Kafe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kafe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2016 Cuma

Baykuş Kafe,Kavuşmalı Gün - Günlük Kıvamında


 İzmirden geleli 5 gün oldu.Ev düzenime geçtim,bugün de en iyi iki arkadaşım olan Melike ve Şevvalle buluştum!

Çanakkalede gittiğimiz sayılı kafe var.Bugün Melikenin önerisiyle başka bir yeri daha denemek istedik.Bu şekilde gün içinde 3 farklı yerde oturduk.Arkadaş grubu olarak böyle yeni şeylere bir hayli açığız.Yeni kafeler,yeni tadlar,yeni ambiyanslar!


Mutlu anlarımın fotoğrafçısı Melique


El sallayın!

Bu kafeden ayrıldıktan sonra biraz Kordonda dolaştık.Özlemişim Çanakkalenin havasını,sessizliğini..

İşte daha sonra da Baykuş Kafe'ye geçtik.Fark ettim ki Çanakkalede gittiğim yerler hakkında hiçbir şey yazıp çizmiyorum.Kim bilir belki bir gün başka bir şehre taşınırsam çektiğim bu mekan fotoğrafları bende tatlı anılar olarak kalabilir.


Ortadaki çerçevede Amelie vaaarğğğ <3


Efsaneler; Charlie Chaplin-Marilyn Monroe-Audrey Hepburn


Kafeden çıkarken hava kararıyordu.Hesabı ödeyip arkamı döndüğümde bu tatlı köşeyi gördüm ve şip şak

Buraya daha çok geleceğiz gibi duruyor *-*

daha fazla şip şak için:

Instagram hesabım: tık 





23 Ağustos 2016 Salı

Alsancak: Poetika Kahvecisi,Denizin Hissettirdikleri - Günlük Kıvamında



  Bugün sonunda İzmirin en sevdiğim yeri olan Alsanacağa gidebildik!

Orayı sevmemin iki nedeni var.Birincisi insanlarının çeşitli ve birbirine karşı hoşgörülü olması.Büyük şehirlerde bu olayı seviyorum.Sıkıcı değil.Yürürken şöyle kafanızı iki yana çevirseniz bir sürü tip tip insan.Benim gibi hayalperest biri için bu daha da eğlenceli.Mesela birinin fotoğrafını gözümle çekiyorum sonra ne yapmak için dışarda olduğunu tahmin ediyorum falan.Deli değilim,gerçekten eğlenceli!! Diğer sevme nedenimse Sılayla orada saatlerce yürümüş olmamız.Çok eğlenceliydii çok.Bugün de baya bir onun kulağını çınlattım.''AA BİZ BURDAN GEÇMİŞTİK,ŞURADA FOTOĞRAF ÇEKTİRMİŞTİK.''

Kuzenlerimin adını hiç söylemediğimi fark ettim.Birinin adı Gökçe diğerinin Ece.Gökçe küçük olan.Benden 1 yaş küçük sadece.Onunla beraber büyüdük diyebilirim.Birbirimize genelde ''seta'' deriz.Nerden geldi tam hatırlamıyorum ama Gökçenin işiydi.Galiba bir çizgi filmdeki iki arkadaş da birbirine öyle diyordu veya onun gibi bir şey.

İşte Gökçe başlıktaki kafeyi söyledi,orada makarna yemeye karar verdik.


Masaya menüyle beraber Orhan Velinin ''Anlatamıyorum'' şiirinin yazılı olduğu bir kağıt ve bir küçük kase çakıl taşı çikolataları geldi.Bu şekilde mekanlarına gelen insanları şiirle buluşturmaları ve evlerinde gibi hissettirmeleri o kadar hoşuma gitti ki anlatamam.Loş ışıklar,şiir dolu duvar...keşke Çanakkaleye de bu tip bir yer açılsa dedim içten içe.İmkan buldukça giderdim.


Gördüğünüz gibi duvarlar şiirlerle dolu.Yanlız ben oraya asmak yerine yanıma almayı tercih ettim.Bildiğiniz üzere ''anıları'' bir hayli seviyorum.Ayrıca duvarda dikkat çeken cinsiyet sembolleri bu kafede istisnasız sevginin var olduğunu anlatıyor.


Sevgi Yolu


Bir ara sokaktaki Atatürk fotoğrafı.
(1881-193∞)


Yemekten sonra vapura koştur koştur yetiştik.Kendimize güzel bir yer bulduk,motorun denize çarpmasıyla çıkan ritmik ses eşiliğinde maviliği izlemeye başladık.

Küçüklükten beri denizle,suyla haşir neşir büyüdüm.Erken yaşta yüzmeyi öğrendim,büyüklerin bile açılmadığı yerlere tek başıma gitmeye çalıştım.Gerçi eskisi kadar su meraklısı değilim orası ayrı.

Denizin bir şehirdeki varlığı her zaman bana güven verir.Sanki deniz varsa hiçbir şey olmayacakmış gibi hissederim.Çünkü deniz olan yerde insanlar yazın denize girer; eğlenir,güler.Mutlu gözükür.Biraz da olsa dertlerinden uzaklaşır.İşte deniz küçüklükten beri benim için bu demek.Baktığın an dertlerini unutmalısın.Onun güzelliğini izlemelisin.

Alsancak-Karşıyaka vapurunda , 16 yaşımda da denizi seyre dalarak bu geleneği gerçekleştirebildim.



xoxox sevgiler xoxox