1 Mart 2016 Salı

Blog Yazarlığınız Hakkında Düşünceleriniz - Mim


Sonunda farklı bir yazıyla sizlerleyim yeey ^^

Çağan beni son yazısında mimlemiş,yani benim bu soruları cevaplandırmam ve başkalarını da mimlemem için etiketlemiş.Çook teşekkür ederim onun kanalını ziyaret etmeyi unutmayın erkek bakımı hakkında yazıları var,ben severek takip ediyorum: TIK



1- Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan söz ediyor musunuz?

Neredeyse bütün arkadaşlarım benim bir parçam olan bloğumdan haberdar.Yeni tanıştığım insanlara da biraz zaman geçirdikten sonra söylüyorum.

2- Neden blog yazıyorsunuz?

Yazmanın,düşünmenin beni her zaman iyiye götüreceğine inanıyorum.İnsanlarla fikirlerimi paylaşmayı,tartışmayı onlara içimi dökmeyi,bazen de onları dinlemeyi seviyorum.Hayatım boyunca da bu böyle olacak;ister burada ister bir defterde isterse de bir duvarda hep yazıyor olacağım.

3- İlk yazınız ile son yazınız arasında ne gibi farklar var?

İlk yazılarım çok daha amatör ve heyecanla yazıldığı belli.Halka sesleniyormuş veya youtube videosu çekiyormuş gibi kelime öbekleri kullanmışım.Komiğime gidiyor okudukça :) 

4- Blog yazmak normal yaşantınıza ne kattı?

Öncelikle yazma yeteneklerimi geliştirdi.Çok güzel bloggerlar tanıdım ve hayata yeni bir bakış açısı kazandım.Olayları ele alış biçimim değişti.Sesimi duyurduğumu hissettim ve bu bana tatmin olma duygusu verdi.Güzel insanlardan güzel övgüler aldım.Onların ''Güzel yazıyorsun'' gibi basit bir cümlesi bile bana dünyaları verdi,yüzümü gülümsetti :')

5- Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz? 

Blog yazmak harika bir şey.Yazmayı seven bütün yakın arkadaşlarıma öneriyorum.Gelin günlüğünüzü,fikirlerinizi buraya taşıyalım ^^

6- Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?

Çevrem ve bana ait olan her şey aslında kaynağım.Düşüncelerim,gördüklerim,sevdiklerim,sevmediklerim...listeyi yazı boyunca uzatabilirim.Benim ilhamım ruhum.

7- Diğer blog sahipleriyle iyi iletişim kuruyor musunuz?

Evet severek okuduğum blogların sahipleriyle iletişime geçip konuşmayı çok seviyorum.

8- Rahatsız olduğunuz konular var mı?

Hayır henüz karşılaşmadım..eğer karşılaşırsam bu kısmı değiştireceğim :)


Benim mimlediğim bloggerlar:

İyi Geceler Küçük Joe , Dukuju ve cevaplamak isteyen herkes.

Dipnot:Tesadüfen 15.000'e özel bir yazı gibi oldu :')

Değerli zamanını ayırıp beni bugüne kadar okuyan,fikirlerimi önemseyen herkese kucak dolusu sevgiler..





28 Şubat 2016 Pazar

Haftanın Güncesi #8


 Her bu seriyi yazmaya başlayacağımda bir afallıyorum acaba geçen hafta ne yaptım ya diye.Çünkü dünyanın en sosyal insanı olduğum için her günüm farklı farklı maşallah(!)

OKUL-EV arasında geçen monoton bir haftaydı yine.Şunu çok ama çok merak ediyorum Türkiye'de kaç öğrenci halinden memnun ve zamanını her şeye yetiştirebiliyor?Eğer başarıyorsanız siz ''özelsiniz.''

Ben sudan karaya yanlışlıkla zıplamış bir balık gibi tekrar suya dönmek için çırpınıp duruyorum.Su düzenli hayat kara ise benim bulunduğum hayat diye temsil edebiliriz.Eğer birazcık daha zamanı uzatırsam bir daha suya adapte olmaya şansım olmayacak.

Bir gün 24 saatse zaten 8 saati okul (göz yaşlarınızı silin öyle okumaya devam edin lütfen) 8 saat de uyuyorum desem ki 6 saat falan bu.8+6=14 saat kaldı 10 saat.2-3 saati ders desek kaldı 7 saat.Eee dinlenmeyi de katsak minumum 2 saat;kaldı 5 saat.Yani koskoca bir günde kendimize ayırabileceğimiz,bir şeyler yapabileceğimiz 5 saatçik var.Bunun da bir kısmını yorgunluktan kendimizi bir köşeye atmakla geçiyor.

Engin matematik bilgimle canınızı sıkmadım umarım..ama gerçekler böyle :&

Yine de bir düzene girmek için uğraşıyorum.Bir yandan da şunu düşünüyorum ki düzensiz olmam aslında düzenim mi?

Kafamda deli sorular,yazdıkça işin içinden çıkamıyorum.

Fakat size söz şu günlerimi insan gibi bir düzene sokacağım.Hem dinleneceğim hem eğleneceğim hem çalışacağım.İmkansız değildir ya,bana verilen hayattaki bu zamanlarımı kim benden alıp daha verimli geçirebilir ki?Benden başka ''kimse''.

O zaman dizginleri ele almanın zamanı geldi!








27 Şubat 2016 Cumartesi

Sadece Aptallar 8 Saat Uyur-Kitap


Son zamanlarda ilk kez bir hafta içinde 1 kitap bitirebildim,kendimle gurur duyuyorum!

Kitap uyku hakkında her şeyi ve yazara göre bize dayatılmaya çalışılan 8 saat uykunun ne kadar gereksiz olduğunu birçok kanıtla beraber anlatıyor.

Bu kitabı uyku sorunlarımdan sonra aldım tık (Yorumlar kısmında İyi Geceler Küçük Joe'nun bana uyumak adına verdiği güzel bir öneri mevcut ^^ ) fakat beni uyutsun diye değil tam tersine acaba neden az uzuyorum,az uyumak kötü bir şey midir sorularının cevabını bulmak için.

Buldum mu?Hayır Kitabı sevdim mi?Evet biraz tezat oldu galiba,içimdeki okurken içimde oluşan karmaşıklığı yansıttı.Mesela yazar uykuyla ilgili bazı olguları kapitalizm ürünü olarak görüyor ama her fırsatta az uyuyup insanlığa yararlı olmaktan bahsediyor.Eee eğer hepimiz az uyursak daha fazla çalışacağımız yer nere olur?Babamızın tatlı küçük çiftliği mi? :D

Yazarı pek objektif bulamadım,bazı yerler saçma bile geldi.Tek beğendiğim şey hikaye şeklinde anlatması ve bana yaşattığı iç karmaşıklıklardı.

Kitabın içinden çok güzel sözler kazıdım aklıma ama,sayıları fazla olduğu için en beğendiğim 3 tanesini atmaya çalışacağım;






Dipnot: Ben de fazla uyumanın gereksiz bir şey olduğunu düşünüyorum,aynı şekilde fazla erken yatmanın da.

24 Şubat 2016 Çarşamba

Özlem-Kalbimdeki Parçalar



 Ben de beni diğerlerinden ayıran spesifik özelliklerin dışında sahip olduğu şeyleri kaybedince anlayan biriyim.Arkadaşlıklar,ilişkiler ve sahip olduğum her şey hakkında.

En güzel örnek çocukluk arkadaşım Ece olabilir.Yaklaşık 7 yıldır arkadaşızdır.3.Sınıftan beri ben onu o beni bilir.Ben taşınmadan önce iyi kötü bir arkadaşlığımız oldu hep fakat hiçbir zaman o beni ben onu anlayamadım.Belki çocuktuk,belki kör ama ne zaman ben Çanakkale'ye geldim Ece ile gerçekten konuşmaya başladık.Sanki yeni tanışmıştık,onca yılı birkaç güne sığdırıvermiştik.

Ne yapılması gerekir ki özlemden kurtulmak için?

Sevdiği dostları uzakta olan biri olarak bunun cevabını çok kez arıyorum.Fakat bu demek değil ki yanımdakileri sevmediğimden özlüyorum,hayır.Kalbim sanki 5 parça; ailem,yanımdaki dostlarım,sahip olduğum;sevdiğim şeyler,uzaktaki dostlarım ve bir boşluk.Keşfedemediğim,nedenini aradığım bir boşluk.Adını tam koydum derken giden,anladım senin derdini derken kaçan bir boşluk.

Ah ah normal insanların vücudunun %70'i su iken benimki özlem.İçtiğim her su bazen özleme dönüşüyor sanki.Bu durumla sürekli depresif bir şekilde gezmiyorum fakat bazen öyle bir aklıma geliyor ki saatlerce yatağıma uzanıp düşünüyorum.

Geçmişi,gelecekte buluşmak istediğim insanları ve kalbimdeki boşluğu.

Anlamını bulur bulmaz yazacağım buraya.Madem bu blog da benim bir parçam öğrenmeye hakkı var ki kalbimdeki yapbozu çözeyim.





*?*

22 Şubat 2016 Pazartesi

Haftanın Güncesi #8



   Okulun kaçıncı haftasındayız 2 mi?Saymıyorum bile.Sayılı günler daha hızlı geçer derler ama benim için saymayınca daha hızlı geçiyor.Okuldan nefret ettiğim yok ama her sabah uyanmak,günümün 7 saatini dışarda geçirmek,bir şeylere sürekli kafa yormak biz insanoğlu için büyük iş.Kabul edelim hepimizin içinde yatan tembel bir ayıcık var.Hiç kalkmak istemiyor kendisi,hiç.

Fakat ayıcık bu hafta rahat durdu,teşekkür ediyorum.Cuma günü Japoncaya 2 hafta sonra gittim.Allahtan gruba ne işlenildiği atılıyor da hepsini harfiyen geçirdim,çalıştım.Artık Japonca yüklemleri kullanarak cümle kurabiliyorum.Hani yeni bir dil öğrenince derler ya hadi bir şeyler de..şimdi size onu yapacağım;

Kinyoubi 7jini nihongo o benkyoushimasu ^^

Cuma 7'de Japonca çalıştım ^^

(Hiragana yazmaya üşendim :/)

ALKIŞ!

Eee ne diyordum..işte ayıcık uslu davrandı özellikle Cumartesi bütün gün ders çalıştım,test çözdüm.Bazen her ne kadar insanlara ''ineklik'' gelse de ders çalışmak deşarj ediyor beni.Sonuçta bir insana değer verince ne kazanacağın belli değil güvenemezsin ama bir derse ne kadar çalışırsan o kadar iyi olursun.Dersler insanlardan daha az nankör daha çok güvenilir.Bunu acayip derecede çalışkan olmayan düzenli bir öğrenci olarak söylüyorum.

İki arkadaşım blog alemine katıldı bu arada,onlar adına mutlu oldum bloglarını ziyaret etmek isterseniz;
1.tık
2.tık

Ha bir de demeyi unutuyordum..şu bir aydır yüzük parmağım uyuşuyordu böyle sabahları kıtır kıtır ses geliyordu ben açmaya çalışınca.Doktora gittik ve kan verdim,bilin bu halsizliğimin sebebi neymiymiş?Kan derecem normal insanlardan bir tık fazlaymış bu da vücudumu yoruyormuş.İçim rahatladı ben de kendimden yakınıp duruyordum.Yoksa çok sağlıklı beslenen,güzel uyuyan biriyimdir bilirsiniz(!)

Hadi kaçtım!







21 Şubat 2016 Pazar

Suffragette/Diren!-Film



  Galiba az önce 2016'da favori filmim olacak bir baş yapıtı izledim.

İngiliz kadınlarının oy verme haklarını kazanmak için verdikleri mücadele.

Tek silahları cesaretleri olan kadınlar,karşılarında acımasız hükümetleri.

Bu film bana şunu hatırlattı ki fikriniz ne olursa olsun söylemekten çekinmeyin.Belki bu bir grup işçi kadın oy haklarını isterken çekinseydi,korksaydı şuanda ülkelerinde kadına verilen değer diye bir şey söz konusu bile olmazdı.Aynı şey diğer bütün dünya ülkeleri için de geçerli.

Direne direne haklarını kazanan,doğru davaların peşinde koşan bütün emekçi insanlara selam olsun!



Türk kadını Atasına çok şey borçlu;
(Türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1934 yılında verilmiştir ki bu tarih birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce.Özgürlük,medeniyet nedir ilk bilenler bizlerdik;unutmayın!)






19 Şubat 2016 Cuma

2 Yeni Kitap


 Sonunda yeni kitaplar edindim.Fakat ''Mucize'' gelmedi.Hani şu kapağı masmavi olan kitap bu aralar çok popüler.Birkaç gün daha bekleyeceğim olmadı mail gönderirim.



Yazar uyku ile ilgili olan her şeyi bir cin ve kadın arasında geçen olaylarla ele almış.Aslında günde 8 saat ve fazlasını uyuyan insanların ömürlerini ne kadar boş geçirdiklerine değinmiş.İlk bu kitaptan başladım uyku sorunlarıma başka bir açıdan baktıracağını düşündüm.Fazla abartı geldi ilk 2 bölüm devamında konunun daha objektif olacağına inanıyorum.


Kitapların isimleri beni hep çok etkilemiştir.Çünkü bana göre ismi güzel olan bir kitabın içerdiği edebi yönü de o kadar fazladır.Sonuçta yazar  başlıkta birkaç kelimeyle kitabın içindeki onca şeyden ipucu vermek zorunda.Bu kitabı bu yüzden tercih ettim.Konusu da çok ilginç bir kızın annesinin yaptığı limonlu pastayı yemesiyle sadece tadı değil yapan kişinin duygularını da anladığını keşfetmesiyle başlayan bir hikaye.Kendimden bir şeyler bulacağıma nedensizce inanıyorum.

(Yazı başlıklarına tıklayarak aldığım adrese gidebilirsiniz.)

Her yeni kitap geldiğinde hissettiğim gibi

DÜNYA'YI KAPAT

KİTABI AÇ