Thursday, August 25, 2016

Zaman Hızla Akarken


Benzer bir yazı için: tık ''Büyümenin Sancısı''

Bazen büyümeyi ve yaşlanmayı düşündüğümde içime bir korku geliyor.

''Yalnız kalacağım,hastalanacağım,hiç arkadaşım kalmayacak...''

Aslında henüz benim yaşım için yaşlılık söz konusu bile değil.Fakat annemle konuştuğumda bu yaşta bu tip şeyleri düşünmemin normal olduğunu,onun da küçükken bu tip hayallere daldığını söylemişti.Daha sonra mantıklı geldi bu mentalitem.Sonuçta henüz 18ime bile geçmediğim için büyümek,yaşlanmak ne demek bilmiyorum.

İnsan bilmediği,görmediği şeylerden korkarmış ya zaten.

Bir arkadaşımla da bu konuyu konuştuk ve ondan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim.Yazı yazacağım zaman çok daha mantıklı düşünmeye başlıyorum.Yine öyle oldu.Büyümeyi tekrar bir gözden geçirince tam tersine heyecan verici olduğu sonucuna vardım.

Ne zaman öleceğini bilen var mı aramızda?

YOK

Yani bu demek oluyor ki hayatı bir oyun olarak düşünürsek tek 1 canla yaşıyoruz.Yananlar aramızda yok.Yanmayanlar olarak devam ediyoruz.

Yine bir oyun oynadığımızı düşünelim,karakterimizin öleceğini bilerek korkarak mı oynuyoruz?

HAYIR

Çünkü odaklandığımız şey sadece oyunun sonundaki hedef oluyor.''Game Over'' yazısı değil.

Hayat da aynen bu şekilde.Herkese verilmiş bir oyun süresi var.Onun ne zaman biteceğini,ne zaman yanıp ''Game Over'' yazısı çıkacağını bilemeyiz.

Odaklanmamız gereken şey hedeflerimiz.Yaş aldığımızda yapmak istediklerimiz.

Bu noktada da ''Her yaşın ayrı bir güzelliği vardır.'' sözü devreye giriyor.

Normalde kısmen katıldığım bu sözü biraz düşününce çok daha fazla hak vermeye başladım.Kendimden yola çıkarsam;

7 yaşında ilkokul heyecanını tattım,onu şuan tadamıyorum.

8 yaşında ilk kez 2 tekerlekli bisiklet sürerek tatlı bir mutluluk yaşadım,onu da şuan tadamıyorum.

15 yaşımda blog yazmaya başladım,16 yaşındayım ve hala bu mutluluğu tadarak yazıyorum.

Her yaşımda farklı farklı şeyleri tadıyorum ve etkisini ilerde sadece ''hatırlayabiliyorum'' ilk günkü gibi o duyguya erişemiyorum.

İşte yaş almak bu yüzden korkutucu değil heycan verici.

Artık şunu merak ediyorum;

Ömrüm olursa 18,20,30,45 yaşındaki Anıl neleri öğrenecek? Nasıl mutluluklar tadacak? Acılar karşısında nasıl baş edecek?


Hayatta tek canlık bir hakkımız varken odaklandığınız şey bu süre sonunda yok olacağınız değil neler başardığınız,yapabildiğiniz olsun.

Bu yazıyı okuyan her yaştaki insana son olarak diyeceğim şu ki;

Hızla akıp giden zamanın kıymetini bilin.Yapacaklarınız için size verilen süreyi asla bilemezsiniz bu
yüzden siz sadece yapabileceklerinize odaklanın.

Sevgiler.

''Hayat korkunun bittiği yerde başlar.''


4 comments:

  1. Yemin ediyorum dün gece aynı sonuca vardım. Yirmili yaşlarımda dinlediğim müzikleri dinliyordum, hep beni nostaljik hissettirir o müzikler, sanki güzel bir şeyi sonsuza kadar yitirmişim gibi, sonra baktım, onu yitirdim doğru, ama yerine gene güzel birşeyler geldi. Böyle düşünmek daha güzel gerçekten de. Ben sağlığıma dikkat etmeye çalışıyorum, sporumu elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum, sağlıklı yaşlanabilmek için elimden geleni yapıyorum, gerisi için elimden gelen bir şey yok. Endişelenmek bugünü öldürüyor sadece. Ne olacaksa olacak.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ve yine düşünce paslaşması yaparak golümüzü attık küçük joe!!^^

      Delete
  2. Yaşına göre erken fark etmişsin hayatı.Ben 43 yaşındayım hala çok genç olduğumu düşünüyorum :)

    ReplyDelete