Saturday, May 5, 2018

Sempozyum,İç Dökme,Sorgulamalar,Kitap ve Filmler ☕


İki haftalık bir aradan sonra yine buralardayım,kafanızı ütüleyeceğim :')

Sempozyum işi sonunda bitti.Kışın başından beri süren bir süreçti ve sona erdiği için rahatlamış hissediyorum.İlk kez tek başıma bir otelde kaldım hatta şansıma ya da şanssızlığıma tek kişilik oda bana düştü.Şanssızlık diyorum çünkü herkes bir şekilde arkadaş edinip ya da arkadaşlarıyla gelip birbirine destek oldu.Ben tek başıma kaldım ve bu fena halde canımı sıktı.Yalnız olmak sevdiğim bir şey değil bunu tekrar anladım.Yine de tecrübe oldu diyorum,tekrar yaşasam o zaman hissettiğim kadar kötü olmam;kendime odaklanırım.

Sunum sırasında hiç heyecanlanmadım.Kendimi çok farklı hissettim.Bir masa kuruldu,üstünde bir kağıt adım yazılı,bizi izleyen insanlar ve sempozyumu yöneten bir akademisyen.Hepsi çok heyecanlı şeyler olsa da ben güzel sunum yapmaya odaklandığım için etrafı flu olarak gördüm.Sunum yaparken balık esir milli eğitim bakanı ile resmen göz gözeydim.Sunumum beş dakika falan sürdü.Normalde sadece kağıdı okuyacaktım ama bir baktım millet kağıtlar slaytlar hazırlamış işi ciddiye bindirmiş ben de iki ara bir derede kendi kendime konuşarak anlatmayı denedim ve tek provayla sunum yaptım.Fena da olmadı.

Çanakkale gibi şehir yokmuş bu arada.Bir kez daha anladım.Her şehir dışına çıktığımda bunu söylüyorum.Bir İzmir'e gidince pek demiyorum,buranın büyümüş hali gibi orası çünkü.Çanakkale'nin huzuru az yerde var.Umarım sonsuza kadar bozulmaz!

Ondan sonraki hafta da okulun sempozyumuna katıldım.Aslında bir etkinlik kaldıracak kadar enerjim yoktu fakat konu cinsiyet eşitsizliği olunca bir şeyler söylemek istedim.Konuyu ataerkil düzen üstünden ele alarak açıkladım.O da geldi geçti,huh.

Bu iki hafta içinde bir yandan da okul derslerine odaklanmaya çalıştım.Bir ara tempoyu arttırsam da yine düştüm.İçimden zerre çalışmak gelmiyor.Çalışmasam da vicdan azabı çekiyorum.Böyle durumlarda tek yaptığım kendimi rahatlatmak için matematik bakmak oluyor.Diğer derslere çalışmak daha sıkıcı sanki.İşe yaramayacakmış gibi hissediyorsun oysa bal gibi de yarayacak.Matematiği o kadar yüceltip sınavın merkezine koydular ki matematiksiz geçen bir çalışma bomboş hissettiriyor,trajikomik.

İnsan bir şeylerle meşgul olunca ya da gerçekten dert edinince endişe problemleri azalıyor.Mesela şu iki hafta da beni üzen birkaç şey olsa da (keşke açık seçik anlatabilsem) gardolap temizlerken tıktığım tişörtlerim gibi zihnimin karanlık köşelerine ittiriverdim.Etkisi daha az şimdi.Bir yerden patlak verir mi dersiniz? Düşünmemeye çalışayım -om-


-geceler-

Birkaç şeyi oldukça sorguluyorum.Birincisi şu: İnsanlar gerçekten hissettikleri gibi davranıyor mu?
Bence büyük oranda hayır.Örneğin üzülen bir insan gören kişi o durumun gereceğince üzülmüş gibi davranıyor.Gerçekten hissetmese bile kurallaşmış gibi tepkiler gösteriyor.Günlük hayatta bu gibi ayrıntılar gözüme çarpınca güven problemimin olduğunu hatırlıyorum.Her şeye karşı eser miktarda bir güvensizlik.Hayal kırıklılığını önlemek için bir kabuk ya da duvar.Kırılması hem çok zor hem çok kolay.Öylesine bir malzemeden yapılmış.

İkinci şey de şu ki: Kurduğumuz hayaller gerçekleşmeyeceği için mi bir hayal? Yani şöyle ki bir sürü hayalim var ama etrafa şöyle bir bakınca çoğu kişinin de bir sürü hayali vardı.Tam olarak hayalini yaşayan da yok/az.Daha çok şöyle bir hava hakim ''hayallerim şöyleydi ama hayat bana şunu gösterdi,daha mutluyum/mutsuzum'' acaba bu yüzden mi çok güzel hayaller kurarız? Gerçekleşmeyecek şeyleri hissedebilmek için.Öyleyse durum vahim.Hayallerim öylesine güzel ki ve gerçek olmalarını o kadar istiyorum ki...çalışmak ve inanç da lazım pof.Hem de istemekten daha çok.Hayaller ancak hedefimsi olduğunda gerçek oluyor.Çıktığımız bulutlardan sarkıp gerçek dünyaya şöyle göz atmak lazım.

Son şey sorgulamadan öte bir tespit,bir hatam.Kendinizi gereğinden fazla eleştirmeniz ve incelemeniz mutsuzlaştırır.Bu sonuca bizzat yaşayarak vardım.O kadar sorguluyorum ki kendimizi bazen.Neden bu böyle şu şöyle şunu yaptın ya da şunu nasıl yapacaksın...kafamdaki sorular kalbime ok gibi saplanıp duruyor.Boşvermem gerekenler listesinin ilk maddesi: KENDİM.Sal artık,bırak yakasını da rahat rahat yaşasın.

Bugün Hıdırellezmiş! Twitter'da gezerken gördüm ve çok mutlu oldum.Şöyle bir düşünüyorum da gül ağacının altına gömdüğüm çoğu dilek gerçekleşti.Kabul,bazılarını hatırlamıyorum ama gerçekleşenler oldu.Dilekler söylenmezmiş ama hepimiz adına bloğun adındaki ''umut''tan dileyeyim.Malum ülke gündemiydi,günlük hayatın telaşlarıydı,psikolojik buhranlardı ordan oraya savrulup duruyoruz...


Ederlezi

bu geceye özel! 

Geçen iki hafta film/kitap konusunda verimli geçti sayılır.Sınıfta ''Zootopia'' adlı bir animasyon izledik.Sosyal sorunlara çok güzel bir şekilde gönderme yapan ve oldukça tatlı  fazlasıyla komik bir film;yaş fark etmeksizin izlenir,sevilir!

Aynı günün gecesi de İran sinemasından bir film izledim ismi ''A Separation'' Bir boşanma davasını ve o esnada yaşanan bir suçlama olayını ele alıyor.Farklı kültürlerden ve yaşamlardan filmler izlemenin hastasıyım.Oyunculuklar da o kadar güzeldi ki bir karakterin gözleri dolduğu gibi ağlayasım geldi.Mekanlar sınırlı olsa da iki saat su gibi akıp geçiyor.Ayrıca Farsça çok hoş,Doğunun Fransızcası gibi.

''Yaşamın Ucuna Yolculuk'' adlı kitabı okudum.Bayıldım çünkü tam benlik.Tezer Özlü gezdiği yerlerden bahsederken bir yandan da konudan konuya atlayıp hislerini bizlerle dertleşir gibi anlatıyor.Çok güzel cümlelerin altını çizdim çok.Onu içten bir şekilde anladım.Ayrıca şunu fark ettim ki: kalemlerini hissedebildiğim yazarlar ya intihar etmiş ya da bunu denemiş oluyor ve bu bana edebiyatın acılardan nasıl beslendiğini hatırlatıyor.O yazarları bir ayrı seviyorum işte.Tezer Özlü, tanıştığımıza memnun oldum.



Salondaki bu hasır sehpayı odama taşıdım *yaratıcı hissediyor*

Gönül ister ki bitirişi piknik fotoğraflarıyla yapayım lakin geleneksel Özgürlük Parkı S.A.M pikniğimiz hava durumu sebebiyle iptal oldu,bizim eve kaçtık :')


huzurlu haftalar!

çav.












4 comments:

  1. Öncelikle fotoğraflara bayıldım :) Sempozyum içinde tebrik eder başarılarının devamını dilerim

    ReplyDelete
  2. Anil,
    Belki asagidaki linkteki videoyu izlemissindir...Faydali olur umarim..
    Eger dinlemediysen Steve Jobs in Stanford universitesindeki konusmasini da tavsiye ederim..
    Teknolojide biraz/bayagi gerilerdeyim.umarim link calisir:)
    https://youtu.be/SrDP0KcBADA
    Saygilar,

    ReplyDelete
    Replies
    1. Videoyu izledim,konuşmaya da bakacağım.Hayata bakış açısı ne kadar etkili,böyle kaliteli insanlara bayılıyorum.Değişim ve zaman konusunda söyledikleri de yaşamın kodları gibi,çok sevdim.

      Teşekkür ederim! Sevgiler :)

      Delete