31 Temmuz 2016 Pazar

Haftanın Güncesi #28 (Yeni Bir Pencere+En Güzel Hafta) !!!


 Yazın en ama en güzel haftasıydı!



Bu hafta oldukça dolu geçti,nerden nasıl anlatmaya başlasam bilmiyorum.Galiba ilk önce zihnimde gerçekleştirdiğim birkaç değişiklikten bahsedeceğim.

Artık insanlara karşı ''hayır'' diyebiliyorum.Vicdanımın beni yönetmesini bir kenara bıraktım.Bu aslında biraz annemin sayesinde oldu.Normalde hiç sıkıntılarımı aileme anlatan biri değilim,nedenini gerçekten bilmiyorum halbuki öyle her şeyimi eleştiren bir ailem de yok tam tersine hep arkamdalar.Her neyse işte anneme bir konu hakkında danıştım uzun uzadıya anlattım.Annem şöyle dedi.

''İnsanlar senin düşündüğün gibi değil Anıl,ben 40 yaşıma geldim ve bir sürü insanla tanıştım;maalesef büyüdükçe anlayacaksın ki vicdanlı olmak o kadar da iyi bir şey değil,yüreğinin sesini dinle o en doğrusunu söyler.''

O ruh halimle beraber bu söz öyle bir kafama yerleşti ki şuan karakterime yeni bir şey kazandırdım gibi hissediyorum.Daha 2 günlük şeyler olmasına rağmen o eski aşırı vicdanlı insanıma ''aptal'' diyorum.Gerçekten bu yüzden çok kazık yedim,hayır diyemediğim için çok sıkıntılar yaşadım.

Fakat artık hepsine tekmeyi bastım.Kendime odaklanıyorum,bir şeyi istiyorsam EVET istemiyorsam HAYIR yaşadığım üzüntülerden sonra bir de insanları mutlu etmeye odaklanmayacağım çünkü hiçbirinin sonucu iyi olmadı,insanoğlu nankör ki bunu kedilere diyip dursalar bile :x

Diğer bir zihin değişikliğim ise kötü olaylara bakış açımla ilgili oldu.Bilenler bilir her şeyi aşırı büyütüp kuruntu yapan biriyimdir,biriydim.Hatta blog yazılarıma göz atıp evhamlarıma bakarsanız anlarsınız.İşte bunu azalttım.Olayları tam olarak anlatmayacağım biraz özeller ama artık çok düz bakıyorum her şeye.Beni üzecek şeyleri abartmıyorum beynime diyorum ki ''Bir şey yok,su akar yolunu bulur.'' bu kadar zaman sonra ilk kez kendi söküğümü kendim dikebiliyorum.Çok daha tatmin edici insanın kendisinin derdine çare olması.

Bu güzel şeyler hakkında bilgilendirici bir blog yazısı yazacağım.Çok güzel olacak o yazı,gerçekten ekranınızdan suratınıza mutluluk fışkıracak!

Bu hafta ders çalışma konusunda zirve yaptım hatta haddinden fazla.Nida adlı Japoncadan bir arkadaşımla düzenli olarak haftanın 2 günü kütüphaneye gitmeye başladık.Kendisi de başarılı biri olduğu için onunla çalışmak beni daha çok motive ediyor.Kulaklıkları takıyoruz 3 saat sonra sandalyelerden kalkıp yeni uyanmış gibi kütüphaneden çıkıyoruz.Gerçekten şunu söylemeliyim ki evde çalıştığım 3 saat kütüphanedeki 1 saat gibi,o kadar verimli ve güzel.

Kütüphane sonları da direkt Japoncaya geçiyoruz.Müjdeyi vereyim,sonunda şu sürekli gördüğünüz karakterleri,karışık kuruşuk yazıları öğrenmeye başladık yani Kanjiyi.Dürüst olmak gerekirse gözüm korktu biraz şimdilik 13 karakter öğrendik,hatta bu yazıyı yazdıktan sonra biraz tekrar yapacağım çünkü gerçekten karışıklar :x

Hafta bu şekilde verimli verimli giderken bir de araya günübirlik bir tatili sığdırdık.Hattuşadan bahsetmiştim hatırlıyorsunuz dimi?Gürede üye olduğumuz bir yer.Yine oraya gittik sabahtan akşama kadar durduk sonra yolda yemeğimizi yiyip eve döndük.Cuma günü olması çok güzeldi,kendimi şirketindeki işlerini bitirmiş jetiyle Avrupada tatil yapmaya giden bir iş adamı kadar konforlu hissettim!


Bookstagram: tık


Yüzmeye de devam ediyorum.Bu hafta öncekilere göre daha hızlıydım ve bir tık az yoruldum.Bu deli gibi sevindirici!!

Abimin doğum günüydü dün,o ben ve arkadaşı pasta yemeye gittik.19 Yaşında olması şaka gibi geliyor hala.Eskisi gibi hissediyorum o dokuzuncu sınıf ben altıncı.Büyümek çok garip bir şey ya :')


Instagram: tık

Olanlar böyleydi bu hafta.Hepsi güzeldi,hepsinden memnunum.Birazcık size gelecek hakkında aklıma gelen küçük planlardan bahsedeyim o halde.

Kış başlarken odamı tamamen yeniden düzenlemeye karar verdim.Minimalizm bloglarından,youtube kanallarından çok etkilendim.Odam artık kalabalık geliyor onları okudukça.Atılacak çok şeyim var hele de çöpçü benin!

Bir de bir youtube kanalı açmaya karar verdim daha doğrusu video koymaya.Fakat bir kamera bekliyorum ve aklıma gelecek güzel içerikler.Video yapmak için absürd şeyler koymak istemiyorum.Video yükleme amacım tamamiyle kendi diyalog kurabileceğim internet arkadaş grubumu oluşturmak.İnsanlarla konuşmayı,bilgi alışverişi yapmayı çok seviyorum.Bunu genişletmeyi denemekten ne çıkar?Mesela şu minicik bloğumda bile çok güzel insanlar tanıdım.En güzellerinden Kahve İçermiyiz(Namı diğer Dukuju*-*) ve Küçük Joe.

Aaa bakın Küçük Joe demişken çevirmenliğini yaptığı kitap sonunda yayımlandı!Çocuk kitabı olarak geçiyor ama çok tatlı bir şey gibi hatta saolsun bana da elinde olan kopyalardan birini gönderdi,burdan da teşekkür ederim ♥

Eğer kitaba göz atmak istiyorsanız küçük joe'nun bloğundaki fotoğrafa tıklamanız yeterli: tık

Hafta da,yazı da böyle tamamlanmış oldu!

Güzeldi,güzel şeyler öğrendim,güzel olaylar yaşadım.

Galiba bu yazının özeti kazandığım yeni pencereler gibi bir şey oldu.Böyle süslü püslü çiçekli olanlardan.Bundan sonra yapmam gereken çiçekleri soldurmamak,camımı temiz tutmak!

Umarım başarırım,başarırız;sevgiler xoxoxox




30 Temmuz 2016 Cumartesi

Kendine Ait Bir Oda-Kitap (Virginia Woolf)

 
 

Bu yılın açık ara en ama en güzel kitabını okudum.

Virginia Woolf'u feminist sitelerden tanımıştım.Hayatını,görüşlerini ve farklı bir kalemi olduğunu zaten biliyordum.Fakat bir kez de onu kendi dünyasından,kitaplarından tanımak istedim.Bu kitabının adı ilgimi çekti,güzel olabileceğini düşündüm.

Gerçekten de adı gibi kitabın içeriği de tam bir düşünce dünyası.Yazarın kalemi tam benlik.Olayları 1. şahısdan anlatmasının yanı sıra sizi de yanınızda bulunduruyor,düşüncelerindeki bir kahraman yapıveriyor.Galiba böyle hissettetmemin bir sebebi de kitabın Virginia Woolf'un bir konuşması üzerine şekillenmesi.

Kitabın içeriğinin ana konusu KADINLAR VE KURMACA.Kitap boyunca Virginia Woolf bu başlıkta bir makale yazmak için araştırmalar yapıyor.Araştırmaları sırasında da karşılaştığı şeyleri  kitaba aktarmış.Onları kendi terazisinde tartmış.

Kadın-Erkek yazarlardan,kadın düşmanlığından,nedenlerinden,erkek egemenliğinden,kadınların neler yapması gerektiğinden bahsetmiş.

Kitapta en çok ilgimi çeken Virginia'nın zihinlerinin cinsiyetleri olduğundan bahsetmesi oldu.Ona göre bir yazar sadece erkek veya sadece kadın gibi yazmamalıydı.Tabiki cinsiyetlerinden dolayı bir yansıma olabilirdi ama başarılı olmak istiyorlarsa iki taraflı da düşünen,hisseden bir beyinleri olmalıydı.Yine ona göre başarılı olan yazarlar,şairler çift cinsiyetli zihinleri olanlardı.

Cinsiyet konusu açılmışken aynı zamanda şunu da diyor:

''Jane Austen,Emily Bronte başardılar,onlar erkek gibi değil kadın gibi yazdılar.''

Virginia'nın baktığı kitaplarda,şiirlerde kadınların hep gereğinden fazla hırçın veya ürkek olduğunu görmüştü.Ona göre bu erkeklerden bir çekinmeydi yani hırçın olarak erkeksi ürkek olarak korktuklarını düşünüyordu.

Bunları her okuduğumda altını çizerken ''Evet ya,of ne kadar doğru..'' tarzı cümleler kurdum.

Hadi Virginia'nın düşünce dünyasında gezinmeye devam edelim.

Ona göre çok başarılı olan kadın,erkek yazarlar aslında hep orta,alt sınıfın varlığı sayesinde yaşıyordu.Yani aslında önemli olan soylu birinin şiir yazıp yayınlatması değildi,orta sınıftan birinin bunu başarabilmesiydi.

Şöyle diyor:

''Tarihi yeniden yazıyor olsaydım bu değişikliği daha ayrıntılı anlatır ve onun Haçlı Seferlerinden ya da Güller Savaşından daha önemli olduğunu düşünürdüm.Orta tabaka kadınları yazmaya başlamışlardı.''

ve bir başka sözünde:

''..Çünkü başyapıtlar tek başlarına ve başkasının yardımı olmadan doğmazlar; yıllar süren,insanlarla bir arada olmakla gelişen ortak düşüncenin sonucudurlar,böylece kitlenin deneyimleri bir tek seste birleşir.''

Virginia aynı zamanda toplum değerlerini aşabilen insanların başarılı olduğunu düşünüyordu.Bana göre demek istediği farklı olmak için farklı olmak değil,gerçekten bir şeyleri değiştirmeyi başarmak.

Kitabın başlarında Virginia anneleri suçluyordu.Bu gerçekten çarpıcı ama doğru bir şey.Mesela düşünüyor ki şuanda evinde kocasının zenginliğini sürüp bir işe karışmayan kadınların yarın olacak kızlarına kötü bir dünya hazırlıyor.

Aynı şekilde kitabın sonlarında da hemcinselerine utanç verecek şekilde cahilsiniz diyor.Onların keşif yapmadığından,yazı yazmadığından,üretmediğinden yakınıyor.

Günümüze bakıyorum da tek amacı evlilik olan kadınları görünce Virginia'ya hak veriyorum.

Bir kitap boyunca şu gerçekten bahsediyor.

Shakespeare'i başarılı buluyor ve zihninin çift cinsiyetli olduğunu düşünüyor.Fakat diyor ki şöyle de bir gerçek var.Kız kardeşi de onun kadar başarılı olabilirdi,hatta ondan iyi bir kaleme sahip olabilirdi.Ama o abisi gibi özgür yetişmedi.Kadınlar görülmeyen o kız kardeş olmamalıydı.

Şöyle çarpıcı da bir sözü var bu konu hakkında:

''Dünya kadına ereklere dediği gibi 'İstersen yaz umrumda değil' demiyordu Dünya kaba kaba gülerek 'Yazmak mı?Ne işine yarıyor? diyordu.''

Şimdi anladınız mı demek istediğini..

Kitabın başında üniversitenin belli yerlerinin kadınlara yasak olduğundan bahsediyordu ve ortalarında da şu bilindik sözünü söylüyor:

''Üniversite idare amiri de olsanız beni çimlerden çıkarmanıza izin vermiyorum.İsterseniz kitaplarınıza kitap vurun;ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de sürgü,ne de kapatabileceğiniz bir kapı.''

Virginia benim bütün zamanlarda tanıdığım en aklı başında ve doğru feminist oldu.O sadece feminizmi sözle savunmadı,düşüncelerini dağıttı,kadınları kendi zihninin odalarında örgütledi.

Şunu da eklemek isterim ki erkek düşmanı biri değil kesinlikle.Hatta buna karşı bile diyebilirim.Şu sözünden çıkarım yapabiliriz:

''Bir cinsi ya da sınıfı tümüyle suçlamak saçmaydı.İnsan kitleleri hiçbir zaman yaptıklarından sorumlu değildirler.''

Virginia beni de beyninde açtığı kendi odasına davet ederek,paylaşarak normalde yazdığım kitap önerisi yazısının kendi kitabı için tarzını değiştirmiş oldu.

Ne kadar güçlü bir kalemin,ruhun var Virginia.


Bu kitabı her kadın,her erkek,her kadınsı erkek,her erkeksi kadın okumalı.

26 Temmuz 2016 Salı

Küçük Adımlar


Dünyadaki her şeyin bir küçüğü vardır oluşabilmesi için.Mesela bütün maddelerin atomdan oluşması,her başarının;mutluluğun küçük adımlardan gelmesi gibi.

Bu büyüye inanıyorum yani her gün bir şeyler için minumum da olsa çalışmaya,onun adına küçük bir adım atmaya.

Ne olursa olsun gün içinde bir şeyler adına uğraşıyorum.İlla akademik olmak zorunda değil mesela odamı güzelleştiriyorum,blog yazıyorum.Gece başımı yastığa koyduğumda bomboş bir gün geçirdim yerine bak bugün de bir adım attın demek istiyorum.

Çokça sözü var aslında,çok uzağa gitmeyelim en basitinden bizden bir örnek: damlaya damlaya göl olur.

Emekleriniz,geçirdiğiniz verimli günler,adım atarkenki gayretiniz ve bunların hepsini her gün tekrar etmekle o hayali kurduğunuz şeylere ulaşacaksınız.

Güneşin Doğması=yeni bir gün,

Yeni bir gün=yeni bir doğuş,

Yeni bir doğuş=yeni işler,

Yeni işler =atılan küçük yeni adımlar,

Atılan küçük adımlar=hedefe,hayale ulaşma!

(Gün içinde yaptığınız küçük işleri bu matematiğe bakarak küçümsemeyin,onlar hayallerinizin temeli.)

*Pozitif Kalın*






Son Zamanlarda En Sık Dinlediklerim


 Bu aralar normalden bile çok şarkı dinler oldum.Yüzmeye giderken,evde otururken,oyun oynarken her dakika kulağımda bir şeyler çalışıyor.Bunun bir sebebi geçmişe dönüş yapmış olmam.Böyle unuttuğum,uzun zamandır dinlemediğim şarkıların suyunu tekrar çıkarıyorum.Çok güzel bir his,özlemişiiim :')

t.A.T.u ile geldi aklıma bu eskiye dönüş fikri.Geçen bir yerde onlarla ilgili post gördüm,nasıl da büyümüşler resmen kadın olmuşlar küçücük kız gibilerdi ya.Bilmeyenler için ilk başlarda kalabalık olarak başlayım sonra 2 kızın devam ettirdiği lezbiyen bir grup.Zamanında birçok ön yargıyı yıkarak,insanları görmezden gelerek müziklerini icra ediyorlardı hem de Rusya gibi homofobik bir ülkeden çıkarak.Hayranım bu kadınlara.Şuanda müzik yapıyorlar mı bir fikrim yok ama eskisi kadar ünlü değiller :')


                                               


En çok dinlediklerim:

All The Things She Said


All About Us



Not Gonna Get Us




Bu gördüğünüz tatlı kadın bana göre rap Kraliçesi! İsmi Azealia Banks.Çoğunuz gündeme geldiği bazı olaylarla biliyosunuzdur ama yine de seviyorum ben :& Galiba Hazırlığın başlarında çok dinliyordum sonra sıkılıp bıraktım bu aralar yeni çıkan The Big Big Beat şarkısıyla aşk yaşıyorum.Tarzı bambaşka.


Mia'ya hayran olmasam bile Bad Girls şarkısıyla tanımıştım.Bu aralar da tesadüfen Borders şarkısını dinledim.ÇOOOK GÜZEEL.Özellikle anlamı,klibi falan.Bu arada fotoğraftaki kadın 41 yaşında,şaka gibiiiğğ.


Bana göre dünyanın en cool kadınlarından biri olan Mariah Carey'i dinlemeye tekrar döndüm.Obsessed adlı en ikonik şarkısını yüzlerce kez dinlemişimdir.

Diğer sıkça dinlediğim şarkıları;

Meteorite

Hero

We Belong Together


Emma Shaplin adlı opera sanatçısı bu kadının Spente le Stelle adlı mükemmel eserini kesinlikle dinlemelisiniz! Geçen senelerde bir yarışmada duymuştum tesadüfen de spotifyda buldum!!!


Parov Stelar'ın The Sun adlı şarkısını Özdenin son podyumundan beri her gün dinliyorum,0 abartı.Bir şarkı bu kadar güzel bu kadar cana yakın OLAMAZ.

Son zamanlarda en sık dinlediğim sanatçılar bunlardı.Diğer şarkılarını da göz atmayı unutmayın,hepsinin kayda değer işleri var xoxox







25 Temmuz 2016 Pazartesi

Haftanın Güncesi #27 (Güzel Şeyler vs Drama)

 Çok garip bir hafta geçirdim güzel mi kötü mü verimli verimsiz mi olduğu hakkında en ufak fikrim yok.

Güzel şeylerden başlayacak olursam sonunda Japonca A2 kursumuz başladı.Sınıfta 7 kişi falanız ve öğretmenimiz de değişmedi,iyi ki xoxox yeni kişiler tanıdım.Yaş olarak benden çok büyük insanlar var ve bu çok güzel.Öğrenmenin yaşının olmadığını,bilginin,bir şeyler bilmenin ne kadar büyük bir güç olduğunu haftanın 2 günü hatırlayabiliyorum,bu çok motive edici *-*

Güzel şeylerle devam edelim o halde.Bazı şeylerin farkına vardım bu hafta ve öyle böyle farkına varmak değil tokmak gibi indi kafama.Galiba şunu anladım: BU HAYAT BENİM,KALEM BENİM ELİMDE,SADECE YAZINA ODAKLAN NORMALDEYAPTIĞIN GİBİ.Evet elimde olsa altından yazardım bu cümleyi ki hiçbir maddeden etkilenmeden beynimde kalabilsin.(Bunun hakkında ayrı bir yazı yazmak geldi aklıma,bakalım :&)

Beni çoğunlukla mutsuz eden şeyin odaklandığım başka hayatlar olduğunu fark ettim.Örneğin mükemmel bir yaşamı olan youtuber,zengin bir blogger,acayip yakışıklı bir ünlü veya bilmem kimsenin sahip oldukları.Bunlara belki de yaşım itibariyle fazlasıyla odaklanır kendi hayatımı küçümserdim,kendimi küçümserdim.Fakat kendime şunu demeyi başardım DAHA 16 YAŞINDASIN GERİZEKALI İLK BİR ŞEYLER BAŞAR ONDAN SONRA KENDİNİ KARŞILAŞTIR.Sert oldu ama işe yaradı bundan sonrası için hep bir tık mutlu olacağım!


kahkaha efekti


Ayrıca bu duygular içindeyken de facebook'da şu sözü gördüm,CUK OTURDU.


Haklsın Kafka hem de çoook!

Çevremde gereksiz bir kalabalık yok ama çoğunlukla kendimin yarattığı bir gürültü vardı onu da kısmaya çalışıyorum.

Güzellikler bu kadardı hımm evet bu kadardı galiba...

Şimdi birazcık drama yapalım.

Cidden kimse blog falan okumuyor memlekette.Zaten acayip okunan bir bloğum yoktu ama son zamanlarda cidden düştü.Kime göre neye göre derseniz günlük 85 ziyaret falan alıyorum yazı yazmadığımda yazdığımda ise 150 falan.Hak ettiğimi düşünmüyorum ya bu kadar az okunmayı..belki de hak ediyorum...yok ya...niye acaba...

Saçım kepeklendi yine!Nedeni ne bilmiyorum aslında geçmişti uzunca bir dönem.Acaba yine bir şeyleri çok kafaya mı takmaya başladım (Bilinçaltı sorgulanıyor)


Böyle garipçe bir haftaydı.Takvime bugün bizimkilerle baktık da okulların açılmasına 2 aycıkcıkcık varmış...

dramatik sonla perde kapanır







22 Temmuz 2016 Cuma

Uykuya Dalma Problemi - Yaşadıklarım,Tavsiyeler


Bildiğiniz üzere uzunca bir süredir uykuya dalma problemim vardı.Bunu birazcık da olsa aştığımı düşünüyorum bu yüzden aynı durumdan muzdarip olanlara yardımcı olmak istedim.Basit bir sorun gibi gözükse de ne kadar sinir bozucu ve mutsuz edici olduğunu çok iyi anlıyorum.

Öncelikle benim hislerimden ve nedenlerimden bahsedeyim.Okul zamanı aklım hep dolu olduğu için yatağa girdiğimde bile bir şeyler düşünüyordum.Bu yüzden de gece on ikide yatağa girip sabaha kadar uyumadığım oluyordu.Bir müddet sonra bu durumun varlığına alıştığım için çabalamak,daha mutsuz olmak yerine onunla yaşamaya çalıştım,yatağa gece 1-2 gibi girdim ki o zaman bile uykuya dalmam zor oldu.

Şöyle ki bir sürü öneriler okudum ve hepsi boş geldi.Birinde yazıyordu ki ''Gece yatağa girdiğinizde düşünmeyin!'' HMMM evet ya çok kolay.Ben dursam da beynin sürekli çalışıyor,tam kapattım beynimdeki televizyonu oh diyorum bu sefer de beynimi durduduğumu düşünüyorum.Karışık gelebilir yazdıklarım ama eminim beni anlayanlar olacaktır.Bu sonsuz bir döngü gibi ve ürkütücü.

Şimdi size önerebileceğim ve ''gerçekten'' işe yarayan şeylere geçeyim,hepsini denedim ve güzel sonuçlar aldım.

Uyumadan önce telefonunuzun içini temizleyin.Mesela gereksiz mesajları,fotoğrafları silin.Yeni bir duvar kağıdı yapın,profil fotoğraflarınızdan birini yenileyin.Bu gerçekten rahatlatıyor.Sanki hayatınızda uyumadan önce bir yük varmış da onu yok ediyormuşsunuz gibi garip bir psikoloji içinde rahatlıyorsunuz.Ayrıca uyumadan önce bütün sosyal medya hesaplarınıza son kez göz atın çünkü çoğunlukla düşündüğümüz şeyler o mecralardan oluyor,uyumadan önce aklımızda soru işareti kalmasın ki bunu zaten hepimiz yapıyoruzdur :x

Uyku pozisyonunuzu uyumadan önce ayarlayın.Uyku sırasında düşünen beyin sıkılıp bir şeyler yapmak ister bu yüzden de durmadan sizi ordan buraya çevirir.Bunu engellemek için önceden yatağınızı konforlu hale getirin.En önemlilerinden biri hafif de olsa yastığınızın altına onu yükselteçek bir şey koyun,çarşafınızı pencereden bir iki kez silkin geceleri gelen hafif serin hava gerçekten anında çarşafa işliyor ve çok tatlı bir soğukluk bırakıyor.Eğer üşenmezseniz diğerlerini de bu şekilde havalandırabilirsiniz.

Şarkı dinlemeyin.Evet ben de normalde şarkı dinleyerek daha güzel uyuduğumu düşünürdüm fakat fark ettim ki öyle değilmiş.Şarkı dinlerken gelen uykuyu kulaklığı çıkarmak ve son kez telefona bakmak için bozuyoruz.Bu da uykuya odaklandığımız saatlerin hepsini çöp ediyor.Uyumadan birkaç saat önce bilgisayarda falan takılırken istediğiniz şeyleri dinleyin böylelikle gece aklınıza bir kez bile gelmezler.

Su ve süt için. Uyumadan hemen önce bir bardak süt ve sonrasında su için.Daha sonra da mutlaka ağzınız nefes alabilmesi için dişlerinizi fırçalayın.Gerçekten içiniz ferahlıyor ve bunu uyku için yaptığınızı anlayan beyniniz size uyumanızda yardımcı oluyor.

Gününüzü verimli geçirin ve yorulun.Eğer gün içinde yapacağım dediğiniz her şeyi tamamlarsanız gece düşüneceğiniz,planlayacağınız bir şey kalmaz.Bu sizi tatmin olmuş hissettirir ve uykuya dalmanızı kolaylaştırır.Ayrıca öyle böyle bir şekilde yorulun.Spor yapın.Bütün gününü evde yatarak geçiren bir vücut dinlenmek için bir sebep bulamaz.

Benim yaptığım ve size verebileceğim tavsiyeler bu kadar.Umarım başarılı olursunuz,bir de unutmayın ki bu sorun hayatınızın sonuna kadar devam etmeyecek.Aşabilirsiniz,aşabiliriz.


En sevdiğim quote'lardan biri.







19 Temmuz 2016 Salı

İç Huzur


 Bazen çevremde ne kadar kötü şeyler olsa da,fırtınalar kopsa da içimin cennet gibi olduğunu hissediyorum.Her şeyden etkilenen biri olarak bunu başarabildiğimi fark ettim.

Eskisi kadar takmıyorum her şeyi,kim beni seviyor kim bana değer veriyor insanlardan ne bekliyorum? Fark ettim ki bunları sorun etmeyi azalttım.

Formülünü biliyor muyum? Hayır.

Bence bu sadece alışmışlıkla alakalı.Bir şeylere,birilerine sürekli değer verip istediğiniz değeri göremediğinizde artık dediğiniz kısımda devreye bıkmışlıklık ve devamında umursamama geliyor.Hani hiçbir şeyi takmayan insanlara diyoruz ya ''Ne kadar gamsız!''

Doğrusunu söylemek gerekirse bu tip insanlar sinirimi bozardı çünkü bunu yapmayı başaramadığım için kıskanırdım.Fakat şimdi bakış açım değişti çoğuna.Anladım ki insanlar alışmışlıklardan sonra umursama hissini kaybedebiliyor.Hepsi için demiyorum istisnalar da vardır elbet.

Benim ''artık'' dediğim şey ne oldu bir fikrim yok.

Sadece bundan sonra başlıktaki şeye daha çok odaklanmaya karar verdim.Kendime,kendi işime.

İç huzur;sizi ve çevreyi gördüğünüz pencereyi güzelleştirecek şey.