Saturday, July 30, 2016

Kendine Ait Bir Oda-Kitap (Virginia Woolf)

 
 

Bu yılın açık ara en ama en güzel kitabını okudum.

Virginia Woolf'u feminist sitelerden tanımıştım.Hayatını,görüşlerini ve farklı bir kalemi olduğunu zaten biliyordum.Fakat bir kez de onu kendi dünyasından,kitaplarından tanımak istedim.Bu kitabının adı ilgimi çekti,güzel olabileceğini düşündüm.

Gerçekten de adı gibi kitabın içeriği de tam bir düşünce dünyası.Yazarın kalemi tam benlik.Olayları 1. şahısdan anlatmasının yanı sıra sizi de yanınızda bulunduruyor,düşüncelerindeki bir kahraman yapıveriyor.Galiba böyle hissettetmemin bir sebebi de kitabın Virginia Woolf'un bir konuşması üzerine şekillenmesi.

Kitabın içeriğinin ana konusu KADINLAR VE KURMACA.Kitap boyunca Virginia Woolf bu başlıkta bir makale yazmak için araştırmalar yapıyor.Araştırmaları sırasında da karşılaştığı şeyleri  kitaba aktarmış.Onları kendi terazisinde tartmış.

Kadın-Erkek yazarlardan,kadın düşmanlığından,nedenlerinden,erkek egemenliğinden,kadınların neler yapması gerektiğinden bahsetmiş.

Kitapta en çok ilgimi çeken Virginia'nın zihinlerinin cinsiyetleri olduğundan bahsetmesi oldu.Ona göre bir yazar sadece erkek veya sadece kadın gibi yazmamalıydı.Tabiki cinsiyetlerinden dolayı bir yansıma olabilirdi ama başarılı olmak istiyorlarsa iki taraflı da düşünen,hisseden bir beyinleri olmalıydı.Yine ona göre başarılı olan yazarlar,şairler çift cinsiyetli zihinleri olanlardı.

Cinsiyet konusu açılmışken aynı zamanda şunu da diyor:

''Jane Austen,Emily Bronte başardılar,onlar erkek gibi değil kadın gibi yazdılar.''

Virginia'nın baktığı kitaplarda,şiirlerde kadınların hep gereğinden fazla hırçın veya ürkek olduğunu görmüştü.Ona göre bu erkeklerden bir çekinmeydi yani hırçın olarak erkeksi ürkek olarak korktuklarını düşünüyordu.

Bunları her okuduğumda altını çizerken ''Evet ya,of ne kadar doğru..'' tarzı cümleler kurdum.

Hadi Virginia'nın düşünce dünyasında gezinmeye devam edelim.

Ona göre çok başarılı olan kadın,erkek yazarlar aslında hep orta,alt sınıfın varlığı sayesinde yaşıyordu.Yani aslında önemli olan soylu birinin şiir yazıp yayınlatması değildi,orta sınıftan birinin bunu başarabilmesiydi.

Şöyle diyor:

''Tarihi yeniden yazıyor olsaydım bu değişikliği daha ayrıntılı anlatır ve onun Haçlı Seferlerinden ya da Güller Savaşından daha önemli olduğunu düşünürdüm.Orta tabaka kadınları yazmaya başlamışlardı.''

ve bir başka sözünde:

''..Çünkü başyapıtlar tek başlarına ve başkasının yardımı olmadan doğmazlar; yıllar süren,insanlarla bir arada olmakla gelişen ortak düşüncenin sonucudurlar,böylece kitlenin deneyimleri bir tek seste birleşir.''

Virginia aynı zamanda toplum değerlerini aşabilen insanların başarılı olduğunu düşünüyordu.Bana göre demek istediği farklı olmak için farklı olmak değil,gerçekten bir şeyleri değiştirmeyi başarmak.

Kitabın başlarında Virginia anneleri suçluyordu.Bu gerçekten çarpıcı ama doğru bir şey.Mesela düşünüyor ki şuanda evinde kocasının zenginliğini sürüp bir işe karışmayan kadınların yarın olacak kızlarına kötü bir dünya hazırlıyor.

Aynı şekilde kitabın sonlarında da hemcinselerine utanç verecek şekilde cahilsiniz diyor.Onların keşif yapmadığından,yazı yazmadığından,üretmediğinden yakınıyor.

Günümüze bakıyorum da tek amacı evlilik olan kadınları görünce Virginia'ya hak veriyorum.

Bir kitap boyunca şu gerçekten bahsediyor.

Shakespeare'i başarılı buluyor ve zihninin çift cinsiyetli olduğunu düşünüyor.Fakat diyor ki şöyle de bir gerçek var.Kız kardeşi de onun kadar başarılı olabilirdi,hatta ondan iyi bir kaleme sahip olabilirdi.Ama o abisi gibi özgür yetişmedi.Kadınlar görülmeyen o kız kardeş olmamalıydı.

Şöyle çarpıcı da bir sözü var bu konu hakkında:

''Dünya kadına ereklere dediği gibi 'İstersen yaz umrumda değil' demiyordu Dünya kaba kaba gülerek 'Yazmak mı?Ne işine yarıyor? diyordu.''

Şimdi anladınız mı demek istediğini..

Kitabın başında üniversitenin belli yerlerinin kadınlara yasak olduğundan bahsediyordu ve ortalarında da şu bilindik sözünü söylüyor:

''Üniversite idare amiri de olsanız beni çimlerden çıkarmanıza izin vermiyorum.İsterseniz kitaplarınıza kitap vurun;ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de sürgü,ne de kapatabileceğiniz bir kapı.''

Virginia benim bütün zamanlarda tanıdığım en aklı başında ve doğru feminist oldu.O sadece feminizmi sözle savunmadı,düşüncelerini dağıttı,kadınları kendi zihninin odalarında örgütledi.

Şunu da eklemek isterim ki erkek düşmanı biri değil kesinlikle.Hatta buna karşı bile diyebilirim.Şu sözünden çıkarım yapabiliriz:

''Bir cinsi ya da sınıfı tümüyle suçlamak saçmaydı.İnsan kitleleri hiçbir zaman yaptıklarından sorumlu değildirler.''

Virginia beni de beyninde açtığı kendi odasına davet ederek,paylaşarak normalde yazdığım kitap önerisi yazısının kendi kitabı için tarzını değiştirmiş oldu.

Ne kadar güçlü bir kalemin,ruhun var Virginia.


Bu kitabı her kadın,her erkek,her kadınsı erkek,her erkeksi kadın okumalı.

2 comments: