30 Mayıs 2016 Pazartesi

Haftanın Güncesi #19 (Kusma Hissi)


Yazamıyorum 2 haftadır yoğunluktan.Klasik;sınavlar,projeler,performanslar klasik okul cart curtları.Gına geldi cidden birazcık daha bir şeylerden sınanırsam kusaciğiiimmm..

Güzel haberle açılışı yapayım.Japonca kursu bitti artık A1 seviyesinde Japonca bilen bir çocuğum!Tek eksiğim şuan belgem.Kurs yeri biraz geciktirdi bastırmayı.Haftaiçi bir gün toplaşıp veda yapacağız.Gerçi ramazandan sonra da A2 başlayacağız.Hocamız eğer katılım olmazsa o kurs yürümez dedi..huh,umarım herkes ben de dahil olmak üzere devamsızlık yapmadan gelir.Yaz için en heycanlandığım şeylerden biri çünkü artık gerçek günlük konuşmayı öğreneceğiz.

Başka güzel haber var mı bakalım..ha var!Özden Cerrahoğluna sevgimi bilmeyen kalmamıştır.İşte yine çok anlık ama kocaman bir mutluluğum oldu.Yorumlar kısmında birisi bana ona güzel şeyler yazdım diye ''ergen'' dedi.Öyle insanlara cevap vermezsem duramam yardırdım cevapları o an Özden görmüş ve benden bahsederek çok güzel şeyler yazdı.Ağzım kulaklarıma vardı,çığlık attım.Karşılıksız sevdiğim insanlar var o da bunlardan biri.

Cumartesi liselerarası müzik yarışmasına gittik Çanakkalede yapılan.Çok eğlendik,bizim okulumuz da vardı.Nedense müzik icraa eden insanları dinlerken aklıma sürekli hayallerim ve gerçekleştirmek istediğim şeyler geliyor.Hem eşlik ettim hem hayal kurdum.En güzeli de ortam o kadar gürültülüydü benim iğrenç sesim fısıltı gibi çıktı!

Yaz için planlar yapmaya başladım bile.Şu en zor geçen yazılı dönemimde tek motivasyonum.Fakat aklımda milyonlarca şey var fakat tekrar biliyorum ki sadece bir kısmı gerçekleşecek.Realist olmaya ihtiyacım var bu aralar hem de uzunca bir süre.

Sizi bilmem ama ben ne istersem geç oluyor ya.Hatta baya gerçek bakan bir falcı yakınımız da demişti.Bu aslında biraz garip mesela istemediğim,beklemediğim şeyler çok erken oluyor beklesem çok geç.Örneğin o gün Özdenden mesaj istesem asla ama asla gerçekleşmezdi.Düşünmeden otururken pat benden bahsetti.Bunun bir ismi var mıdır ki?Kader?Kısmet?ne biliyim öyle şeyler falan...

Gece oldu ya benim zihnim kabuk değiştiriyor.Yenilenmesi başlamışken dersime döneyim.Daha atlatmam gereken bir matematik sınavı var.Yazsam da süslü cümleler kursam da dünyanın en monoton ve basit yaşamına sahip insanıyım...

Şuan bu yazıyı okuyan herkese İyi Geceler xoxox






27 Mayıs 2016 Cuma

Marie Curie'li Ruh Hali


Hani bazı günler vardır ya her şey üst üste gelir bir anda başarısızlığa şanssızlığa boğulursunuz işte onlardan birindeyim lakin detaylara inesim yok.

Genelde yaşadığım olaylara ''şu yüzden beni üzdü'' tarzında konuşamıyorum.Hep altında farklı farklı budaklanan kırgınlıklarım oluyor.Örneğin bugün bir sınavımdan gerçekten hak etmediğimi düşündüğüm bir not aldım.Üzüldüm ama tek nedeni o not değil,o sınav için verdiğim emek,giden zamanım,yorulan beynim,yaşadığım stres ve hepsinin boşa gidişi.Yani ortadaki üzüntü düşük alıp ağlamak değil,boşa gitmişlik hissi.Detaycı olmak zor,taramalı tüfek konulmuş bir beyne sahip olmak daha da zor.

Bu noktada hayatından en çok etkilendiğim bilim insanlarından Marie Curie geldi aklıma.7.Sınıfta bir ödev için araştırmıştım kendilerini.O günden beri de hayatı bana ilham veriyor.Marie bilmeyenler için radyoaktive için çalışmalar yapmış nobel ödüllü bir bilim insanı.Hayatında beni en çok etkileyen şey başardığı işleri kademe kademe yapması ve gerçekleştirmesi.Bir de galiba batılı yobaz kafanın hakim olduğu dünyada bu işleri yoksulluktan gelerek başarması.

Peki ölüm nedeni ne biliyor musunuz?Kan kanseri,aşırı radyasyondan.Hayatın boyunca bir şey için çalışmak,başarmak,ödüllenmek ve yine o şey uğruna ölmek.Sizce de çok tatmin edici değil mi?

Marie gibi düşünmeye çalışıyorum böyle günlerde.Atomu parçaladığım yok,radyoaktiveyle uğraştığım da fakat benim de amaçlarım var.Amaçlarıma giden yolda başarısızlıklarım da.O hiç başarısız olmadı mı?oldu defalarca belki yüzlerce kez.Fakat yolun sonunda ödüllendi,tarihe geçti mi?Evet.İşte önemli olan bu; yolun başı veya yolda yaşananlar değil.Yolun sonunda ne olduğu.

Bana tekrar potansiyelimi hatırlatıp yaşam öykünle ilham verdiğin için çok teşekkür ederim Marie,bilim için,amaçları uğruna ölen kadın.



İşin daha bilimsel tarafı için: tık



23 Mayıs 2016 Pazartesi

Umut Durakları 1 Yaşında!


 Meymenetsiz yüz ifademe ve yorgun bedenime rağmen içimde yine bir mutluluk var.Sanki bir şeylerin karşılığını almış gibi hissediyorum.Bloğumda bir yılı doldurdum.Para mı kazandım?Hayır.Hayranlarım mı oldu?Hayır.Hiçbirin de olmasını gerçek anlamda istemedim.Bu sadece yazmanın,aktarmanın ve paylaşmanın verdiği olgunlaşma sevinci.

Hayatımda en ''iyi ki'' dediğim bireysel işim blog açmış olmak sanırım.Günlüğümü internete taşımak,insanlarla fikir alış verişi yapmak,düşüncelerimi paylaşmak bana o kadar büyüleyici geliyor ki anlatamam halbuki günümüzde bu işler parmakların 5 dakika çalışmasına bakıyor.

+26.000 insan okumuş bu bloğu ya da şöyle bir geçerken bakmış.İlk başlarken böyle beklemiyordum tarzında bir şey diyemeyeceğim.Çünkü blog nedir ne değildir bilmeden başladım yazmaya.Burayı sadece not defteri gibi kullandım,benim evdeki deneme defterimin internetteki haliydi.Sonra baktım ki yalnız değilim,insanlar var burada!O zaman utangaç olmanın anlamı yok dedim.Her gün içime kapanarak yazdığım günlüğümü buraya taşıyarak yüzlerinden önce fikirlerini sevdiğim,tavsiye aldığım insanlar edindim.Bu günlük yazma tanımını bir öncekinden daha çok sevdim.

Yazmak,düşünmek benim hayatımdaki 2 önemli olgu.İkisinden de ayrı bir haz alıyorum.Ne yazdığım ne düşündüğüm önemli değil.Bu yüzden yi ki açmışım bu bloğu iyi ki.Okuyorum,düşünüyorum,yazıyorum ve Umut Duraklarına aktarıyorum.

Hiç kaybolmayacak,eskimeyecek,çizilmeyecek,yırtılmayacak;benim zihnimin derinliği kadar var olacak ca'nım defterim.

Umut Durakları mutlu yıllara :')

İsimli isimsiz bu bloğu okuyan fikirlerime zaman ayırarak beni onure eden sizlere teşekkür ederim her kim olduğun önemli değil bana değer verip bu yazıyı açtığın için ben de sana değer veriyorum.

♥

Bloğumun adı ve açılma hikayesi: tık





22 Mayıs 2016 Pazar

An (Umudun Tarifi) - Film


Yine bir Japon draması ve yine akan göz yaşlarım.

Hayatımda izlediğim en monoton filmdi diyebilirim.Neredeyse sadece 3-4 farklı sahnede geçti.Alt yazılı olarak izleyip duygulara ve dile odaklandığım için o monotonluk bana akarsu gibi geldi,hızlı ve ferahlatıcı.

Konu Takue adlı cüzamlı yaşlı bir kadının Dorayaki dükkanında çalışmak istemesiyle başlıyor.Sentaro ilk başlarda ne kadar istemese de Takue'nin yaptığı Dorayakiyi tadınca onu işe alıyor.Takue ona iç kısmının nasıl hazırlanacağını öğretiyor.Bu aşamada bir cümle kurdu ki içim bir hoş oldu,evet kelimenin tam anlamıyla bir hoş oldu.

(Fasulyeler pişerken)

Takue: Çok yorulmuş olmalısın

Patron: Ah hayır.

Takue: Fasulyelere dedim.Sonuçta tarlalardan buralara kadar geldiler.

Yaşlı insanlara karşı ekstra sevgisi olan bir insan değilim ama galiba bu film beni değiştirdi.Takue'nin hayata bakış açısı o kadar içimi ısıttı ki anlatamam.Ağaç dallarının sallanmasına bile kendisine selam vermesine yoran,her şeyin bir hikayesi olduğuna inanan güzel yüreği...sıcağı sıcağına yazarken tüylerim diken diken oluyor,tam anlamıyla etkilendim.

Halbuki çok aramadım bu filmi hatta ne izliyim diye bakarken rastgele seçtiklerimden biri oldu,iyi ki de oldu.


Yönetmenin deyimiyle hayatın zorluklarına karşı gelen iki ruhun hikayesi.

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Paylaşmak Adına Yaşamak

Sosyal medyanın hatta internetin bile olmadığı zamanlarda insanların duygularını saf halde sadece yüz yüze konuştuğu insanlarla paylaşması nasıl bir his çok merak ediyorum.Durum şuan ekranın içine akıtmaktan ibaret.Üzüldün mü aç sosyal medyayı söv millete için rahatlasın,mutlu musun al eline telefonu paylaş başarını herkesle,şanın yükselsin.

Paylaşmak bence hastalıktan çok bir alışkanlık.Kötü veya zararlı olarak nitelendirirsem makale olur konu ciddileşir o yüzden oraya parmak basmayacağım.Mesela 2009da facebook açtığımda tek baktığım şey anasayfamdı ve  birkaç saçma salak söz paylaşırdım.O zamanlar da mutlu olurdum hem de çok.Fakat hiçbirini fotoğraflayıp paylaşmazdım veya duyurmazdım.Hayatıma devam eder keyfini çıkarırdım.Şimdi ise fotoğraf çekmek,anı biriktirmek benim için bir hayat memak meselesi gibi.Yaşamayı boşver önemli olan anı önemli olan paylaşma! triplerindeyim.

Kitap paylaşımı yapan instagram blogları var ya hedef koyuyorlar şu kadar okuyacağım falan bana biraz komik geliyor.Başlarda öyle şeyleri sevip katılmış olsam da sonra U dönüşü yaptım.Kitap okumak kabuğa çekilmek gibi benim için.Duyurup reklam yapılacak,övgü toplama malzemesi olarak kullanılacak bir şey değil.

Neyse şimdi ben de bu yazıyı yazdım;

önce burada yayınlayıp sonra diğer sosyal medya hesaplarımdan paylaşacağım.

Bunlar heeep alışkanlıktan başka bir şey değil.







19 Mayıs 2016 Perşembe

Hayaller İçin 1 Adım

Baş ağrımla beraber oturdum bloğun başına.

Dün kaç ay sonra abim eve geldi çok mutlu olduk,eve neşe geldi.9. Sınıftan beri yatılı olmasına alıştık fakat ilk kez bu kadar uzun gibi hissetmiştim.Beraber gezdik,bir şeyler içtik bol bol sohbet ettik.Ne kadar farklı karakterler olsak da abimle muhabbet etmeyi seviyorum,gülmeyi de (duygusu gelen kardeş)

Geçen gün bir arkadaşım sınıfta gitar çalıp şarkı söylerken bir şeyi düşündüm.Hayallerim var evet sürekli anlatıyorum sürekli beynimde.Fakat adım atmak için beklediğim şey ne?Yaş mı para mı yetenek mi..hiçbirinin bahane olamayacağını anladım.Cidden bir şeyin hayalini kuruyorsanız beklemeyin,adımı o an atın.Küçüklüğünün bir önemi yok zaten büyük şeylerin hepsi küçük şeylerden doğar.

Ben de o adımı atacağım galiba.Dün eceyle konuştuk böyle 45dk falan.Sadece ona anlattım.Kasıtlı değil o an kafama esti dostuma anlattım.Destek verdi,akıl verdi beni yüreklendirdi açıkçası.Fakat aklımda binlerce soru işareti var.Yine de mutluyum.Çünkü hayalimi gerçekleştirmek için adımımı atacağım öyle ya da böyle.Olmazsa da üzülmeyeceğim,yani umarım.

Bir şeyin hayalini kurdum,denedim ama olmadı.

Bu cümleyi söyleyebilmek bile sadece hayal kurup beklemekten iyidir.

Adım atmak için doğru zamanı beklemeyin.Doğru zamanı kaçırma ihtimaliniz yüksek ama aklınıza koyduğunuz an bir şeylere başlarsınız hayaliniz kaçacak delik bulamaz.

Hadi benden size tatil günü motivasyonu :)




15 Mayıs 2016 Pazar

Ekürim Olabilecek Anime Karakterleri / Son Zamanlarda İzlediklerim


Yey konumuz yine animeler yine Japonya merkez!

Son zamanlarda izlediğim 2 anime var.Birini bitirdim adı Zetsuen no Tempest.Konusu çok karışık ara vere vere izlediğim için çok kopuk izledim fakat sonlara doğru zaten her şey açıklanıyor.Temelde şöyle ki dünyayı yöneten 2 ağaç var Göç ve Yaradılış bunların ve taraflarının arasındaki mücadele anlatılıyor.İşte hangisi doğru hangisi yanlış vs. vs.İçinde her animede olan aşk,dram,komedi tarzı unsurlar da var izlemenizi öneririm.Yanlız ara falan vermeden izleyin aklınız karışırsa da umursamayın izledikçe anlayacaksınız olacakları.

Bir diğeri de bitirmeme 2 bölüm kalan ağırdan aldığım,bayıldığım Mirai Nikki.Bu animeyi eminim çoğunuz duymuşsunuzdur ben geç izleyenlerden biriyim.Nedense bir şey çok popülerken değil de el ayak çekilince katılmayı seviyorum.Konusu çok net ve sürükleyici.Gelecek Günlüğü sahibi,günlüklerin özellikleri farklı farklı,11 kişi var.Hepsi mevcut Tanrının ölümünden sonra yerine geçmek için birbirlerini öldürüyor.Başroller 1. ve 2. günlük sahipleri Yukiteru ve Yuno.Yuno'nun günlüğü Yukiteru'nun yapacaklarını gösteriyor.Yuno zaten bu çocuğa fena halde aşık onu geleceği olarak görüyor.Yukiteru'nunsa gelecek günlüğü ona iyi kötü başına gelecekleri gösteriyor.O kadar mükemmel ki bir günde 1 bölümcük izleyip bırakmak imkansız oluyor.

Bu aralar izlediklerim bunlardı Mirai Nikki'den sonra neye başlayacağıma daha karar vermedim anime listemde bir iki anime var yorumlarda önerilerinizi bekliyorum :)

Ekürim olmasını istediğim,olabilecek;kendime benzettiğim anime karakterlerini aklıma geldikçe sıralayayım.


Kaname İsaki  




En sevdiğim anime Nagi no Asukara'dan bir karakter.Kaname çok içine kapanık ve yaşına göre olgun biri.İzlerken neredeyse bütün yapacağı şeyleri doğru tahmin ettim.Sevgisini birine açacağında bile bencil davranmayıp doğru zamanı kolluyor.Çok iyi kalpli çok.Mızmız arkadaşlarına göre de oldukça uyumlu.Fikir danışabileceğim bir dostum olabilirdin güzel yürekli jojuk.

Rei Hino


İyilerin dostu,kötülerin düşmanı adalet ve Marsın savaşçısı koç burcu Rei Hino!Zaten Sailoor Moon'u bilmeyen yoktur.Burcumun savaşçısı da tam benim karakterimde.Lider özellikli,adaletçi,savaşçı ve duygusal gözükmese de grubunun en kırılganı.Beraber yeneceğimiz bir sürü canavar var Rei...

Jintan Yadomi


Ano Hana dizisinin başrol karakteri.Normalde kendimi başrollerle özleştirmeyi sevmiyorum,nedenini de bilmiyorum.Fakat Jintan'ın sadık duruşunu,iyimser olmaya çalışma çabasını cidden çok seviyorum.Hatta çok güzel de bir repliği var ''Sürekli başka insanları düşünüyorsun,biraz daha kendine odaklan!'' bunu bana ekürim olup her gün hatırlatmasını dilerdim.


Tetsuma Kusaribe 


Zetsuen no Tempest'den zeki mi zeki bir anime karakteri.Aslında öyle aman aman bir sahnesi yok ama nedense ben görünüşüne,olaylara karşı duruşuna bayılıyorum.Bana cool nasıl olunur öğretebilirdi.

Hinata Hyuga


Küçükken olduğu gibi hala Narutodaki favori karakterim.Vurdulu kırdılı animelerdeki nazik insanlara hayran oluyorum.Hinata'nın çevresindekilere karşı sadık oluşu,koruyuşu ve sevgisinden vazgeçmemesi beni gördükçe mutlu ediyor.Herkese lazım bir dost ^^

İyi ki varsınız çocuklar!

♥