Sunday, May 21, 2017

Kent Müzesi,Kilitbahir,Günlük Yazmaya Tekrar Başlamak ✨📷✨


 Yaz tatiline son 18 gün! xox

Bu hafta da yazılılar devam etti.Diğer haftaya göre çok daha az çalıştım fakat sonuçlar bir tık daha iyiydi (böyle şeyler normal).Haftaya 2 tane daha sınav var,onlar da bittiği zaman 10. sınıf ile aramdaki bağlar kopacak ;')

Gezmeli tozmalı bir haftayı geride bıraktım.Sosyalleşmenin doruklarındaydım!

Hafta içinde; Salı günü okulumuzun yaptığı şiir dinletisi vardı.Memleketime Güzellemeler temalı.Oldukça başarılıydı.Şiir okuyan arkadaşlarımın yerine  zaman zaman heyecanlandım ve tüylerimin diken diken olduğu anlar yaşadım.Yanlız hüzün doluydu her şiir ve bazı şairlerin kelime seçimleri hiç benlik değildi.Bu yüzden içimden konsept keşke farklı,iç açıcı bir konuda olsaydı diye geçirdim.Belki başka zamana o da gerçekleşir.

Çarşamba günü(?) Öğle arası,klasik,öğle yemeğini pidecide yedikten sonra Kent Müzesine girmeye karar verdik.İlk kez gördüğümüz yerlere hoppala girme huyumuz vardır.Geleneği bozmadık.



Kime buraya gittiğimizi söylesem ''neresi?'' diye şaşıran bir tepki verdi.Biz de ilk kez gördük.Halbuki çarşının tam ortasında.Bence bu tarz kültürel yerlerin kapısı sonuna kadar açık olup dışarda görevli kimseler tarafından tanıtılmalı.Yoksa kimsenin ruhu duymaz.

İlk kat bomboştu,meğersem sergiymiş.Şaşırdık,çıkacaktık.Sonra bir görevli tarihi eserlerin üst katlarda olduğu söyledi.Bina fevkalede güzel,bayılıyorum eski yapılara.Çok özeller, delicesine korunmalılar.

İlk katta küçük tatlı mı tatlı bir oda vardı,orada bunlarla karşılaştık;



Ben de daktilo istiyorum artık :')



Taş plak.



Dikiş Makinesi.


İkinci kat çoook daha güzeldi.Yasak olmasa hepsine dokunmak isterdim.Resmen ''tarih'' !




Bir okuldan alınmış piyano.




Köyde bir güzelin giydiği gelinlik.




Bir valinin(?) eşinin giydiği elbise.Bunu görünce ağzım açık kaldı.Hani şu Cumhuriyet dönemi fotoğraflarında gördüğümüz kadınların giydiği elbiselerin tıpkısı.Dikkatlice inceledim.İşlemeler günümüze göre oldukça basit.Kumaşı ince görünüyordu.Ayakkabı da keza öyle.




Kimin olduğunu hatırlamadığım eski eşyalar.Aww yine daktilo :') 


Mini müze turu -son-


Cuma gününün tatil olmasını değerlendirelim dedik ve karşıya,Kilitbahir'e geçtik.Aşırı güzel bir yerdi.Huzurlu,kutu gibi ve manzarası muhteşemdi.Şansımıza hiç kalabalık değildi hatta zaman zaman bu minicik yerde bir biz kalmışız gibi hissettim.



Köyün girişindeki bir sokak.Köyü gezdikten sonraki çıkış yolumuz da burası olacak. (Fotoğraftaki çifti kadraja aldığımı fark etmedim,keşke fotoğrafı onlara gönderebilme şansım olsaydı  :D )


Burada çoook güzel evler var!


İlk olarak bir yerde oturup balık ekmek yedik.Tadı Merkezde yapılandan daha güzeldi.Ya da açım diye bana öyle geldi :')




Köyün adını duyuran Kilitbahir Kalesi.

Kapalı olduğu için dışarıdan fotoğrafladım.İçinin de büyüleyici olduğundan şüphem yok.


Kaleyi dışarıdan süzdükten sonra yokuş yukarı sokaklardan yürümeye devam ettik.İki tane türbeye rastladık ve onların ruhuna dua ettik.Bir tanesi ücra denilebilcek bir bölgedeydi,nedense ürkütücü geldi.Fazla yaklaşmadık.


Müze de kapalı :(



Bodrum sokaklarına benzemiyor mu? 




Tarih kokan dar ve güzel bir sokak.Eski evler yine biraz ürkütücü geldi.Aklımdan Türk yapımı korku filmleri şerit halinde geçti :'D


Zirveye ulaşmaya at kaldı!


Spontane bir fotoğraf



Zirveye ulaştık.


Daha sonra aynı yollardan geri döndük ve ilk fotoğraftaki sokaktan inip kalkmak üzere olan feribota yetiştik.Merkeze geçince de soluklanmak için bir yerde kahve içtik ve günü yorgunluktan ölmek üzere bir şekilde kapattık! 


Haftaya dair bir de yenilik var.Doğum günümde hediye gelen Van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosu kaplamalı aşırı güzel defterimi günlüğe dönüştürdüm.Günlük tutmayı,duygularımı korkusuzca kalemimden akıtmayı özlemişim.Umarım pozitif kalabilme yolunda bana yardımı olacak!


Çav!









No comments:

Post a Comment