Saturday, September 30, 2017

Yeni Kitaplar,Huzurlu Bir Gün ve Birtakım Şeyler


// Eylül ayının son günü  //

Yorgun bir haftayı daha kapatmama az kaldı.Eser miktarda dramalı ve oldukça huzurluydu.Oldukça diyorum çünkü resmen Sonbahar geldi.Hatta bir tık daha soğuğu ve rüzgarlısı...Yünlü hırkamı,montumu,uzun çorapları ve botlarımı özlemişim.Hala güzel ve güvende hissettiriyorlar :')

Kendimi tebrik edebileceğim bir hafta oldu.Hiç es geçmeden her gün çok iyi bir şekilde ders çalıştım.Hem YGS hem de LYS bakabildim.Gerçi artık yeni sınav sistemiyle bu isimler tarih oldu ama konular aynı.Eğitim sistemi hakkında tekrar konuşup tadımı kaçırmayacağım,kusura bakma MEB bu sefer üzemeyeceksin.Dershaneyi de aksatmadım.Güzel ilerliyor,aman nazar değmesin.Dershane hocalarını çok seviyorum.Hepsi alanlarında çok başarılı,imreniyorum.İşi ne olursa olsun en iyisi olmak için çaba harcayan insanlar bana ilham veriyor.Onlardan biri olmak istiyorum,inşallah.

Okulun uzakta oluşu yavaş yavaş yormaya başladı.Haftaiçi yapılan o 30dk'lık servis yolculukları vücudumu pert ediyor.Gün içinde bir ton uğraşılması gerereken konu da olunca çekilmiyor.Eski okulumuzu merkezde gördükçe sarısalım geliyor.Özellikle arka bahçe burnumda tütüyor.Bir aralar fotoğraf atmıştım.Sonbaharda muazzam oluyor.Zaten arka bahçelerin her haline bayılırım.Garip bir çekiciliği var bende.Kıyıda köşede ama güzel olan şeyleri seviyorum.

Dün gece 15dk'lık bir yoga rutini yaptım.Uyumadan önce geç bir saat olduğundan kendimi zorlamadım.Nasıl hoş hissettirdi anlatamam.Nispeten omuz ağrılarım azaldı.Aslında yapmam gereken gün içinde sırtımı fazla yormamak ama ne yazık ki mümkün değil.Çanta taşımak,sırada kambur oturmak gibi şeyler günün sonunda mahvediyor.Haftaiçi her gece bu rutini uygulayayım diye düşündüm.İlk bir videodan yapmaya çalıştım sonra baktım olmuyor kendim devam ettim.Video için büyük bir ekran lazım.Küçücük telefona bakayım derken hareketleri doğru yapmaya ve nefese odaklanamıyorum.Hafta sonları daha uzun ve bol hareketli yapacağım.Mesela bu yazıdan sonra yapsam fena olmaz.Hava enfes bir sonbahar renginde.Evin içi ılık.

Cuma okul çıkışı bizimkilerle test kitabı alışverişine gittik sonra da döner yedik ve en son sıcak çikolata içip günü bitirdik.Test kitapları bir hayli pahalı.Kitapçılar ise tıklım tıklım.Hemen gereksiz bir şekilde ne kadar kazandıklarını hesap etmeye çalıştım,sonra da üşenip yarıda kestim...



Bu kafeyi daha önce de paylaşmıştım.Yağmurlu bir havada burada bulunmak iyi hissettirdi.Kurabiye tabağında yazan yazı hoşuma gitti ''Kahve her şeyi çözer''.

Bugüne uçalım.

Perşembe günü D&R'dan yaptığımız kitap siparişi Cumartesi günü geldi.Bayılıyorum bu hızlılıklarına.İnternetten kitap alma olayına da bayılıyorum.Gelmesini beklerken durup dururken hatırlayıp mutlu olmak,eve geldiğinde poşetini yırtarak açmak ve sanki biri hediye etmişçesine çocuk gibi sevinmek falan...


Sonbahar temalı; kedili, fareli nevresimimi çıkardım! Yılın vanilya kokulu mumunu da yaktım!

Şimdi hangisinden başlasam karar veremedim ama büyük ihtimal ''Theo'ya Mektuplar''dan başlayacağım.Kısa kitapları aradan çıkarmak daha güzel oluyor.En sona en merak ettiklerimden ''Yalnız Bir Avcıdır Yürek''i okuyacağım.Anlamlı başlıklar her zaman ilgimi çekmiştir.Umarım hiçbirinden pişman olmam.Ayrıca yine İngiliz olan,kitapları feminist imgeler barındıran Jane Austen ile tanışacağım için heyecanlıyım.Aslında bir de aynı yazarın ''İkna'' adlı kitabını almıştım.Herhalde ellerinde olmadığından henüz hazırlık aşamasında.Halbuki ilk onu okumayı planlıyordum.Bakalım Virginia kadar sevecek miyim? 


''Bu yüzden lütfen kendine sor: Eğer korkmasaydım ne yapardım? Ve sonra git,onu yap.''

Tumblr'da gördüğüm bu muazzam alıntıyı hemen ss'ledim.Sonra düşündüm eğer korkmasaydım yapabileceğim şeyler neler? Ya da geçmişte neleri değiştirirdim? Mantıklı şeyler çıktı.Korkmak kadar cesaretli olmak da doğal bir şey.Öyleyse ara sıra fazladan cesarete de yeltenmek lazım.Mesela sürekli kararsız kaldığım bir anda bu soruyu kendime soracağım.Çünkü bu aralar kararsızlıklarım tavan yaptı.Yine her şeyi çok düşünmekten tabi.Kendime soracağım direkt ''Onu bunu bırak, sonuçlarını düşünmeksiniz içinden hangisini yapmak geçiyor? GİT YAP.'' bingo.

Bir şeyi fark ettim daha doğrusu bir insan türünü.Varlıklarından emindim ama bir kez daha dibine kadar emin oldum.Kendileri istediği sürece bir şeyleri iyi sürdüren istemedikleri anda yok olan insanlar.En hoşlanmadığım türlerden.Sadakatsizliğe ve nankörlüğe gelemiyorum.Böyleyseniz aman vazgeçin.Hayatta kendinizi düşünmek elbet önemli,elbet kendinize değer verin ama bu bencilliğe kaçtığı an durun.İnsanları hayal kırıklığına uğratmayın,ister karma ister ektiğini biçmek deyin; gelir aynı şeyler sizi bulur.Yine de artık hayatımda olan can sıkıcı şeylere daha az şaşırıyorum.İlla oluyorlar,illa insanlar değişiyor ve illa üzüleceğim.

İki hafta sonra bugün İstanbul'da kuzenimin düğününde olacağım.Ne zamandır bir düğüne gitmediğimden merak ediyorum ve sonbaharda İstanbul'da olmak nasıl olacak görmek altıma siyah kot giyeceğim.Kumaş giydim hiç benmişim gibi hissettirmedi.Hatta utanmasam onun altına bile converse giyecektim.Gerçi güzel olur ama annem yapılacak mekana uygun olmadığını söyledi.Daha klasik bir ayakkabım var onu giyeceğim artık.Kadıköy'e gitmek istiyorum.Bu sefer Süreyya Operasının önünde fotoğraf çektirmem şart.Ya da başka bir mekanın önünde.Haydarpaşa'yı görmeyi de istiyorum.Benim için Türkiye'deki en en en güzel yapıt.Baktıkça iyi hissediyorum.Bakalım,bir plan daha gerçekleşmeyi kuzu kuzu bekliyor :)

O zaman benden bu kadar.Günün devamı ödev yapmak ve film izlemekle geçecek.Bu gecenin filmi ''Mona Lisa Smile'' Julia Roberts ve konusu için izleyeceğim.Kararım dakikalar için değişebilir.Siz de bakın,belki diğer yazıya yorumlarınızı paylaşırsınız.Ya da izlediyseniz fikirlerini spoiler'sız bekliyorum xo

Huzurlu ve sağlıklı hafta sonları dilerim...

ÇAV.










4 comments:

  1. Resimlerini görünce, Çanakkale'yi özlediğimi fark ettim. Ne güzel bir şehirdi o öyle. ..
    O sözü ben başka türlü biliyorum: "neyi başaramamaktan korkmasaydın yapardın? o halde yap."
    Çünkü korkmak bizi bazı tehlikelerden de korur aynı zamanda, ama başarısızlık çok mu gerekli bir korku?
    Mona Lisa smile çok güzel bir filme benziyor. Ben de izleyeyim.
    Demek Istanbul'a geliyorsun? :))))

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tekrar gel,hep geeel,koş gel! ^^
      Başarısızlık korkusu olan biri olarak gereksiz olduğunun farkındayım aslında.Fakat benimki dışarının algısına karşı bir korku değil.Tamamen mükemmelliyetçiliğe dayanan bir şey.Bir şey bozulursa her şey gidebilir endişesi :'D
      Evet geliyorum ama sizin yakaya değil maaleseeef :__ Hatta Çanakkale'deyken bahsetmiştim.Keşke yazın gelebilseydim,çok daha rahat olurdu.
      Mona Lisa Smile yarına kaldı büyük ihtimal,benden önce izle bakalım :)
      Sevgiler xo

      Delete
  2. Biliyorum seninkinin kendinle ilgili olduğunu. Benim demek istediğim "bazı korkular da faydalıdır bizi korumaya yarar" onların üstüne gitmenin bir anlamı yok, sadece başarısızlık korkusu bunlardan değil demek istemiştim.
    Hatırladım galiba bahsetmiştin, hatta bir sefer daha arabayla gelmişsiniz. Olsun başka zamanlar mutlaka olur, keyfine bak.
    Mona Lisa smile'ı netflix te bulamadım. Zaten netflix te istediğim hiçbir filmi bulamıyorum çok gıcığım şu sıralar. Belki nette bulabilirsem izlerim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Evet haklısın bazıları da kendimizi koruma mekanizması gibi bir şey.Zaman zaman korkmaya da ihtiyacımız var.
      Umarımm sizin tarafları da gezmek, olursa seni görmek istiyorum..bakalım ne zamana.
      Ben filmlerimi internet sitelerinden izliyorum.Çok kaliteli siteler var, göz at derim.(Unutulmaz Filmler / 720p Film)

      Delete