Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2020 Salı

Burada Gömülüdür // Ahmet Erhan'dan Dizeler (Şiir)


Ahmet Erhanın kalemiyle tanıştığım için çok mutluyum.Her şiiri,her dizesi beni bana anlatır cinsteydi.Özellikle şiirlerin yazım yılına dikkat ederek okudum,yaşını hesapladım.Beni bu kadar iyi anlatabilen birinin bana benzeyebileceğini düşündüğümden benim yaşımda yazdığı şiirlerini tekrar tekrar okudum.Dili o kadar sade ama bir o kadar dokunaklı ki bunu sanki siz de ifade edebilirmişsiniz ama yaşamanız da gerekiyormuş gibi bir hisse bürünüyorsunuz.Genç yaşta yazdığı şiirlerini nispeten daha fazla sevdim.Büyüdükçe biraz daha pervasızlaşmış sanırım.Daha bölük pörçük ve küfürlü yazmaya başlamış.Konular da daha somut şeylere indirgenmiş.Bu yazıyı hem dönüp kendim de okuyabilmek adına hem de Ahmet Erhan'la sizi de tanıştırmak istediğim için yazıyorum.

*kendi cebinde paslı bir bıçak taşıyan biri
  önüne çıkan herkesi katil sanıyor 
  (alacakaranlıktaki ülke)

*bir dal hiç bu kadar benzemedi
  pencereye uzanmış bir namluya
  (ülkemde bir gece)

Erhan'ın şiirlerinde kendi kuşağının acıları,sıkıntıları ve en çok da ölümleri yer alıyor.Şiirlerinde ölümden fazlasıyla bahsediyor.Yalnız ölümden onun anladığı biraz farklı onu da şu dizelerinden anlayabiliriz:

*sevdiğim şairlerin çoğu intihar ediyor sonunda
  ölümü bir yaşam boyu gözaltında tutmuş gibi...
  ama her gün herkes intihar etmiyor mu şu dünyada?
   ...
  sahte gülücükler,yalan dolanlar,üleşmelerle
  binlerce insan intihar ediyor farkında olmayarak
  (dönüşün senfonisi)

*ağlıyorum şimdi bir tabutun önünde
  biraz sonra eve gidip şiir yazacağım
  yaşamın güzelliği üstüne
  (kuşağım,acılı kuşağım)

*bugün oturdum ölümü düşündüm
  yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken
  (bugün oturdum ölümü düşündüm)

*ölüleri hep kefenlere sararlar
  bir yaşam boyu sıkılı duran yumrukları
  toprağın üstüne çıkmasın diye
  (koro her zaman haklıdır)

*sevgili ölüm
  artık anlıyorum şimdi anlıyorum
  ben hep yaşarak
  seni büyütürmüşüm
  gün gün
  (nostalji)

Aynı zamanda zihinsel bulantılarını da dizilerine çok hissedilir bir biçimde yansıtmış.

*bilincim öyle bomboş ya da öyle çok dolu ki birbirini itiyor
  her görüntü,her söz
  (tiksinti)

*ben kendime küsmüşken
  benimle kim barışabilir?
  (kyble'nin son oğlu)

*bana bir yara kaldı
  bir de yaşama isteği
  belli belirsiz
 (sonun sonsuzluğu) 

*ey yüreğimde doğan isa!
  haydi,yeniden çarmıha geril
  bu son ölümün olsun
  ve bir daha doğma!
  (sonun sonsuzuğu)

*bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi
  ayrıkotları,dikenler bürümüş
  (oğul)

Şimdi de son olarak beni vuran o dizelerine geleyim.İşte bu dizelerle onda kendimi buldum:

*kendimle öyle çok konuştum ki
  şimdi herkes niye susuyorsun diye soruyor
  (hareketsiz yolcu)

*kalbimde yıllardır kabuk bağladı yaralar
 ödüm kopuyor,bir gün hepsi birden kanamaya başlayacak diye
  yenilmeyeceğim,boyun eğmeyeceğim hiçbir şeye
  hep direnen bir yanım kalacak
  adımın soluk izi,acının seyir defterinde
  (gülşiir)

*her şey benim dışında olup bitiyor
  ve beni katıyor kendine
  (çaresizlik)

*radikal bir çiçeğim ancak kendi saksısında açan
  (hayır hayır hayır hayır)

*acı,takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde
  sevincinse tüyden ayakları vardı
  (milattan önceki şiirler)

Şair Akdenizli olmasından,Akdeniz sevgisinden de deniz,portakal ağacı gibi ögelerle sık sık bahsediyor.Onun bu sevgisini okurken ben de büyüdüğüm Akdenizi,serin akşamlarını,tahta iskelelerini ve en çok da çocukluğumu özledim :')

Teşekkür Ederim Ahmet Erhan,

çav.





20 Şubat 2020 Perşembe

Günler,Hisler ve Şiir ☕


Filmler hakkında yazmaya kendimi kaptırmıştım.Sıra kendim hakkında bir güncelleme yapmakta :)

Tatilimin bitmesine son bir hafta kadar kaldı.Nasıl geldi geçti anlamadım.Sorarsanız istediğim gibi de geçiremedim pek.Özellikle tatilin başında anksiyetem tavan yapmıştı,terapiste gittim.Kontrol altına almaya çalışıyoruz şu an,daha iyiyim.Hiç evi bırakıp gidesim yok blog.Üşengeçlikten değil,gerçekten geri dönesim olmadığından.Evde hissetmek bambaşka bir his ve ben bunun yokluğuna hala alışamadım,bu sene alışacağımı da sanmıyorum.

Bazen hiçbir şeyde tam olarak iyi ya da tamamlanmış olmadığımı hissediyorum.Hayatımdaki enerji bölük pörçük.Bu yüzden zaman zaman başarısız hissediyorum.Dile yeteneğim var,İngilizcede full anlayabiliyorum fakat konuşmam eksik,Japonca desen nerede nasıl kaldım aklımda değil.Basit bir örnek ama bu bölük pörçüklük hisse nokta atış.Eskisi kadar Japoncaya ilgim de yok mesela,belki de sadece büyümekle ilgilidir fakat ben büyürken de böyleydim.Denemediğim spor kalmamıştı.Bir hafta gittiğim kurslardan sonra hepsini bıraktım.Maymun iştahlılık halk arasındaki adı,doğru.Negatif açıdan insanın içindeki enerjiyi-motivasyonu bölse de bir yandan da birçok konu hakkında fikir sahibi yapıyor.Böylelikle her ortama girebilir bir kıvama geliyorsunuz.İnsan kendini fazla tanımamalı.Farkındalığınız bir kere oluştuğunda geri dönüşü olmuyor.Aptallar bu yüzden her zaman mutlu olacak,üzülmeyecek demiyorum,mutlu olacak.

Hayatımda büyük değişiklikler oldu aslında ama ben yeterince bir şeylerin değiştiğini hissetmiyorum.Bunun sebebi istediğim gibi ilerlemeyen onca sorun.Herkesin geçiş süreci atfettiği şeyleri daha zorlu yaşayan insanlar olamaz mı? Koca evrende bir benmişim gibi hissediyorum bazen.Biliyorum bayağı yanlış.Hatta kendi kendimi bile çürüttüm.Perulu bir arkadaşla tanıştık tumblrdan.Çok şeker bir kız,neredeyse hep aynı konularda aynı şeyleri yaşamışız.Dünyanın bir ucunda ama ''aa bana da bu oldu'' diyebiliyoruz.Her neyse işte,bu güzel bir kanıt böyle olmadığına ama yalnızlık öyle bir his değildir.Böyle hisseden insanlar birbirine gerçekten yardım edebileceği bir özel güç bulamadıkça herkes kendi kabuğunda yalnız kalacak.Realist düşünüyorum birçok konuda artık.Gerçi bu da benim real'ım öyle olmak zorunda değil.Değişim içimizde blog,çevreyi istediğimiz gibi yapamayız ama kendimizi gerçekleştirmek elimizde.Fakat gel gör ki terzi kendi söküğünü dikemez.

Ahmet Erhan'ın bir şiirini çok seviyorum.Şiire öyle aşırı bir sevgim olmasa da bu şiire sevgim,bağım büyük.Asalar büyücüyü seçermiş ya,bu şiir de benim karşıma çıkarak beni seçmişti sanki. (tık) Şiirde beni etkileyen şey çook derinde yatan hala biraz inanmışlık,''umut'' duygusu.Hangi modda okursanız ona göre değişiyor sanki.Bu şiirden sonra şairin ''Burada Gömülüdür'' adlı kitabını aramaya başladım.İnanır mısınız hiçbir yerde yoktu.En son artık geçen hafta internetten sipariş ettim,dört gözle bekliyoruum!

Bir de kendi yazdığım bir şiir var.Geçen kıştan beri arada bir üzerine uğraşıyordum aklıma geldikçe.Burada paylaşsam mı? Hadi biraz öz güven...Küçükken çok fazla şiir yazsam da büyüdükçe pratiğimi kaybettim.O yüzden büyük bir beklentiniz olmasın,beğenilmemeye de kapım açık :')

Denizin Gözyaşları

Karanlık gece,parlak dolunay
Ruhumda yankılanan ritmik bir ses
Bir ileri bir geri giden dalgalar
Çarpıyor zihnimin kıyılarına
Sana dair tüm sancıları anımsıyorum
Gece artık daha karanlık,dolunay artık daha parlak
Gözyaşlarım Akdeniz kadar tuzlu,
Akıyor kalbimin damarlarında
Sırılsıklam hissediyorum
Ve biliyorum bu acıyı da özlerdim
Sana dair her şeyde özleyecek bir şey bulduğum gibi
Gece artık daha da karanlık,dolunay artık daha da parlak
Yeni sürülmüş sahildeki tek ayak iziyim
Kumlar paçama tutunmuş gitmiyor
Dünyayla beraber sıyırıp üzerimdekileri
Koşuyorum tek ışığım olan yakamoza doğru
Gece bana hep karanlık,dolunay bana hep parlak
Sevgi ve nefret arasında bir alabora
Elim yıldızlara uzanmış,ayaklarım uçlarımda 
Yusufçuk sesleri eşliğinde batıyorum
Bitiyor bir karanlık daha,sönecek dolunay birazdan
Güneş,günü ayanların olacak
Ben denizin gözyaşlarıyla çekileceğim.

Anıl Ateş

Biraz makale okumaya çalışsam da dersler hakkında kitap yüzü açmadım.Açıkçası çok gerekli de görmedim ama şu son hafta (bu haftayı kendi kendime tatil ilan ettim :')) biraz biraz bakayım diyorum.Sonra zaten yolculuk telaşı giriyor araya.Hadi bakalım.

kendinize iyi davranın

çav!