Poziflik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Poziflik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2019 Cumartesi

Üniversitem,Planlar ve Birtakım Hisler


Bir maceranın daha sonuna gelmiş gibi hissediyorum.''Level Up'' yazısı geldi,yeni bir seviye,yeniden başlayacak bir ton şey,uğraşılacak yeni işler,alınacak yaşlar...

Tercih sonuçlarımız açıklandı.Kocaeli Üni. Hukuk fakültesini kazandım.İzmir İzmir diye sayıklayıp hayal kurerken fırlayan puanlar beni buraya uçurdu.İlk gördüğümdeki şoku ve üzülmemi hayatım boyunca unutmayacağım.Hayal kırıklığı oldu böyle.Daha önce yaşadım mı? Çok kez.Ama bu bildiğin bir hayalin kırılışı gibiydi :'D Şu an mutsuz muyum? Hayır.Okulu zaten araştırıp emin olarak yazmıştım.Güzel ve avantajlı bir kampüsü olan gelişmiş bir üniversite.Benim üzüntüm kötü olmasında değildi zaten,beklentilerin olmaması hissi.Şehir hakkında da güzel şeyler anlatıldı,bölüm hakkında vs. beni tatmin eden şeyler öğrendim.Şanslı ve emeklerimin karşılığını almış hissediyorum birçok açıdan.Hayalimdeki,hedefimdeki bölümün olması düşündükçe umutlandırıyor mesela.Aklıma koyduğum şeyi yapma hissi birçok şeye bedel.Başarıyla beslenen bir yapım var,biraz da mükemmeliyetçi.Hayat birincisini kabul ediyor ama mükemmeliyetçilik bir kez daha öğrendim ki olmuyor.İzmir benim için hayırlı olan değildi belki de diyorum.Aşırı yerleşik bir düzene gitmek beni yeterince mutlu ya da heyecanlı hissettirmeyebilirdi.Şu an birçok şeyi kendim halledeceğim.Ailemden kimse olmadan ve hayatımda bir kez bile uğramadığım bir şehirde.Koç olarak aradığım adrenalin buydu...blog beni pozitifleştiriyor,seviyorum burayı;kendi umut durağım gibi :')

Salı günü,umarım bir sorun çıkmazsa,yurt için görüşmeye gideceğiz.Kampüse yakın bir yer bu yüzden oraları gezme fırsatım da olacak.Tepe bir yere kurulu ki şehir merkezinde olmasından iyi olduğunu düşünüyorum.Fotoğraflardan görmekle gerçekteki fark eder tabi,o yüzden fena halde meraklıyım.Şehre girdiğim zaman ''Tamam ya'' diyebilmek istiyorum.O his bana mekanlar açısından geçiyor.En basitinden bir kafe için bile öyle hissediyorum.''Yuva'' hissi gibi.Aman derin düşünmemeyim yine dimi? Sonrası üzmesin,büyük beklentiler ardında daha büyük fırtınalar bırakabiliyor.

Gökçe geldi bir haftalığına falan.Perşembe günü yolcu ettik.Sonuçları da birlikte öğrendik.Diyeti de birlikte bozduk yalnız :( Pazartesi tekrar başlayacağım.Cidden illet bir olaymış.Kilo alma hissini kazanıyormuşsun resmen.Yapmasam da olur bir kıvamdayım ama bir şekilde toparlanmak istiyorum.Evde spora da devam edebiliyorum.Salon işi sıkıcı geldi,bir ay yetti;belki diğer yazlara...

Japonca çalışmayı ve yazı yazmayı ertelemek için bir bahanem kalmadı.Diyetle birlikte onlara da girişmek istiyorum.Japonca nasıl toparlanır valla hiç bilmiyorum.En son ne yaptım nerden alsam...A2 seviyesi gözüküyorum ama şu an A1 eksi falan olabilirim.Zamanlardan ve alfabe çalışmasından geri sarabilirim sanki.İngilizce için de eskisi gibi TED izlemeye döndüm.Hukukta da dilin önemi büyükmüş.Kuzenimle konuştuğumda Japoncanın da iş hayatında gayet işe yarar olduğunu söylemişti.Onu olduğum seviyeye tekrar sabitleyip İngilizceyi eskisi gibi kassam kendimi daha güvende hissedeceğim sanki.Dil öğrenmek bana hep zevkli gelmiştir,bu zevki bayadır tadamadım malum;eski Anılı canlandırma zamanı mı ne?

Çanakkaleden ayrılmanın ne kadar üzücü olacağını bundan sonra her yazımda anlatabilirim herhalde.Sevdiğim her şeyin,herkesin olduğu bir yerden ayrılmak düşündükçe dramatikleştiriyor bulunduğum ortamı,dinlediğim şarkıları.Hele aileden ayrılmak,ilk gün yurttaki halimi hayal edebiliyorum/edebiliyorsunuz :'D Hayatının kırılma noktalarından biri,bir şekilde mecburiyet.Tatsız ama sonu tatlı olsun. (Yaprak Dökümü Veda Sahnesi İzle -tık-)

Sizden büyük bir isteğim var yazıyı bitirirken.

Bana film önerin :( Benim tarzımı ve birçok filmi izlediğimi göz önüne alırsanız aşırı mutlu olurum.Drama olur,Mean Girls tarzı komedi-gençlik-üniversite olur,klişe olmayan aşk filmleri olur...

Daha önceki yazılarımda gönderdiğiniz güzel enerjiler ve dualar için de teşekkür ederim.Daha sık yazacağım için heyecanlıyım.Blog da benimle/sizinle birlikte level atlıyor,boss kesmeye doğru gidiyoruz!

çav xo


''neden başladığını hatırla''







18 Ağustos 2018 Cumartesi

Bucket List Hazırlamak ve Birtakım Hisler 🌻


Ara vereli bir hafta oldu,yazı yayınlamayalı neredeyse koca bir ay...

Geçen haftaki haftalık yazıyı yayınladıktan bir saat sonra sildim.Ne kadarınız okudu bilmiyorum ama benim için bile fazla karamsardı.Kendim üst üste dört kere falan okuyunca silmem gerektiğine kanaat getirdim.Bu kadar hayıflanmaya da gerek yoktu canım yani...

Bahsettiğim şeyleri yinelemem gerekecek şimdi.Olsun,şu an ruhsal olarak daha iyiyim.Geçen haftaların berbatlığı yok üzerimde.Nasıl mı atlattım? En dibi hissederek.Bu bazen işime yarıyor.Hiçbir zaman normal yollardan iyi hissedemiyorum.Kimse,hiçbir şey tam olarak mutlu edemiyor.Kendi kendimi en berbat ruh haline sokup sonra berbatlık derecesini azalta azalta ''normal'' ruh haline dönüyorum.Oradaki normal de ''nispeten mutlu'' anlamında olmalı.

Dershane haftaya tatil.Üzerimden yük kalkmış gibi hissediyorum.Yaz sıcağında hiç devamsızlık yapmadan gittim.O kadar yorucu ki yaz zamanı dışarıda olmak zorunda kalmak,anlatamam.Zaten bu yaz küresel ısınmadan olsa gerek çekinilmez derecede sıcak.Toplu taşıma kalabalık ve sıcak,dayanamadığım için durmadan erkenden iniyorum.Bir noktada ağır sırt çantamla kendimi kordondan denizin serin sularına sonsuza dek bırakacağım diye korktum.

Bayram tatili hem güzel hem daha da gerici aslında.Dershane sayesinde kütüphanede kalıp çalışıyordum ya da dersler sayesinde çalışmış oluyorduk ama şimdi her şey benim elimde.Bu bir haftanın eksiksiz olmasa da verimli geçmesi gerek...Sınav yılında olmak hiçbir şey çalışmasanız bile yorucu bir şey.İnsan psikolojik olarak gergin hissediyor mesela.Sürekli bir gelecek muhabbeti,çalışın diyen öğretmenler,senden çok asılanları görmek ya da emeklerinin karşılığını alamaman...hepsi fena halde gerici.

Geçen haftalar boyunca kalp çarpıntılarım olmaya başladı.Bahsettiğim gerginliklerden olduğunu düşünüyorum hem de biraz anksiyete biraz da karamsarlıktan...sakin hissettiğim zamanlarda gelmiyor,ruh değişimime göre bir anda ortaya çıkıyor.Gereksiz heyecan hissetmek gibi bir his,hiç hoş değil.Doktora gideceğim ama psikolojik olduğu için annem ne diyeceklerini tahmin ediyor.Yine içimize sinsin diye gitmeyi düşünüyoruz.

İnsanlara yüklediğim gereksiz anlamlardan ve çabuk sinirlenen yapımdan kurtulmak istiyorum.Fazla anlam yüklemem hem karakterim hem de ilgi alanlarımla ilgili.Filmlerden fazlasıyla etkilenip gerçek hayatta da görmek isteyebiliyorum.Kendimi şanssız hissediyorum böyle olunca da.Saçmaladığımı anlamak uzun sürmüyor Allahtan.Diğeriyse tamamen karakterimden ve bence burcumdan.En gereksiz olaylara fazlasıyla sinirlenebiliyorum.Saman alevi gibi derler ya,öyle oluyor ama sonuçta insan ruhuna zararlı bir şey öfke,fazlası ruhtan öte bedene bile zarar.

Aklımda eğlenceli planlar var kendim için.Birkaç kere bucket list hazırlama girişimim olmuştu fakat yaşım küçüktü.Dünyayı şuanki kadar bilmiyordum ya da kendimden şuanki kadar emin değildim.Fakat şu an,18 yaşımda böyle bir listeyi tekrar hazırlamam çok daha sağlıklı olur diye düşündüm.Sizinle biraz paylaşayım,daha hiç yazıya dökmedim.

Öncelikle en kolay dileklerden düşündüm.Dünyayı gezmek.Ama bu çok genel ve olabiliritesi düşük.Dünyayı gezecek kadar maceracı değilim,bunu istediğim rahatlıkta başarmam da imkansız.O yüzden iki ülkeyi öncelikle gezmek istiyorum;hatta belki yaşamak.İngiltere ve Japonya.İkisini şöyle bir gezsem,birer ya da daha fazla ay hatta yıllar kalsam...İngiltere'nin havası,ortamı,mimarisi ve sanata verdiği değer her şeyiyle beni büyülüyor.Japonyadan çok bahsettim biliyorsunuzdur artık nedenlerimi.Fakat istemenin en büyük sebebi sokaklarında gördüğüm huzur.Bu kadar basit ama etkili bir neden.O huzuru,minimalistliği deneyimlemek istiyorum.İmkansız istekler değil sanki? Bunlar cepte duruyor hala.


Lunaparkları gerçekten çok seviyorum.O tarz eğlenceli yerlerin hastasıyım.Bir diğer isteğim büyük hatta devasa bir roller coaster'a binmek.İzmir'de küçüğüne binmiştim.Hızlıydı ama istediğim kadar eğlenceli değil.Büyük bir lunaparkta eğlenmek istiyorum.Yanımda arkadaşlarım da olsun,tek başına keyfi çıkmaz.Midesi bulanan,korkan ya da çığlık atan insanlara gülmeye de bayılırım çünkü...


Sokakta sabahlamak istiyorum.Bir gece boyunca dışarıda olmak sonra da gün doğumunu izlemek istiyorum.Çanakkale bunun için güvenli bir yer aslında.Kordon geceleri nasıl çok merak ediyorum.Deneyen arkadaşlarım vardı ve hiçbir şorun yaşamamışlar,eğlendiklerini söylemişlerdi.Sadece fazlasıyla ıssızmış,bu biraz sıkıcı.Ben de denemek istiyorum.İzmir'de ya da Çanakkale'de bütün bir geceyi dışarıda geçirmek kulağa aşırı heyecanlı geliyor.İmkan olarak üstekilere göre daha kolay sanki dimi?


Bir kitap ve bir senaryo tamamlamak istiyorum.Bakın bunu gerçekten istiyorum,hepsinden öte istiyorum.İkisi için de bir şeyler yapıp durdum ama rutin hayatın hengamesinde odaklanamadım.Oysa güzel fikirlerim var,çöpe gitmelerini istemiyorum.Klişeye gitmeden,kendim gibi yazıp bunu somut hale getirmek istiyorum.Belki saçma ama basılmaları ya da filme dönüşmeleri de umurumda değil.Öncelikle tek isteğim tamamlanmış olmaları.Sonrası daha büyük bir hayalden öte plan.


Doğu Ekspresiyle seyehat etmek istiyorum.Bunu da uzun zamandır hayal ediyorum.Herhangi bir uzun tren yolculuğu da olur.Görünen o ki tam benlik bir şey trenle yolculuk...huzurlu,sakin ve fotoğraf çekme malzemesi açısından cennet!


Daha basit bir istek geliyor şimdi,hem de bayat basit: Bir akşam yemeği hazırlamak istiyorum.Ama her şeyiyle.Öyle basit yemekler de değil.Yemek bilgim olmadığından hangi yemek olacağını da hayal edemedim :'D Mutfak konusunda çok beceriksizim.Basit bir keki 3 saatte yapıp çöpe atmıştım.Mutfak için alışkanlık ya da sevgi gerekli.İkisi de yok bende...işte tam olarak bu yüzden denemek istiyorum.Acaba benim hazırladığım yemeğin tadı nasıl olur? Bunu mutlaka yapacağım.Deneğim de ya dostlarım ya da ailem olacak,hatta hepsine birden hazırlayabilirim :')


Huzurlu bir açık alanda yoga yapmak istiyorum.Farklı bir ülke,ya da herhangi bir park.Sessiz,sakin,yeşil bir yer olması yeter.İnsanların içinde yoga yapmak hoşuma gitmez,odaklanamam.Bu yüzden sessizlik şart.Tek ses rüzgarın oluşturduğu hışırtılar olmalı,o derece.Eee bu da kolay sanki? Yaşanacak umarım.


Japoncayı neredeyse unutuyorum.Bu beni gerçekten üzüyor.Hatırlamam gereken bir dolu şey var.Zaman yok ne yazık ki.Bu sene ders dışında ekstra bir şeye enerji harcayamam.Fakat ilerisi için Japonca'da seviye atlayıp iki dil daha öğrenmek istiyorum.Fransızca ve İtalyanca.Heveslendim bu aralar fazlasıyla.Şu yazıdan sonra bile başlayabilirim ama kendimi dizginliyorum.Bu sene zaten yorucu,ekstra kafa yorgunluğuna gerek yok.Seneye yazın bu gün,umarım mutluyumdur,üç dili aynı anda keyifli bir şekilde çalışacağım.



Hedef kapsamında olan dilekler de var,onları dahil etmeyeceğim.Ör: Hukuk fakültesini kazanmak.Bu tarz hedefler bence bucket list kapsamından çok hedeflediklerim tarzı bir listenin dahilinde.Bucket List'de beni dümdüz mutlu edecek şeyler olsun istiyorum.Hukuk okumak,avukat olmak hayalimden öte en büyük hedefim çünkü.Beni mutlu edecek mi? Fazlasıya.Fakat önce koca bir sene stres altına sokup mutsuz da edecek :') İkilemde kaldım bu konuda bak.

Şimdilik liste böyle.Aklımda başka şeyler de var ama artık geri kalanını yazıya dökeceğim.18 Tane madde olacak.18 Yaşımda hazırladığım yapmak istediğim 18 Şey.Yazmış olmak için değil sindire sindire oluşturacağım.18 Tane şeyi bir çırpıda yazıp hiçbirini gerçekten istememek saçma olur.Bucket List hazırlamanın en önemli noktası bu bence.Gerçekten istediğiniz şeyleri yazmalısınız,bir başkası yapıyor ve güzel gözüktüğü için değil.Sizi mutlu eder mi? Siz yapabilir misiniz? bu noktalar belirleyici.

Hedeflerden,hayallerden ve gerçekleşmemiş güzel şeylerden bahsetmek aşırı keyifli bir şey değil mi? Hayal gücü gibi değerli bir şeye sahibiz aslında.Gözümüzü kapatıp hatta kapatmadan da birçok yere gidip kendimizi farklı farklı ortamlarda görebiliyoruz.Ah bir de teker teker gerçek olsalar...Umarım herkesin canı gönülde istediği hayalleri,hedefleri artık ne varsa gerçek olur.Dünyanın bütün çilesine hem mental hem fiziksel olarak katlanan canlılar olarak bu ödülleri hak ediyoruz.



wasting time

Princess Chelsea geri döndü!

Gün boyunca kendimle ilgilendim.Odayı baştan aşağı temizledim,düzenledim.Sonra kendimi de aynı özenle temizledim ve tertemiz çarşaflara atlayıp uyudum.Zaman kaybı diye kendimi tedirgin hissettiğim her şeyi yaptıktan sonra rahatlıyorum.Bugünün işini yarına bırakma diye bir poster bastırıp odama asmak istiyorum.Halbuki gününde bitirilip ertesi güne kalmayan şeyler ne kolay.Duygularımız için bile öyle.Bugün bunu hissediyorum,bugün kötüyüm ama yarına bırakmak zorunda mıyım onu? O günde kalsa olmaz mı? Çünkü o,o günün duygusuydu,bugün yenisine ihtiyacım var.

Ne kadar pozitif konuştum,tarih alın bir yerlere not edin ve tebrik edin plz! :)

Bir de Soredemo Sekai wa Utsukukushii diye bir animeye başladım.Güzele benziyor şimdilik.Anime izlemeyi özlemişim.Artık en son,Ay Savaşçılarını tekrar izleyecektim,düşünün..

Bu gün hafta için ders planını çıkarmam lazım.Ders planı oluşturmak bile yorucu bir şey ya...Yarın Edirne'ye gideceğiz,günübirlik gezmeye.Bu aralar gezen bir aile olduk.Evin çocukları olarak üşengecizdir ve biraz da şikayetçi.Bu yüzden bir yere gidilmeden kırk kere düşünülür.Bu sıra spontan takılıyoruz,tütütü.Edirne'yi merak ediyorum,hafiften heyecanlıyım.Bakalım :)

Mutlu geçireceğiniz bir bayram ve kurduğunuz hayallerin gerçekleştiği bir yaşamınız olsun.

çav.












23 Ocak 2017 Pazartesi

15 Tatili Verimli Geçirme Önerileri - Planlarım 🍪☕️


Hem kendime hem de size motivasyon depolamaya geldim!

Son dönemlerde telefona çok bakıyorum.Hatta elimden düşürmüyorum.Instagram yüzünden hep.Yok stalk yapiyim yok şunu merak ettim,biraz da keşfette takiliyim derken saatlerim hiç uğruna gidiyordu.Dedim ki ''BUNA DUR DE ANIL'' : sildim instagramı.Facebook da aynı şekilde.Bir kez de olsun bir tatili kendime odaklanarak geçiriyim dedim.

Abim geldiğinden beri bir şey çalışmadım,zaten 4 gün falan oldu.Bu hafta çok sıkı şekilde başlıyorum...Şimdi benim planları bir kenara bırakıp genel olarak şu 2 haftada neler yaparak değerlendirebiliriz ona bakalım:

1.Daha Fazla Spor ve Yoga:

Az önce yogadan kalktım.Dün 20dk bugün 34 dk yaptım.Hamlamışım.Normalde bir çırpıda yaptığım hareketleri yaparken canım acımaya başladı,biraz can sıkıcı ama her zaman dediğim gibi ''küçük adımlar''.Ara verdiğiniz bir spora veya en güzelinden evde yogaya devam edin.15 Günün her günü yapılan antrenmanlar güzel meyveler verebilir.

2. Kitap Okuma Geceleri:

Bunu yapmaya bayılıyorum.Okul zamanı içimde en çok kalan şeylerden biri gece kitap okuyamamak.Sizi bilmem ama ben gece bütün dünya sessizliğe bürününce kitap okumaya bayılıyorum.Sanki o kitapla yalnız kalmışız da dertleşiyor muşuz gibi oluyor.Böyle fantazilere girişmek istemiyorsanız normal bir saatte kitap okuyun..okuldan kalan minumum bir 8 saat hayatımıza kazanıyor.Kitapla değerlendirmek şart! :'D

Şuan okumakta olduğum ve bitmesine az kalan kitap: Sineklerin Tanrısı

3. Tekrarlar İçin En Uygun Zaman:

Okul zamanı ders tekrarı yapmak için fazla zaman olmuyor.Genelde test ve ödevlere zaman harcanıyor.Bu tatilde hatta hemen bu yazıdan sonra konu eksiklerinizi tamamlamaya çalışın.Birinci dönemde anlamadığınız şeyleri telafi edin.Sıkı bir çalışma yapıldığı takdirde 15 gün mükemmel uzun bir zamana dönüşüyor.

4. Hava Alın!:

Sadece okul için güneşi görme defteri aralandığına göre kendinize yürüyüş yapmak için zaman ayırın.Ben buna aşırı üşenen biri olsam da her dışarı çıktığım şöyle derin bir ''oh be'' çekiyorum.Temiz hava güzeldir,zihni açar ^^

Dipnot: Bana göre yürüyüş için en güzel zaman ikindi.
Dipdipnot: Sabah üşenmeden yürüyüşe çıkan insanlara hayranım,asla yapamam.

5. Filmler ve Animeler!:

İşin en tatlı yanlarından biri tabiki de bilgisayarda geçen zaman.Size tavsiyem benim yapacağım gibi kafanızı sosyal medya ile bulandırmak yerine film-dizi-anime izleyin.Hem zamanınızı kültürlenerek geçirmiş hem de okul zamanı izlemek istediğiniz şeyleri aradan çıkarmış olursunuz.Bloğun sağ tarafında bu yıl izlediğim filmler var,hepsini gönül rahatlığıyla öneririm,ben kötü film izlemem;zevkliyimdir(!)

Bu aralar izlediğim abime: Natsume Yuujinchou 4. Sezon

Benim planner tatilin ilk haftası için hazır;artık doldurabilirim.Herkese amaçlarına ulaşma yolunda bolca şans ♥ :



3 Aralık 2016 Cumartesi

Yazılı Haftalarını Sakin Geçirebilme Önerileri ☕✨



İkinci yazılılar gelmeden önce yazılılarda başarılı olmanın öncelikle adımı olan ''sakin kalabilme'' adına bir şeyler karalamak istedim.

Ne kadar çalışırsanız çalışın sınav haftalarınızda sakin olamadığınız sürece mutsuz olacak ve yapabileceğiniz şeyleri yapamıyormuş gibi hissedeceksiniz.Benim bu sakinliği sağlayabilmek için kendi adıma yaptığım ve sizde de işe yaracağını düşündüğüm şeyler var.

Listelemeye başlayalım!



  • Negatif insanlara ve içsel düşüncelere yer yok: Yazılı haftasında özellikle gün içinde duyduğumuz tipik insanların cümleleri vardır.''Sınav çok zor olacakmış-of yapamayacağııımmm-düşük alıcaaaz.'' hepsine kulaklarınızı kapatın ve negatif insanları motive etme gibi bir çabaya girmeyin.Negatifliğe bu hafta baya bir kapalı olun.Yapabildiğiniz kadar güzel,mantıklı düşünmeye bakın.
  • Yağlı yiyeceklerden kaçının,daha sağlıklı besinler! : Bu aralar git gide beslenme düzenime şekil vermeye başladım.Fark ettim ki sadece canım sıkıldığı için yediğim abur cuburlar hem israf hem de cildime zarar.En azından bu haftalarda daha sağlıklı ve doğal beslenmeye önem verin.Daha fazla su,evden getirilmiş meyveler-beslenmeler vs. sizi daha mutlu hissettirecektir.Özellikle çikolata paketi gibi satılan müsliler ara öğünler için mükemmel olacaktır.Şans verin derim.



  • Dramaya ara verin! : Kafanızı kurcalayan şeylere ufak bir mola.Küçük şeylere odaklanmak yerine ders kitaplarını tercih edin.Bir şeyler başardığınızı hissettikçe dertlerinize karşı çok daha öz güvenli olacak ve onları alt edeceksiniz!


  • Dikkatinizi dağıtan şeyler illa ki yok olmak zorunda değil : Evet aynen öyle.Telefon bağımlısı olduğunuz için bir anda yazılı haftası gelince kaldırmayın.Eğer gerçekten hayatınızdan az da olsa çıkarmak istiyorsanız bu yavaş yavaş gerçekleşmeli.Mesela gün içinde telefonla uğraştığınız saati hesaplayın ve sonra yazılı haftası bunu yarısına indirmeye çalışın.Her zaman inandığım gibi,önce minik adımlar.


  • Klasik müzik ruha iyi gelir! : Bunu yeni keşfettim.Yazılı haftası boyunca neredeyse sadece spotifydaki ''Studying with Classical Music'' playlist'ini dinledim.Ben kulaklıkla dinledim ama size tavsiyem hoparlörden arka fonda gibi vermek daha hoş olur.Klasik müzik gerçekten insanı iyi hissettiriyormuş.Ayrıca diğer study playlist'lerine de göz atmanızı öneririm.

  • Derin nefes al-ver! : Sınav öncesinde yapılabilecek en güzel şey.Derin bir nefes alıp sakince vermek ve şunu düşünmek ''Emek verdim ve bunu yapabilirim.Her şey yolunda gidecek.'' 










xoxox çalıştığınız her konuda emeklerinizin karşılığını almanız dileğiyle xoxox









5 Eylül 2016 Pazartesi

#Mondaymotivation - #Pazartesimotivasyonu (2)


 Heyooo!

Yeni bir haftaya daha başladık.Okulların açılmasına da az kaldığı için açıkçası bütün yazı öyle olmadığı halde boş geçirmiş gibi hissediyorum.Bu histen biraz olsa kurtulmak ve yeni okul dönemine hazırlanmak için pozitif enerjiye ihtiyacım var,umuyorum ki sizin de? ^-^


Küçücük dünyada bir sürü hayat.


Dünyanın yok olacağını aldırmıyorum.Benim için defalarca bitti ve sabah tekrardan başladı.


Sadece pozitif bakış açıları!

Herkese mutlu,huzurlu ve verimli bir hafta olsun! xoxox





4 Eylül 2016 Pazar

Daha Kaliteli Yaşamak


Verimli bir hayat geçirmenin,mutlu olmanın bana göre önceliği içinde bulunduğumuz yaşamı kaliteleştirmek.Maddi durumunuz ne olursa olsun bazı küçük ipuçlarıyla kendinizi bulunduğunuz ruh halinden çok daha üstlerde hissedebilirsiniz.

Su İçmek

Kısa ve net.Su içmek daha kaliteli bir hayat için atılabilecek ilk adım.Günde 2 litre veya daha fazla suyu evinizdeki en şık bardakla içmek sizi daha lüks ve öz güvenli hissettirecektir.

Hatta yazının burasında durun,su bardağınızı elinize alın ve yavaş yudumlamalarla yazıyı okumaya devam edin.


İsraftan Kaçınmak

Hepimizin elinde aldıktan sonra deliler gibi pişman olduğu,parasına üzüldüğü ürünler vardır.Mesela hayatımız boyunca böyle ürünlere verdiğimiz paraların toplamını düşünelim ve onlarla şuan istediğimiz şeyleri alabileceğimizi.

Ya da boşa harcadığınız zamanları düşünün ve yine o zamanları nasıl daha faydalı geçirebileceğinizi.Hayat kalitesi demek zamanı güzel değerlendirmek demek.Planlı olun,boş şeylere fazla zaman ayırmayın.

İsrafın her türlüsünden kaçınmak elinizdekiler artıyormuş gibi hissettirecektir.



Minimalist Yaşam

İsraf etmemekle doğru orantılı bir madde.

İhtiyacınız olmayan şeyleri hatta belki çevrenizde kalabalık eden insanları bir çırpıda çıkarın.İhtiyacınız kadar eşya ve sadece sevdiğiniz insanlar eminim bütün hayatınız boyunca sizi daha mutlu hissettirecektir.

(Bunun hakkında daha uzun bir yazı yazacağım,şu anlık bu kadar yeter *-*)


Daha Süslü Yiyecekler

Yediğiniz şeylerin görüntüsüne de önem verin.

Örneğin kendinize evde olan meyvelerle güzel,şık bir tabak hazırlayın.Eminim ki elinize alıp 5dk içinde tükettiğiniz kabuklu meyveler şimdi gözünüze çok daha eğlenceli,doyurucu ve zengin gelecektir.


Ağzım sulandııı!


Kendinize Değer Verin

Sizinle ilgili olan her şeyin önemli olduğunu kavrayın.Giydiğiniz giysiler,yediğiniz yiyecekler,içtiğiniz kahve hepsi önemli ve hepsi size ait olmalı.

Kaliteli yaşamanın en önemli maddesi aslında bu.Kendinizi bulun ve insanların hayatınız hakkında ne yorum yaptığını umursamayın.Kıyafetleriniz siz gibi olsun,ağzınızdan çıkan kelimeler sizi yansıtsın.

Böylelikle bu yap-bozdaki son parçayı benliğinizle tamamlamış olacaksınız!


Mutlu Pazarlar!













22 Ağustos 2016 Pazartesi

#Mondaymotivation - #Pazartesimotivasyonu (En Sevdiğim Quotes)


Twitterde uzun zamandır olan ve takip ettiğim bir tag var.Her pazartesi dünyanın dört bir yanından insanlar başlıktaki hastag ile haftaya güzel başlamayı birbirine aşılıyor.

Çok hoşuma gidiyor bu tag benim.Haftabaşı geldi mi ilk işim twitter'a girip yazılanları okumak oluyor.Sizinle beğendiğim quoteları paylaşmak aklıma geldi.

Hadi biz de Umut Duraklarında #Pazartesimotivasyonu yapalım!^^

Her gün 2. bir şans

''Ne aldığının önemi yok denediğin için seninle gurur duyuyorum.Testinin nasıl olduğu senin zekanı ve sarf ettiğin eforu tanımlamaz.Hiçbir belge senin büyüklüğünü kapsayamaz.''


Uyan,kıçını kaldır,tekrarla.




Olmak istediğim yerde değilim,fakat Tanrıya teşekkür ederim ki önceden olduğum yerde de değilim.


Problem yoksa problem yaratma.


Cuma,yaz,aşık olduğun birileri,hayat için beklemeyı bırak.Mutluluğa onu beklemeyi bıraktığında ulaşırsın ve şuan bulunduğun zamanı ''en'' yap.


İyi şeyler yapmak artı yeterli uyumak istiyorum.




Her zaman başarına giden yolda başarısızlıkları geçeceksin.

Hata yap ve öğren.


Ve tabiki en en en sevdiğim;

Her sabah yeniden uyanıyoruz.Bugün ne yaptığımız asıl önemli olan.


31 Temmuz 2016 Pazar

Haftanın Güncesi #28 (Yeni Bir Pencere+En Güzel Hafta) !!!


 Yazın en ama en güzel haftasıydı!



Bu hafta oldukça dolu geçti,nerden nasıl anlatmaya başlasam bilmiyorum.Galiba ilk önce zihnimde gerçekleştirdiğim birkaç değişiklikten bahsedeceğim.

Artık insanlara karşı ''hayır'' diyebiliyorum.Vicdanımın beni yönetmesini bir kenara bıraktım.Bu aslında biraz annemin sayesinde oldu.Normalde hiç sıkıntılarımı aileme anlatan biri değilim,nedenini gerçekten bilmiyorum halbuki öyle her şeyimi eleştiren bir ailem de yok tam tersine hep arkamdalar.Her neyse işte anneme bir konu hakkında danıştım uzun uzadıya anlattım.Annem şöyle dedi.

''İnsanlar senin düşündüğün gibi değil Anıl,ben 40 yaşıma geldim ve bir sürü insanla tanıştım;maalesef büyüdükçe anlayacaksın ki vicdanlı olmak o kadar da iyi bir şey değil,yüreğinin sesini dinle o en doğrusunu söyler.''

O ruh halimle beraber bu söz öyle bir kafama yerleşti ki şuan karakterime yeni bir şey kazandırdım gibi hissediyorum.Daha 2 günlük şeyler olmasına rağmen o eski aşırı vicdanlı insanıma ''aptal'' diyorum.Gerçekten bu yüzden çok kazık yedim,hayır diyemediğim için çok sıkıntılar yaşadım.

Fakat artık hepsine tekmeyi bastım.Kendime odaklanıyorum,bir şeyi istiyorsam EVET istemiyorsam HAYIR yaşadığım üzüntülerden sonra bir de insanları mutlu etmeye odaklanmayacağım çünkü hiçbirinin sonucu iyi olmadı,insanoğlu nankör ki bunu kedilere diyip dursalar bile :x

Diğer bir zihin değişikliğim ise kötü olaylara bakış açımla ilgili oldu.Bilenler bilir her şeyi aşırı büyütüp kuruntu yapan biriyimdir,biriydim.Hatta blog yazılarıma göz atıp evhamlarıma bakarsanız anlarsınız.İşte bunu azalttım.Olayları tam olarak anlatmayacağım biraz özeller ama artık çok düz bakıyorum her şeye.Beni üzecek şeyleri abartmıyorum beynime diyorum ki ''Bir şey yok,su akar yolunu bulur.'' bu kadar zaman sonra ilk kez kendi söküğümü kendim dikebiliyorum.Çok daha tatmin edici insanın kendisinin derdine çare olması.

Bu güzel şeyler hakkında bilgilendirici bir blog yazısı yazacağım.Çok güzel olacak o yazı,gerçekten ekranınızdan suratınıza mutluluk fışkıracak!

Bu hafta ders çalışma konusunda zirve yaptım hatta haddinden fazla.Nida adlı Japoncadan bir arkadaşımla düzenli olarak haftanın 2 günü kütüphaneye gitmeye başladık.Kendisi de başarılı biri olduğu için onunla çalışmak beni daha çok motive ediyor.Kulaklıkları takıyoruz 3 saat sonra sandalyelerden kalkıp yeni uyanmış gibi kütüphaneden çıkıyoruz.Gerçekten şunu söylemeliyim ki evde çalıştığım 3 saat kütüphanedeki 1 saat gibi,o kadar verimli ve güzel.

Kütüphane sonları da direkt Japoncaya geçiyoruz.Müjdeyi vereyim,sonunda şu sürekli gördüğünüz karakterleri,karışık kuruşuk yazıları öğrenmeye başladık yani Kanjiyi.Dürüst olmak gerekirse gözüm korktu biraz şimdilik 13 karakter öğrendik,hatta bu yazıyı yazdıktan sonra biraz tekrar yapacağım çünkü gerçekten karışıklar :x

Hafta bu şekilde verimli verimli giderken bir de araya günübirlik bir tatili sığdırdık.Hattuşadan bahsetmiştim hatırlıyorsunuz dimi?Gürede üye olduğumuz bir yer.Yine oraya gittik sabahtan akşama kadar durduk sonra yolda yemeğimizi yiyip eve döndük.Cuma günü olması çok güzeldi,kendimi şirketindeki işlerini bitirmiş jetiyle Avrupada tatil yapmaya giden bir iş adamı kadar konforlu hissettim!


Bookstagram: tık


Yüzmeye de devam ediyorum.Bu hafta öncekilere göre daha hızlıydım ve bir tık az yoruldum.Bu deli gibi sevindirici!!

Abimin doğum günüydü dün,o ben ve arkadaşı pasta yemeye gittik.19 Yaşında olması şaka gibi geliyor hala.Eskisi gibi hissediyorum o dokuzuncu sınıf ben altıncı.Büyümek çok garip bir şey ya :')


Instagram: tık

Olanlar böyleydi bu hafta.Hepsi güzeldi,hepsinden memnunum.Birazcık size gelecek hakkında aklıma gelen küçük planlardan bahsedeyim o halde.

Kış başlarken odamı tamamen yeniden düzenlemeye karar verdim.Minimalizm bloglarından,youtube kanallarından çok etkilendim.Odam artık kalabalık geliyor onları okudukça.Atılacak çok şeyim var hele de çöpçü benin!

Bir de bir youtube kanalı açmaya karar verdim daha doğrusu video koymaya.Fakat bir kamera bekliyorum ve aklıma gelecek güzel içerikler.Video yapmak için absürd şeyler koymak istemiyorum.Video yükleme amacım tamamiyle kendi diyalog kurabileceğim internet arkadaş grubumu oluşturmak.İnsanlarla konuşmayı,bilgi alışverişi yapmayı çok seviyorum.Bunu genişletmeyi denemekten ne çıkar?Mesela şu minicik bloğumda bile çok güzel insanlar tanıdım.En güzellerinden Kahve İçermiyiz(Namı diğer Dukuju*-*) ve Küçük Joe.

Aaa bakın Küçük Joe demişken çevirmenliğini yaptığı kitap sonunda yayımlandı!Çocuk kitabı olarak geçiyor ama çok tatlı bir şey gibi hatta saolsun bana da elinde olan kopyalardan birini gönderdi,burdan da teşekkür ederim ♥

Eğer kitaba göz atmak istiyorsanız küçük joe'nun bloğundaki fotoğrafa tıklamanız yeterli: tık

Hafta da,yazı da böyle tamamlanmış oldu!

Güzeldi,güzel şeyler öğrendim,güzel olaylar yaşadım.

Galiba bu yazının özeti kazandığım yeni pencereler gibi bir şey oldu.Böyle süslü püslü çiçekli olanlardan.Bundan sonra yapmam gereken çiçekleri soldurmamak,camımı temiz tutmak!

Umarım başarırım,başarırız;sevgiler xoxoxox




26 Temmuz 2016 Salı

Küçük Adımlar


Dünyadaki her şeyin bir küçüğü vardır oluşabilmesi için.Mesela bütün maddelerin atomdan oluşması,her başarının;mutluluğun küçük adımlardan gelmesi gibi.

Bu büyüye inanıyorum yani her gün bir şeyler için minumum da olsa çalışmaya,onun adına küçük bir adım atmaya.

Ne olursa olsun gün içinde bir şeyler adına uğraşıyorum.İlla akademik olmak zorunda değil mesela odamı güzelleştiriyorum,blog yazıyorum.Gece başımı yastığa koyduğumda bomboş bir gün geçirdim yerine bak bugün de bir adım attın demek istiyorum.

Çokça sözü var aslında,çok uzağa gitmeyelim en basitinden bizden bir örnek: damlaya damlaya göl olur.

Emekleriniz,geçirdiğiniz verimli günler,adım atarkenki gayretiniz ve bunların hepsini her gün tekrar etmekle o hayali kurduğunuz şeylere ulaşacaksınız.

Güneşin Doğması=yeni bir gün,

Yeni bir gün=yeni bir doğuş,

Yeni bir doğuş=yeni işler,

Yeni işler =atılan küçük yeni adımlar,

Atılan küçük adımlar=hedefe,hayale ulaşma!

(Gün içinde yaptığınız küçük işleri bu matematiğe bakarak küçümsemeyin,onlar hayallerinizin temeli.)

*Pozitif Kalın*






19 Temmuz 2016 Salı

İç Huzur


 Bazen çevremde ne kadar kötü şeyler olsa da,fırtınalar kopsa da içimin cennet gibi olduğunu hissediyorum.Her şeyden etkilenen biri olarak bunu başarabildiğimi fark ettim.

Eskisi kadar takmıyorum her şeyi,kim beni seviyor kim bana değer veriyor insanlardan ne bekliyorum? Fark ettim ki bunları sorun etmeyi azalttım.

Formülünü biliyor muyum? Hayır.

Bence bu sadece alışmışlıkla alakalı.Bir şeylere,birilerine sürekli değer verip istediğiniz değeri göremediğinizde artık dediğiniz kısımda devreye bıkmışlıklık ve devamında umursamama geliyor.Hani hiçbir şeyi takmayan insanlara diyoruz ya ''Ne kadar gamsız!''

Doğrusunu söylemek gerekirse bu tip insanlar sinirimi bozardı çünkü bunu yapmayı başaramadığım için kıskanırdım.Fakat şimdi bakış açım değişti çoğuna.Anladım ki insanlar alışmışlıklardan sonra umursama hissini kaybedebiliyor.Hepsi için demiyorum istisnalar da vardır elbet.

Benim ''artık'' dediğim şey ne oldu bir fikrim yok.

Sadece bundan sonra başlıktaki şeye daha çok odaklanmaya karar verdim.Kendime,kendi işime.

İç huzur;sizi ve çevreyi gördüğünüz pencereyi güzelleştirecek şey.




25 Mart 2016 Cuma

Gece Çalışmaları


 Kahvem için kaynattığım suyun fokur fokur sesi kulağıma gelirken birazdan başlayacağım gece çalışmasını planlayacağım.

Her şey çok birikti.Proje,performans ödevleri,yazılılar ve kurslar.Hepsine ayrı ayrı mitoz bölünemeyeceğime göre benim değerli zamancıklarımdan çalmak gerekecek.Sabah da olurdu bu iş ama ben sabahları motivasyonlu olamıyorum sürekli dikkatimi bir şeyler veya birileri dağıtıyor.Ben de motivasyonlu,pozitif çalışmam gerektiği zaman dünyanın en sessiz olduğu saatleri,geceleri tercih ediyorum bkz: tık

Gece Çalışması Planlaması:


  • Uyanık kalabilmek için bir kupa kahve ♥
  • Dersleri genelde zaman kaybetmemek için önem sırasına koyarım:
  1. Matematik Proje ödevi soru yazımı + geçmiş dönemlerde çıkan soruların yazıcıdan çıkacak hale getirilmesi.
  2. Fizik Proje Ödevi için ''Elektroliz'' konusunun araştırılması + Deney için gereken malzemeleri listelemeç
  3. Geometri kuralların özet defterine çıkarılması + ödev testlerinin çözümü.
Bu gece yapmam gereken bunlar.Projeler çok zaman alacak gibi bu yüzden başa koydum ki eğer çok yorulursam 3. maddeyi sabaha erteliyebilirim.Sabah uykularım değerlidir bu yüzden ''öğlen'' diyeyim hatta  :)

Neyse bakalım ben yazarken su kendinden geçti!

Hadi bana şans dileyin şunların üstesinden geleyim xoxoxox


21 Mart 2016 Pazartesi

Haftanın Güncesi #11 (Güzel Haberler Var!)



   İlk kez bir haftanın güncesini bu kadar mutlu yazıyorum.Çok ama çok tatlı bir olay oldu.Tanır mısınız bilmiyorum ama İşte Benim Stilim yarışmacılarından Özden Cerrahoğlu diye diye biri var.Yarışmaya hayran olmamama rağmen sırf onun tarzı ve bana benzerliği için 2 sezon izlemiştim.Son sezondandan sonra da hayranlığım tavan yapmıştı.Dm'den son bir haftada 20 mesaj falan attım,içimden geldi beni görsün istedim ve oldu da.Buyrunuz;




instagram hesabım için: tık

Belki size çok ergence gelebilir ama beni ne kadar mutlu etti anlatamam.İlk gördüğümde az daha telefon elimden düşüyordu :')

En minik hayalinize bile inanın.

Güzel haberler bununla bitmiyor,Japonca kursuna hiç aksatmadan gittim bu hafta(ALKIŞ).Hocamın söylediğine göre gittiğim gençlik merkezinin bizim sınıfı Japonya'ya gönderme planı varmış.Onu duyunca da kendimi yere düşürüyordum ^^ fakat kesin değilmiş,bir sınav olacakmış sonrasında ilk 4 veya 2 Japonyaya kursa gönderilecekmiş.Eğer kesinleşirse ben her şeyi bir kenara bırakır oturur Japonca çalışırım.Bu fırsatı hiç kaçırmak istemiyorum,umarım bize böyle bir şans verirler.Seneye de A2 seviyesi için talep etmemiz lazımmış,Japoncamı lise hayatım boyunca normal dersimmişçesine  devam ettirmek istiyorum.Sınıfça örgütlendik,açtıracağız devam da edeceğiz! ^^

Bir diğer küçük ama mutlu haber ise ''OKUYACAK ÇOK KİTABIM VAR!'' Anneciğimin kitaplığı sağ olsun ne ararsam buluyorum.Önceki yazımda önerdiğiniz ''1984'' George Orwell kitabı da varmış.Zaten Hayvan Çiftliğini de annemden almıştım.''Hiroşima'nın Çiçekleri'' kitabını bitirdikten sonra mutlaka okuyacağım.Bu arada Hiroşima'nın çiçekleri de çok özel birinden hediye,bahsedeceğim ^^

''Yazılılara Nasıl Çalışıyorum?'' yazısından sonra motivasyonum bir tık arttı.Bunun bir diğer sebebi de artık kendimi ''motivasyonlu'' olmak için zorlamamam galiba.Çünkü fark ettim ki kendime çok yüklendiğimde dibine kadar sıkıştırılmış bir yayın önüne konulan top gibi fırlıyorum.Bunu ilerlemek gibi düşünebilirsiniz ama bana göre tamamen kontrolsüzlük.Minik adımlarla büyük işler başarmak çok daha zevkli ve tatmin edici.

İlk kez bu saatlerde blog yazıyorum sanırsam.Duş aldım,ders çalıştım,uyku için hazırlandım,bloğun başına oturdum.Çok güzel bir hismiş verimli bir günün ardından yazmak,bunu daha sık yapacağım.İnsan sanki karnı doyuyormuş gibi hissediyor.


Haktan bana bugün bir fotoğraf attı ''Aynı sen'' yazarak.


Halide Edip Adıvar'ı sevmeme rağmen böyle mükemmel bir sözü olduğunu bilmiyordum.Beni tanıdığı ve bu sözü benle paylaştığı için Haktan'a da teşekkür ederim :') Bu sözü hayatım boyunca unutmayacağım.

Daldan dala atlayarak yazdım bu yazıyı biliyorum..unuttuğum şeyler oldu ve onları bloğu yayınladıktan sonra hatırlayacağım bunları da biliyorum...

Ben iyiyim,iyileşiyorum,olgunlaşıyorum içimdeki bazı kırık parçaları oturtturmaya başlıyorum.Adımın hakkını vermem gerekiyor ama değil mi o kadar umut,hope mope dedik :')



17 Mart 2016 Perşembe

Yazılılara Nasıl Çalışıyorum?




''Nasıl Ders Çalışıyorum?'' yazısından sonra seveceğinizi düşündüğüm,ona paralel bir yazıyla sizlerleyim!

Malum yazılı haftaları stresiyle,yorgunluğuyla gümbür gümbür geliyor.Benim yazılılarım 25'inde başlıyor ve 1. döneme nazaran konular çok daha fazla bu yüzden bu yazıyı yazarak hem kendime hem de sizlere bir yön göstermek,motivasyon sağlamak istedim.Hepsi benim kendi yöntemlerim umarım size de uyar :)


Ben yazılılara 1 hafta önceden çalışmaya başlıyorum;
  • Planlama:
Yazılı takvimine göre gün gün hangi dersleri çalışacağımı belirliyorum.


Planner'ım.


Sevdiğim sayfalardan.

Dersleri gün yerine zorluk derecelerine göre de ayarlayabilirsiniz.Mesela Dil derslerini yazılılardan çok önce çalışıp aradan çıkarıp Matematik gibi uğraş isteyen derslere 2-3 gün ayırabilirsiniz.Bu tamamen sizin hayatınıza göre değişebilecek bir durum.

Dersleri günlere veya zorluğa göre ayırmayı hallettikten sonra gelelim ''çalışma'' kısmına;
  • Yabancı Dil Derslerine Çalışma:
Benim en rahat olduğum yazılılardan başlamak istedim.

Dili bir ders olarak görmezseniz size çok daha basit gelecektir.Grammar konularını saymazsak eğlenceli bile bulabilirsiniz.Ben dile 3 farklı bölüme ayırarak çalışıyorum:

           1.Kelime Çalışması: 



Bu kelime kavanozlarımı ''Hazırlık Sınıfı'' hakkında yazdığım bir yazıda da göstermiştim.

O hafta hangi dil yazılım varsa onun kelimelerini ünite ünite farklı renk kalemlerle yazıp ilgili kavanoza atıyorum.Ezber seviyenize göre tekrar edin derim.Ben ezberime güvendiğim için yazılıdan önceki gece bir iki kez okuyorum,yetiyor.

Eğer derseniz ben kavanozu nerden bulacağım Anıl?

Elinizde boş veya müsvedde olarak kullandığınız defterleriniz vardır.İşte onlar yazılı haftanız en büyük yardımcınız olacak.Yabancı kelimeleri türkçeleriyle üşenmeden defalarca yazın.Hepsini 2-3 kez yazdıktan sonra hala aklınızda tutamadığınız bir kelime varsa onu 5-10 kez yazın.Gerçi buna gerek bile kalmayacak çünkü yazmak dil öğrenmedeki en etkili yoldur.


              2.Dil Bilgisi Çalışması:

Herkesin en çok zorluk yaşadığı konu olsa gerek.Benim de dilde en sevmediğim şey.Fakat bir o kadar da basit bulduğum.

Dil bilgisi çalışırken kelimenin aksine fazla ezber yapmaya çalışmayın.İlk önce türkçede bu neyin karşılığı diye bir düşünün.Türkçede karşılığı olmayan İngilizce grammar'ler de var biliyorum ama siz yine de onun karşılığını beyninizde oluşturarak o dildeki amacını anlayın.

Mesela Past Pefect'i ele alalım:

Formül: Subject (I,you,we,they,he,she,it) + Had/Hadn't + Past Participle (V3) .

              Had/Hadn't + Subject + V3 ?

Türkçedeki karşılığı: miş'li geçmiş zaman.

İpucu: Past Simple'la kurulan cümlelerdeki olayların öncesinde gelişen durumlar.

Ben grammar kurallarını kafamda bu şekilde formülize ederek hazırlık sınıfından beri kullandığım deftere yazıyorum.Grammar konularını ne kadar kolay bulursanız bulun ''yazın'' çünkü bazen minicik bir şeyi unuttuğunuzda hepsi boşa gidiyor.

Bonus: Grammar konularını çok basit ama mükemmel bir şekilde anlatan bazı benim takip ettiğim youtube kanalları:

English Grammar Spot (tık)

Anglo Link (tık)

Holmwood's Online Learning (tık) Favorim

                    
                3.Okuma-Yazma-Dinleme Çalışması:

Benim dil çalışırken en sevdiğim şey okuma,yazma ve dinleme çalışmalarıdır.Bunları yaparken gerçekten dili öğrendiğimi hissederim.Net şu şekilde çalışın diyemiyorum çünkü çalışılacak değil hayatınıza sokacağınız bir şey.Etrafınızda gördüğünüz ingilizce şeyleri,ders kitaplarınızı,normal kitapları okuyun; ingilizce alt yazılı dizi,film izleyin; kendi kendinize denemeler yazın.Yapın işte bir şeyler bu tamamen sizin özverinize bağlı :)

  • Sayısal Dersler:
Çoğu öğrencinin korkulu rüyası Fizik,Matematik.Ben Matematikten değil de Fizikten biraz korkuyorum.Aslında çok şahane bir ders.Gerçekten hayata dair bir şeyler öğrendiğimi hissediyorum fakat teorik kısmını okulda pek iyi bir şekilde öğretildiğini söyleyemem.

Sayısal derslerde yazılıya çalışma yelpazesi biraz geniştir.Eğer öğretmeniniz belirli bir konu aralığı veriyorsa okul defterinize yoğunlaşın,eğer her şeye çalışın diyorsa okul defterinizin yanında bol bol konularla ilgili testler de çözün.

Ben şanslıyım ki matematik öğretmenim defterimizi esas alıyor.Yazılıdan 1-2 gün önce defterimdeki soruları çözümlerini kapatıp kendim çözmeye başlıyorum.İlk konudan sonra konuya geldiğim zaman yapamadığım soruları boş bir kağıda yazıyorum ve ya özel hocama ya da okul hocama soruyorum.Böylelikle defterdeki bütün soru tiplerini kavramış oluyorum.İşin formül kısımlarını da başka kağıda geçirip sözel gibi ezberlemek yerine sorular üzerinden anlıyorum.



Fizik çalışmak adına ise tek yapabileceğim:



  • Fen Dersleri:
Bu aralar en sevdiğim ders Kimya ve Biyoloji adına sorunum yok.Genelde anlayarak ezberlemeye,formül çıkarmaya çalışıyorum.Notların özetini bütün ders özetlerimin içine yazdığım dönemin başından beri kullandığım bu emektar deftere yazıyorum :') 


1.Dönemden sayfalar:


Biyoloji


Kimya

Yazılılara çalışırken olabildiğince kısa ve akılcı notlar alıyorum.Açıkçası her şeyi yazıp hiçbir şey anlamamak yerine her şeyi kısa kısa ve anlaşılır kılmak çok daha mantıklı.

  • Sosyal Dersleri:
Tarih <3 Coğrafya :(

Tarihe yazarak ve okuyarak çalışıyorum.Çok sevdiğim ve bir o kadar basit bulduğum bir ders bu yüzden pek bir şey diyemeyeceğim.Okuyun,önemli kısımları not alın ve bir hikaye gibi görmeye bakın.Sanki okuduğunuz bir kitaptan size sorular gelecekmiş gibi düşününün.

Coğrafya en nefret ettiğim ve düşük not aldığım ders.Aslında eğlenceli geçiyor bazen ama yine de bir türlü ısınamadım.Çalışırken hep görsele dayandırıyorum.Hem fazla okumak istemediğimden hem de daha akılda kalacağını düşündüğümden.


Duvarımda asılı olan bir mind-map

  • Sözel Dersler:

Kitap okumayı ne kadar sevsem de edebiyat dersini hocanın işleyiş tarzı bana çok manasız geliyor.Dil Anlatımı ise zaten ilkokula başladığımızdan beri görüyoruz.

Bu iki ders hakkında farklı ne önerebilirim bilmiyorum klasik bir şekilde okuyorum ve özet çıkarıyorum bu kadar :/



Galiba başka bir ders kalmadı.Şimdi ihtiyacımız olan tek şey biraz motivasyon.
  • Beni En Çok Motive Eden 3 Quote:





Hepinize başarılar dilerim!