Friday, April 14, 2017

Korku/Olağanüstü Bir Gece/Satranç - Stefan Zweig Kitapları 📚


Yeni bir yazarla daha tanışmış olmanın mutluluğu içindeyim!


Stefan Zweig'ı da annem sayesinde tanıdım.Kitaplarını yaklaşık iki ay önce kadar aldık.Annem daha önce birkaç kitabını okumuş bu aralar popülerleşince de merak ettiği diğer kitaplarını aldı.Hoop ondan sonra da ben okumaya başladım.Biz böyle bir zincirleme içindeyiz hehe :*

Yazarın ilk önce Korku adlı kitabını okudum.

Çok çok çok sevdim.Gayet basit bir dille,klasik bir aldatma olayını anlatıyor.Bir kadının eşini nasıl aldattığını ve sorasında sürekli suçluluk psikolojisi içine girdiğini aktarıyor.Fakat bu kitabı aşırı güzel yapan şey kadının yaşadığı korkunun an ve an okuyucuya da geçmesi.Kadın için korkuyorsunuz,üzülüyorsunuz,siz birini aldatmış gibi suçlu hissediyorsun ve yetmezmiş gibi sürekli olayların sonunun nasıl olacağını merak ediyorsunuz.Mmmm tadından yenmez kitap diye buna derim!

Ardından itiraf ediyim sırf kapağındaki yıldızlı gece tablosu için Olağanüstü Bir Gece kitabını okudum.

Korkuya göre daha az beğendim.Daha karmaşık olaylar silsilesi vardı.Ve biraz da bana kalırsa bağlanışı farklı olabilirdi.(Stefan Zwig'ı eleştirdim...hadsizliğim tuttu) Fakat duyguları kitaptan okuyucuya geçirme konusunda yine mükemmeldi.Üst sınıftan bir adamın tesadüfen sayılabilecek,kendi sınıfına yakışmayan bir suçu işlediğini,ardından yaşadığı suçluluğu,maruz kaldığı yan kesiciliği anlatıyor.Tam olarak başka neler geçtiği aklımdan uçmuş gibi,affedin.

Ve ve ve son olarak o meşşşhuuur Satranç kitabını okudum.

Olaylar bir gemi yolculuğunda geçiyor.Ünlü bir satranç ustasıyla gemideki beyefendilerin yaptığı müsabakaları anlatıyor.Aynı zamanda satrançta iyi olmakla ilgili bazı sorgulamalar yapılıyor.Satrancın aslında ne olduğunu,insan ruhuyla bağlantısını,gücünü vs. sorguluyor.Yine bazı satrançla ilgili terimlerden de bahsediyor,bu kısımlarda aklıma sürekli küçük joe geldi :'D


Adamın 3 kitabını ardı ardına okumuşken kendisinden bahsetmeden geçmek olmaz hem kendi hayatı da kitapları kadar ilginç.

Maalesef yeni tanışmış olduğum,sevdiğim bu yazarın da ölümü intihar ile.Avusturyalı Stefan Zweig özgürlüğüne ve değerlerine çok düşkün biri olduğundan İkinci Dünya Savaşında yaşananlara daha fazla dayanamayıp Brezilya'da karısıyla beraber hayatına son veriyor.Tıpkı Virgiana gibi ardından bir de not bırakıyor,etkilendiğim bir kısmını iliştiriyorum:

''...Bütün dostlarımı selamlarım!Umarım,uzun gecenin ardından gelecek olan sabahın kızıllığını hala görebilirler,ben,çok sabırsız olan ben onların önünden gidiyorum.'' 


Çav!

No comments:

Post a Comment