Konuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2022 Pazartesi

Bir mucize bekledim meğer mucize benmişim.

 Hava soğuk, ekose battaniyemi kucağıma serip uzandım. Bir şeyler izlemeye karar vermiştim ki ambiyans beni yazmaya itti. Ne haldeyim merak ediyorum. 

Yeni bir mindset oluşturmaya çalışıyorum çünkü önceki tuzla buz olmaya çok müsait. Biri, bir şey, olumsuzluğu o'su dokunduğu an dağılıyordu. Sıkıldım. Dünya buna okay bir yer değil. Naif olmakta problem yok ama işlevsel mi? Zannetmiyorum. Terapistime sürekli ''ama onlar...'' diye cümle kuruyordum. Bana en sonunda dedi ki: Farkında mısın sürekli onlar gibi olmak istiyorsun. (Onları pek açmayacağım.) Evet çünkü böyle kazanıyormuş gibi hissetmiyorum ve kaybetmeyi sevmem. Hayatı yarış gibi mi görüyorsun derseniz ortada üzüntüm söz konusuysa evet. Katlanamıyorum üzülmeye blog. İniş çıkışlar muhabbetini biliyorum. Fakat sanki o kadar uzun bir zamanı melankoliyle geçirmişim ki artık sadece neşeyi hak ettiğimi düşünüyorum. Bunun bozulması beni öfkelendiriyor. Duygu durumlarda uzun süre kalmayı sevmiyorum. Geçmişle bağlarım hemen şu an kopsun istiyorum. Olmuyor. Olmayacak bir şeyi de istediğimi biliyorum. Fakat hem geçmişi hem bugünü aynı anda yaşamak katlanılmaz bir şey. Doğrusu ne bilmiyorum zaten duygularımda hep bir doğru-mantık arıyorum. Halbuki diğer insanlara karşı olabildiğince empatik yaklaşırım, en saçma şeylerini bile normal görürüm. İş kendime gelince prof. kesiliyorum. Hayır şu an buna üzülemezsin, hayır o kişiyi düşünemezsin, hayır şu an bunu yapmalısın...Değiştim ama buna eminim. Beni gerçekten yıkabilecek şeyleri artık daha büyük bir olgunlukla değerlendirebiliyorum. Karakteri güçlü biriyim blog hiç kem küm edemeyeceğim bu konuda. Hatta kendimi haddinden fazla tanıyor ve biliyorum. En depresif anlarımı hep buraya yazdım, yer yer gidip okuyorum. Kendimi tokatlayasım falan var. Kalk ayağa ya en güzel yaşların! Ne bu melankoli ne! O zamanlar da ondan haz alıyordum herhalde işte. Art arda yaşanan kötü tecrübelerimi şimdi daha sağlıklı değerlendiriyorum ve bu kendime olan sevgimi büyütmeme yol açtı. Her depresif dip anımdan sonra bir başarıyla taçlandırmışım. 17 En kötüsüydü mesela yine de o yıl ne lazımsa devam etmişim sonuçlandırmışım. 19 Felaketti ilk panik atak, ağlaya zırlaya da olsa dönemi kapatmışım. Kendimden hiç ödün vermemişim biliyor musun? Ne yaşanırsa yaşansın inançlarım ve benliğim öyle sağlam ki şu an bile koruyorum o Anılı. Fakat koruyamadığım bir taraf oldu blog. Kendime merkezlenmekten vazgeçtiğim, ideallerimi görmemi engelleyen o tarafımla defalarca karşılaştım; yeni meselem oluverdi. Duygularımın beni kontrol etmesine artık izin vermek istemiyorum, onları kontrol edebilecek kadar iradeli olmak istiyorum. Dev bir istek, benim gibi biri için radikal bile denebilir...Üst versiyonum olsa ne yapardı? Benim hayal ettiğim o Anıl bu durumla karşı karşıya kalsa ne yapardı? Bunu düşünüyorum, öyle hareket ediyorum. Çok şey istiyorum, şimdiden gerçek olduklarını görebiliyorum.

Hafif bir baş ağrım vardı, yazdıkça hafifledi sanki. Dijital günlüğüm iyi ki var. Burayı ve okuyanları gerçekten seviyorum. Bu konuda fazla düşünürsem gözlerim bile dolabilir, o derece.


Bir mucize bekledim, meğer mucize benmişim. (Aleyna Tilkinin bir tweeti eveet)

Sizden haber almak istiyorum, yorumda buluşabilir miyiz?

Çav.

Sevgiler.

18 Ağustos 2018 Cumartesi

Bucket List Hazırlamak ve Birtakım Hisler 🌻


Ara vereli bir hafta oldu,yazı yayınlamayalı neredeyse koca bir ay...

Geçen haftaki haftalık yazıyı yayınladıktan bir saat sonra sildim.Ne kadarınız okudu bilmiyorum ama benim için bile fazla karamsardı.Kendim üst üste dört kere falan okuyunca silmem gerektiğine kanaat getirdim.Bu kadar hayıflanmaya da gerek yoktu canım yani...

Bahsettiğim şeyleri yinelemem gerekecek şimdi.Olsun,şu an ruhsal olarak daha iyiyim.Geçen haftaların berbatlığı yok üzerimde.Nasıl mı atlattım? En dibi hissederek.Bu bazen işime yarıyor.Hiçbir zaman normal yollardan iyi hissedemiyorum.Kimse,hiçbir şey tam olarak mutlu edemiyor.Kendi kendimi en berbat ruh haline sokup sonra berbatlık derecesini azalta azalta ''normal'' ruh haline dönüyorum.Oradaki normal de ''nispeten mutlu'' anlamında olmalı.

Dershane haftaya tatil.Üzerimden yük kalkmış gibi hissediyorum.Yaz sıcağında hiç devamsızlık yapmadan gittim.O kadar yorucu ki yaz zamanı dışarıda olmak zorunda kalmak,anlatamam.Zaten bu yaz küresel ısınmadan olsa gerek çekinilmez derecede sıcak.Toplu taşıma kalabalık ve sıcak,dayanamadığım için durmadan erkenden iniyorum.Bir noktada ağır sırt çantamla kendimi kordondan denizin serin sularına sonsuza dek bırakacağım diye korktum.

Bayram tatili hem güzel hem daha da gerici aslında.Dershane sayesinde kütüphanede kalıp çalışıyordum ya da dersler sayesinde çalışmış oluyorduk ama şimdi her şey benim elimde.Bu bir haftanın eksiksiz olmasa da verimli geçmesi gerek...Sınav yılında olmak hiçbir şey çalışmasanız bile yorucu bir şey.İnsan psikolojik olarak gergin hissediyor mesela.Sürekli bir gelecek muhabbeti,çalışın diyen öğretmenler,senden çok asılanları görmek ya da emeklerinin karşılığını alamaman...hepsi fena halde gerici.

Geçen haftalar boyunca kalp çarpıntılarım olmaya başladı.Bahsettiğim gerginliklerden olduğunu düşünüyorum hem de biraz anksiyete biraz da karamsarlıktan...sakin hissettiğim zamanlarda gelmiyor,ruh değişimime göre bir anda ortaya çıkıyor.Gereksiz heyecan hissetmek gibi bir his,hiç hoş değil.Doktora gideceğim ama psikolojik olduğu için annem ne diyeceklerini tahmin ediyor.Yine içimize sinsin diye gitmeyi düşünüyoruz.

İnsanlara yüklediğim gereksiz anlamlardan ve çabuk sinirlenen yapımdan kurtulmak istiyorum.Fazla anlam yüklemem hem karakterim hem de ilgi alanlarımla ilgili.Filmlerden fazlasıyla etkilenip gerçek hayatta da görmek isteyebiliyorum.Kendimi şanssız hissediyorum böyle olunca da.Saçmaladığımı anlamak uzun sürmüyor Allahtan.Diğeriyse tamamen karakterimden ve bence burcumdan.En gereksiz olaylara fazlasıyla sinirlenebiliyorum.Saman alevi gibi derler ya,öyle oluyor ama sonuçta insan ruhuna zararlı bir şey öfke,fazlası ruhtan öte bedene bile zarar.

Aklımda eğlenceli planlar var kendim için.Birkaç kere bucket list hazırlama girişimim olmuştu fakat yaşım küçüktü.Dünyayı şuanki kadar bilmiyordum ya da kendimden şuanki kadar emin değildim.Fakat şu an,18 yaşımda böyle bir listeyi tekrar hazırlamam çok daha sağlıklı olur diye düşündüm.Sizinle biraz paylaşayım,daha hiç yazıya dökmedim.

Öncelikle en kolay dileklerden düşündüm.Dünyayı gezmek.Ama bu çok genel ve olabiliritesi düşük.Dünyayı gezecek kadar maceracı değilim,bunu istediğim rahatlıkta başarmam da imkansız.O yüzden iki ülkeyi öncelikle gezmek istiyorum;hatta belki yaşamak.İngiltere ve Japonya.İkisini şöyle bir gezsem,birer ya da daha fazla ay hatta yıllar kalsam...İngiltere'nin havası,ortamı,mimarisi ve sanata verdiği değer her şeyiyle beni büyülüyor.Japonyadan çok bahsettim biliyorsunuzdur artık nedenlerimi.Fakat istemenin en büyük sebebi sokaklarında gördüğüm huzur.Bu kadar basit ama etkili bir neden.O huzuru,minimalistliği deneyimlemek istiyorum.İmkansız istekler değil sanki? Bunlar cepte duruyor hala.


Lunaparkları gerçekten çok seviyorum.O tarz eğlenceli yerlerin hastasıyım.Bir diğer isteğim büyük hatta devasa bir roller coaster'a binmek.İzmir'de küçüğüne binmiştim.Hızlıydı ama istediğim kadar eğlenceli değil.Büyük bir lunaparkta eğlenmek istiyorum.Yanımda arkadaşlarım da olsun,tek başına keyfi çıkmaz.Midesi bulanan,korkan ya da çığlık atan insanlara gülmeye de bayılırım çünkü...


Sokakta sabahlamak istiyorum.Bir gece boyunca dışarıda olmak sonra da gün doğumunu izlemek istiyorum.Çanakkale bunun için güvenli bir yer aslında.Kordon geceleri nasıl çok merak ediyorum.Deneyen arkadaşlarım vardı ve hiçbir şorun yaşamamışlar,eğlendiklerini söylemişlerdi.Sadece fazlasıyla ıssızmış,bu biraz sıkıcı.Ben de denemek istiyorum.İzmir'de ya da Çanakkale'de bütün bir geceyi dışarıda geçirmek kulağa aşırı heyecanlı geliyor.İmkan olarak üstekilere göre daha kolay sanki dimi?


Bir kitap ve bir senaryo tamamlamak istiyorum.Bakın bunu gerçekten istiyorum,hepsinden öte istiyorum.İkisi için de bir şeyler yapıp durdum ama rutin hayatın hengamesinde odaklanamadım.Oysa güzel fikirlerim var,çöpe gitmelerini istemiyorum.Klişeye gitmeden,kendim gibi yazıp bunu somut hale getirmek istiyorum.Belki saçma ama basılmaları ya da filme dönüşmeleri de umurumda değil.Öncelikle tek isteğim tamamlanmış olmaları.Sonrası daha büyük bir hayalden öte plan.


Doğu Ekspresiyle seyehat etmek istiyorum.Bunu da uzun zamandır hayal ediyorum.Herhangi bir uzun tren yolculuğu da olur.Görünen o ki tam benlik bir şey trenle yolculuk...huzurlu,sakin ve fotoğraf çekme malzemesi açısından cennet!


Daha basit bir istek geliyor şimdi,hem de bayat basit: Bir akşam yemeği hazırlamak istiyorum.Ama her şeyiyle.Öyle basit yemekler de değil.Yemek bilgim olmadığından hangi yemek olacağını da hayal edemedim :'D Mutfak konusunda çok beceriksizim.Basit bir keki 3 saatte yapıp çöpe atmıştım.Mutfak için alışkanlık ya da sevgi gerekli.İkisi de yok bende...işte tam olarak bu yüzden denemek istiyorum.Acaba benim hazırladığım yemeğin tadı nasıl olur? Bunu mutlaka yapacağım.Deneğim de ya dostlarım ya da ailem olacak,hatta hepsine birden hazırlayabilirim :')


Huzurlu bir açık alanda yoga yapmak istiyorum.Farklı bir ülke,ya da herhangi bir park.Sessiz,sakin,yeşil bir yer olması yeter.İnsanların içinde yoga yapmak hoşuma gitmez,odaklanamam.Bu yüzden sessizlik şart.Tek ses rüzgarın oluşturduğu hışırtılar olmalı,o derece.Eee bu da kolay sanki? Yaşanacak umarım.


Japoncayı neredeyse unutuyorum.Bu beni gerçekten üzüyor.Hatırlamam gereken bir dolu şey var.Zaman yok ne yazık ki.Bu sene ders dışında ekstra bir şeye enerji harcayamam.Fakat ilerisi için Japonca'da seviye atlayıp iki dil daha öğrenmek istiyorum.Fransızca ve İtalyanca.Heveslendim bu aralar fazlasıyla.Şu yazıdan sonra bile başlayabilirim ama kendimi dizginliyorum.Bu sene zaten yorucu,ekstra kafa yorgunluğuna gerek yok.Seneye yazın bu gün,umarım mutluyumdur,üç dili aynı anda keyifli bir şekilde çalışacağım.



Hedef kapsamında olan dilekler de var,onları dahil etmeyeceğim.Ör: Hukuk fakültesini kazanmak.Bu tarz hedefler bence bucket list kapsamından çok hedeflediklerim tarzı bir listenin dahilinde.Bucket List'de beni dümdüz mutlu edecek şeyler olsun istiyorum.Hukuk okumak,avukat olmak hayalimden öte en büyük hedefim çünkü.Beni mutlu edecek mi? Fazlasıya.Fakat önce koca bir sene stres altına sokup mutsuz da edecek :') İkilemde kaldım bu konuda bak.

Şimdilik liste böyle.Aklımda başka şeyler de var ama artık geri kalanını yazıya dökeceğim.18 Tane madde olacak.18 Yaşımda hazırladığım yapmak istediğim 18 Şey.Yazmış olmak için değil sindire sindire oluşturacağım.18 Tane şeyi bir çırpıda yazıp hiçbirini gerçekten istememek saçma olur.Bucket List hazırlamanın en önemli noktası bu bence.Gerçekten istediğiniz şeyleri yazmalısınız,bir başkası yapıyor ve güzel gözüktüğü için değil.Sizi mutlu eder mi? Siz yapabilir misiniz? bu noktalar belirleyici.

Hedeflerden,hayallerden ve gerçekleşmemiş güzel şeylerden bahsetmek aşırı keyifli bir şey değil mi? Hayal gücü gibi değerli bir şeye sahibiz aslında.Gözümüzü kapatıp hatta kapatmadan da birçok yere gidip kendimizi farklı farklı ortamlarda görebiliyoruz.Ah bir de teker teker gerçek olsalar...Umarım herkesin canı gönülde istediği hayalleri,hedefleri artık ne varsa gerçek olur.Dünyanın bütün çilesine hem mental hem fiziksel olarak katlanan canlılar olarak bu ödülleri hak ediyoruz.



wasting time

Princess Chelsea geri döndü!

Gün boyunca kendimle ilgilendim.Odayı baştan aşağı temizledim,düzenledim.Sonra kendimi de aynı özenle temizledim ve tertemiz çarşaflara atlayıp uyudum.Zaman kaybı diye kendimi tedirgin hissettiğim her şeyi yaptıktan sonra rahatlıyorum.Bugünün işini yarına bırakma diye bir poster bastırıp odama asmak istiyorum.Halbuki gününde bitirilip ertesi güne kalmayan şeyler ne kolay.Duygularımız için bile öyle.Bugün bunu hissediyorum,bugün kötüyüm ama yarına bırakmak zorunda mıyım onu? O günde kalsa olmaz mı? Çünkü o,o günün duygusuydu,bugün yenisine ihtiyacım var.

Ne kadar pozitif konuştum,tarih alın bir yerlere not edin ve tebrik edin plz! :)

Bir de Soredemo Sekai wa Utsukukushii diye bir animeye başladım.Güzele benziyor şimdilik.Anime izlemeyi özlemişim.Artık en son,Ay Savaşçılarını tekrar izleyecektim,düşünün..

Bu gün hafta için ders planını çıkarmam lazım.Ders planı oluşturmak bile yorucu bir şey ya...Yarın Edirne'ye gideceğiz,günübirlik gezmeye.Bu aralar gezen bir aile olduk.Evin çocukları olarak üşengecizdir ve biraz da şikayetçi.Bu yüzden bir yere gidilmeden kırk kere düşünülür.Bu sıra spontan takılıyoruz,tütütü.Edirne'yi merak ediyorum,hafiften heyecanlıyım.Bakalım :)

Mutlu geçireceğiniz bir bayram ve kurduğunuz hayallerin gerçekleştiği bir yaşamınız olsun.

çav.












21 Ekim 2016 Cuma

İnternette Yabancı Arkadaş Edinme Yolları - Tavsiyelerim


Bir dili konuşabilecek düzeyde öğrendikten sonra bana göre yapılabilecek en güzel şey o milletten biriyle güzel bir arkadaşlık kurup pratik yapmakla beraber dostluğun farklı bir boyutunu tatmak.

Lisede hazırlığı bitirdikten sonraki yaz bu arayışın içine girdim.Araştırdım,denemeler yaptım ve sonunda bu penpal ya da net-friend denilen şeyin nasıl edinilebileceğini,kalıcı olmasını sağlanacağı hakkında fikirler edindim.

Öncelikle yabancılarla kolay iletişim kurabileceğiniz sitelerden bahsedeyim;

1.Tumblr:

Benim şuanki internet arkadaşım,daha doğrusu gerçek dostumla tanıştığım yer burası.Daha önce de birkaç internet arkadaşımla burada tanışmıştım.Fakat sadece şuanki uzun süreli oldu.

Tumblr'ı eminim ucundan kıyısından artık bilmeyen yoktur.Farklı farklı kültürlerin fotoğraf paylaşımlarıyla birbirini keşfettiği mükemmel bir nimet burası.En başta studyblr ve İngilizce olarak kullanmaya başlamamın büyük katkısı oldu.

Size tavsiyem bu sosyal medyayı İngilizce kullanın.Bu demek değildir ki Türk tumblr hesapları işlevsiz,sıkıcı.Tam tersine çok sevdiğim bloglar var onları da takip ediyorum fakat odaklanmamız gereken şey dili geliştirmek,farklı milletlerden arkadaş edinmekse dünya dili olan İngilizceyi konuşmak şart.

Tumblr'da daha önce sadece bir yabancıya mesaj attım o da teşekkür içindi.Onun dışında benden çok daha özgüvenli olan insanlardan mesaj aldım :') Fakat benim gibi olmayın! Bir bloğu beğendiyseniz,fikirlerinizin uyuştuğunu gördüyseniz minicik bir İngilizce cümleyle ona iltifatta bulunun.Irkını vs. umursamayın,ön yargıları bu işte bir kenara kaldırın.İnsanlık konuşsun :)

2.InterPals:

tık 

Burası da bir dönem kullandığım mecralardan biri.Açıkçası internet arkadaşı edinme siteleri arasında en güvenli ve düzgün olanlarından birisi.Kendi profilinizi oluşturup istediğiniz milletten binlerce kişiyle tanışma fırsatı edinebilirsiniz.

Fakat benden demesi buradaki insanların burnu biraz havada.Yani ''hi'' deyip sonsuza kadar cevap alamayacağınız bir sürü insan olabilir,aman umursamayın :'D

...

(Diğer siteleri kullanmadığım için haklarında bir fikir sahibi olmadan önermek istemiyorum.Çünkü böyle ortamlarda moral bozucu,sapık insan vs. de çok olabiliyor.)

Şimdi de biraz arkadaşlığı geliştirme süreci hakkında tavsiye vereyim ki en terleticisi...

-Öncelikle konuştuğunuz ortak dilde yazarken kasmayın kendinizi.Özellikle bu İngilizceyse hiç hiç kasmayın!

-Tureng gibi başarılı kelime çevirileri yapan sitelerden yararlanın.

-Anlatmak istediğini Türkçe değil ortak konuşulan dilde düşünün.Bu başarması zor ama başardıktan sonra da delicesine eğlenceli bir şey.

-Konuştuğunuz kişiyi sadece dil öğrenme aracı görmeyin bir müddet sonra.Çünkü zaten öyle görerek başlamışsanız bir süre sonra iletişim kopar.Yaşadım bizzat!

-En güzel konuşma başlangıçları genelde ülkeler üzerinden olur.Türkiye hakkındaki görüşlerini,kendi ülkesini sevip sevmediğini vs. sorun.Konu buradan uzayıp gider.

-Sizi takmıyormuş gibi konuşanlar çıkabilir.İletişimizi direkt koparın.İnternette edinebileceğiniz o kadar tatlı arkadaşlar varken birinin nazını çekmek zorunda değilsiniz.

-Kendinizden,ülkenizden bahsederken dürüst olun.

-Mükemmel bir şekilde konuşmanız bu işi eğlenceli değil görev gibi yapar.Eğer gerçekten yazdıklarınızdan memnun değilsiniz konuştuğunuz kişiye dediklerimi anlayabiliyor musun yoksa daha iyi yazmam gerek mi? .. dilim biraz zayıf kusura bakma :/ gibi şeyler söyleyin.Eminim anlayışlı biriyse gülüp geçecek ve hayır saçmalama her şey yolunda tarzı şeyler diyecektir.

Farklı kültürlerden,dinlerden,dillerden insanlarla tanışmak gerçekten büyüleyici.Koskoca bir dünyada yaşıyoruz ve sadece kendi ülkemizde yaşayıp ölmek için yaratılmadık.Değil mi?

Yabancı kültürleri keşfetmek gibi bir hobiniz varsa bir arkadaş edinerek bu eğlenceli,tatmin edici mektup-internet arkadaşlığı olayına başlayın!


***

Bugün Polonyada'ki arkadaşım Hanna'dan bir mektup geldi.Hayallerimden biri artık gerçek!

♥






16 Ağustos 2016 Salı

''Blogger'' Kime Denir?


 Bugün yukarıdaki sorunun beyin fırtınasını yaparken aklıma buraya da aktarmak geldi.Şimdi düşünme,taşlama vakti!

Şimdi öncelikle ben blogger mıyım?....yani evet ama hayır bir anlamda.Kendime BLOGGER diyemiyorum.Çünkü başka diyenler sağ olsun o kadar bu sıfatı sadece bakım
makyaj moda vs. hakkında yazanlara yüklediler ki kendime layık gibi hissettmiyorum.Aslında layık kelimesi ağır kaçtı ya..her neyse.

Son yıllarda blogların okunmaları baya düşerken bloggerlar da arttı!Ne hikmetse.Özellikle şu IG yüzünden.Aç bir instablog salla 3-5 kelimeden oluşan vasıfsız bir yazı ve milyonlarca hastag
okusun seni binlerce kişi! Ha bir de unutmadan git hemen biona BLOGGER yaz çünkü havalı olmalısın,olmasan bile öyle gözükmelisin sen bir bloggersın!!!!!

Blogger'ın benim için tanımı şu; Yazmayı,okumayı seven buna isteği-yeteneği olan kişilerin kendi dünyalarını bir internet sayfasına toplamaları.Ne için yazdığı ve ne yaptığı önemli değil; önemli olan DOĞAL ve ORJİNAL dünyaları olması.

Durum öyle gözüküyor mu şimdi? IMMMM benim tarzda yazanlar için bu soru saçma çünkü her şeyimiz ortada zaten (burada güldüm) diğerleri için bir tık h-a-y-ı-r.

Evet bazen çok fazla eleştri yapabiliyorum çevremdeki her şeye galiba..ama napiyim susunca çatlıyorum...bırakın şu BLOGGER lafını etiketlemeyi.O kadar saçma durduğunu düşünüyorum ki artık IG biyografime ''Blogger of his own mind'' şeklinde süsleyerek yazdım.Belki o bile gereksiz.

Rahat olun biraz.Az kişi kalmış bir ortamdayız,instagram bloglarına blogger veya herhangi bir şey demiyorum,yazalım yazışalım paylaşalım bir şeyleri.Rütbe gibi gezdirmeyin şu sıfatı.

Huh söyleyeceklerim bitti galiba.

Teşekkürler beynim,bana fırtına yapabilecek gücü verdiğin; sorularımı cevapladığın için.

Ve teşekkürler bunu okuyan kişi,düşüncelerime değer verip bu yazıyı okuduğun için xoxox


Zamane bloggerları böyle çalışırdı(!!)







9 Ağustos 2016 Salı

17:00 Kahvesi!



Yazın başından beri bir alışkanlık edindim.Saat 5'e yaklaşırken kahve yapıyorum kendime,yanına da biraz atıştırmalık koyuyorum.

Akşam zaten o meşhur Türk ailesi geleneğini gerçekleştiriyoruz.Yemekler yenir,bulaşıklarını herkes makineye koyar ve salonda çay içilir,varsa çerez kurabiye cart curt yenir.

Bana herhalde ''Dünyada en çok ne seni güvende hissettiriyor?'' diye sorsalar ''Saat 5'te içmeye başladığım kahve'' derdim.

Ne gece olan uykumu kaçırıyor,ne aşırı sıcak hissettiriyor ne de mideme fazla geliyor.Sanki günün ortasında yapılan bir mola günün devamı sakinleşme seansı gibi.

Amma da ballandırdım...

Her gün saatiniz beşe gelirken alın bir kupa/fincan kahve , yanına diyet bisküviler oturun işinizin başına ya da sadece laylaylom yapmaya;bakın benimle nasıl aynı duyguları paylaşıyorsunuz...

Hadi mutfağa!

sevgiler xoxoxo

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Farklı Türlerde 2 Yabancı Dizi Önerisi!




Yazın ortalarını geçiyorken elimizi çabuk tutup kalan dizileri,filmleri izleyelim ve içimizde kalanları yapalım!!

Fikri olmayanlar için bugün iki tane yeni bitirdiğim dizi hakkında yazacağım.İkisi de bambaşka konu ve türlerde ikisi de gerçekten mü-kem-mel.

Don't Trust The Bitch in Apartmen 23

Bu diziyi aslında bitireli 3-4 hafta oldu.

Konusu kısaca şöyle; June hayatını güzel geçirmeye,işine,sevdiklerine adamış tatlı bir kadındır.Kendine uygun kaliteli bir iş bulunca New York'a taşınmaya karar verir.Mutlu mutlu gelir,hazırlanır ve ilk iş gününe gider.Fakat karşılaştığı manzara hiç de umduğu gibi değildir.Şirket iflas etmiştir,June bundan sonra bir kahve dükkanında çalışmak ve kendine ev arkadaşı bulmak zorundadır.

Bu ev arkadaşı onun tam zıt karakterindeki gününü gün etmeye bakan çatlak güzel kadın Chole'dir.İşte dizi de bu iki zıt karakterin arkadaşlıklarını,yaşadıklarını anlatıyor.Tahmin edebileceğiniz gibi komedi dizisi.Evet gerçekten GERÇEKTEN çok komik.Hafif 2 Broke Girls tadında hem de bu yönü sayesinde özlemimi gidermiş oldum.

Dizinin 2. sezonu bütün Türk sitelerde hatalı o yüzden Yabancı sitelerden izledim,hem de altyazısız.Fark ettim ki takır takır anlayabiliyormuşum.Bu,dizi boyunca izlerken güzel hissettirdi.


Çok tatlılar ♥

Stranger Things

İzlediğimi bir önceki yazıda,haftanın güncelerinde söylemiştim.Zaten adını mutlaka ben demeden de duymuşsunuzdur.Kadrosuyla ve konusuyla gündeme bomba gibi düşen bir dizi oldu.

Konusu nasıl anlatsam bilemedim.Şu şekilde,1980lerde geçen bir olay; bir çocuk gizemli bir şekilde akşam evine dönerken kayboluyor.Ardından kasabada esrarengiz şeyler yaşanmaya başlıyor.Çocuğun arkadaşları,ailesi ve şef de bu araştırma işine dahil oluyor.Aslında tahmin ettiklerinden çok farklı,fantastik bir macera onları beklemektedir.

Filmin türü dibine kadar fantastik,macera.Oyuncu kadrosunun çoğu çocuklardan oluşmuasına  rağmen kalite dehşet güzel.Hele başroldeki kız,gerçekten yetenekli!

Diziye başlayınca eminim ki sararsa 2-3 gün içinde bitirirsiniz o kadar sürükleyici!





22 Temmuz 2016 Cuma

Uykuya Dalma Problemi - Yaşadıklarım,Tavsiyeler


Bildiğiniz üzere uzunca bir süredir uykuya dalma problemim vardı.Bunu birazcık da olsa aştığımı düşünüyorum bu yüzden aynı durumdan muzdarip olanlara yardımcı olmak istedim.Basit bir sorun gibi gözükse de ne kadar sinir bozucu ve mutsuz edici olduğunu çok iyi anlıyorum.

Öncelikle benim hislerimden ve nedenlerimden bahsedeyim.Okul zamanı aklım hep dolu olduğu için yatağa girdiğimde bile bir şeyler düşünüyordum.Bu yüzden de gece on ikide yatağa girip sabaha kadar uyumadığım oluyordu.Bir müddet sonra bu durumun varlığına alıştığım için çabalamak,daha mutsuz olmak yerine onunla yaşamaya çalıştım,yatağa gece 1-2 gibi girdim ki o zaman bile uykuya dalmam zor oldu.

Şöyle ki bir sürü öneriler okudum ve hepsi boş geldi.Birinde yazıyordu ki ''Gece yatağa girdiğinizde düşünmeyin!'' HMMM evet ya çok kolay.Ben dursam da beynin sürekli çalışıyor,tam kapattım beynimdeki televizyonu oh diyorum bu sefer de beynimi durduduğumu düşünüyorum.Karışık gelebilir yazdıklarım ama eminim beni anlayanlar olacaktır.Bu sonsuz bir döngü gibi ve ürkütücü.

Şimdi size önerebileceğim ve ''gerçekten'' işe yarayan şeylere geçeyim,hepsini denedim ve güzel sonuçlar aldım.

Uyumadan önce telefonunuzun içini temizleyin.Mesela gereksiz mesajları,fotoğrafları silin.Yeni bir duvar kağıdı yapın,profil fotoğraflarınızdan birini yenileyin.Bu gerçekten rahatlatıyor.Sanki hayatınızda uyumadan önce bir yük varmış da onu yok ediyormuşsunuz gibi garip bir psikoloji içinde rahatlıyorsunuz.Ayrıca uyumadan önce bütün sosyal medya hesaplarınıza son kez göz atın çünkü çoğunlukla düşündüğümüz şeyler o mecralardan oluyor,uyumadan önce aklımızda soru işareti kalmasın ki bunu zaten hepimiz yapıyoruzdur :x

Uyku pozisyonunuzu uyumadan önce ayarlayın.Uyku sırasında düşünen beyin sıkılıp bir şeyler yapmak ister bu yüzden de durmadan sizi ordan buraya çevirir.Bunu engellemek için önceden yatağınızı konforlu hale getirin.En önemlilerinden biri hafif de olsa yastığınızın altına onu yükselteçek bir şey koyun,çarşafınızı pencereden bir iki kez silkin geceleri gelen hafif serin hava gerçekten anında çarşafa işliyor ve çok tatlı bir soğukluk bırakıyor.Eğer üşenmezseniz diğerlerini de bu şekilde havalandırabilirsiniz.

Şarkı dinlemeyin.Evet ben de normalde şarkı dinleyerek daha güzel uyuduğumu düşünürdüm fakat fark ettim ki öyle değilmiş.Şarkı dinlerken gelen uykuyu kulaklığı çıkarmak ve son kez telefona bakmak için bozuyoruz.Bu da uykuya odaklandığımız saatlerin hepsini çöp ediyor.Uyumadan birkaç saat önce bilgisayarda falan takılırken istediğiniz şeyleri dinleyin böylelikle gece aklınıza bir kez bile gelmezler.

Su ve süt için. Uyumadan hemen önce bir bardak süt ve sonrasında su için.Daha sonra da mutlaka ağzınız nefes alabilmesi için dişlerinizi fırçalayın.Gerçekten içiniz ferahlıyor ve bunu uyku için yaptığınızı anlayan beyniniz size uyumanızda yardımcı oluyor.

Gününüzü verimli geçirin ve yorulun.Eğer gün içinde yapacağım dediğiniz her şeyi tamamlarsanız gece düşüneceğiniz,planlayacağınız bir şey kalmaz.Bu sizi tatmin olmuş hissettirir ve uykuya dalmanızı kolaylaştırır.Ayrıca öyle böyle bir şekilde yorulun.Spor yapın.Bütün gününü evde yatarak geçiren bir vücut dinlenmek için bir sebep bulamaz.

Benim yaptığım ve size verebileceğim tavsiyeler bu kadar.Umarım başarılı olursunuz,bir de unutmayın ki bu sorun hayatınızın sonuna kadar devam etmeyecek.Aşabilirsiniz,aşabiliriz.


En sevdiğim quote'lardan biri.







17 Mart 2016 Perşembe

Yazılılara Nasıl Çalışıyorum?




''Nasıl Ders Çalışıyorum?'' yazısından sonra seveceğinizi düşündüğüm,ona paralel bir yazıyla sizlerleyim!

Malum yazılı haftaları stresiyle,yorgunluğuyla gümbür gümbür geliyor.Benim yazılılarım 25'inde başlıyor ve 1. döneme nazaran konular çok daha fazla bu yüzden bu yazıyı yazarak hem kendime hem de sizlere bir yön göstermek,motivasyon sağlamak istedim.Hepsi benim kendi yöntemlerim umarım size de uyar :)


Ben yazılılara 1 hafta önceden çalışmaya başlıyorum;
  • Planlama:
Yazılı takvimine göre gün gün hangi dersleri çalışacağımı belirliyorum.


Planner'ım.


Sevdiğim sayfalardan.

Dersleri gün yerine zorluk derecelerine göre de ayarlayabilirsiniz.Mesela Dil derslerini yazılılardan çok önce çalışıp aradan çıkarıp Matematik gibi uğraş isteyen derslere 2-3 gün ayırabilirsiniz.Bu tamamen sizin hayatınıza göre değişebilecek bir durum.

Dersleri günlere veya zorluğa göre ayırmayı hallettikten sonra gelelim ''çalışma'' kısmına;
  • Yabancı Dil Derslerine Çalışma:
Benim en rahat olduğum yazılılardan başlamak istedim.

Dili bir ders olarak görmezseniz size çok daha basit gelecektir.Grammar konularını saymazsak eğlenceli bile bulabilirsiniz.Ben dile 3 farklı bölüme ayırarak çalışıyorum:

           1.Kelime Çalışması: 



Bu kelime kavanozlarımı ''Hazırlık Sınıfı'' hakkında yazdığım bir yazıda da göstermiştim.

O hafta hangi dil yazılım varsa onun kelimelerini ünite ünite farklı renk kalemlerle yazıp ilgili kavanoza atıyorum.Ezber seviyenize göre tekrar edin derim.Ben ezberime güvendiğim için yazılıdan önceki gece bir iki kez okuyorum,yetiyor.

Eğer derseniz ben kavanozu nerden bulacağım Anıl?

Elinizde boş veya müsvedde olarak kullandığınız defterleriniz vardır.İşte onlar yazılı haftanız en büyük yardımcınız olacak.Yabancı kelimeleri türkçeleriyle üşenmeden defalarca yazın.Hepsini 2-3 kez yazdıktan sonra hala aklınızda tutamadığınız bir kelime varsa onu 5-10 kez yazın.Gerçi buna gerek bile kalmayacak çünkü yazmak dil öğrenmedeki en etkili yoldur.


              2.Dil Bilgisi Çalışması:

Herkesin en çok zorluk yaşadığı konu olsa gerek.Benim de dilde en sevmediğim şey.Fakat bir o kadar da basit bulduğum.

Dil bilgisi çalışırken kelimenin aksine fazla ezber yapmaya çalışmayın.İlk önce türkçede bu neyin karşılığı diye bir düşünün.Türkçede karşılığı olmayan İngilizce grammar'ler de var biliyorum ama siz yine de onun karşılığını beyninizde oluşturarak o dildeki amacını anlayın.

Mesela Past Pefect'i ele alalım:

Formül: Subject (I,you,we,they,he,she,it) + Had/Hadn't + Past Participle (V3) .

              Had/Hadn't + Subject + V3 ?

Türkçedeki karşılığı: miş'li geçmiş zaman.

İpucu: Past Simple'la kurulan cümlelerdeki olayların öncesinde gelişen durumlar.

Ben grammar kurallarını kafamda bu şekilde formülize ederek hazırlık sınıfından beri kullandığım deftere yazıyorum.Grammar konularını ne kadar kolay bulursanız bulun ''yazın'' çünkü bazen minicik bir şeyi unuttuğunuzda hepsi boşa gidiyor.

Bonus: Grammar konularını çok basit ama mükemmel bir şekilde anlatan bazı benim takip ettiğim youtube kanalları:

English Grammar Spot (tık)

Anglo Link (tık)

Holmwood's Online Learning (tık) Favorim

                    
                3.Okuma-Yazma-Dinleme Çalışması:

Benim dil çalışırken en sevdiğim şey okuma,yazma ve dinleme çalışmalarıdır.Bunları yaparken gerçekten dili öğrendiğimi hissederim.Net şu şekilde çalışın diyemiyorum çünkü çalışılacak değil hayatınıza sokacağınız bir şey.Etrafınızda gördüğünüz ingilizce şeyleri,ders kitaplarınızı,normal kitapları okuyun; ingilizce alt yazılı dizi,film izleyin; kendi kendinize denemeler yazın.Yapın işte bir şeyler bu tamamen sizin özverinize bağlı :)

  • Sayısal Dersler:
Çoğu öğrencinin korkulu rüyası Fizik,Matematik.Ben Matematikten değil de Fizikten biraz korkuyorum.Aslında çok şahane bir ders.Gerçekten hayata dair bir şeyler öğrendiğimi hissediyorum fakat teorik kısmını okulda pek iyi bir şekilde öğretildiğini söyleyemem.

Sayısal derslerde yazılıya çalışma yelpazesi biraz geniştir.Eğer öğretmeniniz belirli bir konu aralığı veriyorsa okul defterinize yoğunlaşın,eğer her şeye çalışın diyorsa okul defterinizin yanında bol bol konularla ilgili testler de çözün.

Ben şanslıyım ki matematik öğretmenim defterimizi esas alıyor.Yazılıdan 1-2 gün önce defterimdeki soruları çözümlerini kapatıp kendim çözmeye başlıyorum.İlk konudan sonra konuya geldiğim zaman yapamadığım soruları boş bir kağıda yazıyorum ve ya özel hocama ya da okul hocama soruyorum.Böylelikle defterdeki bütün soru tiplerini kavramış oluyorum.İşin formül kısımlarını da başka kağıda geçirip sözel gibi ezberlemek yerine sorular üzerinden anlıyorum.



Fizik çalışmak adına ise tek yapabileceğim:



  • Fen Dersleri:
Bu aralar en sevdiğim ders Kimya ve Biyoloji adına sorunum yok.Genelde anlayarak ezberlemeye,formül çıkarmaya çalışıyorum.Notların özetini bütün ders özetlerimin içine yazdığım dönemin başından beri kullandığım bu emektar deftere yazıyorum :') 


1.Dönemden sayfalar:


Biyoloji


Kimya

Yazılılara çalışırken olabildiğince kısa ve akılcı notlar alıyorum.Açıkçası her şeyi yazıp hiçbir şey anlamamak yerine her şeyi kısa kısa ve anlaşılır kılmak çok daha mantıklı.

  • Sosyal Dersleri:
Tarih <3 Coğrafya :(

Tarihe yazarak ve okuyarak çalışıyorum.Çok sevdiğim ve bir o kadar basit bulduğum bir ders bu yüzden pek bir şey diyemeyeceğim.Okuyun,önemli kısımları not alın ve bir hikaye gibi görmeye bakın.Sanki okuduğunuz bir kitaptan size sorular gelecekmiş gibi düşününün.

Coğrafya en nefret ettiğim ve düşük not aldığım ders.Aslında eğlenceli geçiyor bazen ama yine de bir türlü ısınamadım.Çalışırken hep görsele dayandırıyorum.Hem fazla okumak istemediğimden hem de daha akılda kalacağını düşündüğümden.


Duvarımda asılı olan bir mind-map

  • Sözel Dersler:

Kitap okumayı ne kadar sevsem de edebiyat dersini hocanın işleyiş tarzı bana çok manasız geliyor.Dil Anlatımı ise zaten ilkokula başladığımızdan beri görüyoruz.

Bu iki ders hakkında farklı ne önerebilirim bilmiyorum klasik bir şekilde okuyorum ve özet çıkarıyorum bu kadar :/



Galiba başka bir ders kalmadı.Şimdi ihtiyacımız olan tek şey biraz motivasyon.
  • Beni En Çok Motive Eden 3 Quote:





Hepinize başarılar dilerim!





























1 Mart 2016 Salı

Blog Yazarlığınız Hakkında Düşünceleriniz - Mim


Sonunda farklı bir yazıyla sizlerleyim yeey ^^

Çağan beni son yazısında mimlemiş,yani benim bu soruları cevaplandırmam ve başkalarını da mimlemem için etiketlemiş.Çook teşekkür ederim onun kanalını ziyaret etmeyi unutmayın erkek bakımı hakkında yazıları var,ben severek takip ediyorum: TIK



1- Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan söz ediyor musunuz?

Neredeyse bütün arkadaşlarım benim bir parçam olan bloğumdan haberdar.Yeni tanıştığım insanlara da biraz zaman geçirdikten sonra söylüyorum.

2- Neden blog yazıyorsunuz?

Yazmanın,düşünmenin beni her zaman iyiye götüreceğine inanıyorum.İnsanlarla fikirlerimi paylaşmayı,tartışmayı onlara içimi dökmeyi,bazen de onları dinlemeyi seviyorum.Hayatım boyunca da bu böyle olacak;ister burada ister bir defterde isterse de bir duvarda hep yazıyor olacağım.

3- İlk yazınız ile son yazınız arasında ne gibi farklar var?

İlk yazılarım çok daha amatör ve heyecanla yazıldığı belli.Halka sesleniyormuş veya youtube videosu çekiyormuş gibi kelime öbekleri kullanmışım.Komiğime gidiyor okudukça :) 

4- Blog yazmak normal yaşantınıza ne kattı?

Öncelikle yazma yeteneklerimi geliştirdi.Çok güzel bloggerlar tanıdım ve hayata yeni bir bakış açısı kazandım.Olayları ele alış biçimim değişti.Sesimi duyurduğumu hissettim ve bu bana tatmin olma duygusu verdi.Güzel insanlardan güzel övgüler aldım.Onların ''Güzel yazıyorsun'' gibi basit bir cümlesi bile bana dünyaları verdi,yüzümü gülümsetti :')

5- Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz? 

Blog yazmak harika bir şey.Yazmayı seven bütün yakın arkadaşlarıma öneriyorum.Gelin günlüğünüzü,fikirlerinizi buraya taşıyalım ^^

6- Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?

Çevrem ve bana ait olan her şey aslında kaynağım.Düşüncelerim,gördüklerim,sevdiklerim,sevmediklerim...listeyi yazı boyunca uzatabilirim.Benim ilhamım ruhum.

7- Diğer blog sahipleriyle iyi iletişim kuruyor musunuz?

Evet severek okuduğum blogların sahipleriyle iletişime geçip konuşmayı çok seviyorum.

8- Rahatsız olduğunuz konular var mı?

Hayır henüz karşılaşmadım..eğer karşılaşırsam bu kısmı değiştireceğim :)


Benim mimlediğim bloggerlar:

İyi Geceler Küçük Joe , Dukuju ve cevaplamak isteyen herkes.

Dipnot:Tesadüfen 15.000'e özel bir yazı gibi oldu :')

Değerli zamanını ayırıp beni bugüne kadar okuyan,fikirlerimi önemseyen herkese kucak dolusu sevgiler..





18 Aralık 2015 Cuma

Bisküvi-Çay Meselesi


 Son yazıdan sonra ruh halim yine hızlı bir değişime uğradı.Daha pozitif olmaya çalışıyorum.Bugün arkadaşlarımla kahve içip yemek yedik.Bol bol da güldük.Kendime geldim sanırım.Artık ''Daha fazla şımarıklık yok!yapacağın işlere odaklan!'' modundayım.

Çanakkalede yaşamaya başladığımdan beri düzenli olarak gittiğim tek yer kafe Pascua galiba.Kendimi evimde gibi hissediyorum o eski raflardaki kitapların yarattığı ortam insana güven veriyor.

Hani çaya bisküvi batırırsınız ve o bisküvi çayın içine düşer sonra aliyim derken daha da berbat edersiniz ya galiba duygularımı özetleyen şey bu.Bir şeylerin üzerinde çok durunca parçalanıyorum sonra toplarlaniyim derken iş daha da çıkmaz bir hal alıyor.

Ben artık ilk önce bisküvimi ısırıp sonra çay içmeye karar verdim.İkisinin de tadını ayrı ayrı alacağım.Bırakayım ikisi damağımda bulsun ortak noktaklarını.

Başaran kişileri de tebrik ediyorum;ya işleri fazla batırmıyorsunuz ya da çabuk toparlıyorsunuz;bana da öğretin bana da ^^

Bisküvinize sahip çıkmanız dileğiyle,hoşçakalın!


Mandalinalar için bir jest





12 Aralık 2015 Cumartesi

Kendi''me'' İyi Bak


Birazdan ailecek AVM'ye gidip benim için mont bakacağız.Nasıl bir şey istediğim konusunda kararsızım gerçi şu aralar her şey için kararsızım.

Okulum sivil olduğu için her sabah ne giyeceğimize karar vermek zorundayız,ben normalde geceden özenle hazırlar ütüler masamın üstüne koyardım.Fakat bu aralar dolabımın halini görmeniz lazım resmen iç çamaşırlarımla pantalonlarım aynı yerde,tişörtlerimin hepsi ütüsüz.Her sabah gözüm uykusuzluktan kapalı elimi attığımı giyip çıkıyorum ondan sonra da gün boyu kendimi kötü hissediyorum.

Uyku demişken uykuzum da.Bilmiyorum bunu okuyanların arasında erken yatabilen insanlar varmı ama NASIL BAŞARIYOR SUNUZ?Ben ne kadar uykulu olursam olayım geceleri zaman geçirmeyi çok seviyorum tam bir gece insanıyım.Gece ders çalışmayı,bilgisayarda takılmayı,sohbet etmeyi gündüzlerden daha çok verimli yapıyorum.Okul zamanı erken uyumam için şöyle etkili tavsiyeleriniz varsa alırım.

Nedenini bilmediğim her şeye karşı bir isteksizlik ve bıkkınlık var.Tabiki her insan hep mutlu olamaz böyle zamanlarda mutlu olmanın değerini anlıyoruz ama geçsin gitsin işte!

Temiz hava iyi gelebilir ben hazırlanmaya gideyim...

Kendime not

9 Aralık 2015 Çarşamba

Kitaplarla Aram Ne Alemde?


Okul başlayalı daha ancak 2 kitap bitirdim ve 3-4 tane de başlayıp başlayıp sıkılıp bıraktım.Doğruyu söylemek gerekirse ben biraz üşengeç bir kitapkurduyum.Kitaplar için zaman yaratabiliyorum ama o zamanda isteksizsem veya canım istemiyorsa yapmıyorum.Kitapları ödevim gibi görmüyorum,onlar benim bulunduğum dünyadan uzaklaşıp soluk aldığım yerler.Bu kadar felsefe yeter u_u


Annemin kitaplığından aldığım 12 tane tarihi denemeyi konu alan bir kitap.Başlıktan da anlaşılabileceği gibi tarhteki önemli olayları ele alıyor.Kitabı çok beğendim bir iki günde yarıladım fakat yazarı biraz taraflı buldum.Fatih Sultan Mehmete vandal,iki yüzlü diyor.Bu kitabı yazmadan önce subjektifliğini bir kenara bırakıp Avrupa Tarihini ırkının etkisinde kalmadan araştırmalıydı.Fakat tekrar söylüyorum anlatış vs. çok ama çok güzel;bilgilendiğimi hissediyorum.

Annemin kitaplığından bir de hepinizin bildiğim ''Simyacı'' kitabını aldım.5.Sınıfta okuduğumu hayal meyal hatırlıyorum ama tekrar okuyasım geldi.Böyle bazı kitaplar hiç yaşlanmaz hep aynı tadı verir ya bu da o klasiklerden biri.

Bu ikisini bitirdikten sonra daha önce aldığımı gösterdim ''Deniz Feneri Yolu'' kitabını kendimi zorlayarak okuyacağım.Debbie Mocomber kitaplarını artık o kadar okudum ki bu biraz kabak tadı verdi.Yine bir kadının hayatı yapay basit bir anladım...sıkıcı :/

Almak istediklerime gelirsek şöyle mini bir liste çıkarabilirim:

Modern İnsanın Kutsal Kitabı ''Dünyayı değiştirmenin 365 yolu!''

Kısa Dünya Tarihi ''Bu kitabı bitirince genel dünya tarihi hakkında her şeyi biliyor olacaksınız!''

Evet bu aralar bu tip tarih kitaplarına merak saldım ^^

Bülbülü Öldürmek/Resmen okuyacağım okuyacağım deyip elli defa bıraktım.Bu sefer gerçekten istiyorum.

Daha aklımda olanlar vardı fakat not etmediğimden unuttum.Az çok ne tarz sevdiğimi anlamışsınızdır.(Biyografi-Otobiyografi-Tarih-Roman-Dram) Eğer bana önerileriniz varsa lütfen herhangi bir yerden yazın u_u










11 Kasım 2015 Çarşamba

Eğitim-Yazılılar İçin Motivasyon


  Yeni şeyler keşfetmek,öğrenmek,araştırmak bana her zaman eğlenceli ve mutlu edici gelmiştir.Her ne kadar zaman zaman bıksam da ne kadar şanslı ve kıymetli bir şeyi elde ettiğimi biliyorum.Hepimiz için de bu böyle.Dünyada milyonlarca çocuk yazı bile yazamazken bizler her gün yeni şeyler öğreniyor,çalışıyor yaşadığımızı hissediyoruz.

    Okulları vs. sevin demiyorum.Çünkü ben de okulları seven biri değilim.Yani illa bilgileri öğrenmem için bir binanın içinde 200 kişiyle aynı anda bulunmak mı zorundayım?...galiba öyle.Fakat bu öğrenmeye engel bir şey değil.İsterseniz çok zeki isterseniz çok aptal görün kendinizi ama ne olursa olsun öğrenmenin kıymetini bilin zevk almaya bakın.En basitinden her gün bu ne işime yaracak dediğiniz matematik formüllerini sizi daha da güçlendiren bir dobing gibi görün.Onu tam olarak anladığınız zaman bilin ki bir şeylerin üstesinden gelmiş oluyorsunuz.

    Malala'nın hikayesini okudukça bir şeyleri değiştirebileceğimi hissediyorum.Söylenmek yerine çalışmak ve adımı bir yerlere duyurmak istiyorum.Dünyadaki adaletsizliklerden her geçen gün nefret ediyorum.O yaptıysa ben neden yapamayayım?diyorum kendi kendime.O Talibanın korkusu altında okula her gün gidip ders çalıştıysa ben neden sabahları üşenerek,nefret ederek uyanıyorum?

    Bu aralar cidden okula tahammülüm yok ve kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.Bunun da benim için en iyi yolu yazmak,okumak.Okuduğum her başarı hikayesinde kendimi görüyorum,yanlış anlamayın bu ego değil sadece ''Neden ben yapamayayım?'' sorusunun cevabı.Aslında bu başarılara imza atmış kişilerin de yapmak istediği tam olarak bu.Okuduğumuz zaman bizi düşündürmek,harekete geçirmek,yüreklendirmek.Galiba ben de hemen ele geçirilebilen bir okuyucuyum :)

      Her neyse yazılılar yaklaşırken elinizdekilerin kıymetini bilin,eğitimden kopmayın demek istedim.En iyi motivasyon öncelikle okul binasında bulunma sebebinizdir.Her yorulduğunuzu hissettiğinizde kendinize bunu sorun ''Ben neden buradayım?'' dürüst olduğunuz sürece cevabı bulacaksınız.


''Eğitim dünyayı değiştirebilmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır.''


   

4 Kasım 2015 Çarşamba

Kitaplar Açıldığında Dünya Sessizleşir/Günlük Kıvamında #15


 Ders çalıştıktan sonra bloğumu özlediğimi fark edip geldim,3 gün ayrı kalamıyoruz(!)

Bu aralar acayip derecede uykum var.....saatlerce youtubeda yorganın altında video izlediğim için olsa gerek.İnanır mısınız gün boyu esnemekten çenem yoruldu.(Bunu yazarken de esnedim.)

Fakat daha uykusuz kalacağım gibi gözüküyor çünkü tam böyle modum düşüyor derken sipariş ettiğim iki yeni kitabım beni bugün okul dönüşü çalışma masamda karşıladı!Hiç beklemediğim için ekstradan mutlu oldum ^^


''Ben Malala'' uzun zamandır istediğim bir kitaptı fakat sürekli araya kitap sıkıştırdığım için okumaya fırsat bulamıyordum.Bildiğiniz gibi bu güçlü kızı çok severim,kitabını olduğunu da tanıdıktan sonra öğrenmiştim.Hayat öyküsünü onun dilinden dinlemeyi o kadar çok istiyorum ki hemen bu bloğu yazdıktan sonra başlayacağım,bol bol ağlayacağım gibi...

''Deniz Feneri Yolu'' Debbie Mocomber'ın diğer bir serisinin ilk kitabı.Ya böyle çok kokoş tasarımlı bir kitap.Debbie Mocomber'ın olmasa almazdım.Sizi bilmem de bana bu tarz kitaplar biraz boş vakit doldurma gibi geliyor.Küçük Mucizeler Dükkanı serisini ayrı tutuyorum ^^



Her neyse;ben dünyayı sessize alıp kitabımı açmayı düşünüyorum,Pazar günü görüşürüz :)

23 Ekim 2015 Cuma

Lay Lay Lom/Günlük Kıvamında #13

Neler yapıyorsunuz bu aralar?

Bloğu boş bırakmak istemedim,3-4 günlük aralar bile bana uzun geliyor çünkü yazmayı ve blog okumayı seviyorum.Fakat yazacak konu da bulamadım o yüzden lay lay lom yapalım dedim,kötü mü ettim x.x

Size yeni haberlerim var mı bir düşüneyim.........hıh;JAPONCA KURSUNA SONUNDA BAŞLIYORUM.Tarih olarak belirlenmedi ama kaydımı yaptırdım Facebook sayfasından Gençlik Merkezini takip ediyorum orada açıklayacaklarmış.Çok çok çok heycanlıyım bu dili o kadar seviyorum ki biran önce şöyle çat pat derdimi anlatacak Japoncam olsun istiyorum.Anlatılan şeyleri az çok kelime olarak seçebiliyorum ama tabiki de bu bir dili öğrenmek için hiçbir şey.

Bunun dışında bugün kültür-edebiyat klubümüzün toplantısı vardı.Hocaya kendimizi tanıtırken bloğumu okuyan arkadaşım İrem(Kalp) hocaya bir bloğum olduğunu söyledi ve hoca bunu duyduğuna çok sevindi.Bir gün bloğumun bana getirileri olacağını biliyordum.Beni bu yüzden kompozisyon yazmam için görevlendirdi,10 Kasım ile ilgili yazacağım.Açıkçası bana verilen konular hakkında yazmayı sevmem,her şeyde olduğu gibi yazıda da özgürlükten yanayım ama özel günler farklı tabi.Atatürk için yazmak isterim ki onun bizim için yaptıklarından sonra onu hatırlamak için bir kompozisyon yazmam hiç.Elimden geleni yapacağım,10 Kasım Günü burada da yayınlarım.

Bu aralar ''Çavdar Tarlasında Çocuklar'' adlı kitabı okuyorum.Annemin kitaplığından aldım,resmen benim için yazılmış bir kitap.Kimine ne kadar sıkıcı gelse de ben filmlerde ve kitaplarda monotonluğa hayranım.Betimlemelerin,biyografik anlatımın olduğu kitaplara aşığım.


İşte hayat böyle rutin bir lay lay lomlukta

Pazar günü görüşürüz!

18 Ekim 2015 Pazar

School Survivor/1. HAFTA!


 Evet ilk önce ben başlıyorum anlatmaya ondan sonra konuk yazar arkadaşım :)

Bu haftam çok yoğun geçti,Blog yazamamamdan fark etmiş olabilirsiniz.Daha çok sayısal,fen ağırlıklı çalıştım çünkü kimya ve matematik bu sene birazcık zorlayıcı diyebilirim.

  • Telefon,sosyal medya kuralına tam anlamıyla uyamadım.Fakat derslerimi de aksatmadım.
  • Günlük tekrar yapmadım çünkü zaten art arda matematik gördüğümüz günler oluyordu.
  • Erken uyuyamadım,bu benim genel bir problemim,asla erken yatamam y_y
Bunlar uymadığım kurallar diyebilirim.Eğer aklıma gelirse eklerim.
  • Günü gününe çalıştım sadece cuma günü anime izledim.
  • Test kaynakları edinip tam gaz soru çözmeye 2 yıl sonra başladım.
  • Konuları anlayana kadar okuyuo tekrar ettim öğretmenlere sorular sordum.
Bunlar da uyduğum kurallar.Ayrıca hiç aksatmadan planner'ımı doldurmayı ihmal etmedim.

Şimdi fotoğraflarıma gelelim:


Okul sıram,yanımdan eksik etmediğim beslenmem ve matematik test kitabım.Tenefüsteydik.


Evet haftanın en dolu geçirdiğim günüydü galiba.Çarşamba olması gerek.Kimya matematik ve fizik çalışmıştım.Hem de aynı gün x.x


Edebiyat notlarını yeşil çayım eşliğinde çıkarıyorum.


Bu haftanın notları :8

Bu dönem kendimi üniversite öğrencisi gibi hissediyorum çünkü öğretmenlerim not tutturma konusunda çok rahat yani nereye yazarsanız yazın diyorlar.Sınıfın çoğunluğu ve ben de ilk önce küçük not kağıtlarına not alıp evde tekrar ederek geçiriyoruz.Cidden bu hafta önermem gereken bir şey varsa o da bu olur.Okulda hem daha az yoruluyor hem de konuları 2 kere yazarak daha iyi pekiştiriyorsunuz.

4 Fotoğraf yeter diye düşündüm zaten tumblr hesabımı takip ediyorsanız orada sürekli paylaşmaktayım ayrıca birkaç tane çektiğim fotoğrafın bulanık olduğunu fark ettim :)

Bu hafta ben böyleydim,sizin de yorumlarda neler yaptığınızı duymak istiyorum ve sahneyi konuk yazara bırakıyorum ^_^

*********************************************

Selamlaaaar! 

Anılın bir iki haftadır bahsettiği School Survivor serisinin konuk yazarı benim. Kısaca kendimden bahsetmek istersem; Adım Haktan, İstanbulda Fen Lisesinde 10. sınıf öğrencisiyim. Anılla bundan iki sene önce Twitter aracılığıyla tanıştık. Onun tweeti anasayfama düşmüştü ve fikirleri hoşuma gitmişti ve takip etmeye başlamıştım. Aynı burçtan olduğumuzu öğrenmemden tutun düşüncelerinin hepsine ama hepsine katılıyordum. Profiline girince garip bir şekilde huzur buluyordum.(Merhaba Anıl)

<3 (Ben Anıl)

**

Şimdi asıl konumuza dönelim.
Aslında ders çalışmak fiili herkesin kafasında aynı şeyleri çağrıştırmaz çünkü herkesin çalışma ve anlama stili farklıdır. Bizim yazdıklarımız sadece kafanızda oluşabilecek ana fikir taslakları, yani kendinize göre uyarlayabilirsiniz..

Ben okul başladığından beri anıla hazırladığımız ortak plana tamamen sadık kaldığımı söyleyemem malesef. Çünkü zaten hazırladığımız program zorunlu bir programdan ziyade *Challenge* tarzı bir uygulamaydı.

Eğer benim gibi Fen Lisesinde okuyorsanız (Buna Sosyal Bilimlerde dahil) okulunuzun eğitim tarzı ve derslerin yoğunluğunu az çok biliyorsunuzdur. Az çok diyorum çünkü hiç zorluk çekmeyenler de vardır elbet.

Çalışma masam şu şekilde oluyor genelde.
Bazen dağınık bazen toplu bir şekilde çalışıyorum.
Bu tamamen çalıştığım konunun yoğunluğuna ve ayrıntısına bağlı.

Şunu söylemek istiyorum. Sadece konu anlatımı çalışmak hiçbir zaman %100 başarı getirmez. Getirse bile kesinlikle kalıcı olmaz. Bu yüzden yaprak test dahi olsa mutlaka konu anlatımdan sonra test çözün. Biliyorum bu bazen sıkıcı olabiliyor fakat olması gereken bu.

Beni motive eden şeyler Tumblrdaki *studyblr* temalı fotoğraflar, bol bol kırtasiye ürünleri.
Tabi bu kişiden kişiye değişiklik gösterir fakat önermek istediğim bir konu var; ders çalışırken müzik dinlemek ! Bana göre bu çok yanlış bir yöntem çünkü istediğiniz kadar ben böyle rahat ediyorum diyin, bu çok yanlış bir uygulama. Zaten bilimsel olarakta hatalı çalışma şekli olduğu açıklandı, bu yüzden müzikli ders çalışmayı önermiyorum.

Eğer İngilizceniz iyiyse mutlaka ERASMUS gibi etkinliklere katılın.(Şuanda ERASMUS sonucumu beklediğim için aklıma ilk gelen şey bu oldu *şans dileyin bana*)

Eğer aranızda benim gibi Fen Lisesinde okuduğu halde sayısal dersleri sevmeyen varsa selamlar olsun bu arada:)

Sanırım şuanlık aklıma gelenler bunlar. Siz hangi ders çalışma tekniklerini uyguluyorsunuz ? Lütfen aşağıya yorum bırakın ki biz de sizden faydalanabilelim. 

Yazar Haktan'dan bu kadar, görüşmek üzereeee!