23 Eylül 2016 Cuma

Yorgun ve Ergen - Günlük Kıvamında


 
      İlk okul haftası ile birlikte ben de bitmiş durumdayım.

Okul açılmadan önce içimden bir ses ''Açılsın ya,yaz sıkıcı olmaya başladı.'' diyip duruyordu.Motivasyonum falan yüzde yüzdü.BOOM! İlk 3 gün berbattım; yorgun,isteksiz,canı sıkkın.Bunun bir sebebi başlıkta yazan ERGEN ruh halim.Neyse ki gitti,haftanın son 2 gününü gerçekten güzel,verimli geçirdim.

3 Tane sivilcem aynı anda çıktı.Hem de geçen pazar ve resmen 2 ay boyunca yüzüm tertemizdi,sanki sivilceler okul açılsın da öyle gelelim diye plan kurmuşlar,hain şeyler-sizi sevmiyorum! Aslında bir sebebi vardı,konu hakkında yeterince günlük hayatımda konuştuğum için uzatmayacağım ama şu şort giyen kadına tekme atılma olayı sinirimi,moralimi bozdu ve tabi ki her zamanki gibi saniyesinde sivilcelerim baş gösterdi.

Ergenlik belirtilerinin sadece fiziksel olarak kalmasını deli gibi isterdim.Lakin öyle değil.

Benim ergenlikte hissettiğim ve eminim birçok ergenin hissettiği iki ana şey var:

1.Kendimi çirkin bulma 
2.Ani değişen sinir sistemi

Bu ikisinden asla kurtulamayacakmışım gibi hissediyorum.

Birincisi şöyle geliyor.Mesela güzel güzel oturuyorum,bir şeylerle meşgulüm.Sonra banyoya gittiğimde aynada kendimi incelemeye başlıyorum.Sağa dönüyorum sola dönüyorum ''Kilo mu aldın sen?'' Saçıma aynaya kafamı sokarak odaklanıyorum ''Yıkasam mı? Of kestirsem mi yoksa?'' Sonra aynadan daha da uzaklaşıyorum ''Kendimi başkasının gözünden görsem ne düşünürdüm'' Tekrar yaklaşıyorum ''Çirkin derdim herhalde..ya da bakmazdım..'' Evet içimden seri diyaloglar halinde tam olarak bunlar geçiyor.

İkinci madde de cabası zaten.Sabah mutlu uyansam mutlaka ama mutlaka günün sonunda bir şey moralimi bozuyor.Negatifliklere odaklandığımı düşünmeyin,sadece bir şekilde oluyor işte.Ya da mutlu geçen günün tam ortalarında bir şeye sinirim bozuluyor herkesten,her şeyden nefret ediyorum.Herkes defolsun hayatımdan diyorum.

Ergen olmak be like böyle şeyler :(

Yorgunluk da bunları arttırdı galiba.Japoncanın saatleri değişmedi.Çarşamba günü 4'de okuldan çıkıp 6'da ona gittim.Perşembe gidemedim ama bundan sonra mutlaka kaçırmadan dersleri görmeliyim.

Yazın gece dörtte beşte uyumalar da sağ olsun  sabah 7'de kalkmaya başlayınca vücut NAPIYOSUN BE SEN diye haykırmaya başladı.

Hadi yine uslu bir çocuk olup şükür edeyim; en azından uyku problemim yok yorgunluktan baygın gibi uyuyorum geceleri.

Böyle bitirdim haftayı,gerçi daha bugün Cuma; moralim de malum her öğrenci gibi iyi sayılır.



Kitaplığımın göz bebekleri ♥

''Zlata'nın Günlüğünü'' hakkında bir yazı yazacağım,kolay okunan,anlamlı bir kitap.

Kozalak da ''Sonbahar Kafaları'' -  Azmettim hafta boyunca okulun arka bahçesindeki kozalakların düşmesini bekledim.Düştüler.Beş tane aldım,eve bi geldim sadece bir tanesi gözüme hoş gözüktü.Diğerleri pis gibi geldi,iğrenip attım :/ Önceki gibi pencere pervazıma koyacaktım aslında ama olsun bu tatlı kozalak da işimi gördü.

Yolda gördüğünüz kuş tüyleri ve kozalakları benim için alın!^^



Bu kitabı okumak için neyi bekledim bilmiyorum,annemin kitaplığında kuzu kuzu beklemişti haftalarca.Okul döneminin ilk kitabı 1984.Hızlı gidiyorum çünkü yine bir Orwell yaratıcılığı akıyor.

Size bendekinden daha mutlu haftalar xoxox



17 Eylül 2016 Cumartesi

Çalışma Masası Güncellemesi



     Yaz biterken yapılacak son bir işim kalmıştı:

  • ÇALIŞMA MASASINI DÜZENLE
ve ve kapanışı da böylece bu işi de hallederek yapmış oldum.Görüşürüz,nasıl geçtiğini asla anlayamadığım,dinlendim mi bilemediğim telaşlı yaz.Hoş geldin yeni mükemmel geçeceğine emin olduğun okul yılı(!)


Bilgisayarı sonunda önceki gibi diğer masaya kaldırdım.Oh be genişledi baya sanki..hatta bu haliyle bile gözüme boş geliyor.Daha panoya girişmedim o yüzden çer çöp her şey asılı.


Şu kuş tüyünü yazın ortalarında eve gelirken bulmuştum ve içtiğim kahve kutusunun içine koyasım geldi.Fark ettiğiniz üzere gözüme estetik gelen her şey benim için çöp değil.

Ikeadan aldığım kalemlikler,sizce de diğerlerinden daha güzel olmamış mı O.o

Evet yine bir kahve kutusu,sadece tükenmez kalemleri koyuyorum.Kendileri bir yıldır bana yoldaşlık yapıyor.



Masanın en huzur verici kısmı.


Bu kavanozları atasım var ya da pencere kenarına mumluk yapacağım.Fakat böyle gözüme çarptıkça dil çalışasım geliyor.Belki kışın motive eder diye şimdilik dursun dedim.


Üsteki bölmelerden birini kendimce düzenledim.Diğeri boş.Fark ettim ki gerçekten ihtiyacımdan fazla notluğa sahibim,yazılı haftası yenilerini almak yerine elimdekileri kullanacağım.UMARIM!


Eski ajandalar,anı defterim,notluklar,özet defterleri...karışık bir çekmece.


Dil ile ilgili kullandığım sözlükleri atmaya kıyamıyorum.Aldıkça birikti,ben de bu çekmecede saklıyorum.Ayrıca özel günlerin faturası,doğum günümde gelen notlar ve ilk yoga yapmaya başladığımda kullandığım minik defter de var :')

-Huh yazarken bile üzerimden yük kalkmış gibi hissettim.-

Benden bu kadar,herkese bu Pazartesi için pozitifliğin doruklarında enerjiler xoxoxox     







15 Eylül 2016 Perşembe

Tatlı Geçen İki Gün,Şeker Toplama,Yeni Kanken - Günlük Kıvamında


  Salı ve Çarşamba günleri kahveden alınan ilk yudum,sıcacık kurabiyeden alınan ilk ısırık kadar tatlı ve huzurlu geçti.

Salı günü ailecek AVM'ye gittik.Çanakkalede alışveriş merkezi olarak en büyük 17Burda diye bir yer var.Üstü açık,çok büyük olmasa da forum gibi bir yer.Ayda bir iki kez mutlaka yolumuz düşüyor.

Malum Bayramdayken küçük kardeşim Pınarı eğlendirmek istedik.Oyun yerlerine gittik aralıksız bir saat Pınarla bir olup çocuk gibi eğlenip saçma sapan şeylere gülümsedik.Hatırlıyorum da biz bayramlarda şeker toplayarak mutlu olurduk.Zaten yaşadığımız yer çok küçük olduğundan avm ne bilmezdik.Sabahın erken saatlerinde herkes en güzel çantasını alır şeker toplamaya inerdi ve şu çok önemliydi HANGİ GRUPLA ŞEKER TOPLAYACAKSINIZ? herkes yerini yurdunu bilir kendi arkadaşıyla takılırdı.Birbirini sevmeyen gruplar fazla toplama yarışına girerdi.Herkes hangi ev para veriyor hangisi ucuz şeker veriyor hepsini aklına not ederdi :'D Size tavsiyem kapıya gelen çocukları sakın ha hafife almayın!^^


Oyunumuzu bitirince annemle kahve içmeye bir mekana geçtik.Bu fotoğrafı da annem çekti ve kendimi asla beğenmedim yine de atasım geldi...


Mocha benden daha güzel çıkmış 


Gözüme estetik gelen her şeyi fotoğraflamazsam ölürüm.


Çarşamba günü de bizim aynı arkadaş grubuyla avm'ye geldik.Aslında avm'ye gelmeyi pek istemesem de Şevval'i kırmak istemedim ne zamandır istiyordu.Yine aynı şeyleri yaptık sayılır.Oyun oynadık,yemek yedik,kahve içtik ve burada yaşayanlar bilir,yeni kordonun oralara doğru yürüyüş yaptık.


En güzel Türk Kahvesi yapan yer kesinlikle Kahve Dünyası,imzamı atıyorum!


Bilmeyenler için artık benim de şu meşhur Kanken çantam var! Tumblr açtığım günden beri görüp görüp istiyordum.Fakat fiyatları internette çok pahalı ve çantam olduğu için lüzumsuz görüyordum.Bir gün yine bizimkilerle takılırken Melike bir çantacı da gördü.AĞAĞAĞA KANKEN dediği gibi kendimizi mağazaya attık.Fiyatı 240 falan beklerken kadın ''Öğrencilerin almasını istediğim için fiyatı 150tl ve iki tane kaldı elimizde.'' dedi.Kadına mutluluktan resmen sarılacaktım.Ertesi gün ben bunu aldım Melike de morunu.


Haftanın güzellikleri de bu şekilde motivasyonum da level arttırdı.

Okul dönemi gelsin istemesem de hazırım..yani galiba...umarım...


                                                                    










14 Eylül 2016 Çarşamba

Başarı Nedir?


  Herkes en az bir kere bile olsa ya etrafından,ya işlerin yolunda gitmemesinden etkilenip ''başarısız'' hissetmiştir.

Genelde başarı deyince aklımıza bir yarışmada 1. olmak,sınavı yüksek notla geçmek ya da çok zor bir işin üstesinden gelmek gibi şeyler gelir.TDK ''Başarı'' kelimesini ''Başarma eylemi'' olarak tanımlar.Aslında kısa ve öz olsa da bana göre çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor,en azından bizim sandıklarımızdan daha genişini.

En nefret ettiği davranış bile sergilense sakin kalmayı becerenler BAŞARMIŞTIR

Toplumdaki düzeni sağlayan kurallara uyan insanlar BAŞARMIŞTIR

Hiç kimsenin tebriğini beklemeden iyilik yapanlar BAŞARMIŞTIR

Kendini seven,tanıyan insanlar BAŞARMIŞTIR

Çevresinin güvenini kazananlar,dürüst insanlar BAŞARMIŞTIR

Listeyi kendi aklınızda uzatmaya devam edin.İçinde bir yerde varsınız mutlaka.

O zaman bu durumda hayat boyunca odaklanmamız gereken 1 BAŞARI yok.Aslında yaşarken bile sürekli bir şeyleri başarıyor,başarma eylemini gerçekleştiriyoruz

Başarısız hissettiğinizde tam olarak bunu düşünün.

''Başardığım şeyler var,başarmaya devam ediyorum.Bu sadece terazinin yere yakın olan kısmındaki başarısız olduklarımdan biri.Hayatımı kapsamasına izin veremem.''

Hadi bana yorumlarda aklınıza ilk gelen başarınızdan bahsedin.Ne olduğu değil sizin için en önemli olan olsun :)









12 Eylül 2016 Pazartesi

He Named Me Malala! - Filmden Fazlası


 Sonunda geçen sene tanıştığım,otobiyografisini okuduğum,idol edindiğim bu kızın hayatını bir de kamera merceğinden izledim.

Aslında film çıkalı uzunca bir zaman geçti.Fakat izlemeye çekindim biraz.Kitabı yeterince bana farklı duyguları aynı anda yaşatmıştı.Film de üstüne ağır gelir,sıkar diye düşündüm.

Öfke,nefret,motivasyon,başarma isteği...

Malala Yousafzai Hakkında yazım: tık

Film aynı etkiyi gösterdi  desem yalan söylemiş olurdum.Kesinlikle kötü değildi,kaliteli ve en ince ayrıntısına kadar uğraşılmıştı fakat bana bazı farklı şeyleri de düşündürdü.Daha doğrusu Malala'ya baktığımda aklıma gelen sorular oldu.

Saldırıdan sonra Malala bildiğiniz veya şuan öğreneceğiniz gibi İngiltere'ye tedavi olmaya getirilmişti.

Fakat Pakistan'da da Orta Doğuda'da Afrika'da da şuan mutsuz çocuklar yetişiyor olmasında emperyalist devletlerin,İngilterenin vs. katkısı yok mu?

Bence fazlasıyla var.

Acaba Malala onlara da sinirli mi? Bazı şeyleri gerektiği için,minnet duyduğu için mi yapıyor? 

Düşünmeden edemedim bunları.Neden bilmiyorum ama bu kızı tanıyor gibi hissediyorum bazen.Daha önce sohbet etmişiz de şuan birbirimizi hatırlamıyor gibi.O yüzden onun hakkında düşündüklerimde,belki hadsizce ama, gayet emin hissediyorum.

Film bana bu pencereyi araladığı için mutlu oldum açıkçası.Malala'nın hikayesini bir kez daha hatırladığım için kullanmaya bıraktığım,bir şeyleri başarma-kazanma isteği içime tekrar işledi.

Kendimi övmeyi pek seven biri değilim.İltifatların başkalarından gelmesi gerektiğine inanırım ama kendimi konuşabilmem,fikirlerimi doğru yayabilmem konusunda çok seviyorum.Haksızlıklara susmadığım,bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında olmadığım için gurur bile duyuyorum yeri geldiğinde.

Çünkü dünyadaki bütün güzel şeyler 1 kişinin öncülüğünde başlamıştır.Bugün hepimiz çevremizde olan küçük bir haksızlığı,eşitsizliği yok edebilsek,edemesek bile ses çıkarıp öncü olsak bir sabah uyandığımızda güneş öncekinden farklı olarak sadece fiziksel değil ruhsal sıcaklık da vermeye başlar dünyamıza.

Sesiniz size onu çıkarın diye verildi.Beyniniz de onunla düşünebilesiniz diye.Birleştirin bu iki eylemi.Onu da yapamıyorsanız yaşamanızda ne gibi bir anlam kalır ki?




Bana ilham veriyor olduğun için,binlerce çocuğun eğitim almasını sağladığın için ve Taliban'a karşı bütün ezilen çocuklar adına dimdik durabildiğin için sana minnettarım Malala.

Bazılarına göre Talibanın vurduğu,bazılarına göre hakları için savaşan kız.

#withMalala


10 Eylül 2016 Cumartesi

Charlotte - Anime


Mini bir anime izleme soluklanmasından sonra iki gün içinde bitirdiğim bu seriyle geri döndüm!

İki günde bitirmemden anlayacağınız gibi yine yine yine bir animeyi daha haddinden çok sevdim ^-* Fark ettim ki ben animelerde duygusallık,arkadaşlık ve birazcık da fantastik şeyler varsa çok seviyorum.İşte bu da tam o kıvamdaydı.

Şu üstteki fotoğrafları bana Nagi no Asukarayı hatırlattı :'D

Animenin konusu özetle şu; Charlotte adlı bir yıldızın 75 yılda bir kayması sonucu denk gelen ergen nesilde özel güçler görülmeye başlar.Bizim bu çocuklar da işte onlardan.Her birinin ayrı yetenekleri var.Fakat işin güzel ve ilgi çekici kısmı hepsinin yeteneklerinin bir kusru olması.Yani öyle süper kahraman falan değiller.(Sahip oldukları güçler ergenlikleri bitince gidiyor)

Baş karakterimiz Yu,kız kardeşiyle yaşayan bir abi.İnsanların yerine geçebilme gücünü kopya çekmede kullanmaya başladıktan bir süre sonra kendisi gibi güçleri olan öğrencilerin gittiği okulun öğrenci komitesi onu fark edilip oyunu bozulur.Daha sonra Yu bu okula transfer olur.Artık o da özel güçlerini kötüye kullanan ergenleri engelleyecek kurul üyelerinden birisidir.Bunu yapmak zorundadırlar çünkü aksi taktirde gücü fark edilen öğrenciler bilim adamları tarafından bir bir denek olacaktır.


Karakter Analizlerim:

Nao Tomori


Öğrenci Komitesinin kurucusu ve en zeki kişisi.Sadece lise 1. sınıf olmasına rağmen akıl ettiği şeyler anime boyunca beni ona hayran bıraktı.Gücü istediği kişiye karşı görünmez olmak.Gücü yüzünden abisinin başına gelenler,sonra intikamını alışı gerçekten çok iç acıtıcı.Sürekli kulaklığıyla geziyor ve indie parçalar dinliyor oluşu da ortak noktalarımız olduğunu hissettirdi ^^ (BAKA! INDIE DEĞİL POST-ROCK!)


Yuu Otosaka



Klasik bir anime abi modeli.Fedekar,iyi niyetli ve çevreye karşı umursamaz.Alıştığım bir tipleme olmasına rağmen benim de kız kardeşim olduğu için empati yapabilmem çok kolay oluyor.Özel yeteneği insanların vücudunu 5 saniyeliğine ele geçirmesi.Yanlız komik olan bunu yaparken bilincini kaybedip durması.İlk başlarda eğlenceye kullandığı bu yeteneğini sonra pek mühim bir iş için kullanıyor!

Ayumi Otosaka


Hayatımda gördüğüm en tatlı mimikli ve sesli küçük anime karakteri.Onun sahnelerini tekrar tekrar izleyebilirim.O kadar tatlı ki bu küçük kııız!!Tatlı olmasının yanında abisi için de deli gibi fedakar.Resmen annesi gibi desem abartmış olmam.İçimi ısıttı ikisinin ilişkisi.Kardeşim Pınarla kendimi hayal ettim.Ama Pınar senden daha tatlı Ayumicim gomen ♥ 

Bir de spoiler olur diye demicem ama bu kızı sakın ha küçük görerek izlemeyin :3

Diğer karakterler için: tık

''Güzele benziyor başlayayım ben buna.'' diyenler için şimdiden iyi izlemeleeer xoxoxo








9 Eylül 2016 Cuma

Ve Anne Canavar Yuvaya Döner!




Benim 10 yaşımda tanıdığım kafasına hayran olduğum Anne Canavar mükemmel bir şarkıyla dönüşünü yaptı!!!

Perfect Illusion adlı şarkı sabah saat 6'da bir radyoda yayınlandı.Düşünün ben o saatte bilgisayarın başında oturuyordum.Şarkıyı ilk dinmeye başladığımda ağlamamak için kendimi çok zor tuttum.Havanın hafif aydınlanıyor oluşu,buz gibi esen rüzgar ve benim tanıdığım bu kadının sesi yüreğime öyle biri işledi ki ritimleri duymadım bile.Tekrar tekrar tekrar tekrar dinledim.Saat 7 olduğunda artık bayılacak gibi hissediyordum.

Zaten ne söylerse söylesin dinler ve severdim.Çünkü asıl hayran olduğum sesi ve karakteri.Amy gibi Frida gibi Gaga da kendi hayatını eserlerine büyüleyici bir şekilde yansıtıyor.O kadar seviyorum ki bu olayı anlatamam.Sanatçı dediğin=BUDUR! (Duygusu gelen Little Monster)

SONUNDA DÖNDÜN İŞTE YA,3 YILLIK HASRET BİTTİ,ANNE CANAVAR YAVRULARINI BIRAKTIĞI MARJİNAL YUVASINA GERİ DÖNDÜ!

Şarkıyı dinlemek için: tık



SLAY MAMAAA!


Şarkının hissettirdiklerinin özeti olan bir gif :'DDD