Sunday, March 6, 2016

Haftanın Güncesi #9 (Yorgunluk-8 Mart)


 Bu hafta yorgunluğu ve bıkkınlığı gerçekten iliklerimde hissettim.Performans ödevleri,projelere başlama telaşı,yazılılara ön hazırlık...hepsi beraber üstüme üstüme geldi.

Yine de mutluydum bir sebebi de Sılayla 1 ay sonra mesajlaştık.Ygs sınavına gireceği için telefonunu kapatmıştı.Twitterde denk gelip biraz sohbet ettik o da iyi ben de.Çok şükür.Umarım sınavı da iyi geçer,lütfen şans dileyin,dua edin çok az kaldı.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de yaklaştı.Bloğumu okuyan ve blog yazan bütün kadınların 8Martını kutluyorum,daha eşit bir dünya diliyorum.

Fakat bu hafta fark ettim ki 8 Mart eylemleri biraz taraflı geçiyor ve bu çok rahatsız edici.Kadın haklarını savunurken etnik köken savunuculuğu yapmak bana göre tam bir saçmalık.Orada sadece cinsiyetlerin eşitliğini savunmaya gidin lütfen.Eğer etnik köken tartışması yaparsanız feminizme bakış açısı da değişir.Olması gerekenlerin hiçbiri olmaz.

Neyse buna da değineyim dedim.

İngilizce çeviri işim vardı ya bugün onu bilgisayara geçireceğim.Aslında bunu hafta içi yapmalıydım ama kafam meşguldü.İlk önce bilgisayara geçireceğim ondan sonra edebiyat hocasına türkçe halindeki bozukluları soracağım.

Japonca'ya bir türlü gidemiyorum.Gerçi bundan önceki hafta cuma gittim pazar da iptal olmuş.Bu cuma da sınav olmuş sadece bugünü kaçırıyor gibi oluyorum.Sevindirik oldum şuan.Kurstaki arkadaşım Zeynep-san'a mesaj attım.Eğer o gidebilirse bana işlenilenleri atacak.Ben de evde kız kardeşime bakacağım.Çalışan anne babanın çocukları olmak böyle bir şey.Alıştım.

Kitap okumaya tam gaz devam ediyorum.Artık dikkatimi daha iyi topluyorum.Belki de kitaplarımı sevdiğim içindir.Şuanda ''Limonlu Pastanın Sıra Dışı Hüznü'' adlı kitabı okuyorum.Yanımdan da gano kahvelerimi eksik etmiyorum.Üçü bir aradayı,sıcak çikolatayı ve diş macununu denedim.Hepsi o kadar başarılı ürünler ki anlatamam,deneyin ^^

Dün şehir çok kalabalıktı hem kadınların eylemi vardı hem de cumartesi diye olcak ipini koparan çıkmış dışarı.Annemle resmen sokakta yürüyemedik.Eve normalde 15dk otobüsle gelirken 1 saat sürdü.Kabustu kabus.İçimden büyük şehirdekiler nasıl yaşıyor her gün böyle diye geçirdim.Zor iş valla.

Dün ayrıca dünyanın en iyi sıra arkadaşı olan Özge'nin hediyesini aldım.Bunu okuyabileceği ihtimaline karşı ne aldığımı söylemeyeceğim.Çok abartılı bir şey değildi ama benim çok hoşuma gitti,seveceğini düşünüyorum.

Bu kadar laf ebeliği yeter daha kalkıp yapmam gereken yığınla iş var.Şu her sabah uyanır uyanmaz bilgisayar ve sosyal medya arasındaki hayatımı bırakıp işlerime odaklanmam lazım.




Özgeye gelsin.

2 comments:

  1. Güzel bir hafta dilerim Anıl. Herşey gönlünce olsun.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok Teşekkür ederim Küçük Joe senin de her şey dilediğince olsun ^^

      Delete