Friday, September 30, 2016

Zlata'nın Günlüğü / Bin Dokuz Yüz Seksen Dört - 2 Kitap


 Serin havaların gelmesiyle birlikte benim de kitap okuma isteğim tavan yapmış durumda.

Nedense rahat zamanlarda değil de böyle işlerimin molalarında,tenefüslerde kafamı kitaplarla dağıtmayı daha çok seviyorum.Yazın son günü Zlata'nın Günlüğünü aynı haftanın sonuna doğru da 1984'ü bitirdim.

Merak edenler için de şuan okuduğum kitap: Sana Gülbahçesi Vadetmedim

Zlata'nın Günlüğü


Kitabı aslında büyük beklentilerle almamıştım.Konusuna bakıp iyi bari okumaya değerdir deyip sepete ekledim.

Yanlız yazı biçimi beklediğim gibi çıkmadı.Gerçekten bir günlüğün kitap olmuş hali.

Zlata Bosna'da yaşayan genç bir kızken savaş zamanı yazdığı günlüğü kitap haline getirmeleri için UNICEF'e vermiş.Birçok dile çevrilip dünyada hikayesini yayılmış.Türkçe'ye de çevrilerek bana ulaşmış oldu.

Bosna'nın tarihte uğradığı zulmü bilmemek,unutabilmek mümkün mü? Çok uzak tarihler de değil,1992'de başlayan ''soykırım'' 3 yıl boyunca sürdü.O zamana ait görüntülere yıl dönümlerinde bile denk gelince ağlamaklı oluyorum,dünyadan nefret ediyorum.

Hayır işin en garip ama bir o kadar açık kısmı da şu; bu zulmün yaşandığı ülke Avrupa'da ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi denen bir şey var? Ne işe yarar bilen var mı?

Emperyalistlerin al birini vur ötekine.

Zlata'nın anlık şekilde yazdığı gerçek şeyler savaştan bir tık daha korkmamı sağladı.Kitapta sevdiğim şey de buydu.Her şey gerçek,anlık ve yaşayan birinin ağzından.Zaten tarihte de hep merak ettiğim şey savaşın siyasi yönleri falan değil toplumun ne yaşadığı.Çünkü asıl etkilenecek olan koltuğunda oturanlar değil.Halk.

Gerçekleri görmek,hayatınıza dair şükredecek şeyler bulmak için bu günlüğü okumaya bir şans verin derim.


Bin Dokuz Yüz Seksen Dört



Ve ve ve sonunda Orwell'ın diğer bir başyapıtı olan kitabı okudum!

Kitap Orwell'ın zihninde yarattığı alternatif bir dünyayı anlatıyor.İnsanların duygularını,düşüncelerini kontrol eden; nefretin hakim olmasını isteyen bir baş parti ve söylenenlere harfiyen uymaya çalışan,makineler tarafından an ve an izlenen; aksi takdirde düşünce polisleri tarafından tutulan,işkence gören halk.

Hayranım bu adamın üslubuna,kafasına! Taa o zamanlar dünyanın işleyişini anlayıp şu anı bize farklı açılardan anlattığı için minnettar gibi bir şeyim.Hayvan Çiftliğinde olduğu gibi yine her sayfada ''AYNEN!'' deyip durdum içimden.

Hayvan Çiftliği demişken ondan daha güzel ve edebi buldum diyebilirim.

Alın bir Orwell kitabı,yaslanın arkanıza,okuyun güzel güzel; pişman olmama garantili!

***

Kitaplarla haşır neşir olduğum instagram hesabım: tık






2 comments:

  1. 1984'ü beğenmiş olmana çok sevindim. Huxley'in Cesur Yeni Dünya adlı kitabını okumanı şiddetle tavsiye ederim. Aşağı yukarı aynı zamanlarda yazılmış kitaplar. 1984'deki kadar karanlık bir dünyası yok. Aslında her şey çok güzel. Okuyup beğendiğim distopya klasiklerinden.Seveceğinden neredeyse eminim ?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sen bu kadar eminsen bir bakacağım,favoriler kısmına ekledi :) ^^

      Delete