Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2018 Cuma

Sinema ve Ben #Mim 🎬


Sevgili Öneri Makinesi çok güzel bir mim hazırlamış.Konu sinema olunca atladım ben de! 

Film İncelemelerim İçin: tık




1.Sinemada izlediğiniz ilk film?

Alacakaranlığın ilk filmi ya da Harry Potter Zümrüdüanka Yoldaşlığı.

İki seriyle de abim sayesinde tanıştım.O kitaplarını okuduktan sonra ben öğrendim ve filmlerine gitmeyi aklımıza koyduk.Anamurda o dönem sinema olmadığından Alacakaranlık için Alanya'ya gittik,öyle bir sevda! Harry Potter'ı da Osmaniye dönüşü Adana'da izlemiştik.İkisinden biri sinemada izlediğim ilk film,nasıl keyif almıştım hala unutmuyorum; hatta afişlerin önünde çektirdiğim fotoğraflar bile vardı :')



2.Film En Güzel ............'de/a izlenir.

Film bana göre en güzel evde izlenir.Sinemaya sadece çok merak ettiğim bir film varsa gidiyorum.İnsan kalabalığı,verilen aralar falan beni bayıyor.Evde uzana uzana, rahat bir şekilde odaklanarak izlemek daha güzel.



3.Film İzlerken Olmazsa Olmazın Var mı? Neler?

Her zaman olmasa da özellikle gece izliyorsam sıcak çikolata hazırlarım.Daha doğrusu nesquik.Küçüklükten beri vazgeçilmezim.Film izlerken de onu içmek çok huzurlu oluyor,çizgi film izlerken içmemden bir alışkanlık kalmış olabilir mi acaba? Onun dışında mutlaka ağzıma atacağım bir şeyler olur ve ilk dakikalarda hepsini silip süpürürüm,klasik :'D



Çerezlik Anket Soruları:

a.Tek Başına mı Kalabalık mı?

Tek başına film izlemeyi daha çok seviyorum.Özellikle sanat filmiyse,dramsa tek başıma izlemekten yanayım.Gerilim-Korku filmleri içinse kalabalık olmak daha eğlenceli.Yani cevabım film türüne göre değişir.

b.Mısır mı Cips mi?

Mısır tercihimdir.

c.İki Boyutlu mu Üç Boyutlu mu?

Derin anlamlı olan iki boyutlu filmlerden yanayım :) Yine de filmine göre değişebilir.

d.Avm Sineması mı Sokak Sineması mı?

Hiç sokak sinemasına gitmedim ama çok merak ediyorum.Daha tatlı duruyorlar.Dediğim gibi sinemada çok merak ettiğim bir şey yoksa gitmiyorum,cevabım kararsız.

e.Filmden Önce Fragmanı mı İzlemek? Yorumları mı Okumak?

İkisini de yapıyorum.Hatta abarta abarta; her türlü yorumu,ön izlemeleri vs. okuyorum.Nedense bunu yapmak bazen film izlemekten bile eğlenceli geliyor.Filmi izledikten sonra da yorumlara tekrar bakarım,bakalım kimler bence saçmalamış kimler bence haklı.



Evet şimdi de üç kişiyi etiketliyorum:


+bloğumu okuyan ve mimi yapmak isteyen herkesi etiketliyorum!+



10 Mart 2017 Cuma

Apartman Sohbetleri #11 #12 #13 #14 ✔


Apartman Sohbetlerinde sessizlik hakim...bozmaya geldim! 


Karşı cins karşısında en çok utandığın an?


Büyüdükçe pek utanmamaya başladım.Utanacak şeyler yaşadıysam bile pek takmadım.Fakat ilkokulla ilgili bomba bir anım var.

Güya biriyle çıkıyordum.3.Sınıf mı ne....işte okul çıkışı olmuş servise doğru yürüyorum onunla.Tam servise binicem ''Anıl'' dedi döndüm.Dönmemle dudağımdan öpmesi bir oldu.O an sanki bütün dünya sessizleşti,ışıklar bana döndü,sahnede tek kaldım.Öpüp direkt ayrıldı oradan.Ben de kıpkırmızı kesilerek servise bindim ve bütün gün olayın etkisinde kaldım.


En maskülen/feminen yanın nedir?


Maskülen ve feminen diye çok ayrım yapmam karakter konusunda.Fakat kadınlarda olan kişisel özellikler ve erkeklerdekiler diye genelleme yapılması mümkün.

Bende ikisinden de var gibi.Olaylara veya duruma karşı değişebiliyor.Bazı şeyler hakkında bir kadın gibi düşünebilirken bazen de erkek gibi düşünebiliyorum.

En maskülen olarak nitelendirebileceğim bir yanım yok sanki...Bazen klasik erkek tepkileri verebildiğim gibi bazanse kadınlarla kolay empati kurabiliyorum.


Asla cesaret edemeyeceğin bir şey?


Büyük bir yalan söylemek.

Tam bir iyilik meleği cevabı falan olabilir ama samimiyim yalan söylemekten nefret ediyorum ve korkuyorum.Çünkü inanın ki doğruyu söyleyip içinizden atmak dünyanın en kolay işi.Zaten eğer kendinize karşı bir saygınız varsa yalan söylemek bir cesaret işi gibi geliyor...neyse ya nereye bağladım..cevabım yalan söylemek.Asla demeyi sevmesem de cesaret edemeyeceğim bir hareket.


En Sevdiğin Fiziksel Acı?


Böyle en yorgun zamanımda birinin omzuma ya da koluma masaj yapması...dünyanın en anlık acı veren ve ardından rahatlatan hissi.Bunun dışında da sevilebilecek bir fiziksel acı var mı bilemedim.Benimki bu...masajın ilk önce acıtan sonra rahatlatan hissi.



Cevaplarım kısa kısa oldu ama sorulara verilebilecek daha uzun,süslü cümleler bulamadım.Mim'in en sevdiğim sorusu sonda saklı.

Beklemede kalınız efendim.

Çav.






2 Mart 2017 Perşembe

Apartman Sohbetleri #8 #9 #10 ☕️🌈


En Büyük Çılgınlığın?


Bence en büyük çılgınlıklar gizli kalmalı(!).Yani en azından benimki gizli kalacak cinsten.Belki bazılarına aşırı basit gelebilir ama benim için cesurca bir girişimdi.Hiç planlamadığım bir zamanda planlamadığım bir etkinliğe deli cesaretiyle katıldım.NO MORE SPOILER...

Fazla çılgın biri değilimdir zaten.Uyumluyumdur sadece.Mızmızlık yapmam.Arkadaşlarımın istediği eğlenceli şeylere sadece kendi zevkime uymadığı için ''hayır'' demem.Eğlenmeye bakarım.Çok da çılgın arkadaşlarım yok zaten.Her tipten arkadaşa sahip olmuş olsam da en yakın dostlarım hep temkinli,hayatta sağlam adımlar atmayı öncelikli gören insanlar olmuştur.

Çocukken En Korktuğun Şey?

Söylüyorum..gülmek yok! 

Hani Kur'an ı yırttı diye fareye dönüşen kız hikayesi vardı ya işte o benim aylarca uykularımı kaçırdı,karanlıktan korkmama sebep oldu.Şuanda bile videosunu açasım gelmiyor.Aslında Japonya'da bir heykelmiş ama bir kaç geri zekalı dine uyarlayıp youtube'a yüklemiş.Benim gibi saftirik çocukları korkutmuş....

Karanlıktan da korkardım.Gerçi şuanda korkmasam da hala rahatsız olurum.Karanlık ortam bana tekin gelmez,illa bir yerden bulunduğum yeri işaret edecek bir ışık ararım.

Diğer bir fobimse sevdiğim kişileri kaybetmek.Bu herkesin fobisidir gerçi.Yine de bunu takıntı haline getirmemeye özen göstermeliyiz diye düşünüyorum.


En Sevdiğim ve Sevmediğim Özelliklerim?


En sevdiğim özelliğim ne olursa olsun toparlanmayı biliyor oluşum.Zaman zaman pes etsem de aslında hiçbir zaman umudumu kaybetmem.Yarın uyandığımda güzel şeyler olacağına her daim inanırım.Çünkü zorlukların hayatımı mahvetmek için değil,sabretmek ve geçmek için geldiğine inanırım.Keşke bu özelliğimi hep gösterebilsem ama karakterimin en diplerinde çivilenmiş halde.Hep benimle ama ulaşması zor.

En sevmediğim özelliğim tahammülsüz oluşum.Sevmediğim şeylere,kişilere,durumlara karşı çabuk sinirlenebiliyorum.Hani bazı insanlar vardır ya böyle sevmediği kişileri olayları görmezden gelir.Hayır.Benim illa sesimi çıkarmam,o kişinin çevremden yok olmasını istemem lazım.Bu huyum yüzünden de çabuk sinirlenen bir yapım var.Ama çabuk sinirlenmekten o kadar da nefret etmiyorum.Tripli ve somurtkan bir insan olmamdan bin kat daha iyidir.


Fark ettim de bu mimler sayesinde ne çok kendimden bahsetmişim.16 Yıllık hayatımın her dönemi resmen bu bloga toplanmış durumda.Artık gerçekten hayatımın yazılı olduğu kendime ait olan bir sayfam var.Umut Durakları çok daha özel bir yer olmaya başladı.








28 Şubat 2017 Salı

Apartman Sohbetleri #5 #6 #7 Geyik Yapmaya Devam ✨


Blog listemde gezinirken bir baktım herkes #7'lere kadar gelmiş!! Yetişiyorum ben de o zaman ^^

Gereksiz Bir Yeteneğin Var mı?


Dilimi yuvarlayabiliyorum.Genetik ve aşırı gereksiz bir yeteneğim...yazıp yazıp siliyorum fark ettim ki gereksiz sayılabilecek başka hiçbir yeteneğim yok.Aslında genel olarak fazla yetenekli biri olduğumu düşünmem.Böyle direkt doğuştan sahip olduğum ve beni ben yapan bir yeteneğim yok ya da kendime haksızlık ediyorum,bilemedim.Genelde başarılı olduğum şeyleri hep bir çalışmadan sonra kazanıyorum.Hani bazı insanlar vardır ya yetenekli doğarlar,biraz çalışma ve şansla her şeyi halledebilirler,cıks sahip olduğum yetenekleri illa mükemmel çalışmayla başarıya ulaştırmak zorundayım.


Hastası Olduğun Bakkal Ürünü Hangisi?

Bakkal yazısını görünce bir tebessüm ettim.

Benim en sevdiğim bakkal ürünü TOY BOX'lardı.Allahımm onların sakızları hele.Tam bir sakız ve şeker canavarıydım.Hala öyleyim.Şeker çok aramasam da günde bir kez sakız çiğnerim.Eskiden daha da abartılı bir şekilde ağzıma dörtlü beşli atıp çiğnerdim.Özellikle şu makara şeklindeki sakızlarla yapardım..gerçi bunu kim denememiştir!?

En Saçma Zevkin?

Ev işlerini toz almak dışında hiç sevmem ama bulaşıkları yıkandıktandan sonra makineden çıkarıp yerine koymaya bayılıyorum.Hatta bunu yaparken bir şarkı açıyorum ve sürekli bir şeyler hakkında düşünüp kararlar veriyorum.Her türlü tabağın farklı yerlere gidişi,çatalın bıçağın ayrı ayrı yerlerde düzenle duruşu........anlayamazsınız(!) :'D



Hayatın monoton temposuna kaldığım yerden devam etmeye gidiyorum.GörüşürüZzz.

😔🌙


22 Şubat 2017 Çarşamba

Apartman Sohbetleri #3 ve #4 - Biraz Daha ''Çocukluk'' 👼


Bu Mimi ilerletmeye kararlıyım..Çarşamba günü akşamı bu yorgunlukla yazı yazıyor olmamdan anlayabilirsiniz! ! ! ^^

3. ve 4. sorularla devam edelim.Bu şekilde ikişerli cevaplamak benim açımdan daha iyi oluyor.Hem yazması düşünmesi kolay hem de hemencecik yetişebiliyorum,ipin ucu kaçmıyor :)


7 Yaş pantolonunu bulsak cebinden ne çıkardı?


Çekirdek ve peçete arasında baya bir kararsız kaldım...

Dışarıda oyun oynamaya çıktığımızda ya ben ya başkaları muhakkak çekirdek alırdı.Tabiki durup onu bitirmeye odaklanmazdık.Herkes cebine kardeş payı yapıp koyar sonra oyuna devam ederdik.Bu yüzden cebimin bir yerlerinde hep çekirdek tanesi,kabuğu bulunurdu.Annem de bunu bildiğinden hep makineye atmadan önce pantolon ceplerimi yoklardı.

Peçete de çekirdek kabuklarının ayrılmaz ikilisiydi.Şimdi bile pantalonumun cebinde kalan, makinenin buruşturduğu peçetelere rastlıyorum.Aklıma direkt çocukluğum geliyor.

Başka ne çıkardı diye şöyle bir sorgulayayım kendimi...

Minik taşlar.Parkımız yer yer taşlı ve çoğu kısmı kumluydu.Atlayıp zıplarken nasıl beceriyorsam o taşları,çakılları cebime bir şekilde sokmasını becerirdim.Bazen de taşları cebimize doldurur en uzağa fırlatma yarışması tarzı şeyler yapardık.Merak etmeyin parkımızın bulunduğu alan bir hayli genişti yani no dencırıs.

P.S Fark ettim ki amma pasaklıymışım :')


Çocukluk Kahramanın Kimdi?


Şimdi aklıma soruyu okuduğum an iki kişi geldi.Biri annem diğeri ay savaşçısı.Alakaya bakar mısınız :'D

Annemi hala olduğu gibi küçükken de rol model olarak görürdüm.Elinden kitap eksik olmadığı,adaletli bir hayat mücadelesinde olduğu ve bize her zaman doğru şeyleri gösterdiği için annem ne yaparsa yapsın iyidir mantığındaydım.Şuanda da pek değişmedi bu düşüncem.Annem hala benim kahramanım,rol modelim.Örnek aldığım insan.

Diğer aşırı mühim kişi ise sailoor moon-ay savaşçısı.Aşırı seviyordum küçükken.Diğer erkeklerin izlediği,tek bir kişinin kahraman olduğu;birilerini kurtardığı ve bana ABARTI gelen kahramanlar yerine arkadaşlarıyla iş birliği içinde olan,nazik ve adil savaşan ay savaşçısını tercih ediyordum.Benim karakterime hitap eden kahramanın o olduğunu hissediyordum,bu da yılların değiştiremediği şeyler arasında.

Ayın prizma gücü harekete geç!


🌙


çav.


19 Şubat 2017 Pazar

Apartman Sohbetleri #1 ve #2 : Anamur ☀️


Yeni bir mime katıldım...aslında bir mimi yeni bitirmişken yenisine katılasım yoktu ama ilham kedisi yapınca katılmamak olmaz dedim.Hem bana istediğim sorulardan gitme ve istmediklerimi cevaplamama hakkı da verdi,yaas!

Nasıl Bir Apartmanda Büyüdün?

Çocukluğumun büyük bir bölümünü kapsayan Anamur ilçesindeki apartmanımızdan bahsedeceğim.Anamur neresi ya diyenleri duydum.Anamur Türkiye'nin en güneylerinde bir ilçe,Kıprısa komşu,Mersinin ilçesi,Muzu-Çileği meşhur.Havası yazın sıcak kışın ılık.Nüfusu kışın az,yazın çok.Tatil köyü kıvamında bir ilçe.

Bizim apartmanımız bilenler bilir sahilin oralarda.Hatta adını unuttuğum bir mekan açılmıştı,sonra orada olaylar mı ne olmuş.Yanında bir tane kazlı dere de var.Gelen geçen bayat ekmeğini atardı.Sonralarında derenin karşı tarafındaki sahile aqua park da açıldı.Hıh şimdi anlatabildim bizim apartman tam o yerlerin ortasında.Mavi renkli.(Umarım hala öyledir)

Bizim oturduğumuz zamanlarda apartman hayatımız aile gibiydi.Herkesi tanırdık.Üst komuşumuz Hollanda dan gelen Teo ve karısıydı.Hollanda'dan her gelişinde biz çocuklara hediye getirirdi.Hatta hala getirdiği ayıcığı saklıyorum.Altımızda emekli bir aile vardı.En üst katta apartmanın mütahiti ve ailesi otururdu...bu yüzden apartmanımızda hep kendimi emin ellerde hissederdim.Başım sıkıştığında koşup kapısını çalabileceğim insanlar vardı.Herkes birbirini tanır,sever,sayardı.

Bir de karşımızda bir apartman vardı.Orada da çocukluk arkadaşım oturuyordu.Zaten iki bina arkadaş gibi bir şeydik.Bir etkinlik yapıldığında herkes toplaşırdı.O zamanlar bu tarz şeyler sıkıcı gelse de şimdi bakıyorum da aslında ne kadar zevk alınması gereken zamanlarmış...


Hoop mimin ikinci sorusunu da cevaplayalım lafı açılmışken;


Çocukluk eğlencen neydi?

Şuan böyle sakin bir tip olduğuma bakmayın - ki öyle değilim - çocukken ne kadar tehlikeli şey varsa bayılırdım.Çocukluk arkadaşımla zillere basıp kaçardık.Marketlerin kutularından kuleler,kediler için barınaklar yapardık - hiçbir kedi beğenmezdi - parkta saatlerce kovalamaç oynardık.Çamurda solucan toplar kendi çapımızda ağaç ev denemeleri yapardık,balkondan aşağı su döker,yemiş kabuğu atardık(enn eğlencelisiiii)...eve olabildiğince kirli gidip YERE BASMADAN DOĞRU BANYOYA denilen çocuk tipindendim.Mutluydum.


Görüşmek üzere.




2 Şubat 2017 Perşembe

Güle Güle #17Çelınç 10-11-12-13-14-15-16-17 ✋


Kusura bakma #17Çelınç baya bir boşladım seni.Malum üşengeçlik ve hıp hızlı geçen tatili değerlendirme telaşı...






Nerede kalmıştık?

10.soru: Asla unutmak istemediğin anın?

Unutmak istemediğim bir anım aklıma gelmiyor..tam tersine unutmak istediklerim var.

11.soru: Dolabındaki en eski kıyafet?

Fotoğraf çekemedim :( En eski sayılırsa bebeklik giysilerim var.Hani şu zıbın mı denir,yeşil bir bebek kıyafeti var.Depoda keşfetmiştim,bari aliyim de anı kalsın dedim :D

12.soru:Son 10 yılda hayatında neler değişti?

16 Yaşındayım.Yani tam olarak bir sürü şey değişti.Büyüdüm,olgunlaştım.Karakterimi oluşturdum.Sevdiğim-sevmediğim şeyler daha net olmaya başladı.Bakış açıları edindim.Kendime ait düşünce sistemim var oldu.Ders çıkaracak üzücü olaylar yaşadım.Çocukluk zamanını atlatıp ergen oldum.Liseye başladım...

13.soru:10 Yıl sonra nerede nasıl yaşamak istiyorsun?

10 Yıl sonra kendimi evinin büyük puf koltuğunda tek başına yığılmış,kucağında leptopu yanında kitapları ve kahvesi olan bir avukat olarak görüyorum.Yer mi hımm...İstanbulun şu güzelim semtleri ya da Avrupa ya da ya da Japonya Osaka-Tokyo ...

14.soru:Keşke arkadaşım olsun dediğin ünlü kim?

Emma Watson arkadaşım olsa fena olmazdı.Ortak yönlerimiz var.Azimli ve lider ruhlu biri.Sağlam tavsiye alacağım dostlarımdan biri olabilirdi.

15.soru:On beş yaşındaki birine vereceğin nasihat ne olurdu?

Ondan pek de büyük değilim ama liseye yeni başladığına göre tecrübeli sayılırım.Çok kısa ve net.HİÇBİR ŞEY ADINA DEĞİŞME,KENDİN OL.

16.soru:Kağıda bir şey çiz ve bize göster?

Aslında bunu yapmak istiyordum ama saat geç oldu ve ışık berbat.....''peace'' işareti çizdim varsayın!^^

17.soru:2017'de olmasını çok istediğin bir şey?

Kendim hakkında olan şeyleri bir kenara bırakacağım çünkü bir tık önemli bir şey var.Ülkeye huzur gelsin.Kimse ölmesin.Hayatlarımızı korku sarmasın.Birbirimize güvenebilelim..kötülükler masum hayatlarımızdan epey bir uzak olsun..

***

Bir Mim'in daha yarım yamalak da olsa sonuna geldik.Sonik Hanıma teşekkür ederim.Soruları cevaplaması ve düşlemesi eğlenceliydi ♥ Başka bir Mim'de görüşmek üzere xoxox

25 Ocak 2017 Çarşamba

Gidiyorum Bu Memleketten #17Çelınç (9) ✈️


Başlıkta Seda Sayan'ın atarlı bir lafından alıntı yaptım ♥

9.soru: Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke?


Aslında bunu hiç istemem.Hani seyehat falan olur ama kendi ülkemden ayrılıp zorla başka bir yere gitmek zoruma giderdi.Eğer bir gün zorunda kalırsam ve seçenek hakkım olursa İngiltere'den yana kullanırdım.Özellikle Londra için.Aslında ilk önce Japonya'yı düşündüm ama Japonyada isterseniz son seviye diliniz olsun kaliteli  iş bulmak vs. bir yabancı için oldukça zor.Londra'da Japonca bilgimi de kullanabileceğim farklı alanlar olabilir.Hem de İngiltere halkının nazik oluşunu çokça duyuyorum.Nazik insanları görmeye ihtiyacım var,bolca.Bir de Londra kozmopolotik bir şehir.Her ırktan cinsten insan var.Kimseye farklı gözükmeden hayatın akışında,insana değer verilen bir yerde hayatıma öyle böyle devam edebilirdim.


24 Ocak 2017 Salı

#17Çelınç (7) (8) ☕️


Kaldığım yerden devam,

7.Soru: Eğer bir hayvan olsaydın hangisi olurdun?

Klasik ama zor bir soru.Galiba kedi olurdum.Kediler ön yargıyla yaklaşılan hayvanlardan biri.Yok kimisi diyo siyah kedi uğursuzmuşmuş biri çıkıyo ''bencil'' diyo.Herkesin kucağına alıp sevmeden bir fikri var.O bakımdan yakın hissediyorum.Bir de kediler köpekler kadar sırnaşıklığa gelemiyo mesela.Sahipleri bile fazla öpüp koklarsa uzaklaşıyo ordan.Ben de sevmem pek vıcık vıcıklığı.Azcık da rahatlarına düşkünler.Keyif yapmayı seviyorlar.O da tam benlik.O yüzden kedi olurdum.

8.Soru: Bir dahaki hayatında kim olmak isterdin?

Şimdi aklıma bir ton başarılı insan geliyor.Onlardan biri olmayı isterdim ama bir kere de doğuştan ultra zengin oluşu tatmak isterdim: PARIS HILTON!

Çevremde bir sürü yardımcı,tek derdim giyinmek...dehşet mükemmel değil mi? Hatta dünyada karşı olduğun şeylerden biri ''fakirlik!'' falan


Ekstradan bir sürü senden nefret eden insan var ama normal hayatta hiçbiri senle aynı ortamda bile olamıyor...ve istediğin her işe paranla ilk adımı atabiliyorsun..tamamdır ya cinsiyet gözetmezsem Paris Hilton olmak isterdim! <3







22 Ocak 2017 Pazar

Anı #17Çelınç (6)


6.soru: Hatırladığın en eski anını anlatır mısın?

Hay hay.

Aklıma aslında bir sürü macera dolu çocukluk adım geliyor ama soru ''en eski'' dediği için seçmekte zorlandım.

Mardin ve bakıcım Meral ablayla devam ediyim o halde..bir gün evde yine tekiz anne ve babam işte. Meral abla yürüyüşe çıkmak için beni giydirdi.Çıktık yürüyoruz falan..sonra işte Lojmanda iki tane park vardı.Biri bizim evin önünde biri üst taraftaki Lojmanlarda.Ben üst taraftakine gitmek istedim.Yürüdük bayır yukarı sonra parkta ikindiye kadar falan takıldık.Bu park da böyle Lojmanın en garip yerinde.Yokuş aşağı gibi,etrafı sarı otlarla sarılı.Eve dönüş için de iki yol var ya üstten dolanıp yokuş aşağı incez ya da direkt geldiğimiz yoldan dönebiliriz.Meral abla kendi kız kardeşine uğrayacağı için üstten dolanmayı tercih ettik.Etmez olaydık.Mardini bilenler bilir.Şehrin etrafı dağlar ve büyük kayalıklarla sarılı.Hiçbir şey olmadan kız kardeşine uğradık sonra evin yolunu tuttuk.Yolda karşımıza ne çıksa beğenirsiniz? 2 tane benim boyumda kurt.Biri böyle beyazlı diğeri kirli beyaz gibi..Meral abla şöyle bir durdu bana baktı elimi sıkı sıkı tuttu yerden taş aradı.Köpeklerle aramızda mesafe vardı ama kurt köpeği olunca insan haliyle dağ başında tırsıyor..sonra köpekler bizim olduğumuz tarafa döndü.Meral abla taşı başka yöne fırlattı korksunlar diye,köpekler umursamadı.Kaptı beni kucağına gerisin geri koştu ve tekrar parkın oradan eve vardık.Ertesi gün Meral abla babama olanları anlatınca babam da onların Lojmanın eğitimli köpekleri olduğunu söylemişti...tamamiyle olmasa da hatırlayabildiğim en eski anım bu....Aklıma geldikçe o anki halimize tebessüm ediyorum...bu halimle aynı anıya dönsem fena halde korkardım orası ayrı :')


Bu fotoğraf nerede çekilmiş bilmiyorum...sağdaki abim,soldaki bebiş ben.



21 Ocak 2017 Cumartesi

Özlem #17Çelınç (5) 🌾


 5.Soru: Her zaman ve bazen özlediğin 2 şey?


Özlemle ilgili şeyleri,vedaları vs. hiç sevmem...hatta nefret ederim.Fakat tabi her insan gibi özlediğim şeyler,kişiler var.

Her zaman özlediğim şey; uzaktaki dostlarım.Hepsinin yanımda olmasını o kadar isterdim ki...yalnız değilim burada da tabi; ama onları da yanı başımda isterdim.Ali Rıza Bey gibi hissediyorum böyle konuşunca.Onun gibi bütün ailemi,bütün sevdiklerimi bir arada istiyorum.Beraber yaşasak hatta fena olmaz...ama ev büyük olacak öyle aşırı kalabalığa da gelemem :')

Bazen özlediğim şeylerden biri çocukluğum.

Ailevi olarak bakarsak gayet normal ve mutlu bir çocukluk geçirdim.Okul ortamı içinse aynı şeyleri diyemem.Güldüğüm zamanlarda oluyordu ama genelde yalnızdım okulda.O yüzden çocukluğumla ilgili okul anlamında üzüntülerim var.O zamanlar adına asıl özlediğim şey dışarı çıkıp oyun oynamak.Gece geç saatlere kadar dışarıda kalıp sonra eve kirli pasaklı dönmek..hemen duşa girip sonra miss gibi uyumak.Tarifsiz bir zevkti,eğlenceydi benim için.

Bazen özlediğim bir diğer şey ise Mardindeki hayatımız.Aslında o zamanda çocuktum hatta bebek bile sayılırdım.Bakıcım Meral ablayı bazen aklıma geldikçe çok özlüyorum.Hiç unutmam bizim taşınmamızdan bir iki gün önce bana sarılıp saatlerce ağlamıştı.Ben de ona bakıp bakıp ağlamıştım.O minik bedenden bu yana asla unutmadığım anılarımdan biri.Salçalı ekmeği özlüyorum mesela...bakıcı ablamın evinde yediğim..şimdi yesem burun kıvırırım belki ama o zaman çok hoş geliyordu tadı.Bazen ben yemek yemediğimde suya deterjan döker pipetle baloncuklar çıkarırdı.1 Lokma 1 kez baloncuk köpürtme...saftirik gibi eğlenir köpük çıkarmak uğruna yemeği silir süpürürdüm.Eskiye dair her şeyi özleyebiliyorum.Geçmişin üstüne basıp geleceğe atlayan değil de daha çok geçmişi sırtına takıp geleceğe adım atmaya çalışan biriyim.Haddinden fazla olunca pek doğru bir şey olmasa da geçmişlerimiz bizi biz yapan şeylerle dolu.

Unutmamak lazım.


Tam da başlığa uygun bir şarkı.O kadar güzel ruha işliyor ki...mutlaka dinlemelisiniz.



20 Ocak 2017 Cuma

Dönemin Son Günü ve Çay Hırsızı Vakası - #17Çelınç (4) İçerir - 👼


 Göz açıp kapayınca kadar bir dönem daha geçti. (O zamanı geçirirken böyle diyemezdim,geçti gitti ya arkasından rahat rahat hızlıydı diyebilirim.)

10. Sınıfın (ASLINDA HAZIRLIK OKUDUM 11 OLUYODUM BELİRTMEKLE YÜKÜMLÜYÜM) ilk dönemi güzeldi.Nedense bu sene gerçekten hayata dair derslerde bir şeyler öğrendiğimi hissettim.Aklıma bilgiler sorgulayarak,çözümleyerek oturdu.Çok fazla zor değildi,9. sınıftan bir tık daha kolay başladı diyebilirim.Merak edenler için ise ortalamam 93.1 aslında daha fazla olabilirdi ama bir zımpırtı ders yüzünden azcık düştü.Neyse mutluyum ortalamamdan,emeklerimi yansıtır şekilde.

Bugün karneleri aldıktan sonra bizimkilerle noodle yedik.Bir ara onlar otururken kalkıp postaneye gittim..Hanna'nın mektubunu gönderdim..bakın ne anlatcam şimdi Hanna bana poşet çay göndermiş (emin değil aklı karıştı onun da) ve ve ve bir çay hırsızı,gereksiz insan benim ÖZEL mektubumu açıp içinden poşet çayı çalmış...apartmanın içindeydi halbuki...aşırı sinirlerim bozuldu dün akşam sevincim azcık kursağımda kaldı.Bulacağım o çay hırsızını!! her şeyimi çal ama çayımı,kahvemi ASLA!!

Bakın Hanna'dan gelen dünyanın en sevgi kokan mektubundan çıkanlar ♥ : 



Karınlar doyduktan sonra Osmanlı Kahvecisin'de kahve içtik.Soğudum azcık oradan.Ya benim bildiğim Latte böyle büyük cam bardakta falan gelir?!...önceki gelişimizde de sıcak çikolata dedik Americano fincanında buz gibi bir şey geldi...cık cık cık tasvip etmiyorum böyle şeyleri.Ama biz grupça pişman olmaya bayılırız,boşa para harcamayı severizz...çok...

Çelıncı aksatmak olmaz.Hemen yeni isteğe karşılık verelim:

Etrafındakiler hangi sorunun çözümü için sana gelirler?

Cevap aşırı basit benim için..HER ŞEY.

Çevremdeki insanların psikoloğu gibi bile hissediyorum bazen.Arkadaşlarım bana her türlü sıkıntılarını ve sırlarını anlatırlar.Saygıyla ve yargılamadan dinlemeyi biliyorum,çözmek için elimden geleni yapıyorum.Dost olmak benim için bu demek.Yargısız,saygılı,yardımın sınırsız olduğu bir arkadaşlık.

Bir de galiba fazla konuştuğum için..boş konuştuğuma inanmıyorum belki de öyledir..insanların aşırı her şeyi bildiğimi düşünüyor.Bu yüzden her noktadan sorular alabiliyorum.Kendimi bu noktaya koyan da ben değilim,insanların bakış açısı ve hisleri.

Tatil moduna geçiyim ben yavaştan.Geç uyumalar,geç kalkmalar,odayı olabildiğince dağınık bırakmalar ve ders tekrarları yapmalaar...

Herkese mutlu,huzurlu tatiller! Kendinize iyi bakın! 

19 Ocak 2017 Perşembe

ANIL #17Çelınç (3) 💧


 En beğendiğim sorulardan birine geldik.

Hayatın bir kitap/film olsaydı türü ve adı ne olurdu?

Şimdi adı konusunda yazdıkça karar vereceğim ama türden eminim.İster kitap olsun ister film benim türüm net: DRAMA.

Çünkü hem hayattaki her şeyi dramaya bağlayıp üzülebilen hem de ağlayabileceğim her türlü filmi beğenen biriyim.Kulağa mazoşist gelse de durum bu.Hayatımın filmi olsa böyle hani yavaş yavaş çekilen,repliklerin uzun cümlelerden oluşturuğu Fransız-İtalyan filmleri var ya,hıh işte tam olarak öyle bir şey olurdu.

Kitap olarak da Virgiana'nın yazdığı tarzda anlatılırdı.Benim gözümün gördüğü her şey tasvir edilir,inciğinden boncuğundan bir şeyler çıkartılırdı.Çünkü ben de öyleyim.En önemsiz şeylere bile anlam yüklemede üstüme yoktur,kitabım da öyle olmalı!

Adı ne olur ona gelelim....

Adı ''ANIL'' olurdu.Evet düşüne düşüne bunu mu buldun der dediğinizi duyar gibiyim...ama şöyle ki adımın anlamını ve karakterini çok net taşıdığıma inanıyorum.Önceki soruda da yazdığım gibi Anıl isminin anlamı hatırlanan kişi demek.

Gerçekten de hayatımda olan veya olmuş insanların hepsinin hayatında bir izim vardır.Yani insanlarla ilişkilerimde hep güçlü bir bağ kurabiliyorum.Bunun dışında Anıl ismi drama filmine ve kitabına da uygun gibi.Bakın kapağı bile hayal ettim şimdi siz de hayal ediceksiniz...

Koskocaman bir pencere,dışarda yağmur yağıyor; pencerenin önünde bir komidin,üstünde kitaplar var.Camın bir bölümü kırılmış,içeri olduğu gibi yağmur giriyor,perdenin hareketli çiziminden belli.Bunlara rağmen elinde kahvesiyle bir adam dikilmiş,arkası dönük pencereden dışarı bakıyor.En altta da kitabın ya da filmin ismi ''ANIL'' (göz yaşları sel oluyordu)

Bingo! oldu bu bence.

Filmin/Kitabın Adı: ANIL
Tür: Dram



Benim hayalimdekine en yakın kapak olarak bunu buldum ✨


18 Ocak 2017 Çarşamba

Kalbimi Kazanmak 💫 #17Çelınç (2)


 Çelınç'ın 2. isteği : Kalbini kazanmanın 5 yolu.

Bunu madde madde yazarsam komik durur diye düşündüm.Sanki kalbimin reçetesini veriyordum da küstüğüm,sevmediğim kim varsa benimle iyi olabilir bu 5 maddeden sonra gibi durabilirdi :'D

Benim kalbimi kazanmak kolay aslında.Aşırı trip atan biri değilim.(Evet kıskancım ama tam belli ederim,sakız yapmam) Gerçi şimdi bu kalbini kazanma olayı o kişinin ne yaptığına da bağlı.Gerçekten kırılmışsam çok affedici biri değilim.Affetsem bile unutmam.Yani bu tam olarak kincilik değil..kin tutsam ohoo..sadece yaşadıklarımı ve yaşatanları çabuk unutamıyorum.Kötülüklerini istemiyorum ama sadece unutmuyorum.

Mesela kalbimi kazanmak için çok minik bir cümle olan ''Özür dilerim.'' yeterli olabilir.Hislerine bu tarz konularda kulak veren biriyim.O kişinin özrü o an çok samimi geldiyse sarılırım bile...Ya da pozitif düşünürsem soruyu: kalbimi kazanması için o insandan pozitif enerji almam lazım.Çok inanıyorum bu enerji işine.Hiçbir şey yapmasın bana bi insan, enerjisi kötü geliyorsa sevemem onu kolay kolay.Belki çok gaddarca ama ne yalan söyliyim pek de yanılmam.

Dürüst insanlar her türlü kalbimi kazanabilir.Dostlarımla da tam olarak bu yüzden dostum zaten.Hepsine karşı duygularımı dürüstçe söyleyebiliyorum,onlar da bana söyler.Pişmanlık da kalbimi kazandıran bir diğer şey.Bu aslında acıma duygumla ilgili bir şey de.Biraz da zayıflığım.Üzülen insana dayanamıyorum.Bana ne yaptığını hemen unutabiliyorum.Pişman olduğunu hissettiğim an affedesim geliyor...o anda mantığımı devreye sokmaya çalışıyorum.Kalp bazen kendi bildiğini okuyan salak bir ergen oluyor.Mantık da onun annesi gibi...tehlikeye gittiği an durdurabiliyor,nasihatlar veriyor.

Bu şekilde cevap verebildim soruya.Aslında karışık oldu cümleler ama hem negatif bir olaydan sonra kalbimin nasıl kazanılabileceğini hem de sadece iyi geçinmek adına kalbimin nasıl kazanıldığını açıklamaya çalıştım.

Özetlersem reçetesi yok.Sadece o anki aldığım enerjiye ve kişinin doğallığına,dürüstlüğüne bağlı.Tabi bu gerçekten kalbimin kırılmadığı bir olay ise.Eğer gerçekten kalbim kırılmışsa genelde o kişiye karşı kabuğuma çekilirim,ikinci şans nadir ve zor; hayat kısa.


17 Ocak 2017 Salı

Yeni Mim! 5 Kelime İle Ben #17Çelınç ✨



  Yeyyyyy! Uzun bir aradan sonra Sonik Hanım sayesinde yeni bir çelınç'a başlıyoruz! Adı da ''#17 Çelınç''.

Çelınç'ın ilk basamağındaki istek: kendini 5 sözcük ile kendini anlat.

Aslında Sonik'in yazısından sonra ben de arkadaşlarıma mı sorsam dedim,güzel fikir ama sonra hepsinden cevabı almayı bekleyene kadar zamanı uzatır yazma isteğim gider diye düşündüm.İş kendi kendimi sorgulamaya düştü yani.

Başlayayım!

Anıl : Hatırlanan.

1.Azimliyim:

Evet bir şeyi gerçekten çoook istersem ama böyle gerçekten istediğimden emin olmam lazım işte o zaman onu kesinlikle ele geçirmek için isterse milim milim bile olsun ilerlerim ve pes etmem.

2.Adaletçiyim: 

Bu da cuk diye oturan kelimelerden.Haksızlığa dayanamıyorum herkes her şey bir düzen ve adalet içinde olsun istiyorum.Bunu isterken istisna da katmıyorum,katamıyorum.

3.Takıntılıyım:

Beni en çok yoran huylarımdan biri.Her şeyi her olayı aklıma takabilirim.Sonuçlanana kadar düşünür,kurarım.Bu bazen hayatımın gidişatını düzeltirken bazen de berbat hale getiriyor.

4.Uyumluyum:

Küçüklüğümden beri mızmız bir insan olmadım.Bulunduğum ortama,sevdiğim insanlara,yeni mekanlara karşı uyumlu davranırım.

5.Düzenliyim:

Aşırı titizim diyemem ama her şeyim bir düzen içinde olmak zorundadır.Hayatımı planlamadan,neler yapacağımı önceden görmeden hareket etmek bana rahatsız edici geliyor.Önce düzen,plan sonra çabalama sonra da sonuç!

             



Bu da benim küçüklüğüm.Soldaki ''beyaz'' tenli çocuk bnnnn.Diğeri de abiciğimmm.




2 Ağustos 2016 Salı

İlklerim | TAG-Mim


Heyoo başka bir tag'de daha buluştuk!

Önceki mim için: tık

Bu sefer Çağanın etiketlemesi üzerine yazıyorum,teşekkürler :*




1.İlk Aşkın?

Aman aman aşık olduğum biri hiç olmadı.İlk kimdi hatırlamıyorum :x

2.İlk İşin?

Olmadı ama kafe tarzı yerlerde çalışmak isterdim,ne zaman olur ya da olur mu bilmiyorum.

3.İlk araban?

Olmadı tabiki.Ama hayallerimi sorarsanız ya şu amerikan filmlerde sıkça görülen kenarlarında tahta gibi şeritler olan jip tarzı arabadan ya da mini cooper isterdim ^^ Gerçi hiçbiri olmasa da olur,arabalara ilgim 0.

4.Bu sabah sana mesaj atan ilk kişi?

Japoncadan Alparslan-san!

5.Bu sabah ilk kimi düşündün?

Uzun zamandır görüşmediğim iki arkadaşımla buluşacaktık,onları düşündüm.

6.İlk Öğretmenin?

Anasınıfı saymazsam Gülşen öğretmenim.1. ve 2. sınıfı onunla okudum.Çok iyi bir kadındı.Bütün öğrenciler her sabah kapının önünde ona sarılmak için beklerdi.Genelde o kısımda olmazdım ama ben,galiba küçükken de aşırı şımarıklığı sevmiyormuşum.

7.İlk uçak yolculuğun?

Olmadı.

8.İlk yakın arkadaşın?Hala görüşüyor musunuz?

Çocukluk arkadaşım Aliydi.Fakat onunla görüşmüyoruz.Bu yüzden 3. Sınıfta tanıştığımız ve hala dostun dibi olan Eceyi demeliyim.Evet 7 yıldır bağlarımızı koparmadan görüşüyoruz.Kardeşim gibi bişey oldu hatta :')

9.İlk yatıya gittiğin arkadaşın?

Olmadı,pek de sevdiğim bir durum değil rahat edebileceğimi sanmıyorum kendi odam dışında bir yerde.

10.Bu sabah ilk kimle konuştun?

Babamla.Yüzmeye uyuduğum için gidemedim o da beni uyandırmıştı.

11.İlk katıldığın nikah veya düğün?

Hatırlamıyorum.

12.Gittiğin ilk konser?

Sayılır mı bilmiyorum ama yol kenarından Anamurda,iskelede olmalı,İbrahim Tatlısesi izlemiştik.Tam bir DRAM.

13.Kırılan ilk kemiğim?

Şükürler olsun ki olmadı.

14.İlk piercingin?

Yok.Septum olsun isterdim.

15.İlk yurtdışı seyehatin?

Olmadııı :/

16.İzlediğin ilk film?

Çizgi film olan Bambi.Hala hayranım o hikayeye,hala duygulanırım ve unutmam.

17.Okulda aldığın ilk ceza?

Olmadı.

18.İlk oda arkadaşın?

ABİMM

19.Aldığın ilk ders?

5. sınıfta dershaneye gittim bir dönem normal dersler falan,ilk okuldan farklı ders yerim oraydı.

20.İzlediğin ilk youtube kanalı?

2 yıl önce Sergül Kato


işte böyle.Birilerini etiketlemem gerekiyor sanırım ama serbest bırakacağım bu sefer.İsteyen Umut Durakları beni etiketledi deyip yazısını yazsın,okuruz ^^











1 Mart 2016 Salı

Blog Yazarlığınız Hakkında Düşünceleriniz - Mim


Sonunda farklı bir yazıyla sizlerleyim yeey ^^

Çağan beni son yazısında mimlemiş,yani benim bu soruları cevaplandırmam ve başkalarını da mimlemem için etiketlemiş.Çook teşekkür ederim onun kanalını ziyaret etmeyi unutmayın erkek bakımı hakkında yazıları var,ben severek takip ediyorum: TIK



1- Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan söz ediyor musunuz?

Neredeyse bütün arkadaşlarım benim bir parçam olan bloğumdan haberdar.Yeni tanıştığım insanlara da biraz zaman geçirdikten sonra söylüyorum.

2- Neden blog yazıyorsunuz?

Yazmanın,düşünmenin beni her zaman iyiye götüreceğine inanıyorum.İnsanlarla fikirlerimi paylaşmayı,tartışmayı onlara içimi dökmeyi,bazen de onları dinlemeyi seviyorum.Hayatım boyunca da bu böyle olacak;ister burada ister bir defterde isterse de bir duvarda hep yazıyor olacağım.

3- İlk yazınız ile son yazınız arasında ne gibi farklar var?

İlk yazılarım çok daha amatör ve heyecanla yazıldığı belli.Halka sesleniyormuş veya youtube videosu çekiyormuş gibi kelime öbekleri kullanmışım.Komiğime gidiyor okudukça :) 

4- Blog yazmak normal yaşantınıza ne kattı?

Öncelikle yazma yeteneklerimi geliştirdi.Çok güzel bloggerlar tanıdım ve hayata yeni bir bakış açısı kazandım.Olayları ele alış biçimim değişti.Sesimi duyurduğumu hissettim ve bu bana tatmin olma duygusu verdi.Güzel insanlardan güzel övgüler aldım.Onların ''Güzel yazıyorsun'' gibi basit bir cümlesi bile bana dünyaları verdi,yüzümü gülümsetti :')

5- Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz? 

Blog yazmak harika bir şey.Yazmayı seven bütün yakın arkadaşlarıma öneriyorum.Gelin günlüğünüzü,fikirlerinizi buraya taşıyalım ^^

6- Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?

Çevrem ve bana ait olan her şey aslında kaynağım.Düşüncelerim,gördüklerim,sevdiklerim,sevmediklerim...listeyi yazı boyunca uzatabilirim.Benim ilhamım ruhum.

7- Diğer blog sahipleriyle iyi iletişim kuruyor musunuz?

Evet severek okuduğum blogların sahipleriyle iletişime geçip konuşmayı çok seviyorum.

8- Rahatsız olduğunuz konular var mı?

Hayır henüz karşılaşmadım..eğer karşılaşırsam bu kısmı değiştireceğim :)


Benim mimlediğim bloggerlar:

İyi Geceler Küçük Joe , Dukuju ve cevaplamak isteyen herkes.

Dipnot:Tesadüfen 15.000'e özel bir yazı gibi oldu :')

Değerli zamanını ayırıp beni bugüne kadar okuyan,fikirlerimi önemseyen herkese kucak dolusu sevgiler..