Saturday, May 26, 2018

Melankoliye Ara,Konser,Planlar ve Birtakım Hisler ☕


İki haftadır yoktum,bir uğrayayım dedim :')

🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

Yazılılar bitti,son performans ödevlerini verdim ve bir okul yılı daha bitmiş oldu.Seneye 12. sınıfa geçeceğim,bildiğiniz gibi hazırlık okudum.Bazen pişman hissediyorum lisede hazırlık okuduğum için.Okul bu yıl fena halde sıkıcıydı,yer değişikliği,idarenin tavırları,öğretmenler falan...anlarsınız ya.Liseyi boşuna 4 yıl yapmamışlar.Hatta bir ara 3 yılmış.Koskoca beş yıl okumuş olacağım.Olsun diyorum,her şeyde bir hayır mutlaka vardır.Hazırlık okurken 12.sınıf olma fikri oldukça uzak gelirken bir buçuk sene sonra lise defterini kapatmış olacağım,bakalım.

Yaz tatili için gergin hissediyorum.Üniversite sınavına hazırlanmaya başlayacağım.Dertlerini dinlediğim arkadaşlarım,sosyal medyada heyecanlanan insanların yerine geçeceğim.Korkum yok sadece gerginim.Farkılılıkları ne kadar hoş bulsam da değişikliklerden çekiniyorum.Oysa her şey değişim içinde zaten çekinecek bir şey yok.Benimkisi bir savunma mekanizması sanırım.Her şey için eser miktarda endişelenme ki o durum için şimdiden üzülebilme ihtimalini çürütme.

Dershanenin programı 16 Temmuzda başlayacak.O zamana kadar çok güzel bir şekilde dinlenip aynı zamanda çalışmaya başlamalıyım.Pazartesi İzmir'e gideceğim.Kuzenimi,abimi ve İzmir'i çok özledim.Bir sürü plan yaptık,kafalarını ütüledim.İzmir'den döndükten bir hafta kadar sonra abimi Amerika'ya uğurlayacağız.Onun için de çok heyecanlıyım hem de üzgün.Abim liseyi bizden uzakta okudu ama ülke,hatta kıta değiştirmek bambaşka bir şey.Onun için mutluyum ama,inşallah en güzel şekilde gidip gelir;ona buradan şans dileyelim!

Meşgul olmak her zaman iyi hissettiriyor.Ondandır ki bu ay pek kötü hissetmedim,endişelerim gelmedi.Psikiyatriste son kez gitmeyi bile düşündüm.Sonra erken karar vermemeyim dedim.Bana söylediği birkaç şey vardı,onları hala uygulamadım.Verdiği ödevi yapıp gitmek istiyorum,belki İzmir'den sonra...Sanırım insan büyüdükçe kendinden biraz daha emin olmaya başlıyor.Artık kendimin neler hissettiğini anlayabiliyorum.Anılı tanıyabiliyorum,tepkilerini anlayabiliyorum.Sadece bazen,hatta her zaman fazla sorguluyorum.Kimsenin beni bilmediği kadar fazla içsel sorun yaşıyorum.Susmayan iç sesim küçüklüğümden beri devam ettiği için kabullenme yoluna gidiyorum galiba.Kendime de pek güvenemiyorum bir yandan.Yarın pat diye çok kötü de hissedebilirim.Simone De Beauvoir'in çok sevdiğim bir sözü var: ''Öyle aç gözlüyüm ki,yaşamdan her şeyi istiyorum;hem bir sürü arkadaşım olsun,hem de yalnız kalabileyim istiyorum.'' sanırım bu sözün devamı da vardı.İşte çoğunlukla böyleyim.Her şeyi her an istiyorum.Bir şeyin olmamasıyla her şeyi yok sayıyorum.Oysa hayatın böyle bir matematiği olamaz ki...

Her şeyin oldukça umutsuz ilerlediği bu yılda,seçimlerde oy kullanacağım.Henüz kime oy vereceğimi bilmiyorum fakat kime,neden vermeyeceğimi gayet iyi biliyorum.Siyaseti sevseniz de sevmeseniz de bir şekilde bu ülkede duymak,konuşmak zorunda kalıyorsunuz.Ne üzücü.Kendimi bu konuda şanssız ve negatif hissediyorum.Sizin tek istediğiniz huzurlu,medeni bir yaşamken aptal ideolojileriyle insanları himayesi altına almak isteyen topluluklar her bir yandan bağırıyor.Ne için bu fanatiklik yani? Televizyon programında yarışmacı destekler gibi siyasetçi destekliyorlar.Bıktım geri zekalı insanların saçmalıklarını görmek zorunda kalmaktan.

Blog okunmalarında biraz düşüş var.Bloğu büyük oranda kendim için yazsam da okuyucuların da katılması,yorum yazması insana motivasyon sağlıyor.Sıkıcı mı olmaya başladım acaba? Sürekli kendimden bahsetmem bayan bir şey mi? Gerçi kitap inceleme tarzı yazılarda da düşme var...olsundu... :_

Dramatik bir başlangıçtan sonra güzel bir şeye atlayayım.

19 Mayıs'ta Athena konserine gittik!!!!! Hayatımdaki en eğlenceli günlerden biriydi.İlk defa nasıl gözüktüğümü umursamadan bir şey yapıp hiç durmadan dans ettim,zıplayıp durdum.İnsanlık için küçük benim için büyük ve çooook eğlenceli bir adımdı.Konserdeki tek sorun ses sistemiydi ama grubun enerjisiyle o da pek sorun olmadı.''Ses Etmeyi'' söylediler.En sevdiğim şarkıları...herkes sap gibi dururken kendi sesime katlanarak bağıra bağıra söyledim,özür dilerim :') Bundan sonraki hedefim Hayko Cepkin Konseri,umarım gelir.Şebnem Ferah için de fırsat kolluyorum,salak gibi imkanım varken gitmemiştim.Her konser dendiğinde aklıma Lady Gaga konserine gidemeyişim ve bir ay boyunca ağlayışım geliyor.Annemlere hala kızgınım ya.Hele o konser günü nasıl berbat hissetmiştim,unutamıyorum.Onun konserine gitmek hala en büyük hayallerimden biri.Gerçekleşmeyecek gibi hissetsem de belki bir gün...?



Film seçerken aşırı zorlanıyorum.Saatlerce aradığım oluyor.Tam olarak beğenmiyorum ya da hiçbiri ilgimi çekmiyor.O yüzden bu aralar bol bol film önerisine ihtiyacım var.Böyle çok bilinmeyen bilinse de sanatsal yönü olan,aşırılıktan uzak ve kaliteli filmler...bu gece için favorilere birkaç şey ekledim;önerilerinizi de duymak isterim!

Enerjinizin sömürülmediği,huzurunuzun bozulmadığı ve ağız tadınızın kaçmadığı eğlenceli haftalarınız olsun!

çav.











12 comments:

  1. Asla sıkıcı değil onu söyleyebilirim :) başka sebeplerden azalıyordur. nasıl oy vereceksin daha 17 değil misin? Kaçırdım mı yoksa 18 i? Peeeee. Abiye bol şans.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu yıl 18 oldum,kutlamıştın hatta ^^ Teşekkür ederiz xo

      P.S Sıkıcı olmaması sevindirdi :'D

      Delete
    2. Kutladığımı hatırlıyorum evet ama 17 diye kalmış aklımda :S Seni okumaya başladığım demek 3 sene olmuş...Hey gidi...

      Delete
  2. Bir de unuttum söylemeyi. Çanakkale de hala vizyondaysa kelebekleri şiddetle öneririm. Son zamanlarda izlediğim en iyi film.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aa evet adını duymuştum.Sen diyorsan güzeldir,belki İzmir'de gideriz ya da internete düşünce izlerim,teşekkür ettim!

      Bolca Sevgi!

      Delete
    2. Kelebekler gerçekten çok güzel film...Biraz keyiflenmek için Ölümlü Dünya'ya bakabilirsin. Bunların dışında Brokeback Mountain'i öneriyorum :)

      Delete
    3. Brokeback Mountan'i sıkça duydum ama hep başka şeyler çıktı...Ölümlü Dnya'yı da ilk kez duydum bakacağım :)

      Teşekkürler!

      Delete
  3. Yaklaşık 2 sene önce ben de seninle aynı kaygıları yaşıyordum.12.sınıfa geçecektim ve sürekli ders çalışmak zorundaymışım gibi geliyordu. Kendimi kastıkça kasıyordum, geriliyordum. Zamanın akıp gittiğini,bir şekilde bu streslerin biteceğini unutuyordum :)Şimdi Galatasaray Üniversitesi'ndeyim ve bütün o kaygılardan çok uzağım.Geriye bakınca yaptığım hataları çok net görebiliyorum.Dedim ya çok stresliydim bu yüzden mantıklı düşünemiyordum.Zaten bildiğim konuları çalıştıkça çalışıyor,bilmediklerimi erteliyordum.Coğrafya,tarih,türkçe,edebiyat...Bu derslerden sayfalarca not tutuyordum.O kadar yazdın da,aynısı kitapta da var be kızım! Ertleme konusuna gelirsek,bilmediğin şeyi mümkün olan en erken zamanda çalış.Son 1 aya bırakmak akıl işi değil.
    Sakin olur ve ne yaptığına dikkat edersen her şey çok kolay ilerler. Matematikten 4-5 kitap bitirdim fakat yapamadığım soruların üzerinde neredeyse hiç durmadım,her kitapta yapamadığım şeyler aynıydı.Bana 6-7 aya mal olmuşturbu hata.Halbuki oturup 2-3kitabı düzgünce,iliğini sömürene kadar bitirsem :) Buralar çok fazla tavsiye oldu.Verebileceğim tek tavsiye sakin ol.Hayat bir şekilde devam ediyor.
    Kendine iyi bak :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu uzun yazı için gerçekten teşekkür ederim,Galatasaray gibi iyi bir üni.yi kazanmış birinden bunları duymak iyi hissettirdi :)

      Çok doğru,ben de yapamadığım konuları üstüne gitmek yerine erteliyorum ve hep aynı noktada hata yapıyorum.Oysa amaç yapamadıklarımızı yapabilmek zaten...üşengeçlik işte :') Bir yerde son 1 aya TM için Fizik Kimya Biyoloji'yi son aya bırakın diyorlardı,mantıksız gelmişti;şimdi emin oldum :'D

      Pek stresim yok ama zamanla ters orantılı olarak artacağını biliyorum :___

      Bolca Sevgi xo

      Delete
  4. This comment has been removed by the author.

    ReplyDelete
  5. Bu blog benim için çok kıymetli, hem sanal ortam gibi herkesin içinde hem de benim herkesimden uzak, ender.. Biz yazdıklarımızla insan hayatına ne kattığımızı bilemiyoruz. Ben buraya her gelişimde hayatıma küçük, zarif, entelektüel ayrıntılar kattım. Bambaşka bir hayattan , farklı fikirlerden pasta dilimi gibi kesip tabağıma aldığım her şey beni çok mutlu etti, bu yüzden sayılar insanlarla paylaştığımız şeylerin gerçek göstergesi olamıyor, onların canımızı sıkmasına izin vermeyelim :) Sınav sürecine gelince.. ben on ikinci sınıfım ve sınavıma bir ay kaldı. Zaman gerçekten hızlı geçiyor, ben bunu bu süreçte de kendime sık sık hatırlattım çünkü çektiğimiz sıkıntılar da zamanın içinde eriyip gitmeye mecbur. Şimdi dönüp baktığımda elimde sadece fedakarlıklarımın ölçüsünde güzellik var, ki hayatımız boyunca da hep hak ettiğimiz kadarını alacağız. Güzele gönül vermiş bir insanın yorulması gerekiyor, bu yüzden yorulacaksın muhakkak. Eğer hayatta bir şeylerin değişmesi gerektiğine inanıyorsak, sınav süreci test kitabı üniversite tercihi gibi büyük düşünceli insanlara yakışmayacak basitliğinden arınıyor. Çok çalışmamız gerekiyor çünkü iyi yerlere, güzel insanların gelmeleri gerek. Bu yüzden stresin de sıkıntın da olacak, ama hedefi sağlam olan insan her koşulda kitapları göğsüne bastırıp yoluna devam etmeli. Sonunda her şeye değiyor. Bu yıl daha fazla büyüdüğümü hissettim ben, hayat hakkında kurduğum daha fazla cümlem oldu. Hislerimin de taze olmasından bu kadar gevezelik ettim kusura bakma:) Umarım her şey senin için çok güzel olur..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bloğum için söylediklerin o kadar güzel ve özel ki asla unutmayacağım,bu şekilde gördüğün için teşekkür ederim :')

      Öncelikle sana bol bol sakinlik ve başarı diliyorum,olgun fikirleri olan birisin;kendinden emin ol ve emeklerinin karşılığını al! Evet, mutlu sonlar fedakarlık istiyor çünkü öyle çok daha anlamlı oluyorlar...

      Dilediğin kadar yaz emin ol seve seve,heyecanlı heyecanlı okuyorum ben :'D

      Tekrar başarılar diliyorum ve tekrar buralarda görmeyi bekliyorum ^^

      Delete