eğitim verdittiriyorlarmış.Şöyle bir hayal ettim keşke benim de öyle bir imkanım olsa diye ama sonra dedim ''sen ondan da sıkılırsın.''

2. Dönem değiştirmek istediğim şeyler var bazıları özel bazılarını yazabilirim.Mesela günümü daha düzenli yaşamak istiyorum.Sizinkini bilmem ama benimki göz açıp kapayıncaya kadar bitiyor.Ne zaman okula gittim geldim yatağa girdim belli değil.Aralarında 5 saniye falan var.Bunun en büyük etmeni düzensizlik işte;saatli düzene geçince umarım hepsi kalkacak.

O 1. dönem ''Diğer dönem çok çalışacağım'' diye kendinize verdiğiniz sözleri gerçekleştirmeniz dileğiyle ^^



5 Şubat 2016 Cuma

Çay Yardımı


 Çoğumuzun evinde her akşam yemekten sonra demlenen o çay benim için içecek olmaktan çok daha fazlası,aynı şekilde kahve de fakat kahve artık o rol çalamayacak ^^

Günde 2-3 fincan çay içerim muhakkak,ruh halim önemli olmaz.Mutluyken kitapla zevkini çıkarırım mutsuzken sosyal medyada gezer mutlu olacak şeyler ararım.Ders çalışırken de vazgeçilmezim.Hani böyle her durumda yardımınıza koşan bir dostunuz vardır ya benim o dostlarımdan biri de mutfağın olmazsa olmazı ''çay.''

Bitki çayı da severim ama siyah çay kadar değil.Hepsinin ayrı ayrı faydası olduğunu bir tumblr fotoğrafında görmüştüm.Ben de size şöyle kısa bir şekilde listelemek istedim belki işinizi görür:

Yavaş metabolizma=Yeşil Çay

Uykusuz Geceler=Papatya Çayı

Soğuk Algınlığı=Mürver Çayı

Stres=Limon Otu Çayı

Miğde Bulantısı=Zencefil Çayı

Zayıflama=Nane Çayı

Bağışıklık Sistemi Güçlendirme=Siyah Çay

Benim favori bitki çayım papatya,ee malum: tık


Dipnot: 100. yazım hayırlı olsun :)












3 Şubat 2016 Çarşamba

Can Kırıkları


 O kadar tuhaf bir gelişme yaşadım ki hayatımda hala net bir şekilde yorumlayamıyorum.Kötü ayrıldığım bir dostum 2 yıl sonra mesaj attı,sohbet ettik,eski anılar hakkında dalga geçtik,geyik yaptık.Değişen o kadar şey olmuş ki hayatım da bir kez daha kafama dank etti.

Öyle böyle herkesin hayatında kötü bir öğrencilik dönemi olmuştur.Bunu ben 7-8. sınıf gibi erken bir dönemde yaşadım.Hayatımda geçirdiğim ve hala aklıma gelince ürktüğüm 2 berbat seneydi.Fazla açmayacağım kendi yaramı deşmek istemiyorum ama çok değer verip çok kazık yemiştim kısacası.

Şimdi mutluyum yaşadılarımdan?Fifti fifti.Aldıkları da oldu benden götürdükleri de.Geleceğime ışık oldu.Olgunlaştım,insanlardan uzaklaştıkça yeteneklerimi keşfettim;kırıldıkça hırslandım.Götürdükleri de oldu..hatta belki teraziye koysak bir tık fazla gelir.İnsanların her hareketine üzülen kırılan biri oldum.Belki yakın dostlarım bilmez ama onların en ufak sinir bozucu hareketine bile saatlerce ağlayabiliyorum.Hiçbir zaman yansıtmadım,yansıtmam da.Çünkü bu benim yaşadıklarım sonunda bana kalmış kötü bir miras,suçlusu şimdikiler değil.

Bu hayatta gerçekten herkes ne yaşattıysa tek tek yaşıyor.Bana güvenin şu yaşımda çok örneğini gördüm.Şuraya bir liste yapsam isimlerini,yazıyı okumaya üşenirsiniz.

Çok serzenişte bulundun biliyorum ama her şeyden çok sevdiğim bloğuma da taşımak istedim bunları.Her zaman gülüp eğlenen,ders çalışan,her şeyi biliyormuş gibi davranan hayatı mükemmel bir insan değilim:görünenin aksine.

Benim de çok ''can kırıklarım'' var.




1 Şubat 2016 Pazartesi

Haftanın Güncesi #5 (1.Hafta Raporu)


 15 Tatil su gibi akıyordu,öğrenciler ağlıyordu kıvamında bir hafta geçip gidiyordu...

Yapmak istediklerimin yüzde 40'ını tamamlamışımdır.İngilizce çevirim iyi kötü bitti ben çok beğendim çıkardığım işi ama bazı yerlerde kulak tırmalayıcı şeyler var,bugün temiz kağıda aktarırken düzelteceğim.İngilizce'den Türkçeye çeviri yapmak çok daha zor.Dilimiz gerçekten çok zengin İngilizce de bir o kadar yalın,insan neyi ne için kullanacığını şaşırıyor.

Test çözme anlamında bir şey yapmadım.Umarım bunun geri dönüşü kötü olmaz.Matematik proje ödevimi bitirdim sayılır bu yüzden mutluyum bir proje ödevi çıktı aradan,sınav stresleriyle 2. dönem bununla uğraşmak zorunda kalmayacağım.

Bunların dışında sadece evde oturdum,bilgisayar başında.Dışarı 1 kez çıktım o da dündü.Yarın da yine o iki dostumla buluşacağım.Tatil bitsin istemiyorum ne kadar sıkıcı olsa da okul ortamı kadar olamaz.


Bilgisayarım 15 tatil boyunca çalışma masamda olcak sonra evine geri dönecek.