Friday, June 3, 2016

Frida ve Ben


Frida Kahlo'nun en sevdiğim tablolarını ve bana hissettiklerini sizlerle paylaşmak istedim.

Two Frida


Odamda da asılı olan en sevdiğim tablosu.

Tablonun anlamını özetlemek gerekirse sağdaki meksikalı geleneksel kıyafetli Frida ile soldaki Avrupa'ya gelmiş ressam Frida arasında bağı sembolize ediyor.Fark ediyorsanız sağdaki kalp tam iken soldaki biraz kırık.Bu da Frida'nın yaşadığı acıların bir göstergesi,sonucu.

Tabloya canım her sıkkın olduğumda bakıyorum ve genelde her şeye yaptığım gibi buna da farklı anlamlar yüklüyorum.Mesela sağdaki benim moralim bozuk olmadan önceki halim soldaki bozukken.Yapmam gereken makası kullanarak aradaki bağı kesmek.Başka bir deyişle kötü ruh halini serbest bırakmak.

Evet biliyorum tamamiyle farklı fakat temelinde aynı.Zaten hiçbir ressamın tablolarını ''insanların bunu bunu düşünsün'' diyerek çizdiğini düşünmüyorum.Evet ortada temel bir anlam vardır fakat yorumlama,hissetme kısma kişiye bırakılır.



Little Deer Frida


Bu tabloyu ''Ergenlik Sancıları'' adlı yazımda da paylaşmıştım.

Frida'nın acılarını bu şekilde resmetmesine hayranım.Ben nasıl yazarak içimi dökmeyi seviyorsam o da çizerek.Yine bu tablosunda geçirdiği kazanın,ameliyatların onda bıraktığı izleri,umutsuzlukları resmetmiş.

Pek umut verici gibi gözükmese de ben bu fotoğrafı görünce üzülmek yerine umut doluyorum.Çünkü kendi yüklediğim anlama göre geyiğin gözleri açık yani hala bir şeyleri bırakıp ileri doğru kaçabiliyor. Ayrıca orman ne kadar kasvetli olsa da o dikkat bile çekiyor.

The Dream


Meksika'da yaşam ile ölüm ayrılmaz biçimde iç içedir.

Frida'nın yine acı,ölüm çağrıştıran hatta bariz gösteren bir tablosu.Frida Kahlo kitabını okurken bu tabloya denk gelince,gece geç saatlerdi,durup bir 5 dakika inceledim.Elimi hemen bir kalem alıp üzerine benim hissettiklerimi yazdım:

''İnsanlar göründüklerinden,düşündüklerinden çok daha basit''

''Uyku ölüme en çok yaklaştığımız zaman''


The Broken Column


Acıların kadını Frida tekrar yaşadıklarını nü şeklinde resmetmiş.Vücuduna çakılan çiviler bu acıların izleri.Ortasından geçen demir sütun ise 18inde yaşadığı trafik kazası sonucu geçirdiği sayısız ameliyatların eseri.

Bu resim beni aslında gerçekten mutsuz ediyor,neden buraya ekledim onu da bilmiyorum.Fakat beni büyüleyen şey diğer resimlerinde de olan bu aynı yüz ifadesinin bu sefer ağlıyor olması,yani somut bir duygu belirtmesi.

Moses


(Hz.) Musanın doğumunu resmeden Frida Kahlo günlüğünde de şöyle belirtmiş;

''Bir işleyişten başka bir şey değiliz,ya da bit bütünün işlevinin bir bölümünden.Kendimize doğru yönelmişiz,milyonlarca varlığın arasından..bir'e geri dönmek için.''

Sözü tekrar okuyup tabloya bir kez daha bakınca yine etkilendim.İlk gördüğümde defalarca kez detayları taramıştım,tanıdığım simalar görünce sevinmiştim.Böyle çok detaylı bir resimden çıkan güzel anlam beni büyüledi.


Frida'nın benim için önemli biri oluşunun temeldeki tek nedeni kendisini,hayatını resmetmesi.Kendi deyimiyle gerçeğini resmetmesi.Çünkü ben de öyle yapıyorum,sadece kullandığımız araç farklı.Siz de çizin bir şekilde kendinizi;önemli olan kullandığınız materyal  değil aktarabildikleriniz,ruhen hafiflemeniz.





No comments:

Post a Comment